Isa'nin "Ben Seriâti yikmaga degil tamam etmege geldim" seklindeki sözlerine dayali olarak Islâm'i, ezel'den beri tek gerçek din seklinde gösterip Yahudi'leri ve Hiristiyan'lari Müslüman yapma taktigi

Sik sik belirtigimiz gibi Muhammed, ilk baslarda kendisini sadece Mekke ve civarindaki Arap'lara gönderilmis peygamber olarak tanimlamistir. Tanimlarken de Kur'ân'a: "Eger Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardi... " (K. Mâide 48) seklinde koydugu âyet'lerle Tanri'nin insanlari tek bir ümmet yapmayip çesitli ümmetler halinde ayirdigini, ve her ümmete kendi içinden peygamberler, kendi dilinden Kitab'lar verdigini, Allah'i taniyan ve ahirete inanan Yahudi'lerin ve Hiristiyan'larin, kendilerine verilen Kitab'lara (Tevrat, Incil, vs...) uymalari gerektigini ve iyi isler yapmak kaydiyle Tanri'nin mükafatina kavusacaklarini bildirmistir. Nasil ki Yahudi'lere Tevrat, ve Hiristiyan'lara da Incil verildi ise1, Arap'lara da kendi dillerinden Kitab olmak üzere Kur'ân'in verdigini söylemistir .

Fakat kendisini, Arap'lardan gayri bir de Yahudi'lere, Hiristiyan'lara ve diger insanlara peygamber olarak kabul ettirme özlemine kapilinca, farkli bir tema islemege baslamistir; daha dogrusu o zamana kadar Tevrat'in "yol gösterici ve nurlandirici" olarak Yahudi olanlara indirildigini, ve yine bunun gibi Hiristiyan'larin Incil'e uymalari gerektigini bildirirken (Bkz. K. Mâide 44, ve 47), daha sonralari, bu söylediklerini gözardi edercesine, Yahudi'lerin ve Hiristiyan'larin, esas itibariyle müslüman olduklarini, kendilerine daha önce verilmis olan kitaplari tahrif ettiklerini, ve bu nedenle artik Kur'ân'a göre davranmalarinin emrolundugunu söyler olmustur. Daha önceleri: "Eger Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardi... " (K. Mâide 48) seklinde konusurken, simdi Tanri'nin bütün insanlara, daha ilk yarattigi andan itibaren, tek bir din olmak üzere Islâm'i verdigini söylemistir. Bu konuda isledigi tema, özetle sudur: Bütün insanlara, tek ve gerçek din olmak üzere verilen dîn, sadece Islâm'dir. Yahudilerin ve Hiristiyanlarin sahip olduklari din, aslinda Islâm dinidir; onlara gönderilmis olan peygamberler, hep müslümanlikla emrolunmuslardir, ve kendi ümmetlerine Islâmiyeti ögretmekle görevlendirilmislerdir. Onlar marifetiyle indirilen Kitab'lar (yani Tevrat ve Incil) aslinda müslümanligin esaslarini kapsiyan kitablardir ki asli, "Ana Kitâb" (Ümmülkitap/ Levh-i mahfuz) olarak gökte, Tanri'nin katindadir (Bkz. K. 13 Ra'd sûresi,m âyet: 39-40). Tanri peygamberlerin her biri ile ayri ayri ahid yapmis ve onlara verdigi Kitâb'lari ve hikmeti tasdik eden bir peygamberin gelecegini ve ona inanmak ve yardimci olmak gerektigini bildirmistir, ki o da güyâ Muhammed'tir (K. Al-i Imrân, 81)2. Fakat Yahudiler ve Hiristiyanlar, kendilerine belletilenlerin bir kismini unutmuslar ya da "tahrif" etmisler, bu yüzden anlasmazliga düsmüslerdir (K. Imran 187; Mâide 14-15) Ve iste simdi Tanri, Muhammed'i, en son peygamber olarak bütün insanlara Kur'ân ile birlikte yollamistir (K. Al-i Imrân, 48-49; Enbiyâ 108, 156-7; Hûd 17, vs...). Diger peygamberlerden her birini kendi kavimlerine gönderdigi halde, Muhammed'i bütün kavimlere göndermistir3. Bundan dolayidir Yahudi'ler ve Hiristiyan'lar, Muhammed'i "peygamber" olarak kabul etmeli, Kur'ân'i da kendi Kitab'lari olarak benimsemelidirler. Bunu yapmakla iman degistirmis olmiyacaklar, aksine gerçek imana ulasmis olacaklardir!

