B) Bati'li insan daha 11ci yüzyilda "Dogmatik" düsün tarzina ve "Kadercilige" ve "Kötü düzen'e" karsi isyan etme gelenegine yönelir:

Bati'li insan'in akil disiliklara ve haksizliklara ve kötü düzen'den dogma yoksulluklara ve benzeri olumsuzluklara karsi "Hayir" demeyi ögrenmesi Orta Çag'dan baslar. Bu da aydin'larin eseridir. Örnegin din adina savaslara kalkismanin akla ve vicdana ters düstügü daha o dönemlerde tartisma konusu yapilmistir. Bu tartismalari sürdürenler arasinda din adamlari bile vardir. Örnegin 11ci yüzyilda bir rahip , din adina girisilen savaslardan ve cinayetlerden bikmis olarak söyle konusur: "Ey Tanrim, eger gerçekten var isen ve üstün bir güce sahip isen, ki böyle oldugunu din kitap'larinda okumaktayim, bana lütfen neler yapmaga kadir bulundugunu göster. Çünkü artik bu tür üzüntülere tahammül edecek takatim kalmadi..." [120]. Her ne kadar bu tür davranislar 11ci yüzyil itibariyle istisna sayilabilirse de, daha sonraki yüzyillarda yayginlasir olmustur. Ilahi güc'ün "keyfiliklerine" karsi kuskular ve direnmeler giderek artmistir. Sunu belirtmek yanlis olmayacaktir ki 11ci yüzyil, Bati dünyasi'nin "entellektüel" gelismesinde bir dönüm noktasidir [121] . Dogmatik düsünme tarzina karsi tepkiler, ve modern egitim sistemine yönelmeler hep bu dönemde görülur. "Gerçeklerin" sadece din kitap'larinda bulunduguna dair olan zihniyete karsi darbeler, bu tarihlerden itibaren ciddilesir. Abèlard ya da Irnerius ya da Roger Bacon gibi düsünürler bu gelismeyi pekistirenlerin basinda gelir.

