XIII) Yunus (diger adiyle Zünnun)'un balik tarafindan yenilmesinin ve baligin karninda iken Tanri'ya dua etmesinin hikayesi (K. Nisa, 163; Yunus 98; Enbiya 87; Saffat 139-145)

Yunus, Yahudilerin kutsal kitabi olan Ahd-i Atiyk'a göre, Tanri tarafindan, kendisine vahiy indirilen "peygamber"lerden biridir. Güya Tanri Yunus'u, Nineveye denilen büyük bir Kent'e gönderir ve ora halkini Tanri birligine çagirmasini emreder. Bu emir vesilesiyle olusan olaylarda Yunus'u büyük bir balik yer, baligin karninda iken Yunus Tanri'ya dua eder ve Tanri dua'yi kabul ederek onu kurtarir. Bu arada Yunus'un kavmi de imana geldigi için, Tanri onlari da bagislar (Bkz. Ahd-i Atiyk, Yunus, Bap 1- Bap 4).

Bu masal'i Muhammed, Ahd-i Atiyk'i bilenlerden edindigi bilgilere dayali olarak Kur'an'a aktarmistir. Ancak ne var ki aktardigi sekliyle bu masal'in gerçek anlamda ne oldugunu ve ne anlattigini anlamak pek mümkün degildir. Su bakimdan ki Ahd-i Atiyk'ta anlatilanlar, anlasilamaz sekilde özetlenmis ve Kur'an'in çesitli sure'lerine serpistirilmistir. Bakiniz nasil:

Nisa suresi'nde (ki 4cü sure'dir) Yunus'un, kendisine vahyedilen peygamberlerden biri oldugu yazilidir (K. 4 Nisa 163). Yunus suresi'nde de (ki 10.cu Sure'dir), Yunus'un kavminden söz eden su ayet var: "Yunus'un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatindaki rusvaylik azabini kaldirdik ve onlari bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandirdik" (K. 10 Yunus 98). Yunus sure'sinden onbir sure sonraki Enbiya suresi'nde Yunus'la ilgili iki ayet var. Fakat burada Yunus'un adi Zü'n-Nun olarak zikredilmekte.:"Zü'n-Nun hakkinda söyledigimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisine güç yetiremeyecegimizi sanmisti; fakat sonunda karanliklar içinde: -'Senden baska tanri yoktur, sen münezzehsin, dogrusu ben haksizlik edenlerdenim'- diye seslenmisti. Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmistik. Inananlari böyle kurtaririz" (K. 21 Enbiya 87-88).

Görüldügü gibi bu ayet'lerde yer alan satirlar anlasilmaz nitelikte. Çünkü bir kere Tanri burada Muhammed'e : "Zü'n-Nun hakkinda söyledigimiz de an" demekte.

Evet ama Tanri Yunus hakkinda daha önce ne söylemistir ki simdi Muhammed'e: "söyledigimiz de an" demektedir. Daha önceki sure'lerde ve ayet'lerde Yunus'la ilgili bir sey söylemis degil ki: "söyledigimiz de an" diyebilsin. Öte yandan neden Yunus'u burada Zü'n-Nun diye çagirmakta? Zü'n-Nun sözcügü, sözlük anlamiyla: "Balik sahibi" demektir. Bu lakabin burada yeri ne? Bildirilmiyor.

Yine bunun gibi yukardaki ayet'lerde: "O, öfkelenerek giderken, kendisine güç yetiremeyecegimizi sanmisti..." diye yazili. Pek iyi ama neden dolayi Yunus öfkelenmistir? bilinmiyor. Daha sonraki satirlarda: "Fakat sonunda karanliklar içinde: -'Senden baska tanri yoktur... - diye seslenmisti" diye yazili. Burada geçen "Karanliklar içinde" deyimi neyi ifade ediyor, yine meçhul!

