KORKARSANIZ KORKUTULURSUNUZ!

Prof. Dr. Ilhan Arsel

Akilci dusuncenin ve laikligin temsilcilerinden biri olarak Ahmet Taner Kislali, kuskusuz ki seriatci icin buyuk bir tehlike idi. Onu alcakca oldurenler, korku ve dehset sacici usullerle benzeri tehlikeleri onlediklerini sanarak simdi muhtemelen sevinmektedirler; tipki daha once Ugur Mumcu'yu, Turan Dursun'u, Muammer Aksoy'u ve digerlerini oldurerek sevindikleri gibi. Onlara sunu hatirlatmak gerekir ki, ne kadar dehset sacarlarsa sacsinlar, ne kadar cok aydinin canina kiyarlarsa kiysinlar, seriatin insan beynini kemiren, her turlu fikirsel gelismeyi kostekleyen, insan sahsiyetinin haysiyetini yok eden, insanlar arasi sevgiye yuz ceviren yonlerinin sergilenmesini onleyemeyeceklerdir. Isledikleri bu cinayetler, gercek aydinlari sindirmek degil, fakat aksine, seriat canavarina karsi savasmakta daha da azimli ve kararli kilmaktan baska bir ise yaramayacaktir.


Bu vesileyle su gercegi tekrar belirtmekte yarar var ki, kisileri bu tur cinauyetlere surukleyen nedenler, seriatin bizatihi kendisinde yatar. Aciniz seriat kaynaklarini (Ornegin Diyanet Baskanligi'nin yayinlarini), ve okuyunuz oradaki olum sacan ya da tehdit yagdiran buyruklari, ve bu buyruklarin 1400 yillik uygulanmasiyle ilgili olaylari! Goreceksiniz ki hedef edilenler, seriat verilerine boyun egmeyenler, vahy'in akla ustunlugunu kabul etmeyenler, yani akilciligi tek gecerli rehber bilenlerdir, ki "kafir" olarak ilan edilmislerdir. Onlara olum sacan bu buyruklar arasinda: "Tanri'ya es kosanlari nerede bulursaniz oldurun", ya da "Her kim dinini (ki Muslumanliktir) degistirirse, onu hemen oldurunuz", ya da "Allah ve Peygamberiyle savasanlarin ve yeryuzunde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi oldurulmek, veya asilmak, yahut capraz olarak el- ayaklari kesilmek ya da yerlerinden surulmektir....", ya da: "...Kendilerine Kitap verilenlerden (Yahudilerden ve Hristiyanlardan) Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, Allah ve Resulu'nun haram kildigini haram saymayan ve (Islam'i) kendilerine din edinmeyen kimseler, kuculerek kendi elleriyle cizye (kafa parasi) verinceye kadar savasin (...). Cizye (....) obur bakimdan da onlarin Muslumanliktan imtinalarinin cezasidir...." gibi olanlari vardir. Diyanet Isleri Baskanligi'nin yayinlarindan aynen naklettigim bu (ve benzeri) buyruklar (ki cogu yayinlarimda cilt ve sayfa nolariyla belirtilmistir), insanlarimiza dinsel gida olarak verilmekte olup seriatcinin elinde, aydin kisileri yok etmek icin birer "dinsel gerekce" seklinde kullanilir. Her kim ki laikligi savunur, ya da seriat yerine akilciligi gecerli kilmaga calisir, o bu buyruklarin kurbani sayilir. Bundan dolayidir ki seriat zihniyetiyle yogurulmus olanlar, din adina islenen bu tur cinayetleri onaylamaktan ve alkislamaktan geri kalmazlar. Yer yuzundeki butun Islam ulkeleri, bunun boyle oldugunu kanitlayan orneklere sahne olmaktadir. Daha gecenlerde Teslime adindaki bir Pakistan'li aydin bir kadin, seriatin cagdaslikla bagdasamaz hukumlerine kafa tuttu diye, nerede ise yakilacakti. Islam ulkelerinin en fazla gelismislerinden sayilan Misir'da, nice aydin kisiler, "Seriat cagimizda uygulanamaz" seklinde konustuklari icin, ayni akibete maruz birakilmislardir. Bakiniz size bunun gercekten ibret verici son orneklerinden birini ozetliyeyim, ve bu ornegin bizdeki alkislayicilarini takdim edeyim.