Pierre Abèlard (MS 1079-1142) : " Gerçeklere akil yolu ile erisilir; din verilerini akilci temele dayatmak gerekir. Ancak bu suretledir ki din kitaplarindaki akla ve vicdana ters düsen hükümler giderilebilir. Tüm insanlar arasi sevgi'yi ve kardesligi saglayabilmek icin 'Korkutucu ve Keyfi' Tanri fikri yerine 'Iyilik Tanrisi' fikrini yerlestirmek gerekir" diyebilen bir düsünürdür; ve bu düsüncelerini 11ci yüzyilin sonlariyle 12ci yüzyilin ilk yarisi içerisinde izhar etmistir. Orta Çag'in bu en karanlik döneminde akil gücünü "iman" gücüne üstün bulmus, ve gerçeklere din kitaplariyle degil fakat akil rehberligiyle gidilebilecegini, ve "Kutsal" bilinen kitap'larin olumsuz hükümlerini akilci usullerle gidermek ve Tanri ve peygamber emirlerini gözü kapali olarak degil fakat dikyalektik usullerle , yani tartisarak, elestirerek düzeltmek gerektigini, söylemistir [122]. Oysa ki onun zamaninda Bati dünyasinda "iman" her seyin ustünde görülür ve din kitaplari ilmin ve ahlak'in yanilmaz kaynagi telakki edilirdi. Abélard bu inanislari yikmaga çalisanlardandir. "Sic et Non" adli yapitinda, din sorunlarina akilci bir çözüm aranmasi , ve akil verileriyle bagdasmayan hükümlerin giderilmesi gerektigini belirtmis ve bu tür düsünme tarzi'nin "kölelik" gibi kuruluslar bakimindan ele alinmasini salik vermistir. Söylemeye gerek yoktur ki amaci, köleligin akla ve ahlaka aykiri bir kurulus oldugunu ortaya vurmaktir. Bundan baska yine bu kitabinda Tanri'nin "Korkutucu" ve "Keyfi" nitelikler içerisinde tanitilmasinin sakincali oldugunu açiklamistir [123]. Köklestirmeye çalistigi fikir su idi : "Hiç bir sey, gözü kapali olarak, ya da iman geregidir diye kabul edilmemelidir. Kim ki akla dayali olmayan ve akil süzgecinden geçirilmeyen bir seyi benimser, o mutlaka akilsizdir ya da delidir. Din hükümlerini ve dinsel gelenekleri akla oturtmadan benimsemek insan haysiyetiyle bagdasmaz. Örnegin hiristiyanlik disinda kurtulus yolu olmadigina ya da baska bir dine bagli olanlarin cehennemlik sayildiklarina dair hükümleri, Tanri'dan gelmis hükümler olarak kabul etmek dogru degildir, zira bunlar akla ve vicdana aykiri seylerdir. Yine ayni sekilde Tanri'yi korkutucu ve keyfi , ya da insanlari diledigi gibi ve diledigi yöne sürükleyen, kimini imanli kimini imansiz , ya da kimini fakir kimini zengin eden ve sonra da birbirlerine düsman duruma getiren bir Yaratan seklinde tanimlayan hükümleri gerçek din anlayisile uzalastirmak akla aykiridir. Aklin ve vicdanin öngordügü Tanri, insanlari akil ve sevgi ögeleriyle donatan bir Tanri'dir. Akil sayesinde insanlar her türlü gerçege, iyilige ve esenlige ve her seye kavusabilirler. Bütün olumsuzluklar, örnegin kölelik ya da sefillik, ya da kötü düzen gibi seyler insanlarin kendi davranislarindan dogma seylerdir .." Abélard' a göre Tanri "Ruh" 'tan ibarettir ve bu ruh sadece iyilik'ten olusmustur. "Kutsal" kitaplarda yazili oldugu sekilde Tanri, din savaslarini, ya da köleligi, ya da esitsizligi, ya da kisi'lerin kaderini çizen bir yaratan degildir, çünkü aksi taktirde akla ters düsen bir nitelik kazanmis olur . Abélard 'in giristigi savasim aslinda insan haysiyeti ve sevgisi adina girisilmis bir savasimdir. Gerçek bir aydin olarak o, insani "düsünen" bir varlik durumuna getirme cabasindadir. Kendisinden 600 yil önce Pelagius 'un söylediklerini, yani akilci davranislara sahip olmayan insanlarin hayvan kertesinde sayilmak gerektigi seklindeki görüslerini adeta tekrarlarcasina bu cabalarinda israrlidir. Insanlik bakimindan sakincali buldugu din emirlerini (örnegin köleligi, kaderciligi, esitsizligi , hosgörüsüzlügü vs öngören emirlere) karsi "akil ve vicdan" adina isyan etmis, sesini yükseltmistir. Klise'ye ve din adamlarina karsi dis bilemesinin nedeni budur. Her ne kadar hiristiyanligin özü'nün iyi oldugunu ve Isa 'nin getirdigi "sevgi" ve "baris" ögelerine dayali bulundugunu söylemekle beraber, bu verilerin din adamlari elinde bozuldugunu belirtmistir. Söylemeye gerek yoktur ki Klise'ye ve din adamlarina karsi bu sekilde kafa tutmasi kendisine pahaliya mal; olacakti. Nitekim Tanri'nin yeryüzündeki temsilcisi diye geçinen Klise ve din adamlari, onu dinsiz diye ilan etmekte gecikmediler ve ilk firsatta ömür boyu hapse mahkum ettiler. Bu yüzden Abélard zindanlarda çürüyüp gitti; 1142 yilinda cilt hastaligina yakalandi ve son nefesini iztirab çekerek verdi.

Ancak ne var ki böylesine gerici bir ortama ve Abélard 'i zindanlarda süründüren kara zihniyete ragmen o dönemde Bati'da , onun fikirlerini alkislayabilen ve izleyen bir aydin sinif vardi. Onun degerini bilen ve görüslerini benimseyen nice kisiler Avrupa'nin dört bir kösesinden gelip onun ögrencisi olmuslar, ondan feyz almislardir [124].

Oysa ki seriat ülkelerinde, birakiniz geçmis dönemleri, fakat bugün dahi Abèlard 'in savundugu fikirlere benzer seyleri savunabilen ve örnegin seriat'in akla ve vicdana aykiri hükümlerine karsi sesini yükselten, Kur'an'i akil süzgecine vuran görülmez: buna tesebbüs etmek ölümü göze almak demektir.