Iste bu yukardaki tema'yi pekistirmek maksadiyle Muhammed, bir de "Var olani yikmak için degil ve fakat tamamlamak, ve bozulani aslina uydurmak için" Tanri tarafindan görevlendirildigi kanisini yaratmak istemistir. Hemen hatirlatalim ki bu taktige yönelirken yine Incil'den yararlanmis ve Isa'nin vaktiyle Yahudileri kendisine inandirmak üzere söyledigi su sözleri izlemistir: "Sanmayin ki ben Seriat'i yikmaga geldim; ben yikmaga degil fakat tamam etmege geldim" (Bk. Matta'ya göre Incil: Bap 5:17).

Ancak ne var ki Muhammed, yukardaki sekilde konusurken, birazdan görecegimiz gibi, hosgörüsüzlüge yönelmekten baska bir sey yapmayacaktir.


I) Muhammed'in söylemesine göre Tanri'nin insanlara verdigi tek "gerçek" din Islâmiyet'tir, ve insanlar için kurtulusa çikmak ancak bu dine girmekle mümkündür.

Muhammed kendisini Yahudilere ve Hiristiyanlara peygamber olarak kabul ettirmek ve onlari Islâm'a sokmak isterken, onlar da müslümanlari kendi dinlerine çagirirlar, ancak bu yoldan kurtulusa çikacaklarini hatirlatirlardi. Örnegin Yahudi'ler, Müslüman'lara gelip: "Yehûdi olunuz ki hidâyete eresiniz" derlerdi; Hiristiyan'lar da ayni seyi yaparlar ve müslümanlara: "Hiristiyan olunuz ki hidâyete eresiniz " derlerdi (K. 2 Bakara 136). Dogru yola ancak bu sekilde girebileceklerini söylerlerdi.

Onlarin bu tür konusmalarina karsi Muhammed, dogru yolun Ibrahim'in yolu oldugunu, ve bu yolun Islâm oldugunu, çünkü Ibrahim'in ilk müslüman peygamber olarak gönderildigini söylerdi; söylerken de kendisini, Tanri tarafindan Ibrahim'in yolunu seçmekle emrolundugunu bildirirdi. Kendisine "vahyedilen" seylerin, daha önce aynen Ibrahim'e ve onun soyundan gelenlere (Ismail, Ya'kub, Musa, vs, ve Isa) indirilmis oldugunu ekler ve eger Yahudiler ve Hiristiyanlar, Müslümanlarin îman ettikleri seylere îman edecek olurlarsa "muhakkak dogru yolu bulmus olacaklardir" derdi (K. 2 Bakara 136)4

Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanri güyâ daha ilk insani yarattigi andan itibaren Islâm dinini yerlestirmis ve bu din'i "Insanlara, yaratilista verdigi dîn olarak" (K. 30 Rûm 30) kabul etmistir. Ederken de: "Allah katinda din, süphesiz Islâmiyettir" (K. 3 Imran 19) demis ve: "Dosdogru olan din de (Islâmdir)" (K. 98 Beyyine 5) diye eklemis ve bu din'in "Gerçek" ve "Dosdogru" ve "En üstün" tek din oldugunu, her ümmete ve her peygambere, her vesile ile tekrar ederek bildirmistir. Güyâ Ibrahim'i peygamber olarak seçtiginde ona müslümanligi "gerçek din" olarak vermis ve ümmetini bu dinle uyarmasini emretmistir (K. Al-i Imrân: 65, 67; En'âm: 161; Nahl: 122-123, vs....).

Yine güyâ Tanri Ishak'i, Musa'yi, Davud'u vs... hep Ibrahim'in dininde kilmis, ve onlara kendi ümmetlerini Ibrahim'in dinine çagirmakla görevlendirmistir (K. Imran 95)

Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanri, Yahudiler'in Islâm'dan baska bir din aramamalari için sunu hatirlatmistir ki, Islâm dîni Tanri'nin kendi öz dîni olup insanlari yaratirken verdigi din'dir; bu i'tibarla Islâm'dan baska bir din istemek suçtur ve isteyenler kaybedeceklerdir: "...Allah'in dîninden baska bir din mi istiyorlar? Kim Islâmiyetten baska bir dine yönelirse onunki kabul edilmeyecektir" (K. 3 Imran 83-85).

