XIV) Dirilip firlayan ve suda kaybolan balik masali; masal yolu ile mü'minleri soru sorma yasagina zorlama san'ati (K. 18 Kehf 60-82):

Kur'an'da Musa ile ilgili masallardan biri de Kehf Suresi'nin 60 ila 82ci ayetlerinde anlatilmis olup Yahudi efsanesinden alinma motiflerle süslenmistir ki Yahudi kaynagina inmeden anlasilmasi mümkün degildir. Bu masala Muhammed, asagida belirtecegimiz gibi, "balik" unsurunu eklemistir.

Kur'anda yer alan sekliyle masal: "Musa genç arkadasina: -'Ben iki denizin birlestigi yere ulasmaya, yahut yilarca yürümege kararliyim'- demisti. Ikisi iki denizin birlestigi yere ulasinca, baliklarini unutmuslardi. Balik bir delikten kayip denizi boyladi" (K. 18 Kehf 60-61) diye baslar.

Kimdir bu genç arkadas? Iki denizin birlestigi yer neresidir? Balik nerede unutulmus ve hangi delikten kayip hangi denizi boylamistir? Bütün bunlar anlasilir gibi degil; bilmece gibi bir sey. Fakat masalin geri kalan kismi daha da belirsiz. Su bakimdan ki Musa ve arkadasi oradan uzaklastiklari zaman Musa "Azigimizi çikar, bu yolculugumuzda çok yorgun düstük" der. Genç arkadasi cevaben: "Bak sen kayaliga vardigimizda baligi unutmustum. Bana onu hatirlatmami unutturan ancak seytandir. Balik sasilacak sekilde denizi boylayiverdi" (Kehf 63-64) der. Musa da: " Istedigimiz zaten buydu" der ve geldikleri yoldan izleri üzerinde geri dönerler. Nereye "geri dönerler" bilinmez. Fakat yolda bir Tanri kuluna rastlarlar. Bu kisi kimdir adi nedir? burada yazili degil. Yazili olan sey bu kisinin Tanri tarafindan kendisine rahmet ve ilim verilen bir kimse oldugudur (K. Kehf 65) . Musa onun ilim sahibi oldugunu nasil anlamistir? bilinmez, fakat ona: "Sana ögretilen bilgiyi bana ögretmen için pesinden gelebilirim" (Kehf 66) der.

Kimi yorumculara göre Musa'nin rastladigi bu kisi Hizir "peygamber"dir. Yorumculardan bazilari Hizir'in esas adinin Balya Ibn-i Melcan oldugunu, bu kisinin vaktiyle Acem hükümdarlarindan biri zamaninda yasadigini ve Büyük Iskender'den önce geldigini, Musa dönemine eristigini bildirirler.

Neden Tanri bu kisi'ye (yani Hizir'a) bilgi vermistir de, o kadar çok sevdigi ve nimetlere eristirdigi Musa'ya bu bilgileri vermemistir? Bu da belli degil.

Fakat bu kisi Musa'ya: "Bana uyacaksan, ben sana anlatmadikca herhangi bir sey hakkinda bana soru sormayacaksin" der (Kehf 67-70). Yani anlatmak ister ki, ne kadar kötü ve vicdan sizlatici bir ise tanik olursa olsun Musa sesini çikarmayacak, soru sormayacaktir. Musa sabretmek ve soru sormamak hususunda kisi'ye (Hizir'a) söz verir. Bunun üzerine birlikte kalkip giderler ve bir gemiye binerler. Fakat kisi (Hizir) gemiyi delmeye baslar. Musa dayanamaz: "Gemiyi içindekileri bogmak için mi deldin? Dogrusu sasilacak bir sey yaptin" der. Fakat kisi (Hizir) öfkelenir ve: "Ben sana yaptigim islere dayanamazsin demedim mi?" der . Musa: "Unuttugum için bana çikisma, gücümün yetmedigi seyden beni sorumlu tutma" diye karsilik verir (K. Kehf 71-73)

Bu konusmadan sonra gemiden çikip yola koyulmus olmalilar ki, sonunda bir erkek çocuga rastlarlar. Kisi (Hizir) hemen onu öldürür. Bunu gören Musa dayanamaz ve: "...-'Bir cana karsilik olmaksizin masum bir kimseye mi kiydin? Dogrusu pek kötü bir sey yaptin'-..." der (K. Kehf 74). Kisi (Hizir) yine öfkelenir ve Musa'ya çatar; Musa da kendisine: "Bundan sonra sana bir sey sorarsam bana arkadas olma, o zaman benim tarafimdan mazur sayilirsin" der (K. Kehf 75-76).

