VI) Seriatci "Aydin" ,Akla ve Mantiga ters Düsen, ya da "çelismeli" Seriat Hükümlerini Degistirecek Yerde bunlari birer "hikmet" imis gibi göstererek Halk'i Cahil Tutup Bu hükümlerle Sömürür!

"Din" diye seriat halk'larina yüzyillar boyunca belletilegelen hükümlerin büyük bir çogunlugu, akla ve vicdana aykiri ve müspet bilim ve ahlak verilerinin disinda kalan seylerdir. Kisi yasam'larinin her yönünü kapsayan bu hükümleri burada teker teker belirtmege kalkismak cild'leri bulur. Çesitli vesilelerle degindimiz gibi bunlar, farkli inançta olanlari (örnegin müsrikleri) öldürtmekten tutunuz da "ölü" ile cinsi münasebette bulunmanin kaza orucunu gerektirdigine, ya da "talak-i selase" ile bos edilen bir kadinin kocasina dönebilmek için yabanci bir adamla evlenip cinsi münasebette bulunma zorunlugunda olduguna, ya da tükürüklü ve tükürüksüz tedavi üsullerine , ya da 'Def-i hacet" 'ten sonra tek sayida tas kullanmanin Tanri'nin tekligini kabul etmek olduguna dair olanlari ve daha akli sasirtici nicelerine vardir. Islam uygarliginin mimarlari diye bilinen bilginler ve düsünürler bu hükümlere ses çikarmamis ve halki bunlardan kurtarmamislardir. Aksine bu tür hükümlerle halk yiginlarinin uyutulmasina yardimci olmuslardir. Olurlarken de halk ile aydin siniflar arasinda uçurumlar acilmasina vesile yaratmislardir. Örnegin Ibn Rüst , Kitab Fasl al-Makal adli yapitinda, din sorunlarinin halkin anlayabilecegi sekilde ele alinmasinin sakincali ve tehlikeli oldugunu söylerken, seriat hükümlerinin ve özellikle Kur'an ayet'lerinin derinlemesine açiklanmamasini istemistir; ona göre halk, din hükümlerini sadece dis sekliyle ögrenmeli, fakat bunlarin iç anlamlarindan habersiz birakilmaliydi. Din konularini ele alan kitap'lar halk'tan kisilerin eline birakilmamaliydi. Kur'an'in "mecazi" nitelikteki anlamlari halka anlatilmamaliydi, çünkü aksi taktirde halk yiginlari din'den uzaklasirdi. Kur'an ayet'lerini derinlemesine anlayabilecek yeterlikte bulunan kimselere düsen dinsel bir zorumluk vardi ki o da anladiklari seyleri halk'a açiklamamak ve din esaslarini halk'in önünde ve halk'in anlayabilecegi sekilde tartismamakti. Kur'an'in yorumu halk'in anlayamayacagi tarzda yapilmaliydi. Böyle yapmayanlar dinsiz sayilmaliydi. Ve ne sasirtici'dir ki Ibn Rüst gibi bir kimse, halkin anlayabilecegi dilde siir'ler yazdi diye Gazali 'yi bile dine karsi suç islemekle yererdi 788.

