6) Abu'l-Rayhan Muhammad b. Ahmed
al-Biruni (973-1051)
[380], ki on birinci yüzyil Islam dünyasinin "akliyeci"
ve "hosgörülü" ve "faziletli"
bilim adamlarindan biri olarak bilinir, tipki digerleri gibi,
eski Yunan'in akilciligindan ve Hint bilimlerinden yararlanarak
ilim yapabilmistir. Örnegin dünya'nin dönüp
dönmedigi konusunda Hint bilim adamlari'nin görüslerini
tartismis ve fakat bunun, çözümlenmesi güç
bir sorun oldugu sonucuna varmistir [381]. Ancak ne var ki eski
Yunan'in akilci kaynaklarindan yararlandigi halde, ve çesitli
yapitlarinda akilci düsünce'ye yer verir oldugu halde,
her seye ragmen "seriatsiz ilim olmaz" zihniyetini
sürdürmüstür . Gerçekten de bazi
yazilarinda, akla aykiri dinsel inaniöslara karsi çiktigi
görülur; örnegin Kitab al-Cumahir [382]
adli yapitinda yagmur tasi'nin yagmurdan olmadigini, ya da zümrüd'ün
yilan üerinde etkisi bulunmadigini ve bütün bu
inanislarin cehalet'ten dogdugunu söylemistir. Öte yandan
tarihi olaylari din açisindan degil fakat daha ziyade ekonomik
açidan ele almis ve izaha çalismistir. Tahdid-i
nihayat al-Amakin adli kitabinda Islam uygarligi'nin aslinda
Yunan uygarligindan çiktigini, ve Tahkik ma'li'l-Hind
adli yapitinda [383] "Hint'lilerin, tipki Hiristiyanlar
gibi insancil, barisci ve öldürmeyi sevmeyen bir millet
olduklarini ve bu nedenle onlara hayran bulundugunu"
yazmistir [384]. Yine ayni kitabinda eski Yunan düsünürlerinin
cesaret örnegi davranislarinda "idealizm" aramistir
ki takdir edilmek gerekir. Örnegin Sokrat 'la ilgili
olarak hayranligini söyle belirtir: "Kendi toplumunun
putperestligine karsi dikildigi ve yildizlari birer ilah olarak
kabul gelenegini red'ettigi zaman Sokrat'in basina gelenleri söyle
bir düsünün! Atina'lilarin seçtikleri 12
yargic toplanipta ölümüne karar verdikleri zaman
Sokrat, gerçeklerin savunucusu olarak ölümü
göze almistir..." [385] . Ancak ne var
ki bütün bunlari yazan al-Biruni 'nin kendisi
ne gerçek anlamda "akilci" 'dir ve ne de gerçek
anlamda "cesaret" insanidir. Kendisini seriat çemberinden
kurtarip aklin bizatihi özgürlügüne sarilmis
olarak müspet ilme vermis degildir: hep seriat verilerine
dayaniyor havasini yaratarak is görmüstür. Örnegin
al-Ashar al-Bakiya [386] adli kitabin'da "günes
dogmasi" ve "gün agirmasi" ve "aksam
olmasi" gibi olaylari incelerken, ya da oruçlu iken
kadinlara yaklasilmamasi gerektigini söylerken Kur'an ve
Hadis hükümlerine göre açiklama yapmayi
ilim yapmak sanmistir. Kitab al-Cumahir adli yapitinda
yagmur tasi'nin yagmur'dan etkilenmedigini belirtirken, bu inanislarin
kaynagi olan Kur'an hükümlerini elestirmekten kaçinmistir.
Yine ayni sekilde Türk'lerin ba'til inanislara sahip olduklarini
ve örnegin koyun gördükleri zaman baslarini yünlü
bezle sardiklarini ve ceplerinde tas parçalari tasidiklarini
ve bu suretle düsmana karsi korunuyor duygusuna kapildiklarini
söylerken ve bu tür gelenekleri "akilsizlik"
sayarken, seriat'in bundan çok daha olumsuz uygulamalarini,
ve örnegin Ka'be'yi ziyaret sirasinda Arafat'a çikmayi,
Kara Tas etrafinda dönmeyi, seytanlari taslamayi vs...,
ba'til itikadlerden saymamistir . Öte yandan Tahkik
ma'li'l-Hind adli kitabinda Hint ve Hiristiyan felsefeleri'nin
"Kötülüge karsi iyilikle karsi koymak
gerekir" ilkesine yer verdigini ve bu tür bir insancil
felsefe'ye hayranlik duydugunu açiklarken, seriat'in
"Göze göz, dise dis, vs" seklindeki
"Kisas" hükümlerine , ya da "Müsrikleri
nerede görürseniz öldürün"
seklindeki emirlerini elestirip yermeyi düsünmemistir;
düsünmek söyle dursun bu tür emirleri, Tanri'dan
gelmedir diye, yüceltmistir. Bütün her seye
ragmen o, insanlarin "sevgi" yolu ile degil fakat "sopa"
ve "kiliç" ve "Korkutma" ile yola
getirilebilecegine inanmistir. Kitabinda söyle der: "Fakat
yer yüzünün insanlari, feylezof degillerdir, çogu
cahil ve sapitmis kimselerdir ve ancak sopa ile, silah ile dogru
yolda yürüyebilirler. Nitekim (Imparator) Konstantin,
hiristiyan dinini kabulden sonra sopa ve kiliç kullanir
olmustur, çünkü bunlarsiz hükümet etme
imkanini bulamamistir..." [387]
Daha baska bir deyimle al-Biruni,
"akilciligi" , "imanciligi~" önüne
geçirip "Gerçeklere seriat yolu ile gidilemez
akil yolu ile gidilir" diyememis ve "Akilci verileri
Kur'an'a aykiri düsseler bile benimsemek gerekir" seklinde
konusma cesaretini gösterememistir, çünkü
diger benzerleri gibi, "insan sevgisi" ögesi'ni
kendisine ideal kaynagi edinememistir.