XIV) Aydin'in cahil biraktigi halk, kendi çikarlarina yararli olabilecek reformlarin karsisindadir; kendisini sömüren, kendisine hayvan muamelesi eden cani ruhlu kisilere hayrandir:

Hemen her ülke'de cahil halk'lar, toplum çikarlarinin, yani kendi öz çikarlarinin ne oldugunu anlayacak yeterlikten daima yoksun kalmislardir. Bu nedenle kendi çikarlari dogrultusundaki reformlara genellikle karsi koymuslardir. Fakat sunu eklemek gerekir ki bu karsi koyma geleneginde seriat halklariyle yarisabilecek örnek bulmak zordur. Islam tarihi, her alanda ve her konuda bunun sayisiz örnekleriyle doludur.Osmanli Padisah'lardan bazilarinin, 19cu yüzyilin baslarinda girismek istedikleri yeniliklere karsi : "Her yenilik dinimize gore dinsizliktir" feryad'lariyle direnen din adamlari , kendi yanibaslarinda ve kendilerine en büyük güç olarak hep cahil halk yiginlarini bulmuslardir. Üçüncü Selim ' in yapmak istedigi yenilik nice örneklerden biridir. Fransiz ordusundaki teknigi izleyerek olusturdugu Nizam-i Cedid, ki daha ilk kuruldugu an modern ve disiplinli bir kurulus seklinde basarili sonuçlar saglamis ve özellikle basi bos çetelere karsi etkili olmustur, sadece Yeniçerili'nin kiskançligini tahrik etmekle kalmamis ve fakat asil halk yiginlarinin da gericilik duygularini kabartmistir. Seriat verileriyle beyni yikandigi için her türlü yeniliklere karsi düsmanlik duyan halk, Nizam-i Cedid kurma caba'larina karsi da olumsuz bir tutum takinmistir. O kadar ki bu kurulusun hazirligiyle ilgili fetva ve fermanlari sokaklarda yüksek sesle okuyan tellal'lara halkin saldirdigi ve onlari linç etmege kalkistigi görülmüstür. Halkin bu saldirilari karsisinda Padisah , bu alandaki yenilikler için henüz zamanin gelmedigini düsünmüs ve isi geciktirmistir 856. Hatirlatalim ki bu ayni cahil halk, Kabakçi isyani sirasinda yobazlarfla is birligi yapmis , ve Kabakçi'nin ve askerlerinin yardimina kosmus ve onun "seriat uygulansin" seklindeki yaygaralariyle isledigi cinayetlere katilmis, ona yardimci olmustur. Halk'a ve devlet'e yararli olabilecek her davranisi ve yeniligi dinsizlik seklinde gösteren kimseler için halk indinde ün yapmak ve halk tarafindan alkislanmak kadar kolay bir sey olmamistir. Osmanli döneminde halkin en fazla sevgi ve saygisina mazhar olanlar, halkin yararina yapilmak istenen yeniliklere karsi baskaldiranlar olmustur. 1837 yilinda Sultan Mahmud 'a , Galata köprüsünden arabasiyle geçtigi bir sirada "Gavur Padisah " diye saldirmak isteyen Seyh Saçli 'yi halk adeta evliya gibi görmüs, ve nitekim yakalanip idam edildikten sonra onu evliya olarak bilmistir. Ayni seyler daha sonra çok görülmüstur: 1908 yilinda ilan edilen Mesrutiyet ' i seriat'a aykiri bularak ayaklanan ve olmadik vahsete basvuran Dervis Vahdeti ' nin yaninda yüzbinlerce halk yiginlari yer almistir. 1930 yilinda Menemen'de laik'lige karsi ayaklanip genç devrimci Kubilay' in basini bicakla kesenleri halk, alkislarla kutlamistir.