Bundan sonra 16 sure boyunca, bu konu ile ilgili bir sey yok. 16 sure sonra, yani 37ci sure'de (ki Saffat suresi'dir) Yunus, su ayetlerle karsimiza çikiyor:

"Dogrusu Yunus da peygamberlerdendir;

Gemide onlarla karsilikli kura çekmislerdi de yenilerden olmustu, bu sebeble denize atilmisti;

Yenilgiye ugramisken, onu bir balik yutmustu;

Eger Allah'i tesbih edenlerden olmasaydi, tekrar diriltilecek güne kadar dirilmemek üzere baligin karninda ölmüs olacakti;

Halsiz halde iken kendisini disari çikardik;

Onun için genis yaprakli bir bitki yetistirdik;

Onu yüzbin veya daha çok kisiye peygamber olarak gönderdik;

Sonunda ona inandilar, bunun üzerine Biz de onlari bir süreye kadar geçindirdik" (K.37 Saffat 139-149).

Görüldügü gibi bu satirlarda anlasilir pek bir sey yok: Yunus gemiye nasil binmistir? Neden karsilikli kura çekilmistir? Baligin karnina nasil girmis ve orada nasil yasamistir?

Bütün bunlar bir yana fakat bir de sunu sormak gerekir: Neden acaba Tanri , bir yandan Kur'an'in "Apaçik ve iyice anlasilabilmesi için Arapça bir kitap" olmak üzere indirildigini söylerken diger yandan onu anlasilamaz nitelikte kilar? Ve örnegin, neden acaba Yunus hikayesini derli toplu bir sekilde anlatmak varken anlatmaz da, Kur'an'in birbirinden farkli surelerine ayet'ler koyarak kullarini, anlasmazliklar içerisinde saskina çevirir?

Ve iste bu sorulari yanitlamak ve kullardaki bu saskinligi gidermek içindir ki Kur'an yorumculari (örnegin Ibn al-Asir, al-Mas'udi, Beyzavi, Tabari, al-Suyuti, al-Daydüzami vs... gibi ünlüler) Kur'an'daki Yunus masalini anlasilir bir sekle sokmaga çalisirlar. Fakat bunu yaparken hem bir yandan birbirleriyle görüs ayriliklarina düserler ve hem de kisilerin kafalarini biraz daha karistirmis olurlar. Su bakimdan ki Kur'an'a dayali olarak anlattiklari masal'a göre Yunus, Tanri'nin vahy gönderdigi "peygamber"lerden biridir (K. 4 Nisa 163; Saffat 139). Tanri onu Musul kenti'nin köylerinden birine (Nineve'ye) gönderir. Bu köy halki puta tapan Yahudilerden olusmustur. Yunus bu halki "dogru" yola sokmak üzere gönderilmistir. Yunus bu köyde 33 yil kalir, fakat bütün ugrasilarina ragmen, iki kisi hariç, bir türlü halki "tek Tanri" fikrine dönüstüremez. Öylesine umudunu yitirir ve öfkelenir ki nihayet bu halki terkedip baska diyarlara gitmeye karar verir. Fakat hareketinden önce halka hitap ederek üç gün içerisinde kendilerine bir felaketin gelecegini, azab içerisinde kalacaklarini ve renklerinin degisecegini haber verir, Bazi söylentilere göre onlara, imana gelmeleri için 40 gün mühlet verir, fakat 37ci gün yukardaki ihtarda bulunarak Kent'den ayrilir. (Bkz. Enbiya Suresi 87; Saffat 140). Gerçekten de dedigi gibi olur, ve ertesi gün gökyüzü kararir, simsekler çakar, siyah dumanlar etrafi sarar, yanginlar etrafi sarar ve halk dehsete düserek putlarini terkedip Tanri'ya iman ederler. Tanri da onlari azabtan kurtarir (K. 10 Yunus 98).

Fakat bütün bunlardan Yunus'un haberi yoktur. Neden Tanri ona bu güzel haberi vermemis, üzüntüden ve daha sonra basina gelecek belalardan kurtarmamistir bilinmez. Bu habersizlik içinde zavalli Yunus, az gider uz gider, ve nihayet deniz kenarinda bir yerde, insanlarla dolu bir gemiye biner (K. Saffat 140). Gemi denize açilir; ancak ne var ki engin denizin bir yerinde durur. Neden durmustur bilinmez, fakat gemide bulunanlar: "Burada kaçak bir köle var; aramizda kur'a çekelim de bunun kim oldugunu ortaya çikaralim" diyerek kur'a çekerler (K. Saffat 141).

