Diyanet Baskani, gorevinin sinirlarini unutmus ve "hosgoru" kiligina burunmus olarak aleyhimde konusmayi kendine dert edinmise benzer: beni "Butun dinlere karsi" olmakla suclamaya devam etmekte. Bati dunyasinin aydinlanma cagina cikisi hakkinda zerrece fikri olmadigi icin, soylediklerinin kendisini ne derece gulunc durumlara dusurdugunun farkinda degil. Fakat farkinda olmadigi bir sey daha var ki o da, agzini actigi, ya da sapli bulundugu zihniyeti dile getirdigi her defasinda, kendi kendisini suclu duruma soktugudur.
Bu hususlari, cogu yayimlarimda, ve son olarak "Diyanet'e Cevap" adli kitabimda belirtmis olmakla beraber burada kisaca tekrarlayayim ki, bu zat'in (Diyanet Baskani olarak) insanlarimiza bellettigi seriat verilerinin basinda su gelir: "(Islam'dan) baska dinlere ragbet edenler, tam bir sapiklik ve ziyan icindedirler". (Bkz. Hutbeler, Diyanet Yayinlari, Ankara 1973, sh. 217)
Yine bunun gibi Diyanet, "musriklerin" (ya da "murted'lerin") oldurulmelerinden tutunuz da (Islam'i) kendilerine din edinmeyen kimselerle (Yahudilerle ve Hristiyanlarla), savasmaya (ve bu savasi onlarin "kuculerek elleriyle cizya -kafa parasi- vermelerine varincaya kadar surdurmeyi hak sayan, ve daha dogrusu yer yuzunu "Dar-ul Islam" ve "Dar-ul Harp" seklinde iki kamp halinde tutan seriat verilerini belletmekle mesguldur. Diyanet'in soylemesine gore "Cizye" denen sey, hem bir yandan "onlarin" Islam diyarinda oturmalari (ve yasam haklarinin korunmasi) karsiliginda odemekle gorevli olduklari bir odemedir, ve hem de asil muslumanligi kabul etmemelerinin cezasidir. Oyle bir ceza ki, muslumanligi kabul etmedikleri icin, onlari biraz daha asagilatmaya yarar niteliktedir, cunku odemek zorunda birakildiklari bu "Cizye"yi, "zelilane" bir sekilde, yani "kuculerek, elleriyle" vereceklerdir. Ceza'nin bu sekle sokulmasi, her "cizye" verdikce onlara muslumanligi kabulden kacinmalarinin kotu bir sey oldugunu hatirlatmak icindir. Diyanet yayinlarinda bu hatirlatma aynen soyle:
"Cizye...(Yahudilerin ve Hristiyanlarin) Muslumanliktan imtinalarinin cezasidir. Ayet'in son fikrasinda: bu vergiyi deruhte eden muahidlerin vergilerini bizatihi kendileri getirip zelilane bir vez'ile vermelerinin sart kilinmis olmasi da bunu teyit etmektedir ki, muahidlere her vergi verdikce Muslumanlik'tan imtinalarinin fenaligi ihtar edilmis olacaktir." (Diyanet'in yayimladigi Sahih-i Buhari Muhtasari...kulliyatinin, Cilt VIII, sh.451'e bakiniz.)
Islam'dan gayri dinlere karsi Diyanet'in tutumunu belirleyen seriat hukumleri sayisizdir. Sirf fikir edinilsin diye yukariya bunlardan sadece birkacini aldim.
Imdi boyle bir zihniyete sapli, ve halkimizi da bu zihniyetle yetistirmeye hevesli Diyanet Baskani'nin, birakiniz baskalarini din dusmanligi ile suclamaya kalkmasini, ve fakat laik bir devletin kuruluslarindan birinde yer almasini kabul mumkun mudur?
Bana gelince; butun yayimlarimda tekrarladigim gibi, benim "karsi" oldugum sey akla, mantiga, vicdana ve insanin insan'a sevgisine karsi olan her seydir, velev ki bu seyler "gokten indi" diye karsima cikarilsin.
Diyanet Baskani'nin, din duygularini incittigim ve dinle alay ettigim seklindeki iddialarina gelince bu iddialari cevaplandirmak icin bu kisinin "din" diye kabul ettigi ve insanlarimiza bellettigi nice seriat hukumlerinden iki ornek verelim (ki Seriat'tan kissa'lar adli kitabimdan alinmistir).
Bunlardan biri, Diyanet'in yayimlarindan alinma olarak, harfi harfine aynen soyle:
"...(Musa salla'llahu aleyhi ve sellem) bir def'a yikanmaga gitti. Elbisesini de bir tasin ustune koydu. Tas, elbisesini alip kacti. Musa (aleyhi's...selam): 'Aman tas, rubami! Aman tas, rubami!' diyerek (ve alabildigine kosarak) arkasina dustu. Beni Israil onu (bu halde) gorup de: '-vallahi Musa'da bir kusur yokmus-' deyinceye kadar (ardinca gitti). (Ondan sonra Musa (aleyhi's--selatu ve's-selam) elbisesini alip tasi dogmeye basladi.- Ebu Hureyre (radiya'ilahu anh) der ki: -Vallahi o tasta dayaktan hala alti, yahut yedi bere izi kalmistir." (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari...>Diyanet Yayinlari, Cilt I, sh 211, hadis No. 196).
Diger ornek, yine Diyanet yayinlarindan harfi harfine alinmis sekliyle soyle:
"Horozlarin ottugunu isittiginizde (dileklerinizi) Allah'in fazl-u kereminden isteyiniz! Zira horozlar melek gormuslerdir (de oyle otmuslerdir). Merkebin anirmasini isittiginizde de seytan (in serrin)den Allah'a sigininiz (ve: -'Euzu bi'llahi mine's-seytani'r-racim) deyiniz. Cunku merkep seytan gormus (de oyle anirmis)dir. (Bkz. Diyanet'in ayni yayini, Sahih-i...., Cilt IX, sh.66 ve d.)
Bu iki ornege bir de, olu insan vucudu ile ya da hayvanla cinsi munasebette bulunan oruclu kisinin kaza orucu tutmasi gerektigini ongoren hukmu eklersem oturdugunuz yerden mutlaka sicrayacaksinizdir. (Bkz. Diyanet Dergisi, Cilt IX, sayi 100-101, sh.307)
Yukardaki birkac ornekle bile yetinerek, simdi sormak gerekmez mi: "Insanlarimiza belletilen bu verileri DIN diye benimsemek mumkun mudur? Ya da bu verileri, ister yorumlu, ister yorumsuz olarak, her ne sekilde naklederseniz naklediniz, karsinizdakinin sizi: "Alay ediyorsun!" seklindeki ithamindan kurtulmaniz mumkun olur mu?
Soylemeye gerek yoktur ki bu hukumleri akil suzgecine vurarak
sergilerken, insanlarin din duygulariyla alay eden siz degil,
fakat bu tur verileri DIN diye belletenlerdir ki bunlarin basinda
Diyanet gelmektedir.
*********************