Ikinci Kitap

HALK'A DÜSMAN AYDIN VE AYDIN'A DÜSMAN HALK

"Bizler burada Avrupa'nin zencileriyiz; ondan da öte paryalar, Almanya'nin paryalari... En zor, en pis isler bizlerde. Çöpçüler, bulasikçilar, hizmetçiler bizlerden; yapim isçileri, yedi kat yer altindan kömür çikaranlar da bizlerden...Almanlar efendi, biz onlarin kölesi. Bize kiralik ev vermezler, toplantilarina, eglence yerlerine sokmazlar. Tepeden bakarlar her gördükleri yerde...". Bir Türk isçisi'nin Almanya'dan gelen sesidir bu 762. Yurt disinda oldugu kadar yurt içinde de, hatta daha da fazlasiyle zavalli, biçare ve ezik, ve gerçegi söylemek gerekirse bazi sömürge halk'larinin kertesine dahi erisememis insanimizin seslenisidir bu. Her bakimdan Bati'liya el açmis ve ona muhtaç, ve her hususta Bati halk'larina hayran fakat ayni zamanda düsman insanimizi bu acikli hale getiren sey seriat verileriyle yetistirilmis olmasidir. Yüzlerce yil oldugu gibi bugun dahi seriatci'nin elinde : 'Gerçeklere akil yolu ile erisilmez, seriat yolu ile erisilir" seklindeki ilkel anlayisla egitilen, her seyi göklerden ve ilahi güç'lerden bekleyen, tüm davranislarini dinsel emirlere göre düzenleyen ve örnegin taretlenirken dahi "tek sayida" örnegin üç tas kullanmayi, yemek yerken üç parmak kullanmayi, bevl'ederken sag eliyle tenasül aletini tutmayi, "ölü insan" ya da hayvan ile cinsi münasebet'te bulundugunda kaza orucuna basvurmayi ya da "hülle" yapmayi ya da buna benzer nice davranislari seriat emirlerine baglayan ve böylesine akil ve mantik ve çag disi inançlarla beyni eriyen ve zekasi küçülen insanlarin ne yeryüzünde ( ve hele uygar ülkelerde) sayginlik kazanmasi mümkündür ve ne de gelisip insan gibi yasamasi. Onu bu hale getiren ve bu halde tutan sey, seriatci "aydin" 'in yüzyillar boyu süre gelen duygusuzlugu, umursamazligi, ve sorumsuzlugudur. Bundan dolayidir ki Islam ülkeleri tarihi, "aydin"diye bilinen siniflarla, halk yiginlari'nin, birbirlerine karsi besledikleri husumetler ve düsmanliklarla doludur. Birinciler ikincileri daima hakir görmüs ve cehalet içinde yüzdürmüs, ve iktidar sahipleriyle birlik olup ezmis, ikinciler de birincilere, ihanete ugramaktan ve asagilik duygusundan dogma bir hirsla, dis bilemis, ve çogu zaman din adaminin kiskirtmasiyle yok etmek istemislerdir. Oysa ki Bati ülkelerinde aydin sinif, kendi halkini egitmek ve akilci kerteye eristirmek ve böylece her türlü sömürüden ve eziklikten temizlemek istemis, ve halk da kendisine böylesine hizmet eden aydin'a saygi beslemistir. Daha önce de belirttigimiz gibi Bati'li aydin bu isi genellikle halki din kitap'larinin köleliginden ve din adami'nin melanetinden kurtarip akilci egitime sokmak ve ayni zamanda akli cenderede tutan her sey'e (özellikle dogma'lara ve iskolastik düsünce tarzina) karsi savasmak suretiyle basarmaga çalismistir. Her ne kadar "iskolastizm" 'e karsi savas, daha ziyade aydin sinif'in fikirsel gelismesi bakimindan önem tasimakla beraber, ayni zamanda bu sinifin halki olumlu sekilde egitmesini saglamak açisindan da yararli olmustur . Böylece egitilen halk, kendisini yüzyillar boyunca kandiran ve uyutan ve sömürü araci yapanlara (ki genellikle iktidar sahipleriyle, onlarin daima destekcisi olmus olan ruhban sinifina) karsi direnebilir hale gelmistir. Buna karsilik seriat dünyasi'nin aydinlari, ne halki egitmek ve zeka gelismesine yöneltmek istemis ve ne de gerçek anlamda insancil bir amac'a hizmet firsatini gözlemistir. Ne insan beynini dogmaci'liktan , ya da iskolastik aliskanlik'lardan kurtarmayi düsünmüs, ve ne de din kurulusu'nun ve din adamlari'nin olumsuzluklariyle savasmayi becermistir. Aksine din kitap'lari disinda gerçek olmadigi inancini pekistirmek suretiyle hem kendi halkina ve hem de insanliga zarar vermistir. Her ne kadar eski yunan kaynaklarindan yararlanmak suretiyle fizik, matematik, tibb, kimya, astronomi vs... gibi alanlarda bazi olumlu gelismelere yönelebilmis ve bu kaynaklari Bati'ya kazandirmis ise de, bunu dahi insan varligini yüceltme ve halk yiginlarini gelistirme amaci ile yapmis degildir.