Her toplumda, o toplumu fikren, ruhen ve ahlâken sekillendiren,
pesinden sürükleyen, belli deger ölçülerine
yönelten, egitimi ve güzel san'atleri ve her seyi etkileyen,
denetleyen bir sinif oldugu kabul edilir[12]. Toplumlari aydinliga
çikaran ve uygarlastiran, ya da karanliklarda tutan sey,
bu sinifin olusum tarzina baglidir. Bu olusumda "Gerçek
Aydin " 'in güc'ü ne kadar fazla ve yogun
ise, bu sinifin olumlu etkinligi ve dolayisiyle toplumu yetistirme
ve gelistirme yetenegi o kadar fazla demektir [13]. Bati dünyâsi'ni
her ne kadar ideal ya da emsalsiz bir uygarligin temsilcisi olarak
göstermek mümkün olmamakla beraber, yine de en
fazla asama yapmis olan ve giderek daha da parlayan bir uygarlik
seklinde tanimlamak gerekir: iste bu sonucu yaratan sey, geçmis
kusaklar boyunca gücünü giderek duyurtan gerçek
aydin niteligine sahip kisilerin varligidir. Ikibin yila yaklasik
bir süre boyunca Batili aydin'in verdigi fikirsel savasim
sayesindedir ki Bati toplumlari, yeryüzünün diger
toplumlariyle kiyaslanamayacak bir ileri noktaya ulasmislardir;
ve bu gelismelerini, tüm bunalimlarina ragmen, bugün
ayni güç sayesinde ve ayni hizla sürdürebilmektedirler.
Bati dünyâsi disinda ayni mutlu sonuca yönelen
tek ülke Japonya'dir, ki bir avuç aydin'in caba'lari
sonucu akilci egitime yer vermekle su son yüz elli yil
içerisinde mûcize denebilecek bir sahlanma kaydetmistir.
Denecektir ki Islâm dünyâsi'da sayisiz aydin yetistirmistir, ve üstelik Bati'ya "isik" tutmustur; böyle oldugu halde neden acaba bilimsel, kültürel ve ahlâksal bakimdan belli bir sinirin ötesine geçememistir? Neden acaba çok kisa süren bir uygarlik döneminden sonra yüzyillar boyunca ve günümüze degin ilkellikler içerisinde bocalamis ve bir türlü bu ilkelliklerden kurtulamamistir? Bu soru'lari yanitlayabilmek için AYDIN'in tanimi konusuna egilmek, ve Batili aydin tipi'nin özelliklerini incelemek, ve bu tipi, seriât dünyâsi'nin aydinlariyle kiyaslamak gerekir.