2) Abu Yusuf Ya'kub b. Ishak al-Kindi (ölümü 819), ki "Faylasuf al-Arab" diye taninir [332], eski Yunan'in akilci bilimlerine hayran bulunan, ve özellikle Aristo 'yu basina taç yapan ve "seriat" 'la ilim yapilamayacagini bildigi halde bu gerçegi ortaya vuramayan ünlülerden biridir. Abbasi 'ler döneminde, ve özellikle halife al-Ma'mun ve Mu'tasim zamaninda eski yunan kaynaklarini Islam dünysina tanitmistir. Bu kaynaklara basvurmadan hiç bir alanda ilim yapilamayacagina inanmistir. Ona göre yunan kaynaklarinin ortaya vurdugu gerçek sudur ki "özgürlük" ve "ölmezlik" gibi seyler sadece akil aleminde vardir ve en yüksek "hayr " 'a ulasmak için aklin ezeli "hayr'larina" yönelmek gerekir. Hemen belirtelim ki al-Kindi, savunmakta oldugu bu düsüncenin Kur'an'a ve Muhammed'in yerlestirdigi esaslara ters düstügünü bilmekteydi; ancak bunu açiklama cesaretine sahip degildi, zira açikladigi an "kafir" ya da "zindik" olarak ilan edilecegini bilirdi. Bundan dolayidir ki akilci felsefeye heveslenirken, tipki digerlerinin yaptigi gibi, bir takim fikir canbazliklarina girisirdi. Örnegin islamcilar gözünde bir tehlike sayilan Aristo felsefesini, islam'a yatkin gibi görünen Eflatun felsefesiyle uzlastirmaya çalisirdi. Bunu yaparken eski yunan kaynaklarindan yararlanmanin gerekli oldugunu ve bunda utanilacak bir sey bulunmadigini münasib bir dil ile anlatirdi. Halife al-Mu'tasim 'a ithaf ettigi bir kitabinda söyle der: "Insan ömrü kisadir; hiç kimse tek basina ilim yapamaz ve her seyi basaramaz. Bundan dolayidir ki geçmis dönemler içerisinde çesitli alanlarda ortaya konmus olan bilimsel verilerden yararlanmak kosuldur. Bu verileri ortaya koyanlar farkli din'den, farkli inanctan kimseler olabilir, fakat onlar böyledir diye onlardan yararlanmamak gerekmez. Bilimsel gerçekler nerede ve kimler tarafindan ortaya vurulursa vurulsun, mutlaka elde edilmeli ve ögrenilmelidir. Bu gercekleri yabancilardan ögrenmek utanc verici bir sey degil, aksine yücelticidir". [333] Ancak ne var ki bu güzel sözleri söyleyen al-Kindi, sanki söylediklerini inkar edercesine "beseri usullerle" elde dilen bilgilerin "vahy" yolu ile edilen verilere (örnegin Kur'an ayet'leri ya da hadis hükümleri gibi) nazaran degersiz oldugunu söylerdi. Peygamberler tarafindan yerlestirilmis olan emirlerin, her ne kadar akil ve deney urünü olmamakla beraber sirf "Tanri tarafindan gönderildigi için" üstün degerde oldugunu, ve bu nedenle ilahi kaynaktan çikma bilgilere gözü kapali sekilde uymak gerektigini belirtirdi; belirtirken de kendisine dayanak olarak Kur'andan ayet'ler (örnegin Ya-sin suresi'nin 77-83 cü ayet'leri) seçerdi. Vardigi sonuç o olurdu ki akilci ve deneyci usullerle ortaya konmus olan bilimsel veriler Kur'an'a aykiri düsecek olursa geçersiz sayilmali ve Kur'an her seyin üstünde tutulmalidir. Daha baska bir deyimle al-Kindi , hem bir yandan bilimsel gerçekleri "Gerçek" askina aramayi ve hangi kaynakta olursa olsun (velev ki islami kaynak disinda olsun) almayi görev bilmekte, ve fakat hem de ayni zamanda, Kur'an'daki verilerin mutlak üstünlügü fikrine yönelmekte, ve böylece akilci verileri seriat verilerine feda eder görünmekteydi. Bundan dolayidir ki eski Yunan'in akilci verilerinden, islamin akilci olmayan verileriyle uyusmayanlari atip geri kalanlari islam'a yatkinmis gibi gösterirdi. Örnegin eski Yunan feylezoflari'nin, ve özellikle Aristo 'nun, evren'in yaratilisi ve dünya'nin olusumu konularinda söylediklerini, Kur'an'a aykiri buldugu için, hasir alti etmistir [334]. Yine ayni sekilde Aristo , insan ruhu'nun ebediligini "rasyonel" tarz'da izaha yönelmis ve vücud'un yeniden dirilecegi tez'ine yer vermemistir. Al-Kindi ise bu gorüsü benimsemek söyle dursun fakat tartismak bile istememistir, cünkü onun kafasi, her ne kadar gerçekleri arama geregine yatkin olmakla beraber, Kur'anda söylenilenlerin disinda, ya da Kur'an'a aykiri gerçek olabilecegi fikrine kapalidir [335]. Inandigi ya da inanir görünmek istedigi sudur ki, peygamberlerin sahip olduklari bilgiler, akil ve arastirma yolu ile degil fakat Tanri'nin inayeti seklinde var olan seylerdir, ve sirf bu nedenle bunlari, akil ürünü olan verilerden üstün bilmek gerekir. Bu inancini savunurken al-Kindi, kendisine dayanak olarak yine Kur'an ayet'lerini (ve ozellikle Ya-Sin suresi 'nin 78-82ci ayet'lerini) seçmistir [336].