Islam kaynaklarina göre Tanri önce topragi yaratir; topragi yarattiginin ertesi günü daglari, daha sonraki günlerde de sirasiyle mekruh'u (haram olan seyleri), nur'u, hayvanlari ve nihayet insanligin ilk babasi olan Adem'i yaratir 3. Evren'in ve Adem'in yaratilmasi 6 gün sürer. Bütün bu islerden sonra Tanri, çevresinde bulunan meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife var edecegim" (K. Bakara Suresi, ayet: 30) der. Fakat melekler bu haberden hoslanmazlar. Çünkü Tanri'nin yaratacagi bu "halife'nin" bozgunculuk, fitnecilik yapacagi kanisindadirlar. Düsündüklerini Tanri'ya bildirirler; söyle derler: "(Yeryüzünde) bozgunculuk yapacak, kanlar akitacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni takdis etmekte bulunuyoruz" (K. Bakara 30).
Anlasilan o ki melekler "(Yeryüzünde) bozgunculuk yapacak, kanlar akitacak birini mi var edeceksin? " diye konusurlarken haksiz degillerdir. Nitekim dedikleri çikmis, ve Tanri'nin yarattigi insan, daha ilk anlardan itibaren bozgunculuk yapmis ve kanli bir tarih yaratmistir.
Fakat Tanri meleklerin söyledigini ciddiye almaz ve: "Sizin bilemeyeceginizi herhalde ben bilirim" (K. Bakara 30) diyerek onlari susturur. Ve sonra: "Ben, balçiktan islenebilen kara topraktan bir insan yaratacagim" (K. Hicr 26, 28-29) diye ekleyip topraktan bir miktar alir, iki eliyle onu çamur haline sokar (K. Sad 75), ve sonra çamura biçim verip ruhundan üfler; böylece Adem'i meydana getirmis olur (K. Secde 6-9). Fakat Adem'in yalniz kalmamasi için ona bir es yaratir (K. 39 Zümer 6). Kur'an'da adi belirtilmemekle beraber bu es'in adi Havva'dir.
Meleklere karsi hakli oldugunu ve yarattigi insan'in meleklere nazaran üstün bulundugunu kanitlamak üzere Tanri, gizlice Adem'e her seyin, her esyanin adlarini belletir ve sonra onu meleklerle karsi karsiya getirip sinava sokar. Fakat sokmadan önce meleklere: "Eger sözünüzde samimi iseniz, onlarin isimlerini bana söyleyin" diye sorar. Melekler soruyu yanitlayamazlar, fakat Tanri'ya söyle derler: "Ya Rab! Seni noksan sifatlardan tenzih ederiz; senin bize ögrettiklerinden baska bizim bilgimiz yoktur. Süphesiz alim ve hakim olan sensin" (K. Bakara 32). Bunun üzerine Tanri Adem'e döner ve: "Ey Adem! Onlara adlari söyle" der. Adem adlari söyleyince Tanri meleklere dönerek: "Ben -gökler ve yerlerde görünmeyeni biliyorum, sizin açikladiginiz ve gizlemekte oldugunuzu da biliyorum- diye söylememis miydim? " der (K. Bakara 31-34). Böylece "yüceligini" meleklere anlatmis olur.
Fakat bununla da yetinmez, bir de melekleri, cinleri ve seytan'larin basi olan Iblis'i, Adem'e secde ettirmek ister. Melekler ve cinler bu emre uyarak Adem'in önünde yere serilip secde ederler. Fakat Iblis yüz çevirir ve secde etmez (K. Bakara 34). Çünkü Adem'in çamur ve kuru kokmus balçik gibi bayagi asagilik malzemeden yaratildigini, kendisinin ise atesten, yani "asil" bir kaynaktan var kilindigini, ve dolayisiyle Adem'e nazaran üstün bulundugunu düsünür.
Tanri, kendisine bu sekilde bas kaldiran Iblis'e sorar: "Sana emrettigim halde, seni (Adem'e) secde etmekten alikoyan nedir?" . Iblis cevap verir : "(Adem'e secde etmedim çünkü) beni ates'ten, onu çamur'dan yarattin; ben ondan üstünüm" (K. A'raf 12; Hicr 33).
Bunu söylemekle Iblis, aslinda haklidir; çünkü Tanri, Adem'i çamurdan ve Iblisi de atesten yarattigini önceden bildirmistir. Buna ragmen Tanri, Iblis'in bu sözlerini küstahlik sayar ve kizar ve söyle kükrer: "Öyle ise in oradan. Orada büyüklük taslamak senin haddin degildir. Çik! çünkü sen asagiliklardansin" (K. A'raf 13)
Tanri'nin bu öfkesi karsisinda Iblis biraz sinmis gibidir; fakat yine de büyük bir küstahlikla Tanri'dan su dilekte bulunur: "Bana (insanlarin) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver" (K. A'raf 14).
Her seyi bilen ve ileriyi önceden gördügü kabul edilen Tanri, Iblis'in uslanmayacagindan emin oldugu halde, onun bu dilegine adeta boyun eger ve: "Haydi, sen mühlet verilerdensin". (K. A'raf 15) der.