Öte yandan Tanri, Meryem oglu Isa'yi da "Ruhundan üflemis olarak" yarattigini ve onlari âlemler için mûcize kildigini bildirmis, ve müslümanligin tek din oldugunu anlatmak üzere söyle demistir: "Dogrusu müslümanlik, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben Rabbinizim, artik bana kulluk edin" (K. 21 Enbiyâ 92)

Ve nihâyet Tanri, en son peygamberi olarak Muhammed'i seçmis ve ona, Islâmiyetin tek gerçek din oldugunu, ve Ibrahim'in ilk müslüman "peygamber" olarak emredildigini sik sik bildirmis ve bildirirken de Ibrahim'in dinine uymasini emretmis söyle demistir: "Ey Muhammed! Hakka yönelerek kendini Allah'in insanlara yaratilista verdigi dîne ver...Iste dosdogru dîn budur..." (K. 30 Rûm 30); "Bütün dinlerden üstün kilmak üzere peygamberini... Kur'ân ve hak dîn ile gönderen O'dur..." (K. 48 Fetih 28 ve ayrica bkz. 61 Saff 9); "Simdi ey Muhammed sana...'Ibrahim'in dinine uy' diye vahyettik" (K. 16 Nahl 123). Ve sözler üzerine Muhammed: "Süphesiz Rabbim beni... gerçek dine... Ibrahim'in dinine iletmistir..." (K. En'âm 161) diye konusmustur.

Daha baska bir deyimle Muhammed, Kur'ân'a koydugu bu tür hükümlerle, yer yüzünde gerçek olarak bir tek din bulundugunu ve bu dinin müslümanlik olup, Ibrahim'den Musa'ya ve Isa'ya varincaya kadar geçmisteki "peygamberler" araciligiyle önce Yahudi'lere ve Hiristiyan'lara, ve en son olarakta kendisi araciligiyle bütün insanlara verildigini, ve Islâmiyet disinda "gerçek" bir din indirilmedigini anlatmak istemistir.


II) Muhammed'in söylemesine göre, Islâm'dan gayri bir din'den "peygamber" gönderilmemistir; Tanri Adem'i, Ilk mülüman olmak üzere yaratmistir.

Tekrarlamak yararli olacaktir ki, Muhammed, ilk önceleri kendisini sadece Arap'lara, hattâ sadece Mekkelilere (Küreyslilere) gönderilmis peygamber olarak tanitmistir; tanitirken de: "...-'Dogrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum'-" (K. 6 En'âm 14) diye konusmustur. Tanri tarafindan, Küresli'leri uyarmak üzere gönderildigini söylemis ve Tanri'nin söyle dedigini eklemistir: "Ey Muhammed! Böylece sehirlerin anasi olan Mekke'de ve çevresinde bulunanlari uyarman...için sana Arapça okunan bir kitab vahyettik..." (K. 42 Sûrâ 7); ya da "Bu indirdigimiz... Mekkelileri ve etrafindakileri uyaran mubarek Kur'ân'dir..." (K. 6 En'âm 92)

Yani nasil ki diger ümmet'lere, örnegin Yahudi'lere ve Hiristiyan'lara, daha önce kendi içlerinden peygamberler gönderildi ise, kendisinin de Arap'lara, Arap kavmi içinden seçilmis bir olarak gönderildigini bildirmistir. Daha baska bir deyimle ilk baslangiçta Muhammed'in aklindan, bütün insanlara gönderilmis "peygamber" oldugu fikri geçmemistir. Mekke'de kaldigi uzun yillar boyunca kendisinin "Ilk müslüman peygamber" oldugunu tekrarlamaktan bikmamistir. Fakat Yahudi'leri ve Hiristiyan'lari kazanmak ve müslüman yapmak hevesine kapildigi an agiz degistirmis, kendisini artik sadece Arap'lara degil fakat ayni zamanda Yahudilere ve Hiristiyanlara (ve daha dogrusu bütün insanlara) gönderilmis peygamber seklinde tanimlar olmustur. Adem'den bu yana gelmis geçmis bütün peygamberleri hep Müslüman peygamberler olarak tanimlamistir. Bununla beraber "peygamber"ler serisinde Ibrahim'e özel bir yer ayirmis, kendisini de Ibrahim'in dinine yönelmis olarak müslüman peygamberler zincirinin son halkasi ve onlarin en üstünü saymistir. Kur'ân'i bu dogrultudaki âyet'lerle doldurmustur. Örnegin A'raf Sûre'sine koydugu bir âyet'le, kendisini, Tevrat ve Incil'de yazili olan seyleri bildirmekle görevli olarak Yahudi'lere ve Hiristiyan'lara gönderilmis peygamber seklinde göstermistir: "...Bunu... âyetlerimize inanip, yanlarindaki Incil'de ve Tevrat'da yazili bulduklari... okuyup yazmasi olmiyan Peygamber Muhammed'e uyanlara yazacagiz. O peygamber onlara uygun olani emreder ve fenaliktan men'eder... Bu peygambere inanan... uyanlar, iste onlar saadete ererler..." (K. 7 A'raf, 156-7)

Görülüyor ki kendisini "Okuyup-yazmasi olmiyan" bir peygamber gibi tanimlamaktadir. Güyâ Yahudilerin ve Hiristiyanlarin kitaplarini okumamis, sadece kendisine Tanri tarafindan vahy'olan âyet'lere mazhar olmustur. Bu nedenle Tevrat'a ve Incil'e inananlar, onu peygamber olarak kabul etmelidirler.

