XVII) Bati'da Aydin sinif'in Zorlamasi Sonucu Olaraktir ki Din Adam'lari, Biraz Daha Insancil Bir Din Anlayisina ve Biraz Daha Halk Çikarlarina Yönelik Olmak Üzere Is Görür Olmuslardir; oysaki seriat dünyasi'nin din adamlari halki irtica araci yapmislardir:

17ci ve 18 ci yüzyil düsünürlerinin , din kurulusuna ve din adamlarina ya da hatta onlarla isbirligi yapanlara karsi baslattiklari amansiz savasimi, 19ci ve 20ci yüzyillarda sürdüren aydin sinifin amaci da , tipki evvelkiler gibi, insan zekasini din kurulusunun ve din adamlarinin köleliginden ve sömürüsünden kurtarmak, ve insan beynini islemez hale getiren her türlü engeli yikmak olmustur. Fransa gibi akilciligin yeserdigi ülkelerde aydin siniflarin en yogun kesimi, geleneksel iman anlayisini terketmistir. Devlet mekanizmasinda ve egitim alaninda, ve bilim , san'at ve edebiyat dallarinda ve sosyal yasamlarin her noktasinda kilit noktalari geleneksel dine inanmayan elemanlar isgal eder olmustur. Volney ya da Dupuis ya da De Tracy gibi yazarlar, din kurulusuna ve din adamlarina karsi daha önce baslatilan düsmanligi , biraz daha pekistirmislerdir. Hepsi de Hiristiyanligin temel ilkelerine karsi rasyonel direnis yaninda din denilen seyin her yönüne karsi adeta savas kampanyasi açmislardir. O kadar ki Napolyon' un, sirf siyasal çikarlar adina dine taviz vermek üzere , Papalik ile "Concordat" imzalamasina bile direnis göstermislerdir 887.

"Restorasyon" dönemi ile birlikte din duygularinin biraz güçlendigi dogru olmakla beraber 19cu yüzyil boyunca din ve din adami düsmanligi Fransa'da halkin yasamlarinin bir parçasi olmustur. "Monarchie de Juillet" (1814-1830) döneminde Victor Cousin, ve "Second Empire" (1830-1875) döneminde Victor Duruy , ve 1875 yilinda ilan edilen "TrosiSme Republique" döneminde Adolphe Thiers ve Jules Ferry gibi siyaset adamlari, Parlamento'dan kanunlar geçirtmek suretiyle Klise'nin ve din adam'larinin iyice hakkindan gelmislerdir. Içlerinde onalari vatana ihanetle suçlayan ve en büyük düsman seklinde tanitanlar olmustur. Örnegin Gambetta , 3 Mayis 1877 tarihinde Meclis'te yaptigi bir konusmada, ruhban sinifini , Fransiz halki için en büyük düsman olarak göstermekteydi 888. Gerçekten de Klise, kendisini Papa'ligin emrinde görevli sayarak, geçmis bütün dönemler boyunca Fransa'nin çikarlarini daima Papa'ligin çikarlarina feda egilimini göstermistir. "Cumhuriyet" rejimi yerine "Kirallik" rejiminin yerlesmesini sirf bu çikarlar adina savunmus, ve 1789 ihtilalinden sonra "Cumhuriyet" ilkelerini her vesile yikmaga çalismistir. Ve iste bu soysuzluklara karsidir ki aydin güçler halktan yana olup savasmislardir . Emiles Combes ve Jean JaurSs gibi ünlü yazarlar, Henri de Rochfort gibi gazeteciler, ve Emil Zola gibi romancilar ve daha niceleri, hep birlikte bu savasi doruk noktasina eristirmislerdir.

