Bu vesileyle su gercegi tekrar belirtmekte yarar var ki, kisileri bu tur cinauyetlere
surukleyen nedenler, seriatin bizatihi kendisinde yatar. Aciniz seriat kaynaklarini
(Ornegin Diyanet Baskanligi'nin yayinlarini), ve okuyunuz oradaki olum sacan ya da tehdit
yagdiran buyruklari, ve bu buyruklarin 1400 yillik uygulanmasiyle ilgili olaylari!
Goreceksiniz ki hedef edilenler, seriat verilerine boyun egmeyenler, vahy'in akla
ustunlugunu kabul etmeyenler, yani akilciligi tek gecerli rehber bilenlerdir, ki
"kafir" olarak ilan edilmislerdir. Onlara olum sacan bu buyruklar arasinda:
"Tanri'ya es kosanlari nerede bulursaniz oldurun", ya da "Her kim dinini
(ki Muslumanliktir) degistirirse, onu hemen oldurunuz", ya da "Allah ve
Peygamberiyle savasanlarin ve yeryuzunde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi oldurulmek, veya
asilmak, yahut capraz olarak el- ayaklari kesilmek ya da yerlerinden
surulmektir....", ya da: "...Kendilerine Kitap verilenlerden (Yahudilerden ve
Hristiyanlardan) Allah'a ve ahiret gunune inanmayan, Allah ve Resulu'nun haram kildigini
haram saymayan ve (Islam'i) kendilerine din edinmeyen kimseler, kuculerek kendi elleriyle
cizye (kafa parasi) verinceye kadar savasin (...). Cizye (....) obur bakimdan da onlarin
Muslumanliktan imtinalarinin cezasidir...." gibi olanlari vardir. Diyanet Isleri
Baskanligi'nin yayinlarindan aynen naklettigim bu (ve benzeri) buyruklar (ki cogu
yayinlarimda cilt ve sayfa nolariyla belirtilmistir), insanlarimiza dinsel gida olarak
verilmekte olup seriatcinin elinde, aydin kisileri yok etmek icin birer "dinsel
gerekce" seklinde kullanilir. Her kim ki laikligi savunur, ya da seriat yerine
akilciligi gecerli kilmaga calisir, o bu buyruklarin kurbani sayilir. Bundan dolayidir ki
seriat zihniyetiyle yogurulmus olanlar, din adina islenen bu tur cinayetleri onaylamaktan
ve alkislamaktan geri kalmazlar. Yer yuzundeki butun Islam ulkeleri, bunun boyle oldugunu
kanitlayan orneklere sahne olmaktadir. Daha gecenlerde Teslime adindaki bir Pakistan'li
aydin bir kadin, seriatin cagdaslikla bagdasamaz hukumlerine kafa tuttu diye, nerede ise
yakilacakti. Islam ulkelerinin en fazla gelismislerinden sayilan Misir'da, nice aydin
kisiler, "Seriat cagimizda uygulanamaz" seklinde konustuklari icin, ayni akibete
maruz birakilmislardir. Bakiniz size bunun gercekten ibret verici son orneklerinden birini
ozetliyeyim, ve bu ornegin bizdeki alkislayicilarini takdim edeyim.
Misir'da 1992 yilinin Agustos ayinda, Farat Fuda adinda bir yazar sokak ortasinda, ve
herkesin gozleri onunde seriatcilar tarafindan oldurulur. Oldurulmesinin sebebi, seriatin
cagimizda artik uygulanamayacagina dair gazetelerde yazi yazmasidir. Kisa zamanda ele
gecirilen caniler hakkinda dava acilir. Dava sirasinda suclarini itiraf eden saniklarin
avukati, ortada suc
diye bir sey bulunmadigini ve cunku muvekillerinin seriat buyruklarini yerine
getirdiklerini soyliyerek beraat isteginde bulunur. Gerekce olarak ileri surdugu hususlar
sudur: "Oldurulen kisi (yani Farat Fuda) seriatin uygulanamayacagini soylemekle
Tanri'yi ve Muhammed'i inkar etmistir; inkar etmekte dinden cikmis demektir. Dinden
cikanlarin oldurulmeleri ise seriat emridir. Su durumda Farat Fuda'yi oldurenler seriatin
bu emrini yerine getirmislerdir. Seriat Misir Kanunlarinin temel kaynagi bulundugu icin,
bu kisilerin davranislari suc degil, fakat aksine kanuna uygun sayilmak gerekir".