Öte yandan seriat hükümleri arasinda akla ve mantiga ters düsenler yaninda çelismeli ya da karisik ve anlasilmaz (muglak) olanlari da sayisiz denecek kadar çoktur. Kur'an'in hemen her ayet'i çelismelerle ve çogu ayet'i de anlasilmazliklarla bezenmistir. Çelisme ve anlasilmazliklar bazan bir tek ayet'in tümce'leri ya da sözcükleri arasinda kendisini belli eder. Nice örneklerden birisi olmak üzere En'am suresi'nin su ayet'ini okuyalim: "Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyete açar, kimi de saptirmak isterse...kalbini dar ve sikintili kilar. Allah inanmayanlari küfür batakliginda birakir..." (6 En'am 125) . Yani bu ayet'e göre Tanri, hem diledigini müslüman ya da kafir yapandir ve hem de bu nedenle mükafatlandiran ya da cezalandirandir . Aslinda bu çeliskiyi var kilan Tanri degil fakat Muhammed' tir çünkü çevresindekileri müslüman yapamayinca bunun nedenini Tanri'nin keyfiligine yükleyip kendisini sorumluluktan kurtarmak istemistir. Nitakim yukardaki ayet'i, bütün ügrasmalarina ragmen bir türlü Islam'a sokamadigi amucasi Abu Talib ''in ölümünden hemen sonra yerlestirmistir. Böylece kendisine " Amucani bile müslüman yapamadin!" seklinde yakinanlari "Onu müslüman yapmayan Tanri'dir" diye susturmanin kolayligini bulmustur. Kur'an'a koydugu hükümlerin çogunun böyle oldugunu farkettigi içindir ki Al-i Imran suresi'ne sunu eklemistir: " ...Öyle bir Tanri ki sana kitap indirdi. Onun bir kismi, manasi apaçik ayet'lerdir ... Diger kismiysa çesitli manalara benzerlik gösterir ayet'lerdir. Yüreklerinde egrilik olanlar, fitne çikarmak ve onlari tevil etmek için manalari açik olmiyan ayet'lere uyarlar. Bilgide süpheleri olmayacak kadar kuvvetli olanlarsa derler ki-'Biz inandik, hepsi de Rabbimizdendir; bunu akli tam olanlardan baskasi düsünmez..." (3 Al-i Imran 5-7) Daha baska bir deyimle Tanri, Muhammed' in söylemesine göre, kullarindan kendi emirlerine karsi mutlak itaat beklemektedir, velev ki bu hükümler çelismeli, ya da anlasilmaz ("muglak") olsun; kim ki çelismeli ve anlasilmaz görünen hükümleri çözümlemege kalkar, o mutlaka kafir'dir, fitnecidir.

Ve iste Islam düsünürleri arasinda biraz olsun akilciliga yönelir gibi görünenler dahi bu görüsü savunmuslardir. Biraz önce isaret ettigimiz gibi Ibn Rüst , Aristo gibi akilci bir feylezofun hayrani olmasina ragmen, bu saf'ta yer alanlardandir. Ibn Rüst 'e göre halk yiginlari, Kur'an'in çelismeli ya da anlasilmaz hükümlerini anlamaga çalismamalidir, ve hiç kimse de bu tür hükümleri halk'a açiklamaga kalkismamalidir. Bu yola gidecek olanlari Ibn Rüst dinsizlikle tehdit etmistir. Bu görüslerini Kitab Fasl al-Makal 'da ortaya vurmustur789.

Yine tekrar edelim ki Hiristiyanlik'ta ve Yahudilikte, kutsal bilinen kitab'larin bu tür yönlerini halk'a birer "hikmet" seklindde kabul ettirmege çalisanlar çoktur; fakat aksini yapanlar da çoktur. Nice örneklerden 12ci yüzyil'in ünlü hekimlerinden (ayni zamanda ilahiyatçi'larindan) olan Maimonides 'i zikretmek yeterlidir. Yahudi dinini akilci bir temele oturtmaga çalisan bu bilgin, Ahd-i Atiyk 'in akla ve vicdana yatkin düsmeyen hükümleri yaninda çeliskili ve anlasilmaz hükümlerini de tartisma konusu yapmis ve halk yiginlarina bunlarin birer "hikmet" olmadigini anlatmistir. Öte yandan din kitaplarindaki çeliskileri ve anlasilmazliklari çogu yazarlar, halki cahil tutumak için degil fakat aksine egitmek ve hosgörülü hale getirmek için kendilerine araç edinmislerdir. Örnegin 16ci yüzyil düsünürlerinden Sebastian Frank, 1531 yilinda yayinladigi De Haereticis adli yapitinda, din kitap'larinin bu niteligi nedeniyle din hükümleri konusunda farkli görüse ve farkli sonuca ve hatta farkli inançlara yönelmenin dogal oldugunu, ve bu itibarla farkli inancta bulunan kimselere anlayis göstermek zorunlugu bulundugunu söylemistir 790. Din kitab'larinda ki "muglakliklar" ya da "çeliskiler" aslinda insanlar arasi hosgörü nedeni olmalidir, çünkü insanlar arasinda farkli görüsler ve farkli inanislar olmasini isteyen dogrudan dogruya Tanri'dir, ve çünkü Tanri, gerçeklerin ancak fikir ayriliklari yolu ile ortaya çikarilabilecegini düsünmüstür791.

Görülüyor ki Bati'li aydin, din kitap'larindaki çeliskileri ve anlasilmazliklari, halki cahil tutmak ya da belli bir sinif'in çikarlarina araç etmek kurnazligiyle benimsemiyor. Aksine halki fikren gelistirmek ve uygarliga eristirmek için kullaniyor.

*