Muhammed'in söylemesine göre Tanri sadece üç toplulugu (Yahudi'leri, Hiristiyan'lari, Sâbiî'leri) "Ehl-i Kitâb" diye tanimlamis, geri kalanlari ise "Ehl-i sirk" saymistir. Su durumda Budizm, Brahmanism vs... gibi dinlerin saliklerinin dahi "Kâfir", ya da "müsrik") olarak kabul edilmeleri gerekir.


Mekke ve çevresi disindaki dünyâ hakkinda pek fazla bir bilgiye sahip bulunmayan Muhammed, yer yüzünde Yahudilik'ten, Hiristiyanlik'tan ve Sâbiî'lik' ten baska inançlar oldugunu, ya da baska dinlere mensup insanlar bulundugunu bilmiyor olmalidir ki, Tevrat, Zebur, Incil ve Kur'ân'dan baska bir Kitâb'dan söz etmemistir [Tevrat'i Musa'ya, Zebur'u da Davud'a vahyedilmis kitaplar olarak tanimlamistir (K. Nisâ 163)]. Sâbiî'likten söz ederken dahi bunun ne oldugunu bildirmemistir. Bundan dolayidir ki, Sâbiî'ligin ne oldugu hususu, Kur'ân yorumculari arasinda 1400 yil boyunca çesitli sekillerde tanimlanmis, ve Sâbiîler, Ebû Hanife gibi Imam'lar tarafindan "Ehl-i Kitap" sayilmislardir. Bununla beraber, Muhammed'in söylemesine göre Tanri, güyâ sadece Yahudilere, ve Hiristiyanlara ve Arap'lara hitâben onlarin dil'leriyle konusmustur, ve sadece onlara kendi içlerinden peygamberler seçmis ve kendi anlayacaklari dil'lerde Kitâb'lar göndermistir. Örnegin Arap'lara söyle demistir: "Bu indirdigimiz (Kur'ân) kutsal Kitâb'dir, ona uyun. -'Bizden önce iki topluluga kitâb indirildi, bizim onlarinkinden haberimiz yok-', veya -'Bize kitâb indirilseydi onlardan daha dogru yolda olurduk-' demekten sakinin ki merhamet olunasiniz..." (K. 6 En'âm 155-157). Her ne kadar "Ehl-i Sirk" deyimiyle Muhammed, Kitabli'lar disinda kalanlari kastetmis olmakla beraber, esas itibariyle putataparlari anlatmak istemistir. Ancak ne var ki onlar için kullandigi "müsrîk" deyimi, dünyâ'nin baska bölgelerinde yasayipta Tanri fikrine yönelmemis olan toplumlari, örnegin Budizm'e ya da Brahmanism'e mensup olanlari da kapsar olmak gerekir. Eger bu din'lerin varligindan haberi olmus olsaydi, kuskusuz ki onlari da zikreder, ve onlara karsi da, "müsrik"ler, ya da "Tanrisiz"lar hakkinda koydugu hükümlerin uygulanmasini emrederdi. Çünkü Budizm, Tanri diye bir sey bilmez; ya da "ruh" diye bir seyden söz etmez; daha dogrusu "Kâinata hükmeden, ve insanlara emirler veren bir Tanri"'ya yer vermez. Buna karsilik kendi salîk'lerinin inanir olduklari ilâhlari (yâni "tanricalari") benimser. Bunlari, dünyâ'yi yaratanlar olarak degil, fakat insanlardan daha güçlü varliklar olarak benimser. Kisilerin dahi bu duruma geçebileceklerini kabul eder. O kadar ki, Budizm'e göre bir insan, iyi davranislariyle kendi kendisini "tanri" olarak yeniden yaratmis olabilecek ve mutluluga erisebilecektir. Fakat eristigi zaman dahi bu hal, devamli bir hal olmayip, daima yenilegelen bir hal teskil edecektir.

Öte yandan Budizm, "Tanri var midir, yoksa yok mudur?" ya da "ölümden sonra âhiret ("hayat" karsiligi olarak) var midir, yok mudur?" ya da "dünya ebedî ve ezelî midir, yoksa degil midir?", seklindeki sorulara yanit bulunulacagini kabul etmez. Bunlari bilmenin mümkün ve gerekli olmadigini, ve çünkü insan aklinin bunlari kesfetme olanagina sahip bulunmadigini söyler. Daha baska bir deyisle Budizm, Kur'ân'da yazilanlarin tam tersine olmak üzere, "uhrevî ve nihaî gerçegin" ve daha dogrusu Tanri'nin, âhiret'in, Cennet ve Cehennem'in, Kiyâmet günü'nün ve buna benzer seylerin tanimlanamayacagina ve bunlarla mesgul olmanin vakit kaybi sayilacagina inanmistir.

Brahmanizm'e gelince, bu dini inanista her ne kadar Tanri fikri var ise de bu "Tanri", Kur'ân'dakine benzer bir Tanri olmayip, "nefs" denen seyden ibarettir; ve hareket eden ve etmeyen her seyde ebedî ve ezelî olmak üzere yasayan bir fikir, bir düsüncedir.

Bütün bu yönleriyle Budizm ve Brahmanizm, Islâm'in tahammül alani disinda kalan, Kur'ân emirlerine terslik yaratan, Tanri ve Peygamber anlayisini yadsiyan ve bu nedenle Kur'ân'a göre "gerçek olmayan" dinlerdir. Bu dinlere mensup olanlar Kur'ân'i Tanri emirleri olarak, ve Muhammed'i de Peygamber olarak kabul etmediklerine göre, öldürülmek gereken kimselerdir: tipki Tevbe sûresi'nde zikredilen "müsrik'ler" gibi!