Misir'da 1992 yilinin Agustos ayinda, Farat Fuda adinda bir yazar sokak ortasinda, ve herkesin gozleri onunde seriatcilar tarafindan oldurulur. Oldurulmesinin sebebi, seriatin cagimizda artik uygulanamayacagina dair gazetelerde yazi yazmasidir. Kisa zamanda ele gecirilen caniler hakkinda dava acilir. Dava sirasinda suclarini itiraf eden saniklarin avukati, ortada suc diye bir sey bulunmadigini ve cunku muvekillerinin seriat buyruklarini yerine getirdiklerini soyliyerek beraat isteginde bulunur. Gerekce olarak ileri surdugu hususlar sudur: "Oldurulen kisi (yani Farat Fuda) seriatin uygulanamayacagini soylemekle Tanri'yi ve Muhammed'i inkar etmistir; inkar etmekte dinden cikmis demektir. Dinden cikanlarin oldurulmeleri ise seriat emridir. Su durumda Farat Fuda'yi oldurenler seriatin bu emrini yerine getirmislerdir. Seriat Misir Kanunlarinin temel kaynagi bulundugu icin, bu kisilerin davranislari suc degil, fakat aksine kanuna uygun sayilmak gerekir". Katillerin avukati tarafindan one surulen bu hususlarin gecerliligini saptamak maksadiyla Mahkeme, Misir'in en unlu din bilginlerinden Seyh el-Gazzali'yi bilirkisi secer. Bu unlu din bilgini, mahkeme onundeki ifadesinde, Farat Fuda'nin buyuk bir suc isledigini ve cunku gazetelerde yazi yazarak seriatin bugun artik uygulanamayacagini one surdugunu, ve bunu yapmakla Tanri'ya karsi savas acmis sayildigini (ornegin Maide suresinin 33.u ayetini inkar ettigini), yani dinden cikmis oldugunu, dinden cikanlarin ise oldurulmelerinin seriat geregi bulundugunu soyler, ve onu oldurenlerin cinayet sucu islemediklerini, curumlerinin basit bir kanun ihlalinden ibaret oldugunu, ve aslinda devlet organlarinca tatbik edilmek gereken bir cezayi onlarin uyguladiklarini belirtir; bu sebeple, isledikleri curmun "cinayet" degil fakat olsa olsa "tazir" (dayak) cezasini gerektirici bir eylem oldugunu bildirir. Bunlari soylerken dayanagi ozellikle Kur'an ayetleri ve Muhammed'in Kur'an olmayarak soyledigi sozlerdir (hadislerdir). Misirli Seyh el-Gazzali efendimiz, daha sonraki bir tarih itibariyle (Aralik 1997), "al-Macalla" adli bir dergiye vermis oldugu beyaninda, Farat Fuda'nin oldurulmus olmasindan dolayi duydugu mutlulugu da dile getirmekten geri kalmamistir. Ne hazindir ki seriat ulkelerinin tumunun, bugun hala yer yuzunun en geri, en ilkel ulkeleri arasinda yer almasina sebep olan bu zihniyet, sadece Misir'da degil fakat bizde de cok gecerlidir; kendilerini "aydin" olarak goren, ve guya gericilikle savasiyormus gibi gorunen nice ilahiyatcilarimiz var ki, Misirli Seyh el-Gazzali'nin Kur'an anlayisina hayranlik beslediklerini soylemekle ovunmektedirler. Ote yandan aydin din adami yetistirmek amaciyla acilan Imam Hatip okullarinda, ya da Ilahiyat Fakultelerinde (ve Kur'an kurslarinda) okuyan iki bucuk milyon genc, biraz yukarda bir kac ornek olmak uzere verdigim Diyanet yayinlarindaki seriat buyruklariyle egitilmektedirler.


Bu tur "aydinlar"la Turkiye nasil ve ne zaman aydinlik cagina cikabilir diye sormak gerekir! Fakat her ne olursa olsun sunu dusunerek teselli bulmak mumkun ki, devamli sekilde gelisen insan akli, bir gun gelecek mutlaka seriatin yalanlarla dolu icyuzunu ortaya vuracak, ve yer yuzunun bir milyari askin buyuk bir bolumunu gerilikler ve sefaletler icinde tutan, her turlu gelismeden yoksun kilan kohne duzenin kokunu kaziyacaktir. Kitaplarimdan birinde yazdigim gibi, biz aydinlara dusen sey, seriatcinin kara zihniyetine karsi cesaretle dikilmek, "seriat buyrugudur" diye halkin beynine yerlestirilen seyi akil suzgecinden gecirip elestirmek, halka ozgur dusuncenin ve akilciligin nimetlerine eristirmek, boylece din bezirganlarinin saltanat hevesine son vermek ve asil onemlisi, Ataturk'un : " .....onlardan korktugunuzu ihsas ederseniz, gercekten sizi korkuturlar." seklindeki sozlerini izlemektir.