Öte yandan kendisini, Arap'lardan gayri, Yahudi'lere ve Hiristiyan'lara ve diger insanlara da peygamber olarak kabul ettirmek üzere söyle konusmustur: "Benden evvel her peygamber, kendi kavmine gönderilirken, ben bütün insanlara peygamber gönderildim "5. Bu söyledigini pekistirmek üzere Kur'ân'a su âyet'i koymustur: "Ey Muhammed! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik..." (K. 21 Enbiya 107)

Kendisini âlemlerin peygamberi rolünde, Islâmiyeti de "tek gerçek" din olarak tanimlayinca, artik bütün Arap'lara ve Yahudi'lere ve Hiristiyan'lara ve digerlerine bu dinde toplanmalari ihtarinda bulunmak zamani gelmistir. Daha önceleri : "... dinini (Islâm'i) bütün dinlere üstün kilmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O'dur (Tanri'dir" (K. 61 Saf 9), derken, simdi bir adim daha atarak: "Dogrusu müslümanlik, bir tek din olarak sizin dininizdir..." (K. 21 Enbiya 91) demege baslamistir. Bunu söylerken "De ki!...-Artik müslüman olacak misiniz?" (K. 21 Enbiya 108) diye tehditler savurmaktan geri kalmamistir. Hemen ekleyelim ki giderek güçlendikçe, bu tehditleri kiliç yolu ile saldiri eylemleri sekline dönüstürecektir.



III) Muhammed'in söylemesine göre Ibrahim, ne Yahudi ve ne de Hiristiyan'dir: o, müslümanlikla emrolunmus bir peygamberdir. Ondan sonra gelen peygamberler (örnegin , Ismail, Ishak, Musa, Davud, Süleyman, vs... ve Isa) hepsi de "Islâm"dirlar.


Yahudiler ve Hiristiyanlar Muhammed'e daha önceki peygamberler hakkinda ne düsündügünü sorarlar, o da onlara, Tanri'dan vahy geldi diyerek Adem'den Nuh'a ve Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya varincaya kadar çogu peygamberlerin adlarini siralar ve: "Bunlar arasinda fark bulmayiz ve biz onlara itaatkariz" (K. 4 Nisâ 163) seklinde konusurdu. Konusurken de Adem'i, Nuh'u, Ibrahim'i, Musa'yi, Isa'yi ve daha dogrusu bütün "peygamberleri" "Müslüman" peygamberler olarak tanimlamakla beraber, asil Ibrahim üzerinde durur ve onun, ne Yahudi ve ne de Hiristiyan olmayip "ilk müslüman" oldugunu söylerdi. Böyle yapmasinin nedeni suydu: Yahudi'ler ve Hiristiyan'lar, Ibrahim'i kendi dinlerinin babasi gibi benimsemis olduklari için, Ibrahim'in dinine yönelmis gibi görünmek sûretiyle onlari kendisine baglayabilecegini hesaplamistir. Imran Sûre'sine koydugu âyet söyledir: "...Ibrahim Yahudi de, Hîristiyan da degildi, ama dogruya yönelen bir müslim'di..." (K. 3 Imrân 65,67).

Bunu söylerken Ibrahim'in "tek gerçek" din olan Islâm ile emrolundugunu (K. En'âm 161) belirtmis, kendisini de Ibrahim'in dinine yöneltilmis gibi göstermistir: "Süphesiz Rabbim beni... gerçek dine...Ibrahim'in dinine iletmistir" (K. 6 En'âm 161). Bu söyledigini biraz daha pekistirmek üzere de: "Simdi Ey Muhammed sana...'Ibrahim'in dinine uy' diye vahyettik" (K. 16 Nahl 123) seklinde âyetler eklemistir.

