Kur'an'da "Fil Suresi" basligini tasiyan bir bölüm vardir ki bes ayet'ten olusur ve güya Habes Kirali'nin Vali'lerinden Ebrehe'nin, altinci yüzyil ortalarinda, fil'lerle Mekke'yi kusatip Ka'be'yi yikmaya kalkismasini ve fakat Tanri'nin gönderdigi kuslar karsisinda bozguna ugramasini anlatir. Fil Sure'si aynen söyle:
"Ey Muhammed! Ka'be'yi yikmaya gelen fil sahiplerine Rabbinin ne ettigini görmedin mi? Onlarin düzenlerini bosa çikarmadi mi? Onlarin üzerine sert taslar atan sürülerle kuslar gönderdi. Sonunda onlari yenilmis ekin yapti" (K. 105 Fil 1-5)
Yukarda geçen olay Arap'lar arasinda bilinen bir masal'dan ibarettir ki Muhammed'in dogum yilina rastlayan mucizevi bir seymis gibi gösterilmek üzere Kur'an'a alinmistir. Ibn Ishak, Beyzevi, Zemakseri ve Celaleddin gibi ünlü kaynaklarin naklettiklerine göre masal sundan ibaret:
Hiristiyan dininden olan Habes Kirali, Yemen'e vali olarak Ebrehe ' yi (ki al-Asram lakabiyle de taninir) tayin etmistir. Ebrehe, Yemen ülkesinde muazzam bir klise insa ettirir ve adini "San'a Klisesi" koyar. Düsündügü sudur ki Ka'be'yi ziyaret geleneginde bulunan Arap'lar, bu kiliseyi gördükten sonra Mekke'deki Ka'be'ye gitmek yerine buraya geleceklerdir28. Nitekim Habes Kiralina yazdigi bir mektupta Ebrehe, kilisenin azametini ve güzelligini belirtirken söyle der: "Hacca giden Arap'lari bu kiliseye çekmedikce gönlüm rahat etmis olmayacaktir" 29.
Ancak düsündügü gibi olmaz; Arap'lar Ka'be yerine bu kiliseyi ziyaret etmek söyle dursun ve fakat kirletmeyi tercih ederler. Nitekim içlerinden biri kilise'nin avlusuna büyük abdestini yapar. Bunu isiten Ebrehe fena halde öfkelenir ve: "Benim Hiristiyan oldugumu bildigi halde, bunu bana karsi nasil yapti? Öyleyse ben de o evi (Ka'be'yi) mutlaka yikacagim. Ta ki, hiçbir haci onu ebediyyen haccetmesin" der. Hazirlik yapip sefere çikma çagrisinda bulunur. Yemen halkindan kurdugu ordusuna Habesistan'dan getirttigi filleri de katarak Mekke'ye dogru yola çikar. Haberi duyan Kureysliler: "Bu milletle savasa bizim gücümüz yetmez" diyerek sehirden kaçip dag eteklerine siginirlar. Mekke'de Hacilara su dagiticiligi görevini yürüten Abdu'l-Muttalib b. Hasim (ki Muhammed'in büyük babasi olur) ile Ka'be örtüsünün bakim görevlisi Seybe Ibn Osman'dan baska kimse kalmaz. Abdu'l-Muttalib, ka'be kapisinin yaninda Tanri'ya dua ederek Ebrehe'yi yok etmesini ister.
Ebrehe, ordusunun basina geçmis olarak Mekke'yi muhasara edecegi sirada fil'lerden biri (ki güya adi "Mahmud" tur) yere çöker ve Mekke'ye dogru ilerlemek istemez. Çünkü güya Abdu'l-Muttalib'in gizlice gönderdigi Nufeyl b. Habib adindaki bir Arap, hiç kimsenin farkina varamayacagi bir sekilde fil'in yanina yaklasmis ve kulagina: "Burasi kutsal bir topraktir Mahmud; yere çok ve ilerleme ya da geldigin yere geri dön" diye fisildamistir. Bundan dolayidir ki fil yere çökmüstür.
Ebrehe'nin askerleri fil'i yerinden oynatmaga çalisirlar; kafasina demir çubukla vururlar. Fakat fil bütün zorlamalara ragmen direnir; ayaga kalktigi zaman ise Mekke yönüne dogru yürümek istemez. Baska bir yöne yürütülmek istendiginde o yöne gider, fakat Mekke yönüne yürütüldükte gitmez, yine yere çöker ve direnir. Bu sirada gök yüzünde kus sürüleri belirir; kuslardan her biri üç ton agirligindaki taslari, birer bezelye danesi gibi gagalari arasinda (ayrica da ayak pençelerinde) tasimaktadirlar. Ebrehe'nin askerlerinin basina bu koca taslari birer birer indirirler ve ordu'nun büyük bir kismini telef ederler. Fakat öldüremedikleri de vardir.
Güya kuslari Ebrehe ordusuna karsi saldirtan Tanri'dir; ve Tanri, bu saldirilari saganak yagdirmak suretiyle de, ayrica bizzat kendisi de katilir ve böylece Ebrehe ordusundan arta kalmis olanlari öldürtür, leslerini de denize döktürtür.
Bu hezimet karsisinda ne yapacagini bilemeyen Ebrehe kaçmak ister, fakat kaçarken ölür. Bütün bu badire'den kurtulabilen bir asker Habes kiralinin huzuruna çikarak olan bitenleri anlatir. Fakat ne var ki kuslardan biri onu gizlice takip etmistir. Ve iste Kirala bu olaylari anlattigi sirada tepesine bir tas indirir ve onu oracikta yok ediverir. Böyle Ka'be, Tanri'nin inayetiyle kurtarilmis olur 30.
Iste mucizevi nitelige bürünerek Arap menkiblerine girmis olan bu olay, Muhammed'in dogum yilinda olmus gibi gösterilmistir. Böylece Muhammed'in dünya'ya gelisi olayi, uhrevilik kisvesi altinda kutsallastirilmak istenmistir. Bundan dolayidir ki Islami inançlara göre Muhammed'in dogumu yili "Fil yili" diye anilir. Bu yilin Miladi 570 yilina rastladigi söylenir.
Ancak ne var ki yukarda anlatilan "Fil olayi" nin Muhammed tarafindan mi yoksa baskalari tarafindan mi Kur'an'a kondugu pek bilinmez. Bir rivayete göre fil olayi ile ilgili Sure, Kur'an'in sadece Osman zamaninda hazirlanan nüshasinda yer almistir; daha önceki nüshalarda yoktur.
Öte yandan fil olayi diye anlatilan seylerin Muhammed'in dogumu tarihine rastlamadigi ve çünkü bu tarihlerde Iranlilarin Mekke'ye karsi her hangi bir saldiriya geçmedikleri, güney Arabistan'i isgal etmedikleri, ve böyle olunca da Ebrehe'nin bu bölgelerde saltanat kurmus olmasinin mümkün bulunmadigi anlasilmaktadir 31.
Fakat her ne olursa olsun Muhammed, bu fil masalindan pek hoslanmis olmalidir ki, Medine'ye hicretiyle ilgili olaylari buna benzer bir baska masal ile süslemeye çalismistir; su farkla ki Ebrehe'nin ordusundaki fil'in yaptigi seyleri, hicret sirasinda kendi kullandigi deve'ye yaptirmistir. Tanri'nin emriyle yürüyen deve'nin hikayesi de asagida özetlendigi gibidir.