5) Yunus Emre (1280-1330) "Türk Orta Çagi'nin zirvesi" olarak tanimlanmakla beraber seriat'in dar çerçevesinden disari çikamamistir:

Aydin'larimizin "insanlik örnegi " olarak hayranlik duyduklari ve "aydin kisi" diye tanimladiklari simalardan biri de Yunus Emre' dir. Onu "Türk Orta Çagi'nin zirvesi " olarak gösterenler vardir; Sevgi 'yi ve insanligi yücelten , insanlari birlige, dirlige, barisa çagiran bir "insansever" oldugunu söyleyenler vardir; onu Bati'nin Villon, Shakespear, Cervantes gibi sair ve yazarlariyla kiyaslayanlar ve onun "Divan" 'ini , Dante 'nin "Divina Commedia" 'sina benzetenler vardir; onun si'ir'lerinde "ruhun büyüklügünü, vücudun faniligini , aklimizla hassasiyetimizin mücadelesini, kalb ile kafa faciasini ve insaniyetin bütün sefaletini, ülviyetini, ve iztirab ve tesellisini" bulanlar vardir; söyledigi her sözde "tefekkür" (düsünce) amaci yattigini söyleyenler vardir; Divan edebiyatinin "ahlaki sefaletine ve manevi ataletine" kiyasla hiç bir düsünürün veremedigini verdigine inananlar vardir747. Kuskusuz ki Yunus Emre' nin bu tür övgülere layik bir çok yönleri vardir. Onun:

"Ben gelmedin dav'i için

Benim isim sevi isi

Dostun eli gönüllerdir

Gönüller yapmaga geldim"

seklindeki misralarini duygulanmadan okumak ne mümkün? Ancak ne var ki bütün bu güzel yönlerine ragmen onu tüm insanliga sevgi ile bakan gerçek aydin 'lar kategorisine sokmak güçtür, çünkü o kendisini, seriat'in dar ve bagnaz penceresinden disariya atamamistir, akilciliga yanasamamistir, hatta gerçek anlamda insanlik sevgisi denizine salamamistir. Onun indinde seriat denen sey, insanlari gerçege götüren tek yol'dur; bunun disinda bir baska yol, bir "akil yolu" yoktur. Nitekim "Hakikatin kafiri " baslikli bir si'ir'inde bu inanisini söyle ifade eder:

"Seriat bir gemidir, hakikat deryasidir

Ol geminin tahtasi ne denli muhkem ise

Deniz mevci kati olucak usanasidir" 748

Yine bunun gibi bir baska si'ir'inde (ki "Bir ben vardir bende" basligini tasir) seriat'i "gerçeklere götüren tek yol" saydigini söyle anlatir:

"Seriat tarikat yoldur varana

Hakikat meyvasi andan içeru..." 749

Seriat 'in, Islam'dan baska bir dine yönelenleri "Kafir" ve "Sapik" olarak kabul eden, ve "Kafir" 'lere karsi savasi ("Cihad' i") emreden, "müsriklerin" öldürülmelerini öngören, köleligi dogal bilen, kadin'lari küçülten ya da bunlara benzer nice olumsuz hükümleri göz önünde tutulacak olursa Yunus Emre'nin "Seriat bir hakikat deryasidir" seklinde konusmasi umut kirici bulmamak mümkün degildir. Bundan dolayidir ki sapli bulundugu insan anlayisi, ve ahlak anlayisi ve dünya anlayisi itibariyle gerçek bir aydin'a yarasir olmaktan uzak kalmistir. Çünkü bir kere insan varligini o, "zavalli ve miskin, ve her seyi göklerden bekleyen, her sey için dilenci gibi yalvarmayi fazilet bilen bir kul" olarak görür; daha üst bir seviyeye layik bulmaz; hemen bütün siirlerine bu görüs hakim'dir, çünkü, dedigimiz gibi, seriat'in deger ölçülerine baglidir. Örnegin "Yalvar" baslikli bir si'ir'inde söyle der:

"Yalvar kul, Allah'a yalvar

Maksuda ermek dilersen

. . . . .