Oysa Tevrat'da Nûh'un, Ibrahim'den önce yasamis oldugu yazilidir. Kur'ân'da da bunun böyle oldugu anlatilmistir (Bkz. K. Yunus 72, Saffat 81). Bu böyle olduguna göre, söyle bir soru hatira gelmektedir: Nûh'u, Ibrahim'den önce gönderilmis "müslüman" bir peygamber olarak gösterdigi hâlde Muhammed, neden Kur'ân'a "Nûh'un dinine uy" diye âyet koymamistir da "Ibrahim'in dinine uy" seklinde âyet koymustur? (Örnegin K. Nahl 123). Bunun nedeni, biraz yukarda belirttigimiz gibi, Ibrahim sayesinde Yahudilerle iliski kurup onlari kendisine baglamanin daha kolay olacagini düsünmüs olmasindandir. Çünkü Tevrat'a göre Ibrahim'in Ismail ve Ishak adinda iki oglu oldugu ve Ishak'tan Ya'kub ve ondan da Israilogullari neslinin geldigi kabul edilir. Muhammed ise Ismail'i, Araplarin ecdadi yapmis ve Ibrahim'i de Arap'larin öz babasi saymistir. Ibrahim'i müslüman imis gibi gösterip onun dinine yönelmeyi öngörürken, Yahudi'leri ve Arap'lari ayni noktada birlestirecegini hesap etmistir.

Gerçekten de bir yandan kendisini Ibrahim'in dinine yönelmis gibi gösterirken, diger yandan da Yahudilere: "... Allah dogru söyledi,... Ibrahim'in dinine uyun" diye konusur (K. Imran 95), ve "...Ibrahim'in dininden, kendini bilmezlerden baska kim yüz çevirir?..." (K. Bakara: 130) seklindeki âyet'lerle onlari Islâm'a sarilmaga çagirirdi. Yahudileri, Ibrahim'in dinine yöneltebildigi takdirde, Islâm'a yöneltmis olacagini düsünürdü. Bütün bunlari yaparken Kâ'be'yi de Ibrahim'in makami imis gibi göstermeyi ihmâl etmezdi (K. 3 Imran 97). Yine bunun gibi, kendisini Ibrahim'in dinine yönelmis gösterirken, Yahudileri (ve bu arada "Hanif" diye bilinenleri) de kendisine çekmis olacagini hesap ederdi. Tekrar hatirlatalim ki "Hanif" sözcügü "Dogru yolda olan" ve dolayisiyle "Müslüman olan" anlamina gelir. Böylece Yahudiler Muhammed'i "Peygamber" olarak kabul etmekle, Ibrahim'in dinine uymaktan baska bir sey yapmamis olacaklardi.

Fakat sadece Ibrahim'i "Müslüman" peygamber imis gibi göstermekle kalmamistir; Ibrahim'den sonra gelen bütün peygamber'leri de "müslümanlikla emrolunmus" gibi tanimlamak üzere Kur'ân'in çesitli Sûre'lerine âyet'ler siralamistir. Bu âyet'lere göre Ibrahim'in ogullari olan Ismail, Ishak, Ya'kub ve o'un ogullari olan Israilogullari ve torunlari ve bunlara gönderilen bütün peygamberler (örnegin Musa, Harun, Davud, Süleyman, Yusuf, Idris, Elyesa, vs...) hep müslümandirlar. Örnegin Saffat Sûre'sinde Ibrahim'in oglu olan Ishak'in, iyi bir müslüman peygamber olarak gönderildigi müjdelenmistir: Ankebut Sûresi'nde Lut'un, kendi milletini dogru yola sokmak için gönderildigi belirtilmis ve Ibrahim'in dînine, yâni müslümanliga inandigi eklenmistir (K. 29 Ankebut 26,28-34). Ayni Sûre'de Suayb 'in Medyen halkina gönderildigi, ve halkini Tanri'ya kulluk edip âhiret gününden umut beslemege çagirdigi bildirilmistir (K. 29 Ankebut 36). Meryem Sûre'sinde Ibrahim'in diger oglu Ismail'in (ki Muhammed'e göre Arap'larin ecdadidir) namaz kilip zekat verenlerden oldugu, ve çevresindekilere de böyle yapmalarini emrettigi yazilidir (K.19 Meryem 54-55. Yine Meryem Sûre'sinde Adem'in, Nuh'un, Idris'in, Ibrahim'in, Israil'in ve bunlarin soylarindan gelenlerin hep müslüman olduklari anlatilmistir (Bkz. Meryem sûresi, âyet: 55-58). Bakara Sûre'sinde Ibrahîm'in, Ishak'in, Ismâil'in, Ya'kub'un ve torunlarinin, ve Musa'nin ve Isa'nin müslüman olduklari bir kez daha vurgulanmistir (K. 2 Bakara 136-140). Güyâ Tanri, bu kisilerin müslüman olmadiklarini iddiâ edenlere çatmak üzere Muhammed'e su sekilde konusmasini emretmistir: "(Ey Muhammed! onlara) -'Yoksa Ibrahim, Ismâil, Ishak, Ya'kub ve torunlarinin Yahudi veyâ Hiristiyan olduklarini mi söylüyorsunuz? Peki, Siz mi yoksa Allah mi daha iyi bilir? '-de..." (K. Bakara 140).