Bir baska rivayete göre gemi sahilden ayrilip denize açilamamis oldugu için, gemidekiler bunu, aralarindan birinin isledikleri suça atfetmisler ve Kur'a çekip suçluyu bulmak istemislerdir (K. Saffat 141) .

Her ne olursa olsun çekilen Kur'a Yunus'a isabet eder. Bunun üzerine Yunus: "Kaçak olan kisi benim" diyerek denize atlar. Bir rivayete göre, gemidekiler onu denize atmislardir . Neden Tanri sevgili peygamberine yardimci olup kurtarmamistir? bilinmez.

Denize atlayan Yunus'u buyük bir balik yutar (K. 37 Saffat 142) Fakat balik öylesine düsünceli ve sefkatli olmalidir ki, sirf Yunus nefes alabilsin diye basi suyun üstünde olarak yüzer gider.

Yunus baligin karninda ne kadar zaman kalmistir? bunu bilen pek yok. Daha dogrusu bu konu yorumcular arasinda tartismali. Kimine göre yarim gün, kimine göre 3 gün, kimine göre 7 ya da 21 hatta 40 gün kalmistir. Fakat kaç zaman kalirsa kalsin, anlasilan su ki Yunus, baligin karninda iken mütemadiyen Tanri'ya dua'lar eder (K. 21 Enbiya 87) ve "Ben zalimlerden oldum" diye kendisini kötüler,

Her davranisi ile Tanri'ya sadik ve dürüst bir peygamber oldugu halde neden "Ben zalimlerden oldum" diye kendisini kötüler, yine bilinmez. Bir rivayete göre balik, Yunus'un bu sekilde dua ettigini görünce bir sahile yanasarak kusuyormus gibi yapar ve midesindeki Yunus'u disari çikarir.

Bir baska rivayete göre ise Tanri, Yunus'un bu sekilde dua ettigini duyunca: "Eger Allah'i tesbih edenlerden olmasaydi, tekrar diriltilecek güne kadar dirilmemek üzere baligin karninda ölmüs olacakti" der (K. Saffat 143-144)

Anlasilan o ki Tanri, baligin karnindan kendisine dua edilmesini pek sevindirici bir davranis saymistir. Bu nedenle Yunus'un dua'sini kabul eder ve onu kederden kurtarir. Söyle der: "Halsiz bir vaziyette kendisini disari çikardik. Ve üstüne (gölge yapmasi için) kabak türünden genis yaprakli bir nebat bitirdik. Onu yüzbin veya daha çok kisiye peygamber olarak gönderdik. Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onlari bir süreye kadar yasattik" (K. Saffat 145- 148).

Ancak ne var ki yine anlasilmayan bir sey var ki, o da bu son sözler. Tanri Yunus'u peygamber olarak yüzbin veya daha çok kisiye peygamber gönderiyor! Yorumculara göre bu gönderdigi yer Musul'da Ninevo Kent'idir. Evet ama bu Kent halki zaten iman etmis degil miydi daha önce?

Her ne olursa olsun hikayemiz burada bitiyor. Yine tekrarlayalim ki Kur'an'da anlatilan sekliyle Yunus masalini anlamaga imkan yoktur.

Yorumcularin anlatisina gelince, o da yeterli degil. Çünkü onlar, Yunus masalinin ana kaynagi olan Ahd-i Atiyk'tan yararlanmislar ve fakat bu yararlandiklari seyleri Kur'an dogrultusunda degistirmeye çalistiklari için doyurucu olmayan sonuçlar yaratmislardir.

Yunus masali ile ilgili Kur'an ayet'lerini ve bu ayet'lerin Islam yorumculari tarafindan açiklanmalarini degerlendirebilmek için Ahd-i Atiyk'in Yunus baslikli kitabina göz atmak yeterlidir. Bu kitab'a göre hikaye söyle:

Tanri Yunus'a: "Kalk Nineve'ye, o büyük sehre, git ve ona karsi çagir; çünkü onlarin kötülügü benim önüme kadar çikti" der. Fakat Yunus Tanri'nin bu emrine uymaz ve Yafa'ya gitmek üzere Tarsis'e dogru yol alan bir gemiye biner. Fakat Tanri denizin üzerine büyük bir yel gönderir ve gemiyi allak bullak eder. Gemiciler, korkularindan gemideki seyleri denize attip hafiflemek isterler. Bu arada Yunus, geminin ambarinda uykuya dalmis yatmaktadir. Gemidekiler birbirlerine: "Gelin de kura cekelim ve bilelim kimin yüzünden bu bela basimiza geldi" derler. Kura Yunus'a düser. Bunun üzerine Yunus'a basvururlar ve: "Bize bildir, üzerimizdeki bu bela kimin yüzünden? Senin isin nedir? ... Memleketin neresi ve hangi kavmdansin?"

