1) Erkek Çocugun Saçinin Bile "Altun" Degerinde Oldugu Inanci
Eger tarihî gerçekler cesaretle ortaya vurulabilse anlasilir ki kiz çocugu konusunda yer etmis bulunan olumsuz inançlarin kökeni, eski Arap yasamlanndan ziyade, Muhammed'ten gelmektedir. Çünkü Muhammed, erkek çocuklarla ilgili olarak eski Araplar tarafindan uygulanan gelenekleri daha da güçlendirirken, o dönemin "disilerle ilgili olumlu inançlarini da kökünden yok etmeye çalismistir, örnegin, erkek çocuklarin dogumunu, eski geleneklere uygun düsecek sekilde büyük senliklere konu yaparak Islamî bir uygulama haline sokmustur.
Ibn Hanbel'in "Müsned"inden ve Beyzavi'nin "Ensabu'l-Esraf"indan ögrenmekteyiz ki Muhammed, kendi kizlari içinde en fazla sevdigi Fatîma'nin iki erkek çocuk dogurmasindan büyük mutluluk duymustur; bu vesilelerle adeta bayram yapmis ve Cahilliyye döneminin gelenegi olmasina ragmen, bu çocuklarin saçlarinin kesilmesini ve fakirlere dagitilmasini emretmistir. Çünkü bu gelenek geregince erkek çocugunun saçi altin degerinde kabul edilirdi [306]
Ote yandan, kiz çocugunun varligini üzüntü konusu yapan da, herkesten önce, yine o olmustur. Her ne kadar kizi Fatîma'ya fazlasiyla düskün ve onu cani gibi sever görünmekle beraber, bu sevgi, kiz çocuguna karsi özel bir sevgiden dogma degildi. Çünkü olmus olsaydi, Hatice'den dogma diger kizlanna karsi da ayni yakinligi duymasi gerekirdi; oysa ki bu kizlarinin adini pek anmamistir bile. Kaldi ki Fatîma'yi bile, bütün o sever görünürlügüne ragmen, Ali'nin (yani Fatîma'nin kocasinin) sert ve hasin muamelelerine feda etmekten geri kalmamistir. Nitekim kocasi Ali ile kavgalastigi her defasinda Fatîma, Muhammed'e gelerek içini döker, üzüntüsünü belirtir ve ondan teselli beklerdi. Bu kavgalar, çogu kez Ali'nin kötü davranislarindan dogma olmasina ragmen Muhammed, kendisine: "Kocanin mizacina uy; eger bir insanin bir baskasina secde etmesini emretseydim kadinlarin kocalarina secde etmelerini söylerdim" derdi; böylece AlI'nin uygunsuz tutumunu onaylamak yaninda kocalara bu konuda adeta açik bono vermis olurdu [307].
Ote yandan erkek çocuga sahip olamamaktan dolayi kendisini üzüntüden ve hatta utançtan kurtaramamistir.
Bundan dolayidir ki Hatice'den dogan dört kizinin hayatta kalmasi onu hiçbir zaman tatmin edememistir. Tanri'ya daima bir erkek çocuk vermesi için yalvarip durmustur. Fakat bütün bu yalvarmalarina ragmen her ne hikmetse Tanri ona bu zevki tarttirmamistir. Tattirmak söyle dursun, fakat verdiklerini de geri almistir. Nitekim Hatice'den olan ogullari (eI-Kasim, e't-Tahir, EI-Tayyib Abdullah) ve daha sonra cariyesi Mariya'dan olan Ibrahim, çok küçük yaslarda iken ölmüslerdir [308].