*

Cahil birakilan seriat halk'larinin bir özelligi de cani ruhlu, ve çocuk zekali ve gaddar ve hunhar ve kendilerini en fazla sömüren yöneticileri ve kisileri kendilerine bas taci etmek, ve buna karsilik fazilet ve meiyet insanlarini lanetlemek ve yok etmek olmustur. Medrese zihniyetine saplana saplana deger ölçülerinden öylesine yoksun kalmislardir ki, eger Osmanli imparatorlugu döneminden örnek vermek gerekirse, Bunak Mustafa gibi padisah'larin cinnetvari yönlerini "uhreviligin ve ruhaniligin isareti" seklinde görüp kutsal saymislar, ya da kardes katline girisen padisah'larin cinayetlerinde ayni kutsalligi bulmuslardir. Söylemeye gerek yoktur ki baska yerlerde ve baska dönemlerde halk yiginlarinin, kenddilerine kötü davranan, kendilerini aldatan, ve fikren ve ahlaken asagi durumda bulunan kimseleri, ve hükümdarlari yücelttikleri çok görülmüstür. Eski Roma'da imparator Nero 'nun olmadik delilikler ve gaddarliklar yaptigi bilinen bir seydir. Yine bunun gibi Caligula ' nin amcasi Claudius 'un, her kes tarafindan bunak bir kimse olarak bilindigi halde, imparatoruk makamina oturtuldugu da dogrudur. Fakat su bir gerçektir ki ne Roma'da ve ne de bir baska yerde halkin, seriat ülkelerinde oldugu kadar geri zekali, kötü ruhlu ve halk düsmani kimselere sayginlik besledigi, koyun sürüleri seklinde boyun egdigi görülmemistir.Eski Roma'da halk, Nero 'nun isledigi cinayetlere karsi nihayet bir an gelmis ayaklanmis ve onu intihara zorlamistir. Ölümünden bir süre sonra ona saygi duyar olmasi, her seye ragmen bu gaddar ruhlu imparator'un bazi olumlu davranislarda bulundugunu anlamasindandir857. Claudius 'a gelince, o da , her ne kadar imparatorluk makamina getirildigi zaman bunak diye bilinmekle beraber, görevde kaldigi sürece olumlu sayilabilecek isler görmüs, ülkeyi adeta mamur etmistir858. Onu, Osmanli döneminin Bunak Mustafa 'si ile kiyaslamak mümkün degildir. Çünkü bunakligi ve akilsizligi ile Osmanli tarihinde ün yapmis bulunan Mustafa, sadece yeniçerili'lerin degil fakat din ulemasi'nin ve halk yiginlarinin da hayranlik duydugu bir padisah olmustur. Onun bunakliginda ve hamakatinda bu siniflar ilahi bir "gerek ve hikmet" bulmuslardir 859. Hatirlanacagi gibi ikinci Osman' a karsi isyan eden Yeniçeri ocagi, Ulema'nin daha önce "Aklen yetersizdir" gerekçesiyle taht'tan indirdigi Bunak Mustafa 'yi, 1618 yilinda, ayaklarina kapanircasina yeniden tahta çikarmistir. Taht'tan indirdigini bir daha asla taht'ta çikarma geleneginde olmayan Yeniçerililer, bu gelenegi akilli ya da yurda yararli olabilecek padisah'lar ugruna degil de, padisah'larin en bunagi ve budalasi için bozmustur. Bunak Musta 'yi ikinci kez taht'a çikarmistir ama Üçüncü Selim ya da ikinci Mahmut gibi millete yararli olabilecek olanlari yok etmege çalismislardir. Bütün bu davranislarda Yeniçerili'ye destek olan ve onu alkislayan bir cahil halk yiginlari vardir ki, destek olduklari Yeniçerili'den daha da asiri bir bagnazlikla bu bunak padisah'a baglanmis, ve onun giderek artan bunakliginda ulviyet ve kutsallik aramistir. Cevdet Pasa 'nin agzindan dinleyelim: "Sabit ve anlamsiz bakislari ve davranislariyle akil yeteneginden mutlak sekilde yoksun bulunmasina ragmen Mustafa'nin bu cinnetvari yönlerini pek çok kimseler ve özellikle din ulemasi, uhreviligin ve ruhaniligin bir isareti olarak görmekteydiler. Ramazan'in son günlerine dogru Seyh Cerrah Muhammed efendi su vaiz'da bulundu :-'Üc günden beridir ki kutsal padisahimiz odalarina çekilmisler ve dua etmekle ve aglamakla günlerini geçirmektedirler; kimseyi de görmek isteginde degillerdir. Ruya'larinda selefi Osman'i öbür dünyada en büyük mevkilere erismis olarak görmektedirler-'. Bu sözler hazir bulunanlarin gözlerinden yaslar getirmistir..."