Yunus da onlara Ibranilerden oldugunu ve Tanri'dan korktugunu söyler. Adamlar onun Tanri'dan kaçmakta oldugunu bilmektedirler, çünkü Tanri onlara bunu anlatmistir. Deniz git gide daha firtinali bir hale geldigi için gemidekiler hep birlikte Yunus'a gelip: "Deniz bize karsi yatissin diye sana ne edelim?" diye yalvar yakar olurlar. Yunus da kendilerine: "Beni kaldirip denize atin; deniz de size karsi yatisir, çünkü benim yüzümden bu büyük firtinanin üzerinize geldigini biliyorum" der. Buna ragmen adamlar karaya dönmek için kürek çekerler, fakat yapamazlar. Deniz daha da firtinali olmaya baslayinca Tanri'ya yalvarmaya baslarlar ve sonunda da Yunus'u denize atarlar. Attiklari an denizler ve firtina yatisir. Bunu gören gemi halki Tanri'dan korkarak kurban kesip adak adarlar.

Yunus'u yutsun diye Tanri büyük bir balik gönderir ve Yunus üç gün üç gece baligin karninda kalir. Kaldigi sure boyunca Tanri'ya dua'lar ederek onu yüceltir, ona sükran sesiyle kurban kesecegini söyler. Tanri bu sözlerden hosnud olur ve baliga söyler ve balik da Yunus'u karaya kusar (Bkz. Ahd-i Atiyk/Yunus, Bap 1: 1-17 ve Bap 2: 1- 10).

Ve sonra Tanri Yunus'a: "Kalk Nineve'ye, o büyük sehre git, ve sana söyliyecegim sözleri ona çagir" der. Yunus Tanri'nin dedigi gibi yapar ve Nineveye gidip halka: "Daha kirk gün var, ve Nineve yikilacak" der. Bu çagiri üzerine Nineve halki Tanri'ya inanir ve Tanri'da onlara karsi yapmak istedigi kötülüklerden vazgeçer (Bkz. Ahd-i Atiyk, Yunus, Bap 3: 1-9).

Fakat bu is Yunus 'un gücüne gider ve Tanri'ya söyle der: "Ah, ya Rab, ben daha memleketimde iken bunu söylemedim mi? Bundan ötürü hemen Tarsis'e kaçmaga davrandim, çünkü biliyordum ki sen lutfeden, çok aciyan, geç öfkelenen ... kötülükten nadim olan Allahsin. Ve simdi Rab, niyaz ederim, canimi benden al; çünkü benim için ölmek yasamaktan iyidir".

Bu sözler üzerine Tanri Yunus'a: "Öfkelenmekle iyi mi ediyorsun?" diye sorar. Yunus sehirden çikar ve bir yerde çardak kurup oturur; ta ki sehre ne olacagini görsün diye.

Yunus'u kötü halinden kurtarmak için Tanri, basina gölge olsun diye bir asma kabak fidanini üzerine çikarir. Yunus sevinir. Fakat ertesi gün Tanri, asma kabagina bir küçuk kurt musallat eder ve kurt kabagi kurutur. Günes dogunca Tanri yakici bir yel hazirlar ve günes Yunus'un basina vurur; Yunus bayilir. Ayilinca Tanri'dan kendisini öldürmesini diler. Tanri kendisine: "Sen emegini çekmedigin, ve büyütmedigin asma kabagina aciyorsun; o kabak ki, bir gecede çikti ve bir gecede yok oldu; ya ben, Nineve için... acimayayim mi? o sehir ki, orada sagini ve solunu seçemiyen yüz yirmi binden ziyade insan, bir çok da hayvan var" (Bkz. Ahd-i Atiyk,, Yunus, Bap 4: 1-11) der.