Kur'an'in 31.Suresi "Lokman" adini tasir. Fakat 34 ayet'den olusan bu Sure'de Lokman'in kim oldugu açikca bildirilmez: yani Lokman bir peygamber midir?, yoksa Tanri dostu bir kisi midir? bilinmez. Kur'an'da yazili olan tek sey, Tanri'nin, yeminler ederek, Lokman'a hikmet verdigini bildirmis olmasidir, ki söyledir: "Andolsun biz Lokman'a: -Allah'a sükret- diyerek hikmet verdik" (K. 31 Lokman 12). Anlasilan o ki Tanri, sirf kendisine sükretsin diye Lokman'a hikmet vermistir,
Her ne kadar Muhammed, insanlar arasinda en hayirli üç kisiden birinin Lokman oldugunu söylemekle beraber, onun kim oldugunu açiklamamistir. Bundan dolayidir ki kimi yorumcular Lokman'i "peygamber" olarak, kimileri peygamber olmayarak, kimileri "kalin dudakli, yarik tabanli, karaderili bir yargiç (kadi)" olarak, kimileri Davud peygamber zamaninda (fakat ona peygamberlik gelmeden önce) fetvacilik yapan birisi olarak tanimlarlar25. Fakat her ne olursa olsun su muhakkak ki Lokman, Islamiyet öncesine inen "efsanevi" bir kisilige sahiptir ve bu kisilik Islam sonrasi dönem itibariyle de etkisini korumustur.
Beyzevi ve benzeri kaynaklardan ögrendigimize göre Lokman , Habesi bir köle olup Eyyup peygamber'in kizkardesinin ya da teyzesinin ogludur. Yüzlerce yil yasamis ve Davud "peygamber" zamaninda onun veziri olmustur.
Güya köle iken günlerden bir gün efendisi kendisine aci bir kavun yedirmek istemis, o da, efendisine bagliligini kanitlamak için istenileni yapmistir. Aci kavunu nasil yiyebildigi soruldukta: "Kisi iyilik gördügü elden gelen aci seyleri de yemelidir" seklinde yanit vermistir. Bunun üzerine Tanri, iyilik gördügü kimseye karsi böylesine "ubudiyet" etmesi nedeniyle Lokman'a hikmet ihsan etmistir.
Zemahseri gibi kaynaklarin bildirmesine göre de Lokman, günlerden bir gün Davud "peygamberin" kendisine: "Bana bir koyun kes ve en iyi iki yerinden iki parça et getir" diye emretmesi üzerine, kestigi hayvanin dilini ve yüregini götürür. Davud bunlari yedikten sonra Lokman'a, kesmis oldugu koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini emreder. Lokman da yine koyunun dilini ve yüregini getirir ve neden böyle yaptigini anlatmak üzere:"Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi olmaz; kötü olursa, yine bunlardan daha kötüsü olmaz" der.
Kur'an yorumculari bu örnegi, Lokman Suresi'nin: "Sükreden ancak kendisi için sükretmis olur, nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir seye muhtaç degildir" seklinde ayet'le ilgili olarak verirler26
Ancak sunu söylemek gerekir ki, kisi'yi, iyilik gördügü kimseden gelebilecek aci, sert (daha dogrusu hosnud olmayacagi) seyleri dahi kabule sürükleyen bir ögüt, kisi sahsiyetinin haysiyeti ve kisi'nin gerçek özgürlügü ve haklari ile bagdasmaz.
Fakat her ne olursa olsun Lokman'la ilgili yukardaki inanislarin, Arap'lar arasinda yerlesmis efsanelerden ibaret oldugu ve kaynagini milat'tan önce VII-VI yüzyillarda, Yunan'da yasadigi sanilan, "Esope" efsanesinden aldigi söylenir 27. Bu efsane'ye göre "Esope" çirkin, sekilsiz bir köle'dir. Çirkinliginin ve sekilsizliginin karsiligi olarak Tanri kendisine hikmet vermistir. Efendisi bir gün kendisine pazara gidip bulabildigi en güzel seyi satin almasini emreder. Esope pazardan bir dil satin alir ve efendisine, yeryüzünde bundan daha iyi bir sey bulunmadigini ve çünkü dil'in, akil ve zeka'ya ve ilme ve gelismeye yararli bir araç oldugunu söyler. Bunun üzerine efendisi ona yine pazara gidip en kötü ne varsa onu almasini emreder. Eros pazara gider ve yine dil alip efendisine getirir. Neden böyle yaptigini anlatmak üzere efendisine sunu bildirir ki yer yüzünde en kötü sey yine dil'dir ve çünkü dil'in, her türlü tartismaya, fikir ve görüs ayriliklarina, iftiralara, kavgalara ve savaslara araç olan bir yönü vardir.
Dikkat edilecegi gibi Muhammed'in Kur'an'a yerlestirdigi Lokman hikayesi ile eski Yunan'a inen Esope hikayesi arasinda hem benzerlik ve hem de büyük ayriliklar vardir. Benzerlik kölelik durumu ile igilidir; fakat ayrilik, fikir'dedir. Eski Yunan'dan gelme sekline göre efsane kisi'ye, dil denen seyin hem kötülük hem de iyilik kaynagi olabilecegini ve su durumda kisinin, konusurken dilini tutmasi ya da ayarlamasi gerektigini anlatmaktadir.
Oysa ki Muhammed'in Kur'an'a aldigi sekle göre Lokman efsanesi, kisi'yi "kul" kertesine indirmekte ve iyilik gördügü kimseden gelebilecek kötülükleri körü körüne kabul etme durumuna getirmektedir. Kuskusuz ki bu degisikligi yaparken Muhammed, kendi taraftarlarini her seyden önce Tanri'ya karsi sinirsiz bir "ubudiyet" içerisinde tutmak istemistir. Tanri'nin ihsan ve nimetlere eristirdigi kisiyi, ondan gelecek aci, ya da hos olmayan, ya da zor seyleri de gözü kapali olarak kabule sürüklemenin bu yoldan kolay oldugunu düsünmüstür. Kendisini "Peygamber" olarak tanimladigi için, kisileri Tanri'ya "ubudiyet" eder hale getirmekle, ayni zamanda kendisine de kolaylikla boyun egdirtebilecegini hesap etmistir.