Yeniçerililerin daha sonra Mustafa aleyhine döndükleri dogrudur, fakat bu dönüs, onun bunakligini anladiklarindan degil ve fakat Mustafa 'nin kendi çikarlarina aykiri düsecek sekilde kararlar almasindan ve özellikle sarap satisini yasaklamasindandir. Çünkü bu satislardan Yeniçerililer pay almakta idiler. Fakat ne ilginçtir ki Yeniçerilinin Mustafa aleyhine dönmesinden sonra bile Ulema va halk, Bunak Mustafa' yi Tanri'nin sevgili padisah'i olarak görmekten geri kalmamislardir.

Seriat halklari sadece bunak ve akilsiz olanlari degil, fakat hirsiz ve sahtekar tabiatli yöneticileri de kendilerine bas taci etmekten geri kalmamislardir. Yine Osmanli tarihinden örnek vermek gerekirse, Sultan Ahmed 'in veziri Nasuhi Pasa, ki padisah'in 3 yasindaki kizi ile nikahlanmisti, dis görünüsü itibariyle gösterisli, efendi ve fakat iç yüzü itibariyle son derece ahlaksiz bir insandi; hayat'ta deger verdigi tek sey para ve iktidar idi; yaptigi servetin haddi hesabi yoktu; insan varligina karsi en ufak bir sevgi ve saygisi yoktu. Ama halk yiginlari ona tapardi. Buna karsilik bu ayni halk , dürüst ve faziletli kim varsa her kesi tastan tasa vururdu: Üçüncü Murad döneminin Ferhad Pasa 'larinin ya da Satirci Mehmet Pasa' larinin acikli akibetleri yüzlerceden sadece iki örnektir. Gerçekten de adlarini belirttigimiz bu iki pasa, gayret ve dürüstlükleriyle millete oldukca büyük hizmetlerde bulunmus olduklari halde, her ikisi de Padisah tarafindan alçakca öldürtülmüslerdir. 860.

Öte yandan kardes katlinde rakipsiz sayilabilecek padisahlari da halk yiginalri, "Yüce padisah" olarak bagirlarina basmislardir. Bilindigi gibi kardes katli gelenegi, din adaminin ve Ulema'nin tesvik ve destegiyle ve daha dogrusu bu uygulamayi Kur'an hükümlerine uygun bulmalari sonucu yerlesmistir. Fatih Sultan Mehmed 'in, kendi öz kardeslerini, daha ana karninda iken öldürtmesi olayi, Osmanli tarihcilerinden Tabizade 'nin kaleminde fazilet niteliginde bir sey olarak anlatilmistir.

