2) Evliya Celebi (1611-1682) "Geçimini atiye'lerle ve ganimet'lerle saglayip, dalkavukluk yapmayi" ahlakilik'ten sayar:

Yukardaki bir kaç örnekten ve bunlara ekleyebilecegimiz nice örneklerden anlasilmak gereken sudur ki seriat dünyasi ahlak ilmi alaninda pek geri bir kertede kalmistir. Seriat halklari hep bu olumsuz örneklerle yetistirilmislerdir; ahlakiligi hep bu kara zihniyete göre benimsemislerdir. Biz Türkler için dahi durum bu olmustur. Özellikle Osmanli dönemi boyunca seriat ruhlu aydinlarimizin ahlak ve "etik" konusundaki zavalliliklari , ve idealizm'den ve medeni cesaret'ten ve insanlik sevgisinden yoksunluklari, hep bu kaynak'tan, yani seriat'dan esinlenmis olmalarinin sonucudur. Bes yüz yillik bir süreyi kapsayan bu dönem boyunca müspet ahlak anlayisina sarilabilen, ve seriatci ahlak anlayisina karsi çikabilen pek olmamistir; "Cihad" fikrine ya da "kölelige" ya da kadini asagi gören hükümlere, ya da "hülle" gibi akil durdurucu ve ahlaka sigmaz uygulamalara karsi bir tek aydin'in agzini açmamasi, gerçekten tüyler ürperticidir. Bu geçmis dönemin bugün dahi hala iftihar vesilesi edinilen tip'lerinden bazilarini kisaca gözden geçirmek, bu konuda bir fikir edinmek için yeterli olacaktir.

Seyahatname adli yapitin yazari Evliya Çelebi bunlardan biridir. Biraz yukarda onun, "kafirlere her daim savas açilmasini" savunan, ve farkli din ve inanç saliklerine karsi halki kin ve düsmanlik duygulariyle kiskirtan bir kisi olduguna deginmistik. Dünya'nin pek çok ülkelerini dolasan ve fakat bagnazligi yüzünden baska milletlerin, ve örnegin hiristiyanlarin yasamlari hakkinda bilgi vermeyi dinsizlik sayan bu yazarimizin garip özellikleri arasinda, rü'ya tabirleriyle yasamini ayarlamak, ve "atiye" lerle [561] ve "ganimet" ' lerle geçimini saglamak, ve "büyüklere yaranip dalkavukluk yapmayi" fazilet saymak gibi davranislar yer almistir. "Ünlü" [562] yapitinda 1630 yili'nin "Muharrem ayi'nin asure gecesinde" , Muhammed 'i rü'ya'sinda gördügünü, ondan safaat diledigini, onun tarafindan "seyahat ve sefaatla tebsir" olundugunu ve böylece kendisine "Seyyahlik" (gezicilik) mesleginin bahsolundugunu söylerken kader ve talih sözcüklerinin tilsimina inanmis bir hali vardir: aydin kafali bir insan'in, bu sözcüklerle ömrünü ayarlamamasi gereginden habersiz kalmistir. Fakat onun asil olumsuz yönu karaktersizligidir: özellikle geçimini saglamak için olmadik adiliklere, bayagiliklara tenezzül etmesidir; sapli bulundugu yasam felsefesindeki biçarelik'tir. Islam Ansiklopedisi ' nde yer alan su satirlar bunu kanitlamaktadir: "(Evliya Çelebi) esasen zengin bir aile'ye mensup oldugundan daima köleleri ve usaklari...ile yaptigi seyahetlere yetisecek para bulmus, bundan baska hizmet ettigi zat'larin bol atiye'leri, gazalarda ele geçirdigi ganimetler...gerek sahsinin ve gerek Istanbul'daki akraba ve taallukatinin masraflarini karsilayabilmistir. Evliya Çelebi, ihtiyar ettigi hayat tarzini idame için her kes ile hös geçinmek, maiyetlerinde bulundugu vali'lere ve serdar'lara yaranmak mecburiyetinde idi. Seyahat hatiri için katlandigi bu zahmeti kendisi açiktan açiga söylemekten çekinmez...".

Gerçekten de Evliya Çelebi, kendisi hakkinda baskalarinin söyledigi bu tür sözleri benimsemekten ve örnegin : "Evliya Çelebi bir garibud'diyar seyyah-i alemdir; her kimin arabasina binerse onun türküsünü çagirir ..." seklindeki tanimlamalari iftiharla nakletmekten geri kalmamistir [563]. Fikir perisanligi ve mantik yoksunluklariyle dolu Seyahatname yazarindan, daha saglam bir karakter beklemenin gereksiz oldugu asikardir.