7) Abu'l Vefa Ali b. Akil b. Muhammed b. Ahmad al-Bagdadi al-Zaferi) Ibn Akil (1040-1145) bu vesile ile üzerinde de durmamiz gerekenlerden biridir. Bu düsünür, mu'tezile okulu'nun 11ci ve 12ci yüzyillarda giderek azalan mensuplarindan biri olmakla beraber, akilci tutumu yuzünden ugradigi saldirilar karsisinda seriatci zihniyete sarilan ve fikir cesaretsizligi'nin temsilciligini yapanlardan bir baska örnektir. Kitab al-Funun adiyle yayimladigi ansiklopedik yapitindan gayri, hukuk biliminde usul ("metodoloji") konusunu isleyen Kitab al-Vedih fi usul al-fikh adli önemli bir kitabi, ve "diyalektik" üzerine yazdigi Kitab al-Jadal adli yapitlariyle taninir. Esas egilimi din verilerini akilci yorum usulu ile ele almaktir. Bundan dolayidir ki seriatci çevrelerin saldirilarina ugramistir. Bu saldirilar, halkin galeyana gelip ayaklanmasi ve Ibn Akil' i öldürmeye kalkismasi sekline dönüsmüstür. Bu tür tehditler Ibn Akil' 'i zihniyet degisikligine sürüklemeye yetmistir. Onun bu tutumunu Ibn Kudema nin yapitlarindan ögrenmekteyiz. Örnegin Tahrim an'Nazar fi kutub ahl al-Kelam adli kitabinda Ibn Kudema , bütün bu olaylari ele alarak Ibn Akil 'in nasil korkuya kapilip fikir degistirdigini, ve daha önce red ettigi görüslere yöneldigini, ve ölümden kurtulmak için halk önünde nasil özür diledigini uzun uzun anlatir. Ibn Kudema' nin söylemesine göre Ibn Akil, basina gelen bu hallerden sonra kaçip kurtulmak ister: taninmayacak sekilde kiyafet degistirirerek bir gemiye siginir. Fakat gemide yolcularin birbirleriyle konusurlarken : "Ah su dinsiz Ibn Akil denen adami bir ele geçirebilsek de derisini yüzsek" dediklerini duyar ve dehsete düser. Derhal gemiyi terkederek o bölge amiri olan Abu Gafar' a gider ve teslim olur; olurken de ona, evvelce savunur oldugu görüsleri artik terkedecegini söyler ve avf edilmesini ister. Bu basvuru üzerine bölge amiri kendisine, halkin huzuruna çikip yanildigini açikca i'tiraf etmesi tavsiyesinde bulunur. Ibn Akil tavsiye'yi kabuk eder ve Cami'de halka hitaben su konusmayi yapar: "Tanri'ya karsi tertemiz bulundugumu, zindiklikla iliskim olmadigini ve din'de islahat (yenilik) yapma hevesini tasimadigimi, mu'tezile sinifi mensuplariyle ve onlarin kokmus düsünceleriyle hiç bir baglantimim kalmadigini huzurunuzda açiklarim. Bundan önce (mu'tezile etkisiyle) ne yazdimsa, ne söyledimse, her seyin hata ve yalan'dan ibaret oldugunu kabul ederim. (Mu'tezile mensuplari'nin) görüslerini evvelce paylastigim ve ayni konularda yazdigim için simdi nedamet duymaktayim ve nadim olarak Tanri'ya yalvarmaktayim...(Islam'a) yenilik getirmek isteyen mu'tezile mensuplariyle ve zindiklarla iliski kurmus oldugum için simdi Tanri'dan beni avf etmesini dilemekteyim...Biliyorum ki onlarin tutum ve davranislari ve görüsleri dinimiz tarafindan yasaklanmistir, ve hiç bir müslüman için onlara uymak caiz degildir. zira peygamberimiz - 'Kim ki yenilik isteyen zindiklari över ve onlara saygi besler, o mutlaka Islam'in yok edilmesini diliyor demektir-' diye buyurmustur. Efendimiz Serif Abd Ga'far... ve diger büyüklerim ve meslektaslarim, benim daha önce yazdigim ve savundugum fakat simdi tamamen terkettigim fikirlerden dolayi beni dalalet (yanilgi) içerisinde saymakta çok haklidirlar; bunu açikca itiraf ederim. Ayni zamanda sunu belirtmek isterim ki, eger bundan böyle bu simdi yaptigim açiklamalarimla bagdasmayan bir davranista bulunacak olursam, müslümanalrin halifesi'nin beni geregi gibi cezalandirmasina ve sürüp atmasina asla ses çikarmayacagim. Bu açiklamayi kalbem yaptigimi bildiririm. Tanri buyurmustur ki -' Kim suçunu tekrarlar ise Tanri mutlaka ondan intikam alir-' [388] Tanri büyüktür, intikami pek siddetlidir..." [389]. Ibn Akil, cesaretsizlik yüzünden bu durumlara düsmekle kalmamis fakat o zamana kadar benimsemis oldugu fikirlerini bir anda tüm olarak terketmis ve kösesine çekilmistir; ömrünün geri kalan kismini, susarak ve çevresinin ilkel zihniyetine boyun egerek bitirmistir. Bati'li aydinlarin "akilcilik " ugruna giristikleri "cesaret" davranislarina karsilik, seriatci düsünürlerin bu tür haysiyetsizlikleri kuskusuz ki Ibn Akil 'e özgü degildir; ve kuskusuz ki Ibn Akil, bu konuda ne ilk ve ne de son örnektir; fakat muhakkak ki kötü örneklerin en kötülerinden biridir. Söylemeye gerek yoktur ki bu tür örneklere Bati'da da fazlasiyle rastlanmistir. Fakat ne var ki Bati'da, akilcilik ugruna ve insanlik adina ölümü ya da hapisleri göze alanlar pek çoktur. Nice örneklerden birisi olmak üzere hemen suracikta Abélard' 'i animsayalim. Ibn Akil 'in çagdaslarindan olan Abélard , Fransa'da, "Kutsal" kitaplarin akla ve vicdana sigmaz yönlerine karsi akilci bir davranisla "Hayir" derken ve bu yüzden ölüme meydan okurken [390], bizim ünlü Ibn Akil 'imiz tükürdügünü yalamakla mesguldur, tipki kendisinden öncekilerin yaptiklari ve kendisinden sonrakilerin yapacaklari gibi. Ibn Akil 'in tutumunu, daha sonraki dönem itibariyle Bati'daki benzerleriyle, örnegin Galileo 'nun Enkizisyon mahkemesi önünde yaptiklariyle kiyaslamak isteyenler olabilir. Bilindigi gibi Galileo, dünya'nin yuvarlak ve dönmekte oldugunu söyledigi için, din mahkemesi önüne çikarildiginda, mahkumiyet'ten kurtulmak için, "hata'ya düstügünü" belirtmis ve Incil 'deki "gerçekler" 'den baska gerçek olmadigini ve bu "gerçekleri" benimseyecegini bildirmistir. Fakat ne var ki, her seye ragmen Incil 'e ters düsen akilci verileri savunmaktan geri kalmamistir.