Yine bunun seriat ülkeleri hükümdarlarinin ve yöneticilerinin büyüklüklerini halk ve hatta ülema, onlarin gaddarliklarina ve öldürttükleri insan sayisina göre saptardi. Örnegin Osmanli döneminde dördüncü Murad 'in ya da Köprülü 'nün "büyüklüklerini" yapan sey bu olmustur 861. Ve halk, bunak ya da zalim olanlari ve kardes katil'lerini "melek" niteliginde görmüs ve onlara tapmayi görev bilmistir. Insan kafalari kestirmekle ün salanSultan Selim 'in methiyesini yapan Cenabi 'ye göre bu gaddar padisah bir "aziz" 'dir, bir "havariyun" 'dur, "sefkat dolu büyük bir insandir", " halk sevgisiyle dolu ulu bir padisah" 'tir. Kardeslerine karsi besledigi kiskançlik yüzünden onlari teker teker yok etmesi, kendi öz babasini öldürtmesi, yegenlerini kendi gözleri önünde kiliçtan geçirtmesi ve hatta bu cinayetlere bizzat yardimci olmasi, evet bunlarin hepsi, Cenabi efendimiz gibi "aydinlarin" kalemiyle egitilen halklar için., birer fazilet ve insanlik örnegi sayilmistir

Ve iste bugün Atatürk 'ü "Deccal" ve "Türk'e toprak kaybettiren kisi" seklinde tanimlayip küçülten ve fakat buna karsilik Abdülhamid gibi soysuz ve gaddar bir padisah'i "Toprak kazandiran Ulu han" seklinde yüceltenler de ayni kara zihniyetin günümüzdeki temsilcileridir. Genç ve körpe kusaklara Abdülhamid 'i "Koca bir dag ve Kanuni'yi bu dag üzerinde bir çöp" olarak tanitirlar. Oysa ki "Toprak kaybettirmemistir" yalanlariyle tanittiklari o hain padisah, Bosna-Hersek, ve Yeni Pazar, ve Karadag, ve Romanya ve Bulgaristan ve Ardahan ve Batum ve Kibris gibi topraklarin kaybina sebeb olduktan gayri, bir de asil kötülügü ve cehaleti ve iki yüzlülügü ve halk düsmanligi ile ün yapmis bir kisidir. Özgürlüklere öylesine düsmandir ki lugat kitaplarindan "özgürlük' sözcüklerini çikartmistir; Halk'in fikren gelismesine ve aydin kimselerin yetismesine öylesine karsidir ki "Tarih ve felsefe" konularinin Universite ögrenim programlarinda yer almasini yasaklamistir. Kendisi koyu cahil oldugu halde, halki çocuk zekali kabul edip her türlü hak ve özgürlükten yoksun kilmis, ve toplum ahlakini çökerten "jurnalcilik" rezaletini yerlestirmis, seriat''in koruyucu imis gibi görünüp seriat yasaklarini, hiç belli etmeden, sadece kendi yasamlari itibariyle çignemis, istibdat ugruna ne mümkünse her seyi yapmis, yurtsever insanlari yok etmekten sikilmamis, "Mesrutiyet'i" getirmek için ugrasan "Ittihad ve terakki Firkasi" 'na karsi her türlü yildirma usullerini uygulamis, Mithat Pasa'yi vicdansizca bogdurtmus, ve sanki bütün bu soysuzluklari yapan o degilmis gibi bir de ordu'nun Makedonya üzerine yürüyüse geçmesiyle özgürlük kahramani kesilmis ve bu firka'nin baskani olmak isteyecek kadar haysiyetsiz davranislara tenezzül etmis, ve iste bu melanet ve cehalet ve ihtiras içerisinde ülkeyi felaketlere sürüklemistir. Ve iste bütün bu tiksinti verici yönlerine ragmen simdi aydin sandigimiz kimseler ve halk, bu adami fazilet örnegi ve yurtsever insan kiligina sokma egilimindedir. Ve onu böylesine yüceltenler, özgürlük savasimcisi Mithat Pasa' yi "Bayragimiza taç taktirtan bir düsman" olarak ilan etmekten de kaçinmamaktadir. Tipki seriatci Mehmet Akif 'i "yurtsever" diye göklere çikarip adina okullar açtirirken buna karsilik Tevfik Fikret gibi bir özgürlük asigini "zonguç" diyerekten batirdigi gibi. Oysa ki Mehmet Akif yurtseverligi ile degil fakat seriat severligiyle ve seriat için Türk'ü feda edebilirligiyle ün yapmistir; buna karsilik Tevfik Fikret, kendi toplumunu insanlik ve uygarlik yoluna sokmaga çalismistir.