Yalvar a kardes, yalvara

Varmiyasin yüzü kara

Ümmet isen Peygamber'e

Yalvar kul, Allah'a yalvar" 750.

Yani Yunus Emre' ye göre "insan" denen varlik "yalvaran" kisi demektir; daha dogrusu eger kisi "Muhammed'in ümmetinden ise", mutlaka ve mutlaka yalvarmalidir; çünkü ancak yalvarmak sayesindedir ki "Maksud 'a" erisebilir; yalvarmadigi taktirde mutlaka günahkar sayilacak ve Tanri'nin önüne "kara yüzle" çikmis olacaktir. Daha baska bir deyimle Yunus Emre 'nin benimsedigi insan tipi, kendi özgür iradesiyle is gören, kendine güven ve saygi besleyen, ve kendi yasamini akil rehberligiyle düzenleyen bir varlik degildir. Ancak ve ancak Tanri'ya ve peygamberi'ne yalvarip yakarmakla görevli bir "miskin'dir" 751, ve ancak böyle kaldigi taktirde maddi ve manevi "mükafatlara" erisebilecektir. Bu mükafatlarin basinda da Cennet'in irmaklari, saraplari, sehevi güzellikleri ve birbirinden güzel huri'leri vardir, çünkü seriat bunun böyle oldugunu söylemistir. Bu güzel huri'lere her kesten önce Yunus kendisi özlem duymaktadir. Örnegin "Sol Cennet'in Irmaklari " baslikli bir si'ir'inde Kur'an'daki Cennet tanimlarini dile getirir:

"Sol çennet'in irmaklari

Akar Allah deyu deyu

Çikmis Islam bülbülleri

Öter Allah deyu deyu"

Aydan aridir yüzleri

Misk anberdir sözleri

Cennet'te huri kizlari

Gezer Allah deyu deyu" 752.

Bir baska vesile ile, örnegin "Kani Armaganin" baslikli bir baska si'ir'inde, basta kendisi olmak üzere, bu yeryüzü mihnetlerine katlanan müslümanlarin, Cennet'teki güzel kizlara kavusacagini müjdelerken yine seriat'a yaslanmistir:

"Kabir dal ola kavusa, Hak buyurdu kir deyeler

Mü'min olan gele dile, cevap ver güle güle

Cennet'ten huriler gele, kabrin dolu nur deyeler

Yunus sabret bu mihnete, bir gün eresin rahate"

Fakat bizim Yunus Emre 'miz, huri'lerle de yetinmez; bir de Kur'an'in müslüman erkek kullarina va'd ettigi "gilman" 'lari, yani Cennet'te hizmet gören genç delikanlilari hatirlatir: bu gilmanlara bir an önce kavusmakla büyük mutluluk duyacaklardandir. Nitekim "Huri ile Gilmani" baslikli bir si'ir'inde bu dilegini dile getirerek söyle cosar:

"Iki kanat takinam. biraz uçasim gelir,

Huri ile gilmani bir koçasim gelir

Dervis Yunus bu sözü egri bügrü söyleme

Seni sigaya çeker bir Molla Kasim gelir " 753.

Bütün bunlar bir yana fakat Yunus Emre' nin bir de, yine seriat'a baglilik yüzünden, kendisine hiç yakismayan bagnaz yönleri vardir. Her ne kadar bütün insanlari, irk, dil, din vs farki gözetmeksizin esit gördügü, ve bütün insanliga dönük bir sevgiye yöneldigi ve örnegin :

"Yetmis iki millete bir göz ile bakmayan

Serrin evliyasiysa hakikatte asidir

....................................................................

