Aydinlik 4 Mayis 1993

Basyazi / Aziz Nesin

Itleri salip taslari baglamak

Süleyman Demirel'in saydam Türkiye'sinde bugün hala kitap toplatiliyor, hala... Basin, üzerine ölü topragi serpilmis gibi susuyor. En son Prof. Ilhan Arsel'in "Aydin ve Aydin" adli kitabi toplatildi. Ama aydin takimindan hiç ses yok.

Prof. Arsel 22 Nisan tarihli mektubunda söyle yazmis:

"...Insanlarimiza akilcilik asisi yapacak ve toplumumuza isik tutacak yayin organina hiç bugünkü kadar ihtiyaç duyulmadi sanirim. Davetinizi memnuniyetle kabul ederek yazi göndermeyi zevk bilecegim.

Daha önceki mektuplarimda sözünü ettigim önemli konu, "Kara Ses" diye bilinen ilkel kisinin sizin ve benimle ilgili malum hezeyanlari konusundadir."

Prof. Ilhan Arsel'i ençok "Seriat ve Kadin" adli onbirinci basimini yapmis olan çok degerli yapitindan tanirsiniz. Daha önce üniversite yayinlarindan olan, Islam bagnazligina ve köktenciligine karsi yayimlamis oldugu iki degerli yapitinin ne yazik ki yeni basimlarinin yapilmamis olmasi Türk ekin dünyasi için büyük eksikliktir.

Almanya'da yasayan ve söylentiye göre Almanya'da yedi bin kisilik ordusuyla Islami bir devlet kurmus olan "Kara Ses" saniyla ünlü Cemalettin adli yobaz Prof. Ilhan Arsel ve benim için idam fetavsi yada fermani çikarmistir.

Bir haftalik Almanya gezisinden 30 Nisan'da dönmüstüm. Bu gezimde konferanslar vedigim Frankfurt, Köln, Hamburg, Bremen, Berlin kentlerinde inanilmaz ölçüde ve siklikla Alman polisince korunuyordum. Hep kursun geçirmez arabalarda dolastim. Arkamda iki yada üç polis bulunuyordu. Arkadan birkaç polis arabasi bizi izliyordu. Yayinlara girip çikarken dis kapi önüne dizilen resmi polisler disinda beni koruyan polislerin sayisi kimi yerde on kadar, kimileyin daha da çoktu. Otellerde yatak odamin bitisigindeki odada gecelegin polisler kaliyor, bir ikisi de uyumadan oda kapisinin önünde bekliyordu. Konusmami dinlemeye gelen Türk ve Alman dinliyicelerim polislerce salonun kapisinda didik didik arandiktan sonra, salona birakiliyordu. Kimi yerde kursunlanma tehlikesine karsi önlem olarak disa penceresi olmayan küçük salonlarda konusma yapmak zorunda kaliyordum ve böyle bir yerde binden çok dinleyici kapidan dönmüstü. Örnegin, Berlin'de DGB, salonu vermeye söz vermisken, tam konusma günü sözünden dönmüs ve bütün izlence bozulmustu. Sonradan bir kilise, salonunu vermisti. Kisacasi çok tedirgin edici siki bir polis ablukasi içindeydim.

Türkiye'de koruma istemedigimi yetkililere bildiren iki dilekçe vermisken yine de beni Türk koruma polisleri korumaktadir. Sunu söyleyeyim ki, Alman polisinin çok sikici, tedirgin edici korumasini yasayinca, Türk koruma görevlisinin incelikli davranisini çok aradim.

Alman korumasinin özellikle Berlin'deki çok abartili korumasi öyle sikiciydi ki, sonunda dayanamayip, bu sikiligin nedenini sordugumda, Kara Ses'in Almanya'da "Köln'de" yasamakta olmasini neden olarak gösterdiler. Iste bu yüzden Berlin'deki konferansima su önsözle basladim:

"Nasrettin Hoca soguk bir kis gecesi komsu köylerden birine gidiyormus. Köyün köpekleri üstüne saldirmis. Hoca köpekleri kovmak için yerden tas almak istemis. Ama dondan buz tutmus taslari sökemeyince,

- Bu ne biçim köy, burda taslari baglamislar, itleri salmislar... demis.

Öyle görülüyor ki, Almanyada'da tipkisini yapmislar. Ben Almanya'ya konferanslar vermek için geldim. Ama Alman polisi beni tutuklu gibi siki bir denetimaltinda tutuyor. Öte yandan Cemalettin Kaplan denilen Kara Ses'li, Türkiye'deki kimi insanlar için idam fetvasi verirken, Almanya'da elini kolunu sallayarak özgürce dolasip yasiyor.

Demek Almanlar da taslari bagliyor, itleri saliyorlar!"