Yusuf Sûre'sinde Yusuf'un: "Atalarim Ibrahim, Ishak ve Ya'kub'un dinine uydum" (K. 12 Yusuf 37) diyerek kendi müslümanligini kanitladigi yazilidir. Yine ayni sekilde Musa'nin ve kardesi Harun'un müslüman olduklarina, ve Israilogullari'ni müslümanlikla uyarmak üzere görevlendirildiklerine dair âyet'ler vardir (K. Bakara 53; Yunus 75 vs...)

Muhammed, sadece Yahudilere gönderilen peygamberleri Müslüman imis gibi göstermekle kalmamistir: Hîristiyanlarin peygamberi diye bilinen Isa'yi, Isa'nin anasi Meryem'i, ve Havarileri dahi müslüman olarak tanitmistir. Örnegin Mü'minûn Sûre'sinde bütün peygamberlerin müslümanlikla emrolunduklarini bildirirken, Enbiyâ Sûre'sinde de Meryem ile oglu Isâ'nin müslümanligini söyle açiga vurur: "...Meryem'e ruhumuzdan üflemis, onu ve oglunu, âlemler için bir mûcize kilmistik. Dogrusu müslümanlik, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben Rabbinizim..." (21Enbiyâ 91-92).

Isa'nin Havârileri'nin müslüman olduklarina dair Imran Sûre'sine sunu koymustur: "Havâriler söyle dediler: -'Biz Allah'in yardimcilariyiz, Allah'a inandik, Islâm oldugumuza sâhid ol... " (K. Imran 52).

Hatirlatalim ki kendinden önceki peygamberleri hep "müslüman" olarak tanitirken Muhammed, kendisini de peygamberlerin en sonuncusu olmak üzere "bütün insanlara" gönderilmis peygamber olarak tanitmistir; hem de güyâ peygamberlerin arasi kesilmis kanisina kapilmalarini önlemek istercesine: "Ey Kitab ehli! Peygamberlerin arasi kesildiginde-'Bize ... uyarici gelmedi-' dersiniz diye size açikca anlatacak Peygamberimiz geldi. Süphesiz o, size müjdeci ve uyarici olarak gelmistir..." (K. 5 Maide 19) diye âyet'ler koyar (86).

Kur'ân'i da Tevrat'i ve Incil'i açiklayan Kitab olarak tanimlamak üzere Yahudilere ve Hiristiyanlara hitaben söyle der: "Ey Kitab Ehli, Kitab'da gizleyip durdugunuzun çogunu size açikça anlatan ve çogundan da geçiveren Peygamberimiz gelmistir. Dogrusu size Allah'tan bir nûr ve apaçik bir kitab gelmistir" (K. Mâide 15,19). Bunu yaparken ayni zamanda da onlari, kendilerine daha önce verilen kitab'lari (Tevrat'i ve Incil'i) tahrif etmekle, ve belletilenleri unutmakla suçlar: "...Onlar sözleri yerlerinden degistirirler. Kendilerine belletilenlerin bir kismini unuttular..."; "-'Biz Hiristiyaniz-' diyenlerden söz almistik; onlar kendilerine belletilenin bir kismini unuttular, bu yüzden aralarina kiyâmete kadar düsmanlik ve kin saldik..."; (Bk. Maide 13,14. Ayrica bkz. Imran 19,105-156)