* *

Bir yabanci yazar,1916 yilinda yayinladigi bir kitabinda , Osmanli padisah'larinin gaddarliklarini ve hunharliklarini ve hele kardes öldürme aliskanliklarini ve halka karsi insafsiz davranislarini incelerken, kendi kendisine su soruyu sorar: "Nasil olur da müslüman toplumlar, bütün bu cinayetler serisi'nin insanlari olan padisah'lari (ve yöneticileri), kendilerine dünyevi ve uhrevi lider seklinde görebilirler?". Bu soru'nun cevabini da söyle verir :"Bu, ancak din anlayisini (müspet) ahlak anlayisindan ayirma gelenegine yönelmemis olmanin sonucudur!" 862. Dogrudur, çünkü insanlik tarihi sunu göstermektedir ki dinsel ahlak anlayisi yerine müspet akil ürünu ahlak anlayisini seçmedikce, her türlü cinayeti, her türlü kötülügü, her türlü insanlik disi davranisi kolaylikla "makbul" ve "mesru" görme olasiligi vardir. Baska din'lerde ve baska toplumlarda da bu böyle olmustur: müspet ahlak anlayisinin ahlaksizlik seklinde gördügü seyleri dinsel ahlak, kolaylikla "ahlaki" görebilmistir: örnegin Tanri adina "Kafirlerle" savasmak, çapulculuk yapmak, esirler almak, ganimetleri paylasmak ya da bunlara benzer tutum ve davranislar, semavi dinlerin kutsal kabul ettigi Kitab'larda "Tanri emirleri" olarak vardir. Tevrat'da oldugu gibi Kur'an'da da bu tür hükümler bulunur. Kur'an'in Tevbe suresi' nin 5ci ayet'inde : "Müsrikleri nerede gorürseniz öldürün" diye yazilidir. Ayni ayet'in 29cu suresi'nde "Kitabli'lara (yani yahudilere ve hiristiyanlara) karsi, ya Islami kabul edene ya da cizye verene kadar" savas açilmasi açiklanmistir. Hadis hükümleri arasinda, hirsizlik yapan ya da zina eden kimselerin, seriat emirlerinden bazilarini yerine getirmek kaydiyle çennet'e gidecekleri anlatilmistir. Kur'an disinda ahlak olmadigina inanmis insanlarin müspet aklin ve ahlak anlayisinin kabul edemeyecegi bu seyleri ahlakilik seklinde kabul etmesi kadar dogal ne vardir ki?

Öte yandan müslüman kisiler, devleti yönetenlerin (örnegin halife'nin) Tanri'nin yeryüzündeki temsilcisi olduguna ve onlarin (Kur'an'a aykkiri düsmeyen) her davranisinda ilahilik yattigina inandirilmislardir. Muhammed'in bir hadis'inde : "Yönetici olarak basinizda bulunan kisi, üzüm tanesi kadar küçük beyinli bir habesi dahi olsa, ona itaat ediniz" diye emredilmistir. Bu inanislarla yogurulmus beyinler için iktidar sahiplerinin davranislarini olumlu ölçülere göre degerlendirmek elbetteki mümkün degildir. Bundan dolayidir ki yöneticilerin gaddar ve insafsiz davranislarinda daima bir "ilahilik" , bir "hikmet yattigini sanir. Gazali ya da Ibn Teymiyye gibi ünlüler bile, halifelerin ve yöneticilerin müspet akla sigmaz davranislarini hep bu açidan olumlu bulmuslardir.863

*