VII) Bati'li Aydin, Eski Yunan'in Akilci Kaynaklarina Kavusmakla "Rönesans", "Humanizma " , "Rasyonalizm" vs Gibi Asamalari Olusturabildigi Halde, Bati'yi bu Kaynaklara Kavusturan Islam Düsünürleri Bu Tür Gelismelere Olanak Yaratamamislardir.

Önceki bölümlerde kisaca degindigimiz gibi Bati dünyasi , Orta Çag döneminde Islâm bilginleri sayesinde kavustugu eski Yunan kaynaklarina ve akilciligina sarilmak suretiyle karanliklardan kurtulma yolunu bulmus ve "Rönesans" , "Hümanizm" "Reformasyon" , "Rasyonalizm" , "Kapitalizm" , "Liberalism" "Sosyalizm" vs gibi siçramalar yapmistir. Eski Yunan'in akilci bilim kaynaklarina ulasmakla, içinde bulundugu tüm geriliklerin nedenlerinin dinsel düzenden gelme oldugunu, ve çünkü hiristiyanligin devlet dini haline girmesiyle birlikte akil rehberliginin sona erip iman rehberliginin yerlestigini, ve daha dogrusu bilimsel ve ahlaksal gerçeklerin akil kaynaginda degil fakat din kitap'larinda aranmak istendigini, eski çag'larda Yunan ve Roma uygarliklarinda "bilim", "san'at", "ahlak" vs ne varsa her seyde "Akil" ögesi egemen iken hiristiyanliktan sonra bu öge'nin arka plana atilip sadece "Tanri" ile ve Tanri emirleriyle ugrasilir oldugunu anlamistir. Anladigi içindir ki akil ögesini yine o eski tahtina oturtmak ve insan sorunlariyle ugrasmak geregini kavramistir. Böylece "Rönesans" ve "Hümanizma" çag'ini acabilmistir [450]. Bilindigi gibi "Rönesans " demek "Yeniden dogus" demektir, yani insan aklinin din baskisindan kurtarilmasi demektir: yani "iman üstünlügü" yerine aklin egemen olmasi demektir; yani kisi yasamlarina ve kisi'nin düsün sistemine din'den gayri degerlerin öncülük etmesi demektir [451]. Daha baska bir deyimle düsünce alaninin her dalina, (felsefe'den, edebiyat, san'at, bilim, egitim, siyaset , ahlak vs) akilci verilerin uygyulanmasi demektir. Bundan dolayidir ki 15ci yüzyilda olusan "Rönesans" ile birlikte [452] Bati'li aydin'in düsünce tarzina ve yasam felsefesine biçim veren güç dinsel niteligini yitirmege baslamis, yerini laik'lige birakir olmustur. Devlet kurulusu Papa'ligin etkisinden siyrilmis, dünyevi kudret, uhrevi kudrete üstün sayilmistir [453].

1517 yilinda Luther ' in Papa'liga karsi direnmesiyle baslayan "Reformasyon" akimlariyle birlikte hiristiyanligin temel esaslarinin bir bakima akilci yoruma sokulmasi gelenegi dogmustur [454]. Batili aydin'in bitmeyen savasimi sonucu olusan bu gelismeler kisa zamanda ürünlerini vermis ve Bati dünya' sini akil çagi'na , uygarliga götürmüstür.

Bati'li aydin, eski Yunan'in akilci kaynaklarina kavusurken her seyden önce insan beynini din kitaplarinin tutsakligindan, dogmaciliktan, kurtarip akil rehberligine göre yogurma yolunu secmistir Akilciligin nimetlerinden yararlanip Ahd-i Atiyk ve Ahd-i Cedid (Tevrat ve Incil) gibi din kitaplarindaki akla ve akilci ahlak anlayisina aykiri esaslari gidermege çalismis, "Peygamber" diye bilinen kisilerin yasamlarini elestiri konusu yapmis, böylece kisi'yi "beyni yikanmis ve düsünemeyen insan" olmaktan çikarmistir. Fakat bunu yaparken ayni zamanda düsünme gücü'nü, iskolastik etkilerden kurtarma yolunu da aramistir. Söylendigine göre iskolastik dönem Bati'li aydinlarin gayretleriyle ve asil Vesalius ve Tycho Brahe gibi bilginlerin etkisiyle, 16ci yüzyilin bitimine dogru sona ermistir . Her ikisi de eski yunan kaynaklarindan esinlenmek suretiyle bu isi görebilmislerdir. Daha önce de isaret ettigimiz gibi bu kaynaklari onlar islam düsünürleri sayesinde kavusmuslardi. Örnegin Vesalius , ki iskolastizm'e ilk darbeyi indirenlerdendir, al-Razi sayesinde Galen' in fikirlerine nüfuz etmis ve bu fikirleri kendi dönemine uygulamak istemistir. Bilindigi gibi Galen, bilimsel arastirmalarda deney sistemini öngörür, ve sadece kitap okumanin ya da belli bilim otoritelerini izlemenin yeterli olmadigini, zira bu otoritelerin dahi yanilabilecegini ve bundan dolayidir ki deney yoluna basvurmanin gerekli oldugunu söylerdi [455] . Iste ondan mülhem olaraktir ki Tycho Brahe 1572 yilinda Aristo 'nun yanilgilarini ortaya vurmus ve böylece onun iki bin yillik saltanatini yikabilmistir. Vesalius 'un yaptigi da buydu; bunun yaninda Vesalius , bir de asil insan denilen varligi kutsal bilmis, ve insanlarin yeryüzü mutluluklarina kavusmalarini kendisine yasam amaci edinmistir. Bütün bu ügrasilar sayesinde insan akli bir yandan dogmaciliktan ve diger yandan iskolastik aliskanligindan kurtarilmistir.