Ancak ne var ki Muhammed, bu yukardaki taktige basvurmakla, karsisindakileri inandirici bir sonuç alamamistir. Çünkü bir kere Yahudileri ve Hiristiyanlari hosnud etmek üzere onlarin bazi geleneklerini kabul etmekle beraber (örnegin Kible'yi Kudüs'e çevirmek, ya da onlara helal olanlari benimsemek, vs...), esas itibariyle Arap geleneklerine yer vermekteydi. Böyle yaptigi içindir ki ki Yahudiler, Hiristiyanlar ve "Hanif" diye çagirilanlar müslüman olmaktan kaçinmislardir. Abû Amr olayi bunun tipik örneklerinden biri olarak söyle: Medîne'de Evs'lerin liderlerinden biri olan Abû Amr b.Seyfi b. al-Numan, Muhammed'in bütün israrlarina ragmen Islâmiyeti kabul etmez. O kadar ki sirf Islâm'a karsi oldugunu anlatmak için kendi toplumunu terkedip Mekke'ye göç eder. Fakat az zaman sonra Medine'ye döner ve Muhammed'in yanina giderek sorar: "Nedir senin getirdigin din?". Bu soruya Muhammed: "Benim getirdigim din Haniffiya'dir, yani Ibrahim'in dini'dir" diye cevap verir. Bunun üzerine Abû Amr söyle der:"Eger getirdigin din Ibrahim'in dini ise, benim de izledigim zaten o'dur". Fakat Muhammed ona :"Hayir senin izledigin din, Ibrahim'in dini degildir" deyince Abû Amr kizar ve söyle karsilik verir: "Evet o'dur, fakat sen, Ey Muhammed, Haniffiya dinine ait olmiyan seyleri (Ibrahim'in dinine) ekledin". Bu cevaba karsi Muhammed: "Hayir ben onu en saf sekliyle getirdim" deyince Abû Amr dayanamaz ve Muhammed'i yalancilikla suçlayarak söyle der: "Tanri yalanciyi evsiz barksiz ve yapa yalniz biraksin ve gurbette öldürsün" 6. Daha baska bir deyimle Abû Amr sunu anlatmak ister ki Muhammed, her ne kadar Yahudileri hosnud edip müslüman yapmak üzere Tevrat'tan aktarmalar yapmakla bertaber, Kur'ân'i Arap geleneklerine yer veren hükümlerle doldurmaktadir.

Öte yandan Yahudi'ler ve Hiristiyan'lar, Muhammed'e inanmadiklarini söylerlerken, ondan, "peygamber" olduguna dair saglam delil getirmesini isterlerdi: "Madem ki peygamber oldugunu söylüyorsun, o halde Tanri'yi bizimle konustur da O'nun sesini duyalim" seklinde konusurlardi (K. Bakara 118; Nisa 153-4)7. Bunu derlerken, vaktiyle Musa'nin, Israil ihtiyarlarindan yetmis kisi ile birlikte daga çiktigina, ve Tanri ile konustuguna dair Tevrat'da yer alan hükümleri öne sürerlerdi8

Onlarin bu tür dileklerini yerine getiremeyecegini bildigi için Muhammed, öfkelenir ve Tanri'nin kimse'ye görünmedigini, bu sekilde istekte bulunanlari yildirim ile çarptigini söylerdi. Bu maksatla Tevrat'daki olayi, kendi durumuna uydurmak üzere farkli sekle sokarak onlara, Tanri'nin söyle konustugunü söylerdi:: "Ey Muhammed! Kitab ehli, senin kendilerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyügünü istemislerdi ve -Bize Allah'i apaçik göster-demislerdi. Zulümlerinden ötürü onlari yildirim çarpmisti...." (K. Nisa 153-4). Böyle derken, baska bir vesileyle: "... Ve Allah Musa ile gerçekten konustu" (K. Nisa 164) seklinde koydugu âyet'leri gözardi ederdi; ya da bu sözlerini: "konustu ama görünmedi" anlamina getirirdi.

Fakat bütün bunlar bir yana, bir de bu tür sorular sordular diye Tanri'nin Yahudi'leri azarladigina dâir Kur'ân'a âyet'ler koyardi ki, bunlardan biri söyle: "Yoksa, daha önce Musa'nin sorguya çekildigi gibi, siz de peygamberinizi sorguya mi çekmek istiyorsunuz?..." (K. Bakara 108)9

Söylemege gerek yoktur ki birbirine ters düsen sözleriyle onlari kendisine inandirmasi pek güç idi. Hele Ibrahim'i, kendisinden önce "müslüman peygamber" olarak gönderilmis göstermesi ve "Benim dinin Ibrahim'in dini'dir" seklinde laf etmesi, Yahudilerin pek garibine giderdi. Biraz önce degindigimiz gibi Ibrahim'i "Hanif" olarak kabul eden kimseler dahi: "Sen haniffiya dinine, ona aykiri olan seyleri soktun" diye konusurlardi.


*


Bu vesile ile eklemek gerekir ki Muhammed'in bu yukardaki taktigi, olumlu bir sonuç vermek söyle dursun, ve fakat Tanri fikrini zedeler nitelikte olmustur. Çünkü ona göre Tanri, daha önceki Peygamberleri müslümanlikla emrolunmus gibi gösterdigi halde, Islâmiyetin tümünü indirmek hususunda Muhammed'in dogusunu beklemis gibidir; çünkü Maide Sûre'sinde söyle yazilidir: "Bugün size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladim, din olarak size Islâmiyeti begendim..." (K. 5 Maide 3).

