Bilindigi gibi Bati'da, XVIIIci yuzyil sonlarindan itibaren "milliyetçilik ilkesi" gelisir. Bu ilkeye göre bir topluma ulusal benlik veren ve "ulus" olacak sekilde olgunlastiran seyler din birligi, dil birligi, ya da ayni cografi sinirlar içinde yasamak, ayni hanedana bagli bulunmak, vs gibi seylerdi [29].
Her ne kadar Ernest Rena'nin 1882 yilinda "Bir Ulus Nedir?" adli konferansiyla Bati'da ilk kez olmak üzere ulus tanimi bu ögelerden ayrilmis ve "subjectif" kistas denen "ortak manevî ruh" esasina (yani ortak tarihe sahip olmak, ve birlikte yasama dileginde bulunmak gibi) dayatilir olmussa da diger anlayis Almanya ve Italya gibi ülkelerde tutunur olmustur [30]. Iste Arap milliyetçiligi davasina sarilanlarin dayanaklari da Bati'nin geçen yüzyildaki zihniyeti olmus ve bütün aradiklari malzemeyi Islam'da, özellikle Kuran ve hadis (sünnet) kaynaklarinda bulmuslardir. Arap'taki ulusal bilinci yapan ve kökleri Muhammed'e dek inen ögelerden yararlanmislardir. Örnegin irk ögesi konusunda Arap irkinin Tanri tarafindan diger uluslara (ve hatta islam toplumu içerisinde Arap olmayan diger ögelere) rehber olsun diye seçilmis oldugunu ve çünkü islam'dan önce üstün bir uygarlik kurabilen, bu nedenle Tanri'nin tercihine mazhar olan bir irk oldugunu savunmuslardir. Ve yine din ve dil ögesinin Araplik benligini yaratan, Araplari ulusal bir ruhta birlestiren deger oldugunu, zira Peygamberin dahi Arap'i din ve dil ögesiyle tanimladigini ve zaten Islam dininin esas itibariyle Arap'in kendi dini oldugunu ve Araplar arasinda ulusal birlik bilinci yarattigini ve yine Arapçanin Araplar arasinda ortak bir ruh saglayacak (hatta Arap olmayani bile Arap yapacak) güç tasidigini kabul etmislerdir. Ve nihayet bütün bunlar disinda "ortak tarih" ve "birlikte yasama arzusu" ögesinin dahi var bulundugunu ileri sürmüslerdir.
Daha baska bir deyimle, bir yandan Bati'nin XIX. yüzyil sonlarina gelinceye dek sarildigi "objektif" ögelere (din, dil, irk vb.) yer verirken ve hatta bu ögeleri Batilidan daha usta sekilde islerken [31], diger yandan da Renan'in "sübjektif" ögelerini (ortak geçmis, birlikte yasama duygusu vb.) ihmal etmemislerdir. Fakat hemen eklemek gerekir ki Arap Milliyetçisi'nin bütün bunlardan gayri, ve bunlar kadar önemli bir ögesi de "Türk aleyhtarligi"" ögesi olmustur.
Daha sonraki sayfalarda da görecegimiz gibi, Arap'in Türk'e karsi olan düsmanlik ve nefret duygularinin tohumlari yüzyillar öncesi atilmistir. Bu tohumlar yüzyillar boyunca yesermis ve meyvelerini XIX. yüzyilda Arap milliyetçiligini körükleyerek vermeye baslamis ve nihayet XX. yüzyilda en etkili ve siddetli ifadesini bir yandan modern Arap düsünür ve yazarlarinin kaleminde ve diger yandan da Nasir gibi Arap dünyasini en güçlü bir biçimde etkileyebilecek, galeyana getirecek devlet ve siyaset adamlarinin agzinda ve söylevlerinde bulmustur. XI. yüzyilda Sait ibn Ahmet ve benzerleri, Türkler hakkinda ne derece küçültücü görüsler belirtmis, XII. yüzyilda Idris'i ve benzerleri Türk'ü nasil Vahsî hayvan kiligina sokmus ya da Yakut, Türkleri nasil uygarlik düsmani ve Islam ülkelerine kötülük yapan bir ulus olarak dünya ve aleme tanitmis, XII. yüzyilda Nasreddin Tüsî, Türk'ü nasil en kötü yönlerle nitelendirmis, XVI. yüzyilda ibn Tulün, onu Arap'in en büyük düsmani gibi göstermis, XIX. yüzyilda Vahhabîler, Muhammed Abduhlar... vb. nasil Türk'ün her seyine husumet tanimislarsa XX. yüzyilda da ayni sekilde çesitli kalemler (Misirlisi, Iraklisi, Suriyelisi... vb.) hep bir agizdan bu temalari ve bu iftira ve yalanlari ayniyle islemislerdir, özellikle 1916'dan bu yana ve hele 1950'lerden sonra Arap yazarlar tarafindan yazilmis Arapça ve çogu kez Ingilizce (ya da diger Batili dillerinde) kitaplar sayisizdir. Fakat denilebilir ki, XX. yüzyilin en güçlü Arap yazarlari ve devlet adamlari tüm bu iftiralari ve bin yil boyunca Arap'in Türk'e karsi lanetlemelerini ve beddualarini, olumsuz duygularini tüm dünyaya ve özellikle Bati kamuoyuna bir demet çiçek takdim eder gibi sunmuslar ve seriatin Arap'a özgü, Arap'tan çikma tüm kötülüklerini ve uygarlik kurutucu tüm mahzurlarini Türk'ün sirtina yükleyerek Bati dünyasina karsi Arap'i temize çikarmak istemislerdir.