Bati'li aydin'in bu tür cabalari sonucu olaraktir ki Bati toplumlari teker teker gelismislerdir. Bu gelismede en ileri gidenler, insan aklini dinsel baskidasn ve din adaminin tasalludundan en fazla kurtarabilen ve düsünme gücü'nü özgürlüge ulastirabilenler, örnegin Fransa, Ingiltere , Almanya gibi ülkeler olmustur. En geri kalanlar ise bunu yapamayan ülkelerdir ki 20ci yüzyila gelinceye kadar Ispanya ve Rusya, bunlar arasinda yer alir. Bu vesile ile belirtelim ki 19cu yüzyil boyunca Bati ülkelerinde din kurulusuna ve din adamlarina karsi aydinlar su ya da bu sekilde cephe alirlarken, ve rasyonalizm'in verimli akintilarina kapilmis olarak "atheism" 'den "theism" e kadar çesitli inanislari akil kistasina vururlarken ve böylce düsünce özgürlügünün köklesmesini saglarlarken bütün bu egilimlerden uzak kalan ülkelerin basinda Ispanya gelmistir. Katolik klise'sinin fevkalade güçlü bulunmasi nedeniyle bu ülkede egitim sistemine ve insan düsününe din egemen olmustur [456].

Avrupa'nin Bati'sinda Ispanya ne idiyse , Dogu'sunda da Rusya öyle idi. Nasil ki Ispanya'da Katolik Klise'si insan beynini sekillendirebiliyor idiyse, Rusya 'da da ortodoks Klisesi ayni isi görmekteydi. Avrupa'nin en geri diger bir ülkesi olarak kalmasinin nedeni budur. Her ne kadar Aristokrat sinifa mensub bazi çevreler Voltaire gibi düsünürlerin etkisiyle "rasyonalizm" 'e bagli görünmekle beraber, halk yiginlarini uzerinde egemenliklerini saglayabilmek ve imtiyazlarini sürdürebilmek için Klise ile isbirligi yapmislardir. Fakat zamanla, ve asil 19cu yüzyilin ikinci yarisindan itibaren Bati akilciliginin etkisiyle "sosyalist", ve "nihilist" ve "anarsist" ve benzeri akimlar olusmus ve bu akimlarin temsilcileri Klise'ye ve din adamlarina karsi savas açmislardir. Tolstoy gibi düsünürler ve onlarin etkisiyle aydinlanan çevreler, din kurulusunu dize getirip akilciligi imanciligin önüne geçirmeye çalismislardir. Yirminci yüzyil'in ilk yarisi içerisinde bu savasim ürünlerini vermis ve aydin caba'lari sayesinde Rusya karanliklardan kurtulmustur.

Daha baska bir deyimle Bati ülkelerinin en ileri gideninden en geride kalmis olanina varincaya kadare hepsinde aydin siniflar, insan varligini kurtulusa çikarabilmek için akil denen seyi bagimsizliga, ve dinsel baskidan uzak kilmaga çalismislardir.

Oysa ki Islam dünya'sinda buna benzer bir caba sarfedilmemistir. Islam dünya'sinin bilgin ve düsünürleri, eski yunan kaynaklarini "hümanistik" açidan ele almamislar ve kisi'yi seriat'in tutsakligindan kurtarmayi ve insan aklini özgürlüge ulastirmayi kendilerine amaç yapmamislardir. Aksine, aydin diye bilinen siniflar, kisi'yi, seriat'in tanimladigi sekilde, yani "Kul" niteligi içerisinde tutmak, fikir özgürlügünden uzak kilmak, kader oyuncagi yapmak ve Tanri-Peygamber emirlerine uydurmak yolunu seçmisler, ve bunda basarili olabilmek için Aristo ya da Eflatun ya da Galen , Hippokrat vs gibi yunan kaynaklarini kendilerine araç edinmislerdir [457]. Bati'li aydin, dogma'ciliga ve iskolastik'cilige son verebildigi halde Islam dünyasi, insan beynini bu hastaliklardan kurtaramamislardir. Insan varligi'nin kutsalligina, insanlik haysiyetinin degerine ve tek sözcük ile "insan sevgisine" sahip olmadiklari için bunu yapabilecek güç ve cesaret'ten de yoksun kalmislardir. Ilerdeki sayfalarda bu konuyu isleyecegiz.