Ibrahim'den Isa'ya kadar bütün peygamberlerini müslüman olarak gönderdigini bildiren ve onlara: "Ey peygamberler... süphesiz bu müslümanlik, bir tek din olarak sizin dininizdir" (K. 23, Mü'minûn 51-52) diyen bir Tanri'nin, müslümanligin esaslarini onlara bölük pörçük belletip, Muhammed'in gelmesini beklemesi, ve onun gelisiyle Islâm'i tamamlayaci hükümler indirmesi, pek anlasilir gibi görünmemekte!


Öte yandan Tanri, yine Muhammed'in söylemesine göre, Yahudi'leri ve Hiristiyan'lari yüzlerce yil önce müslüman yapip dogru yola sokmak istemis, onlara müslüman peygamberler göndermis, fakat her ne himetse Arap'lari (diger milletleri) ihmâl etmis olmaktadir! Nedendir? bilinmez! Haydi diyelim ki Arap'lari ve diger milletleri ihmâl etti ve onlari müslüman yapmakta gecikti; pek iyi ama Arap'lari müslüman yapacak idiyse, neden acaba Muhammed'in anasini ya da babasini Müslüman kilmamis, ve söylendigine göre Amine'yi Yahudi, ve Abdullah'i putperest olarak birakmis, canlarini o sekilde almistir? Bununla da kalmamis, üstelik bir de Muhammed'e, onlar için magfiret dileme iznini vermemistir. Olacak sey midir bunlar? Buna benzer daha nice sorunlari akilci yoldan cevaplandirmak mümkün müdür?

Fakat her ne olursa olsun, Tanri fikrini zedeleyici bütün bu hususlar, kuskusuz ki Muhammed'in günlük siyâsetinin sonuçlari olarak ortadadir.

1 Örnegin Mâide sûresi'nde: "Dogrusu Biz yol gösterici ve nuirlandirici olarak Tevrat'i indirdik. Kendisini Allah teslim etmis Peygamberler, yahudi olanlara onunla... hükmederlerdir..." (K. Mâide 44). "Incil sahipleri, Allah'in onda indirdikleriyle hükmetsinler..." (K. Mâide 47)

2 Bu maksatla Muhammed'in Kur'ân'a koydugu âyet aynen söyle: "Allah peygamberlerden ahid almisti: -And olsun ki size Kitap, hikmet verdim; sizde olani tasdik eden bir peygamber gelecek; ona mutlaka inanacaksiniz ve ona mutlaka yardim edeceksiniz, ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?- demisti. (Onlar) -Ikrar ettik- demislerdi de: -?ahid olun, Ben de sizinle beraber sâhidlerdenim- demisti... " (K, Al-i Imrân, 81).

3 Buharî'nin Câbir b. Abdullah'tan rivâyetine göre Muhammed'in söylemesi söyle: "Benden evvel her Nebi hassaten kendi kavmine ba's olunurken, ben Umum-i Nâsa ba's olundum" (Bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 245-6, hadîs no. 223)

4 "Ehl-i Kitab size: -Yahûdi, yâhut Hiristiyan olunuz ki hidâyete eresiniz- dediler. Sen de onlara deki: -Hayir biz dogru yola yönelen Ibrahim milleti câmiâsindan oluruz ki, hiç bir zaman müsriklerden olmamistir-..." (K. Bakara 136).

5 Ilgili hadîs'ler için bkz. Sahih-i Buharî Muhtasari.. (Cilt II, sh. 245, hadîs no. 223)

6 Islâm kaynaklari, Mekke'nin Muhammed tarafindan fethi üzerine Abû Amr'in Taif'e kaçtigini, oranin fethi üzerine de Suriye'ye göç ettigini kaydetmekte.

7 Bu konuda Muhammed Kur'ân'a su âyet'leri koyar:

"Bilmeyenler: -Allah bizimle konusmali veya bize bir hayet gelmeli degil mi?- dediler. Onlardan öncekiler de onlarin dediklerini söylemislerdi. Kalbleri birbirine benzedi" (K. Bakara, 118).

"Ey Muhammed! Kitab ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan, bundan daha büyügünü istemislerdi ve: -Bize Allah'i apaçik göster- demislerdi. Zülümlerinden öteri onlari yildirim çarpti..." (K. Nisha, 153-154)

8 Tevrat'in Çikis kitabinda anlatilan hikâye'ye göre Musa, güyâ Israil ihtiyarlarindan yetmis kisi ile birlikte dgga çikmis ve orada Tanri'yi görmüstür. Bkz. Tevrat/.Çikis, Bap XXIV: 9-18, ve ayrica Bap XXV: 1 ve d.)

9 Bu konuda bkz. Ibn Ishak, age (1980), 257 ve d.