Ote yandan erkek çocuk edinemedigi için etrafa karsi utanç duymustur. Duymasinin nedeni, çevresindekilerin kendisiyle erkek varis birakmadan ölüp gidecegini ve adinin bile silinecegini söyleyerek adeta alay etmeleri ve hatta peygamberligini ciddiye almamalaridir. Ornegin esi Senba, Ibrahim'in ölümü üzerine Muhammed için: "Eger o gerçekten Tanri elçisi olsaydi, en sevdigi oglu ölmezdi" demis, bu sözlerden fevkalade alinan Mahammed derhal Senba'yi bosamistir [309]. Fakat Muhammed'i bu hususta asil utandiran sey e's-Sahmi'nin su sözleridir: "Muhammed, kendi sulbünden gelme bir varisi (erkek çocugu) olmayan ve züriyetsiz bir kimsedir; öldükten sonra adi unutulacaktir" [310]. Bu tür olaylara karsi Muhammed, Tanri'dan geldigini söyledigi ayetlerle cevap vermeye çalisirdi. Örnegin Kur'an'a yerlestirdigi: "Süphesiz Biziz sana Kevseri veren" (108 Kevser 1) seklindeki ayetlerle Tanri'nin kendisine, erkek çocuktan çok daha degerli 'ihsan'larda bulundugunu, paye ve serefler sagladigini anlatirdi [311]. Kevser'in ne oldugu soruldugunda, bunun büyük bir nehir oldugunu, içindeki direklerin gökyüzündeki yildizlar kadar sayisiz bulundugunu ve bu nehirden su içenlerin ömür boyunca susuzluk hissetmeyeceklerini [312], içmeyenlerin ise Cennet'e giremeyeceklerim açiklardi [313]. Açiklarken de tanidigi Hiristiyanlardan ve örnegin Hatice'nin Hiristiyan olan amcazadesi Varaka'dan duyduklarini tekrarlamis olurdu [314]. Daha baska bir deyimle erkek çocuktan nasipsiz kalmayi, bir bakima felaket saymis, fakat bunu baskalarina hissettirmemek için yukardaki usullere basvurmustur. Bu vesile ile uyguladigi diger bir usul de, kiz çocuguna sanki önem veriyormus gibi görünmekti. Bu maksatla biraktigi hadîsler arasinda sunlar vardir:
"Her kimin kiz çocugu olur ve yaninda bulunduklari müddetçe onlara hüsn-ü muamelede bulunursa, mutlaka onlar, o adami Cennet'e götürür" [315]
"Her kimin kiz çocugu olur da onu terbiye eder ve (ona) gidasini güzel verir(se)... o kiz çocugu onun için bereket ve Cehennemden kurtarip Cennete girmesi için bir kolaylik vesilesi olur..." [316].
"Kim ki müslümanlarin çarsisina girer (ve) oradan bir sey alir ve eve gelir ve bunu çocuklarina verirken... kizlari .tercih öderse. Tanri o kimseye rahmetle bakar" [317].
"Çarsidan turfanda bir sey alip evine getiren kimse sadaka tasimis gibidir. Eve geldiginde erkeklerden evvel kizlara versin; kadin kismini sevindiren Allah korkusundan dolayi aglamis gibidir. Allah korkusundan aglayan kimsenin bedenini Allah, Cehenneme haram eder..." [318].
Bu sözlere bakarak Islam'in kiz çocuguna önem ve deger verdigini sanmak hata olur. Çünkü bir kere bütün bu lehte gibi görünen sözler, kiz çocugu aleyhindeki söz ve davranislarin agirligini gidermeye yeterli degildir, öte yandan olumlu gibi görünen yukardaki sözler dikkatle incelenecek olursa görülür ki bu sözlerin altinda "çikar" saglama siyaseti yatmaktadir: Çünkü "hüsn-ü muamele" ya da "(kiz çocugunu) sevindirme" ya da buna benzer bir davranis karsiliginda, ondan yararlanma (örnegin cennete ulasma) düsüncesi vardir.
Ve nihayet lehde imis gibi görünen bu ayni sözlerde, kizlari, daha dogum anindan itibaren baslayarak bütün bir yasam boyunca uzayacak olan haksizliklara ve fedakarliklara hazirlama maksadi yer almistir. Çünkü seriatçinin taktiginde is gören temel düsünce kadini erkegin üstünlügüne ve hizmetlerine terketmektir. Kiz çocuguna "hüsn-ü muamele" edilmesini ve "iyi bir sekilde gida verilmesini" tavsiye eden Muhammed, deger verilmesin! öngörmemistir. Deger verilmesini istedigi kimseler kiz çocuklari degil fakat oglan çocuklaridir. Nitekim dünya hayatinin nîmetlerinden söz eden ayeti Kur'an'a koyarken bunlar arasinda kiz çocuklarim degil fakat erkek çocuklarini saymistir:
"Kadinlara. OGULLARA, kantar kantar altin ve gümüse. nisanli atlara ve develere, ekinlere karsi asiri sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmistir. Bunlar dünya hayatinin nimetleridir. (K.3 AI-i Imran 14).
