III) Halk'in Cehalet'ten Kurtulamayacagina Inanmis "Aydin" Tipi: "Ibn Yakzan"; ve bu Tip'in yaraticilari : Ibn Sina ; Ibn Tüfeyl ; Ibn al-Nafis.
Islam'in en büyük bilginleri bile halk'in cehalet'ten kurtulamayacagina inanmislardi ; hani sanki Tanri halk yiginlarini dogal olarak cahil yaratmisti. Bu itibarla halki cehalet'ten kurtarmak için caba sarfetmek bosuna olurdu. Bu görüse saplanmis olanlar arasinda Ibn Sina ya da Ibn Tufeyl ya da Ibn al-Nafis gibilerin yer almasi ilginçtir. Bunlar, kendi hayallerinde, halkin dogal cehaletine inanmis bir insan tipi yaratmislardir ki Ibn Sina' nin ve Ibn Tufeyl ' in ayri ayri ve asagi yukari yüz yil ara ile ve fakat ayni baslikla yazmis olduklari kitaplarinin kahramani olarak Hayy b. Yakzan adini tasir. Her iki kitabin adi da Risalat Hayy b. Yakzan 'dir. Bunlari yüz yil kadar sonra Ibn al-Nafis 'in 769 al-Risalat al-kamiliyya adiyle yazdigi kitap izler . Fakat Ibn al-Nafis ' in ayrica yayinladigi Fazil Ibn Natik adinda bir kitabi daha vardir ki Ibn Sina 'nin Hayy b. Yakzan 'inin "teolojik reddiseyi" niteligindde sayilir.
Ibn Sina ile Ibn Tufeyl' in yapitlarinda , ufak tefek farklarla yer alan hikayenin konusu sudur: issiz bir ada'da Hayy b. Yakzan adinda bir çocuk, Doga' nin yetistirmesi olarak kendi basina yasamaktadir. Bir geyik tarafindan büyütülmüstür. Yasi ilerledikce kendi akli ve zekasi ve melekeleriyle bilimsel gerçeklere erismis, "mutasavvif" kesilmistir. Daha dogrusu akilci düsünce tarzina alismis, ve akil sayesinde Tanri fikrine ulasmistir. Günün birinde bu ada'ya, yalnizlik arayan birisi gelir ve Hayy b. Yakzan ile karsilasir. Ona dil ögretir ve görür ki kendisinin din kitaplari ve hükümleri araciligiyle ögrenmis oldugu her seyi Ibn Yakzan çok daha iyi bir sekilde bilmektedir. Onu yanina alir ve kendi ülkesine götürür. Bu ülke'nin hükümdari ile yakinen tanistigi için, ona Ibn Yakzan 'i tanistirir. Ibn Yakzan halkin cehaletine tanik olarak hükümdar'dan, halki egitmek üzere izin ister. Bu izni alir almaz ise girisir ve her seyden önce halki, geleneksel din bilgileri ve uygulamalari disinda , çok daha esasli ve derin ve daha dogrusu akilci usullerle edinmis oldugu bilgilerle egitmek ister. Fakat kisa zamanda anlar ki bunu basarmak mümkün degildir, çünkü beyni yikanmis olan halki önyargilardan kurtarip akilci bilgilere ve özgür düsünceye sürükleme olanagi mevcut degildir. Büyük bir umudsuzluga kapilir; halk yiginlarini egitme sevdasindan vazgeçme zorunda bulundugunu anlar. Bu nedenle eski yurdu olan ada'ya döner ve orada kendi felsefi yasamlarina kapanir.
Hikaye'nin Ibn Tufeyl tarafindan anlatilan sekli söyle özetlenebilir: Hayy b. Yakzan ' i , civarda bulunan ada'lardan birinden gelen Asal adinda biri ziyaret eder. Bir süre beraberce bulunduktan sonra Ibn Yakzan , akilci bilgilerini ortaya vurur ve Asal ' i da akil yolu ile Tanri fikrine ulasma olanagi bulunduguna ikna eder. Iki ahbab, Asal'in geldigi ada'ya giderler. Orada Asal 'in eski bir arkadasi vardir ki adi Salaman ' dir. Hep birlikte oturup halk'in egitimi konusunu tartisirlar; en sonunda suna karar kilarlar ki halk için akilci verilere uymak suretiyle is görmek mümkün degildir; ancak "gökten inme" hükümlere göre yasamak mümkündür ve bu tür yasamlar halk yiginlari için daha uygun ve yararlidir. Buna karar verdikten sonra Hayy b. Yakzan ile Asal , oradan ayrilip evvelce yasadiklari issiz ada'larina çekilirler: çünkü akilci düsün yolundan ayrilamayacaklarini , ve gökten inme hükümlere göre düsünme aliskanligindaki halk yiginlariyle birlikte yapamayacaklarini anlamislardir.
