III) Geleneksellige Karsi Savasmak, Gerçek Aydin'in
En Büyük görevidir.
Geriligin ve ilkelligin simgesi gelenekselliktir, daha dogrusu akil süzgecinden geçirilmemis geleneklere körü körüne teslimiyettir. "Geleneksellik" dedigimiz sey, ister sosyal ve ister ahlâksal alanda olsun, su ya da bu sekilde yerlesmis kurallarin ve inanislarin, tekrarlana tekrarlana "Degismezlik" ve âdeta "Kutsallik" niteligini kazanmasi demektir. Böylesine köklesmis kurallar ve inanislar, yaptirim gücü'nü, akil kaynagindan degil fakat çevre'nin inanç zorlamasindan alir. Bundan dolayidir ki bu tür geleneksellige karsi durmak güç ve hattâ tehlikelidir. Orta çag insani, din kitaplari öyle diyor diye, yeryüzünün düzlügüne, hastaligin Tanri'dan geldigine, farkli din ve inanç saliklerinin kâfir'ligine ve yok edilmeleri gerektigine ve buna benzer seylere inanmis, bu inanislari gelenek haline getirmisti. Bu tür geleneksel düsün aliskanligina karsi gelmek, bunlari degistirmek, ya da ata'lardan kalma kurallar yerine yenilerini getirmek, mümkün degildi [18]. Bundan dolayidir ki nice bilgin ve düsünürler, akil ve deney rehberligiyle bulduklari gerçekleri ortaya koyamazlardi. Örnegin Copernicus, dünyâ'nin yuvarlak ve döner olduguna dair görüslerini, ölüm dösegine düsene kadar, belirtme cesâretini kendinde bulamamistir [19] . Öte yandan, bilimsel alandaki geleneksellik yüzünden eski Yunan'in büyük otoritelerinin, örnegin Aristo' nun, ya da Sokrat' in, Eflatun' un, Galen' in, Hippokrat' in ve digerlerinin görüslerini incelemek ve sergilemek güç idi çünkü, bu görüsler, tipki dinsel dogma'lar gibi, "kutsal birer gerçek" diye bilinirdi. [20]. Fakat ne var ki , pek az sayida da olsa gerçek aydin niteligindeki kimseler, her seye ragmen gelenekselligin her biçimine karsi savasmasini ve insan aklini ve insan yasantisini, gelenekselligin köleliginden kurtarmasini bilmislerdir. Müspet akla ve ahlâk'a ters düsen geleneklere isyan edebilmisler, HAYIR demesini becermisler ve gelisme yolunu açabilmislerdir. Ilerdeki sayfalarda Orta Çag'i sona erdiren bilgin ve düsünürlerin görüslerini özetleyecek ve örnegin Belçikali Andreas Vesalius' un (MS 1514-1564) De Fabrica Coporis Humani adli [21], ya da Polonyali Copernicus' un (MS 1473-1543) De Revolutionibus Orbium Celestium [22] adli yapitlariyle geleneksellige karsi nasil bir cephe yarattiklarini (sayisiz benzerleri arasinda) ibretle görecegiz. Orta Çag'dan çiktiktan sonra aydin kisi , her konudaki geleneksellige karsi HAYIR demeyi, ve degismezlige karsi direnmeyi, insanlik görevi bilmis, ve HAYIR diyemedigi sürece, gerici ve gelenekci ortam'in, uygarliga yönelik ne varsa, her seyi silip süpürecegini düsünmüstür.