Yetmis iki millete kurban ol asik isen

Ta asiklar safinda iman dolasin sadik"

seklinde yazdigi, ve bu arada dört kitabi (Örnegin Incil' i Tevrat 'i, Zebur 'u, ve Kur'an'i ) "Kutsal" buldugu 754 görülürse de, genel olarak bu söylediklerini kökten cerh'edercesine konustugu bir gerçektir. Çünkü bir kere yeryüzünü o, tipki seriat'in tanimladigi gibi, "müslümanlar"" (ya da "Muhammed'in ümmeti" ) ve "Kafirler" diye ikiye ayrilmis sayar755 . Çogu si'ir'lerinde "Kafir" sozügüne olumsuz bir agirlik verir. Bu sözcügün lugavi anlaminda, "Tanri'ya" ya da "Tanri birligine" inanmamak, ya da "Tanri'ya ortak kosmak" gibi, tanimlamalar yattigi düsünülecek olursa, "Yetmis iki millete" özlem duyar görünen yukardaki satirlarda samimiyet aramak güçlesmektedir. Gerçekten de Yunus Emre 'ye göre, seriat'a yönelmek sayesinde Cennet'lere girecek olanlar, biraz önce belirttigimiz gibi, sadece müslümanlar'dir; çünkü Kur'an'da : "Kesin olarak Tanri katinda (Gerçek) din, yalnizca Islam'dir" (Bkz. Al-i Imran 19) diye yazilmistir. Müslüman olmayanlarin isi "Küfürdür" , çünkü yine Kur'an'da : "Islam'dan gayri bir dine yönelenler sapiktirlar " diye yazilidir (Bkz. Al-i Imran 85). Öte yandan seriat'i terketmek, yani Islam'dan çikmak dahi öyledir, yani en büyük günahi islemek, kafir olmak demektir. Bütün bunlara inanmistir bizim sairimiz. Bir si'ir'inde söyle der:

"Seriat, tarikat yoldur varana,

Hakikat meyvasi ondan içeru,

Dinin terk edenin, küfürdür isi

ol ne küfürdür, imandan içeru" 756

Bununla da yetinmez, bir de "Kafir'lere" karsi savasmayi ("Cihad'a" çikmayi), bu amaçla kiliç kullanmayi "faziletli" davranislar olarak dogal bulur bizim Yunus Emre' miz. Örnegin "Elhamdü-Lillah" baslikli bir si'ir'inde övünerek söyledigi sudur:

"Atimiz egerlendi, estik Elhamdü lillah

Indik Rum'u kisladik, çok hayr-ü ser isledik..." 757

Yine ayni sekilde, basta Muhammed olmak üzere, "kafirlere" karsi kiliç sallamis olanlari (örnegin Ebu Bekir'i, ya da Ömer'i, ya da Ali ve Osman'i) yüceltmeyi müslümanlik görevi sayar. "Yüz bin Peygamber" baslikli bir si'ir'inde Hayber'deki "kafirleri" kiliçtan geçirip ateste yaktigi için Muhammed'e ve Ali'ye, alkislarla dolu su övgüleri yagdirir:

"Hor bakma sen topraga, toprakta neler yatur

Kani bunca evliya, yüzbin peygamber yatur

Ol Allah'in Habibi, dertlilerin tabibi

Enbiyalar serveri Resul Muhammed yatur,

Hayber kalasin yikan, kafiri orada yakan

Sahinler gibi bakan, Ali gibi er yatur" 758.

Söylemeye gerek yoktur ki, insan sevgisiyle ve hosgörü duygulariyle dolu oldugu kabul edilen, ve "aydin" kisi olarak belirlenen Yunus Emre gibi bir kimseden "kafirleri oradan atan" seklindeki yüceltmelere tanik olmak üzücü ve sasirticidir. Hemen ekleyelim ki Incil ve Tevrat ve Zebur gibi kitaplari kutsal bulmasi 759 ya da diger peygamberleri yüceltir olmasi 760 insanlik sevgisinden ya da Islam'dan gayri din'ler oldugunu kabul etmesinden ve daha dogrusu hosgörü'lülükten dogma bir sey degildir. Aksine Islam'dan gayri gerçek bir din olmadigina, ve diger kitap'larin Kur'an'daki esaslari kapsadigina, ve diger peygamberlerin hepsinin müslüman olduguna inanmasindandir, çünkü bütün bunlari Kur'an'da yazili bulmustur761. Aklin üstünlügüne inanip akil rehberligini seçmis olsaydi hem kendi toplumuna ve hem de insanliga çok daha yararli olurdu.