Ibn Sina 'nin ve Ibn Tufeyl 'in kitap'larinda Hayy b. Yakzan adiyle tanitilan hikaye kahramani, Ibn al-Nafis 'in al-Risalat al-kamiliyya adli kitabinda Kamil adini alir 770. Ne ilginçtir ki Ibn Tufeyl 'in yapitinda Hayy b. Yakzan , tam manasiyle akilci bir insan tipini canlandirirken, asil akilci felsefe'ye yönelik bulunmak gereken Ibn Sina ' nin yapitinda "beser üstü bir ruh" 'un temsilcisi olarak ve "ilahiligin tecelli ettigi 'akl-i faal' ile yogurulmus bulunarak tanimlanmistir. Bu vesileyle tekrar hatirlatalim ki halkin, akilci gerçekleri anlayabilecek yeteneklerden yoksun olduguna Ibn Sina , herkesten fazla inanmisti. Ona göre Tanri pek az insani üstün zeka ve anlayisla yaratmis, halk'i ise bundan yoksun birakmistir. Kitab al-Necat adli yapitinin bir bölümünde halk'i, ilahi emirlerle, batil itikad'lerle, Tanri korkutmalariyle yetistirmek ve yönetmek gerektigini belirtir. Ona göre halk'in akil ve mantik yoluna girmesi mümkün degildir. Halk, ilahi kanunlarin emrinde kul olmak üzere ve akil ve mantik'tan yoksun olarak yaratilmistir. Bundan dolayidir ki tüm yasamlari Tanri ve peygamber emirleriyle en ince noktasina varincaya kadar ayarlanmistir. Yasam kurallarini halk, Tanri'nin melekler araciligiyle gönderdigi emirleri belleyerek uygulamalidir. Bu kurallar disinda gerçek olabilecegini asla düsünmemelidir; çünkü düsünmege kalkarsa bu, toplum bakimindan tehlikeli sonuçlar dogurur. Hic kimse din kurulusunu zayif düsürtecek sekilde davranmamali, din emirleri disinda gerçek olacagini sanmamalidir. Halk yiginlarini akilci usullerle degil, fakat Tanri emirlerini masal ve hikayeler ve benzetmeler vs seklinde belleterek, ve din bilgilerini korku ile vererek egitmek gerekir. Halk kendi basitligi ve yetersizligi içerisinde ancak bunlardan anlar. Gerek bu yeryüzündeki huzura ve gerek gelecek dünyalarin mutluluguna ancak Peygamber araciligiyle ögrendigi ilahi hükümler sayesinde kavusabilir. Tanri emirlerini ortaya koyan peygamberler, bunlarin felsefi yönlerini biliyorlarmis gibi görünmemeli ve bunlari ortaya dökmemelidirler 771.
Ibn Yakzan öyküsü araciligiyle halkin dogal cehaletini dile getiren, ve halki cehalet'ten kurtarmanin mümkün bulunmadigini halka anlatan diger bir yazar Ibn Bacce 'dir772. Bati'da "Avempace" adiyle taninan Ibn Bacce , Emevi saltanati dönemimin önemli sayilan düsünürlerindendir. Fi'l-nafis ve Tadbir al-Mutevahhid adli kitabinda oldugu gibi, Ittisal al-insan bi'l-akl adli yapitinda da insan akli'nin ancak Tanri ma'rifetiyle aydinlanabilecegini, ve Tanri'nin bu "imtiyaz ve nimeti" sadece diledigi bazi kisilere verdigini, ve fakat halk yiginlarini cahil biraktigini, ve bu yiginlarin cehaletten kurtulamayacaklarini anlatir. Ona göre gerçekleri arama olanagi , sadece Tanri'nin bilgi hazinesiyle donattigi bazi kisilerde bulunur; ancak bu kisilerdir ki din hükümleri mesgul olabilirler. Tanri'nin fikren yetersiz ve cahil olmak üzere yarattigi halk ise, bu akil disi yollarla yerlesmis olan bu hükümlere gözü kapali sekilde uymak ve yasamlarini bu emirlere göre ayarlamak durumundadir. Nasil ki hayvanlar iç güdülerine uyarak doga kanunlari geregince yasayor iseler, halk yiginlari da ayni nitelikte sayilan din kanunlarina ve emirlerine uymak zorunlugundadirlar. Ancak bu sayededir ki kendilerini dünya zevklerinden ve maddi'likten kurtarip Tanri'ya yönetebilirler.
*