Katillerin avukati tarafindan one surulen bu hususlarin gecerliligini saptamak maksadiyla
Mahkeme, Misir'in en unlu din bilginlerinden Seyh el-Gazzali'yi bilirkisi secer. Bu unlu
din bilgini, mahkeme onundeki ifadesinde, Farat Fuda'nin buyuk bir suc isledigini ve cunku
gazetelerde yazi yazarak seriatin bugun artik uygulanamayacagini one surdugunu, ve bunu
yapmakla Tanri'ya karsi savas acmis sayildigini (ornegin Maide suresinin 33.u ayetini
inkar ettigini), yani dinden cikmis oldugunu, dinden cikanlarin ise oldurulmelerinin
seriat geregi bulundugunu soyler, ve onu oldurenlerin cinayet sucu islemediklerini,
curumlerinin basit bir kanun ihlalinden ibaret oldugunu, ve aslinda devlet organlarinca
tatbik edilmek gereken bir cezayi onlarin uyguladiklarini belirtir; bu sebeple,
isledikleri curmun "cinayet" degil fakat olsa olsa "tazir" (dayak)
cezasini gerektirici bir eylem oldugunu bildirir. Bunlari soylerken dayanagi ozellikle
Kur'an ayetleri ve Muhammed'in Kur'an olmayarak soyledigi sozlerdir (hadislerdir). Misirli
Seyh el-Gazzali efendimiz, daha sonraki bir tarih itibariyle (Aralik 1997),
"al-Macalla" adli bir dergiye vermis oldugu beyaninda, Farat Fuda'nin oldurulmus
olmasindan dolayi duydugu mutlulugu da dile getirmekten geri kalmamistir. Ne hazindir ki
seriat ulkelerinin tumunun, bugun hala yer yuzunun en geri, en ilkel ulkeleri arasinda yer
almasina sebep olan bu zihniyet, sadece Misir'da degil fakat bizde de cok gecerlidir;
kendilerini "aydin" olarak goren, ve guya gericilikle savasiyormus gibi gorunen
nice ilahiyatcilarimiz var ki, Misirli Seyh el-Gazzali'nin Kur'an anlayisina hayranlik
beslediklerini soylemekle ovunmektedirler. Ote yandan aydin din adami yetistirmek amaciyla
acilan Imam Hatip okullarinda, ya da Ilahiyat Fakultelerinde (ve Kur'an kurslarinda)
okuyan iki bucuk milyon genc, biraz yukarda bir kac ornek olmak uzere verdigim Diyanet
yayinlarindaki seriat buyruklariyle egitilmektedirler.
Bu tur "aydinlar"la Turkiye nasil ve ne zaman aydinlik cagina cikabilir diye
sormak gerekir! Fakat her ne olursa olsun sunu dusunerek teselli bulmak mumkun ki, devamli
sekilde gelisen insan akli, bir gun gelecek mutlaka seriatin yalanlarla dolu icyuzunu
ortaya vuracak, ve yer yuzunun bir milyari askin buyuk bir bolumunu gerilikler ve
sefaletler icinde tutan, her turlu gelismeden yoksun kilan kohne duzenin kokunu
kaziyacaktir. Kitaplarimdan birinde yazdigim gibi, biz aydinlara dusen sey, seriatcinin
kara zihniyetine karsi cesaretle dikilmek, "seriat buyrugudur" diye halkin
beynine yerlestirilen seyi akil suzgecinden gecirip elestirmek, halka ozgur dusuncenin ve
akilciligin nimetlerine eristirmek, boylece din bezirganlarinin saltanat hevesine son
vermek ve asil onemlisi,
Ataturk'un : " .....onlardan korktugunuzu ihsas
ederseniz, gercekten sizi korkuturlar." seklindeki sozlerini izlemektir.