Tanri'nin bu yumusamasi karsisinda Iblis, yeniden küstahlasir; hem de öylesine ki "Beni azdiran sensin" diyerek ve kötülük yapmaktan vazgeçmeyecegini bildirerek Tanri'ya meydan okur; söyle konusur: "Öyle ise beni azdirmana karsilik, and içerimki , ben de onlari (kullarini) saptirmak için senin dogru yolunun üstüne oturacagim. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarindan, saglarindan, sollarindan sokulacagim ve sen, onlarin çoklarini sükredenlerden bulmayacaksin" (K. A'raf 16-17).
Iblis'in bu sözleri karsisinda yeniden öfkelenen Tanri söyle der: "Haydi, yerilmis ve kovulmus olarak orada çik. Andolsun ki onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracagim" (K. A'raf 18)
Daha baska bir deyimle, Iblis'i, insanlara kötülük yapamasinlar diye yok edecek yerde, aksine, ona kiyamete kadar yasama ve insanlari dogru yoldan ayirma firsati vermis olur.
Bundan sonra Tanri, Adem ile esini cennet'e yerlestirir; fakat yerlestirirken sadece Adem'e hitaben, haram olan seylere dokunmamalarini tenbih eder; söyle der: "Ey Adem! esin ve sen Cennette kal; orada olandan istediginiz yerde bol bol yiyin; yalniz su agaca yaklasmayin; yoksa zalimlerden olursunuz" (K. A'raf 19; Ta-Ha 117-119)
Fakat ayni zamanda Adem'e, Iblis'in kandirmalarina kanmamasini hatirlatarak, söyle der: "Ey Adem! Dogrusu bu (Iblis) senin ve esinin düsmanidir. Sakin sizi cennetten çikarmasin, yoksa bedbaht olursun..." (K. Ta-Ha 117-119).
Dikkat edilecegi gibi Tanri bütün hatirlatmalarini, ihtarlarini sadece Ademe'e hitaben yapmistir; Adem'in esini (yani Havva'yi) kendisine muhatap dahi edinmemistir; ona Adem araciligi ile emirlerini bildirmistir. Adem bu emirlerden esini haberdar kilmis midir? Bilmiyoruz. Asagida görecegimiz gibi haberdar kilmadigi anlasiliyor.
Bu konusmadan sonra Adem ve esi cennet bahçelerinde güzel bir yasam sürmeye baslarlar. Fakat günün birinde Iblis, Adem ile esinin karsisina dikilir ve yasak agaci göstererek: "Rabbiniz size bu agaci sirf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladi" (K. A'raf 20) der ve "Dogrusu ben size hayirli ögüt verenlerdenim" (K. A'raf 21) diyerek yeminler eder.
Kur'an'in bir baska Sure'sinde, Iblis'in sadece Adem'e hitaben: "Ey Adem! sana ebedilik agacini ve sonu gelmez bir saltanati göstereyim mi?" (K. 20 Ta-Ha, 120) konustugu yazili.
Her ne olursa olsun, Iblis'in bu yeminlerine kanan Adem ile esi, yasak agacin meyvesinden yerler. Yedikleri an ayip yerleri kendilerine görünür ve örtünmek için cennet yapraklariyla bu yerlerini kapamaga çalisirlar. Fakat tam o sirada Tanri karsilarina çikar ve onlari: "Ben size o agaci yasaklamadim mi ve seytan size apaçik bir düsmandir demedim mi?" diye azarlar (K. A'raf 22. ayni hususlar için bkz. Ta-Ha 117-120).
Adem ile esi özür dileyerek afv edilmelerini isterler: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazik ettik; bizi bagislamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" (K. A'raf 23) derler.
Ancak ne varki her seyi "bagislayan" ve "merhametli" olan Tanri, bu yalvarmalarina ragmen onlari bagislamaz. Sadece Adem'i seçip tevbesini kabul eder ve ona dogru yola gösterir (K. Ta-Ha 121-122, Bakara 37).
Neden Tanri Adem'e böyle bir inayette bulunur da esine (Havva'ya) bulunmaz? Bilemiyoruz. Muhtemelen erkek cinsini kadin cinsine tercih etmis olmasindan! Bununla beraber Adem ile esini birbirlerine düsman yaparak cennetten kovar: "Birbirinize düsman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerlesme ve yararlanma vardir. Orada yasayacak, orada öleceksiniz ve orada (diriltilip) çikarilacaksiniz" (K. A'raf 24) der. 4 "Hiç iyilik Tanrisi insanlari birbirlerine düsman kilar mi? ve hele bunlar bir ömür boyunca birlikte yasayacak olan kari koca iseler, hiç onlarin yasamini cehennem hayatina zorlar mi? " diye sorulacak olursa, cevabini bulmak güç.
Fakat her ne olursa olsun, bütün bu yukardaki olumsuzluklar Tanri'nin Iblis'e kötülük yapma firsatini vermis olmasindan dogmusa benzer? Eger denecek olursa ki: "Adem ile esi Iblis'e kanmasalardi, bunlar olmazdi!", bu taktirde Kur'an'daki "Tanri diledigini dogru yola sokar ve diledigini de saptirir" seklindeki ayetlere ne demeli? Eger Tanri diledigini dogru yola sokuyor ya da kötü yola girmesine engel oluyor ise, bu demektir ki Iblis'in Adem'i ve Havva'yi kandirmasina ses çikarmamistir. Çikarmadigina göre onlari cezalandirmasi söz konusu olmamak gerekmez mi?