Ve iste bir yandan din kurulusuna, ve Klise'ye ve din adam'larina , ve diger yandan batil inanislara ve dinsel safsatalara karsi aydin'in verdigi savasim sonucundadir ki hem siyasal iktidar'lar ve hem de asil Klise daha olumlu, ve daha insancil bir tutum takinmistir. Örnegin daha önceleri Papa'ligin mutlak otoritesine bagli olarak her seyi, ve hatta ulusal ulusal çikarlari dahi , feda edebilirken, simdi artik bu aliskanliktan uzaklasir olmus ve laik devlet anlayisina bagli olarak halkin gelistirici caba'lara katilmistir. Öte yandan iktidar'lar , halki ve yeni kusaklari akilci egitimle yetistirir olmuslardir. Ne ilginçtir ki halkinin büyük bir çogunlugu katolik olan Fransa'da, 1789 ihtilalinden sonra (1939 yilina gelinceye kadar) hiç bir katolik, önemli sayilabilecek bir göreve (örnegin Bakanlik gorevine) getirilmemistir. Egitim isi tamamen laik kilinmis ve laik kalmasi için kanunlar geçirilmistir 889. Bati'nin diger pek çok ülkeleri için de durum asagi yukari bu dogrultuda olmustur.

Bati'daki bu gelismeye karsilik seriat ülkelerinde ters yönde bir gidis kendisini gösterir. Din kuruluslari ve din adamlari , hiç bir seyi halkin ve ülkenin çikarlari dogrultusunda ele alabilecek kerteye gelmemislerdir; sadece seriat çikarlari açisindan hareket ederler. "Aydin" bilinen siniflar ve siyasal güç'ler, her türlü kurtulus umudunu, seriat'in özü'ne baglilikta ve "Aydin!" din adami yetistirme cabalarinda arama ilkelliginden kurtulamamislardir. Medet umduklari sey din adamlaridir. Din'in özüne dönmekle, ve din adamini cehaletten kurtarmak için okullar açmakla, sihirbaz degneyi misali, her seyin düzelecegine, her kötü gidisin önlenecegine ve "hidayete erisilecegine" inanislar, halki da bu masallarla uyutmuslardir. Türkiye gibi Atatürk sayesinde seriat batakligindan ve din adamlarinin saltanatindan kurtulan ve laik uygarliga dogrulan ve bu sayede diger bütün seriat ülkelerini geride birakan bir ülkede aydin siniflar, seriat'in özüne dönüs özlemlerine kapilmaktan geri kalmamislardir. Söylemege gerek yoktur ki bu özlem, seriat'in özü'nün ne oldugunu bilmemelerinden ve bilmek için caba göstermemelerinden kaynaklanmaktadir. Caba sarfetmis olsalar hastaligin mikrobunu bulup hastayi tedavi yolunu arayacaklari muhakkaktir. Seriat'in özüne dönmekle ya da din okullari açip diplomali din adamlari yetistirmekle felaket yoluna girildigini anlayacaklardir. Nitekim 20ci yüzyilin sona ermekte oldugu su dönem de Türkiye' gibi "laik" bir ülkenin "laik" egitim kuruluslarinda, ve devlet okullarinda insanlara , bugün hala Orta Çag degerleri ve verileri belletilmektedir. Orta Okul ve Lise'lerde okutulan "Ahlak" derslerinde "Gerçek" ve "Iyi" ve "Güzel" olarak ne varsa her seyin seriat verilerinde yattigi, seriat ile kit'alara egemen olunacagi, evlenmenin din geregi oldugu, fazilet eylemlerinin mükafati ve süç'ün cezasi olan her seyin Tanri emri olarak seriat'da bulundugu, çok sayida kadinla evlenmenin Türk'lerin eskiden beri sahip olduklari ve Islam'a girdikten sonra da sürdürdükleri bir gelenek oldugu, seriat dini geregince kadinlarin yargiçlik, imamlik, vs yapamayacaklari, ve daha buna benzer nice çag disi hususlar vardir. Cami'lerde halka belletilen seyler ise akil ve insafa sigmayan, ve gerçek din ve Tanri anlayisiyle bagdasmayan seylerdir. Bütün bunlar , aydin geçinen çevrelerin onayi ile, ya da yüzde doksani itibariyle yüksek diplomali yöneticilerin geçirdikleri kanunlarla olusan seylerdir890.

*