Daha baska bir deyimle Tanri'nin müslüman erkekler için öngördügü nîmetler arasinda "ogullar", "mallar" ve "kadinlar" vardir; kiz çocuklari "nîmetten" sayilmamistir. Kadinin nîmet kategorisine sokulmasi, erkegin hizmetlerini görmesi ve sehvetini gidermesi açisindan düsünülmüstür.
"Ogullar" ve "mallar" ise baska mülahazalarla nîmet anlamina alinmistir. "Mal" deyimden anlasilan sey, insani rahat sekilde geçindirecek olan seylerdir: Altin, gümüs, at, deve, ekin, bahçe vs. gibi.
Gerçekten de Muhammed, Tanri'nin insanlara verdigi ve en büyük nîmet olarak bildigi "mal"dan söz ettigi her yerde, buna ek olmak üzere "ogullar" sözcügünü de kullanmayi ihmal etmemistir, örnegin Kehf süresine:
"Mal ve OGULLAR, dünya hayatinin süsüdür" (18 Kehf 46).
ayetini koymustur. Yine bunun gibi Nuh süresinde, Nuh peygamberin insanlar için Tanri'dan diledigi seyleri belirtirken bunlar arasina "mallar"i, "bahçeler"i ve "ogullar"i katmistir:
"(Tanri) sizi mallar ve OGULLARLA desteklesin, sizin için bahçeler var etsin, irmaklar akitsin..." (71 Nuh 12).
"Müdessir" süresinin 11-14. ayetleriyle "Kalem" suresinin 10-14. ayetlerinden anlasimaktadir ki Tanri'nin "Mal" ve "ogullar" verdigi kimseler, en büyük seref ve nîmete mazhar olmus kimselerdir: Bu itibarla bu kisilerin Tanri ve peygamber sözlerine karsi gelmemeleri gerekir. Nitekim Muhammed'e karsi direnen ve kafa tutan Mugayra oglu Velîd, Tanri tarafindan güya, böyle bir cezaya müstahak görülmüstür:
"Ey Muhammed... kendisine bol bol mal... (ve) OGULLAR verdigim ve nîmetleri yaydikça yaydigim o kimseyi Bana birak; cezasini Ben vereyim..." (74 Müdessir 11-14).
Ve yine "Kalem" süresinde Tanri, "mal" ve "ogullar" vererek nîmettendirdigi bu ayni kisinin, uygunsuz ve asi davranislara yönelmesi nedeniyle, degerli bir insan sayilmamasini bildirmistir:
"Ey Muhammed. diliyle igneleyen, kovuculuk eden... asiri giden, suç isleyen, daima yemin eden, alçak zorbaya, butun bunlar disinda bir de soysuzlukla damgalanmis kimseye.mali ve OGULLARI vardir diye aldiris etmeyesin." (68 Kalem 10-14).
Görülüyor ki kendilerine "mal" ve "ogullar" ihsan edilmis kimseler, degerli sayilmak gereken kimselerdir, çünkü Tanri onlari bu tür hîmetlere mazhar kilmakla degerli bilmistir. Fakat Velîd bunlara sahip bulundugu halde degerli sayilmayacaktir, çünkü Muhammed'in dediklerini yapmamistir: Onu diliyle ignelemis ve böylece suç islemistir.
Ote yandan müslümanlara bellettigi dua usullerini bile Tanri'dan erkek çocuk diler sekle sokmustur, örnegin Kur'an'in Nuh süresinde Tanriyi söyle konusur göstermistir:
"Rabbinizden magfiret dileyiniz... Ta ki üzerinize çok yagmur bulutlarini saliversin, size mallar ve OGULLAR'la yardim etsin."(7 Nuh 10-12)
Daha baska bir deyimle Tanri, müslüman kullarini mallar ve "OGULLAR" vermek suretiyle sevindirmek hevesindedir. Kiz çocuk va'd etmeyi düsünmemistir. Kiz çocuk va'd etmeyi adeta küfür bilmistir.
iste bu ve benzer diger ayetlerden anlasilmaktadir ki Muhammed'in Tanri'si, deger ölçüleri itibariyla "ogullari" basli basina birer "nimet" olarak tanimlamistir ve kullarini da bu nimete sahip kilmakla seref ve payelere eristirdigini düsünmüstür. Böylece erkek çocugunu kiz çocuguna üstün tuttugunu bir kez daha ortaya vurmustur. Daha baska bir deyimle kiz çocuklarina iyi davranilmasini salik verir görünürken bunu muhtemelen yine bir kandirma taktigi yapmistir. Bir yandan "Kiz çocuguna iyi davranin" derken diger yandan erkek çocugunu deger itibariyla ondan üstün kilmasi bu taktiginin bilinçli bir sonucudur.
Oglan çocugunun kiz çocuklara üstün kilan Kur'an ayetleri yaninda pek çok hadîsler de yer almistir.
Ayse'nin rivayetine göre Muhammed, yeni dogmus olan erkek çocuk için iki koyun kurban edilmesin!, fakat buna mukabil yeni dogan kiz çocuk için sadece bir koyun kesilmesini emretmistir. Böylece daha dogum aninda oglan çocuklara kizlardan fazla deger verilmesi gerektigini belirtmistir [319]. Çünkü oglan çocugunu o, her seyden önce Adem oglunun "her amelini kusaklar boyunca sürdüren" ve ayni zamanda babasi ile Tanri arasinda aracilik yapan ve babasini Cennet'e aldiran bir varlik olarak görmüstür. Müslim'in Ebü Hüreyre'den rivayet olarak naklettigi su hadîs bunu kanitlamaktadir:
"Adem oglunun (ölümü ile) her ameli kesilir, ancak üç seyden kesilmez: ... kendisi için salih oglundan" [320].
Kiz çocuklar hakkinda söylenmis buna benzer bir sözü yoktur.
Öte yandan evlenmenin faziletinin çocuk yapmak oldugunu, bunun ana-baba bakimindan yararli bulundugunu, çünkü "Kiyamette sefaate erismek" gibi sonuçlar dogurdugunu anlatirken esas agirligi yine erkek çocuguna vermistir. Her ne kadar Ibn Mace'nin Mu'az'dan rivayetine göre: "Küçük çocuk anne ve babasini cennete çeker" diye konusmus ve Ebü Hüreyre'nin rivayetine göre de "Kiyamet günü (küçük) çocuga -Cennet'e gir- denir, çocuk pür gazab Cennet kapisi önünde durur ve -Ancak anne ve babamla Cennete girerim der ve direnir. O zaman, anne ve babasini da cennete koyun- denir" diye eklemis ve böylece sanki kiz ve erkek çocuk arasinda fark gözetmez gibi görünmekle beraber "çocuk" anlamindaki sözcügü ile kastettigi sey hep "oglan" çocuktur. Nitekim:
"Eger çocuk babasindan önce ölecek olursa babasinin Tanri ile tanismasina ve Cennete alinmasina öncülük yapar"
dedikten sonra,
"Simdi ben nasil senin elbisenden tutuyorsam (erkek) çocuk da babasinin elbisesinden tutar (ve onu Cennete sokar)"
diye eklemek suretiyle maksadinin ne oldugunu açikliga kavusturmustur [321].
Kiz çocugunun buna benzer bir davranisina yer verir göründügü ahvalde dahi onun rolünü küçümsemeye gayret etmistir, örnegin: "Her kimin iki kiz çocugu olur ve -onlara husn-ü muamelede bulunursa, mutlaka onlar o adami Cennet'e götürür" derken, ya da ayni mealde olmak üzere "Her kimin kiz çocugu olur da.. (ona) bolluk gösterirse, o kiz çocugu onu.. Cehennem'den kurtanp Cennete girmesi için bir kolaylik vesilesi olur' diye eklerken [322] yaptigi sey, kiz çocuguna deger vermek degil, fakat onu bir bakima, sadaka karsiligi yararlanilabilen bir meta durumuna indirmektir.