Yine yola koyulurlar ve bir kasabaya varirlar; halktan yiyecek isterler. Fakat kasaba halki onlari misafir etmez. Bu sirada yikilmaga yüz tutan bir duvar görürler; kisi (Hizir) duvari dogrultuverir. Musa kendisine: "Dileseydin buna karsi bir ücret alabilirdin" der (K. Kehf 77). Musa'nin bu sözleri üzerine kisi (Hizir): "Iste bu, seninle benim ayrilmamizi gerektiriyor; dayanamadigin islerin yorumunu sana anlatacagim" (K. Kehf, 78). der. Bunu dedikten sonra Musa'ya, önceki davranislarinin açiklamasini yapar: yani neden dolayi gemiyi deldigini, neden dolayi erkek çocugunu öldürdügünü ve neden dolayi yikik duvari dogrultugunu anlatir. Söyle der: "Gemi, denizde çalisan birkaç yoksula aitti; onu kusurlu kilmak istedim, çünkü peslerinde, her saglam gemiye zorla el koyan, bir hükümdar vardi" (K. Kehf 79). Yani güya gemi, fakir denizcilere ait idi ve (Hizir) gemiyi kullanilamaz hale getirmekle hükümdarin bu gemiyi gasbetme ihtimalini ortadan kaldirmis ve bu fakirlere yardim etmistir 40.

Erkek çocugunu öldürmesinin nedenini su gerekçeye baglar: "Oglana gelince; onun ana babasi inanmis kimselerdi. Çocugun onlari azdirmasindan ve inkara sürüklemesinden korkmustuk. Rablerinin o çocuktan daha temiz ve onlara daha merhamet eden birini vermesini istedik" (K. Kehf 80). Yani anlatmak ister ki bu çocugun ilerde zalim olacagini ve ana-babasini imandan çikaracagini ya da onlara nankörlük edecegini Tanri kendisine bildirmis ve bu nedenle çocugu öldürmüstür. Evet ama, madem ki bu böyleydi, o halde Tanri neden acaba çocugun kalbini degistirip dogru yola sokmadi da öldürülmesini öngördü? Su hale göre, mü'min kisileri imandan çikarma ihtimali bulunan kimseleri öldürmek mi gerekecektir?.

Yikilmaga yüz tutan duvari dogrultmasini da söyle açiklar: "Duvar... sehirde iki yetim erkek çocuga aitti. Duvarin altinda onlarin bir hazinesi vardi; babalari da iyi bir kimseydi. Rabbin onlarin erginlik çagina ulasmasini ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çikarmalarini istedi. Ben bunlari kendiligimden yapmadim..." (K. Kehf 82) der.

Yukardaki masal kisi'nin (Hizir'in) bu sözleriyle son bulur. Fakat görüldügü gibi her yönü ile tutarsizdir ve anlasilmazliklarla doludur. Her ne kadar yorumcular, Yahudi kaynaklarina inerek Kur'an'daki bu masali anlasilir bir sekle sokmaga çalisirlarsa da onlarin açiklamalari da görüs ayriliklariyla ve anlasilmazliklarla doludur. Örnegin yorumculardan bazilari, hatta çogunlugu, Musa'nin genç arkadasi ile "Hizir" in ayni kimse oldugunu söylerler. Yine bunun gibi Kur'an'daki Masal'i söyle özetleyenler vardir: Musa, yanindaki delikanli ile Macma' al-bahrayn'e gitmek üzere yola çikmistir. Fakat bu mevkie geldiklerinde, beraberlerinde bulunan baligi unutmus olduklarini anlarlar; çünkü seytan onlara baligin varligini unutturmustur. Oysa ki balik firlayip suya atlamistir. Baligi ararlarken Allah'in bir kuluna rastlarlar. Musa ondan kendisine dogru yolu ögretmesini ister. Kul da ona, soru sormamak sartiyle, istegini yerine getirecegini söyler. Beraberce yola koyulurlar. Tanri'nin kulu yolda hos karsilanamayacak bir takim seyler yapar. Musa dayanamaz soru sorar. Bu yüzden Tanri'nin kulu onu terkeder fakat terkederken de yapmis bulundugu islerin açiklamasini yapar 41.

Diger bazi yorumcularin yukardaki masal ile ilgili açiklamalari ise söyle:

Musa, halka yapmis oldugu va'azlarindan birinde, sorulan soru üzerine, kendisinden daha akilli, daha bilgili baska bir insan olmadigini söyleyerek övünür. Bunu duyan Tanri öfkelenir ve Musa'ya bir ders vermek ister; kendisine anlatir ki Hizir adindaki kul'u ondan çok daha bilgilidir. Musa Tanri'dan Hizir'i nerede ve nasil bulabilecegini sorar. Tanri da kendisine, bir sepetin içine balik koyup yola çikmasini ve baligi kaybettigi yerde aradigi kimseyi bulmus olacagini söyler. Bunun üzerine Musa Tanri'nin dedigini yapar ve yanina genç birisini alarak Hizir'i aramaga çikar. Niyeti iki denizin birlestigi yere kadar gitmektir. Kayalik bir yere geldiklerinde Musa uykuya dalar; bu sirada balik firlayip denize dalar. Bazi yorumculara göre ise Musa, o civardaki bir çesme basinda abdest alirken, sepette bulunan ölü baligin üstüne su damlalari siçrar. Bu su hayat suyu oldugu için balik canlanir ve firlayip denize kaçar.

Baligin kayboldugunu farkettigi sirada Musa, o civarda bir kisi'ye (Hizir'a) rastlar. Ondan, dogru yolu bulmak uzere bilgi ister. Hizir, hiç bir sekilde soru sormamasi kaydiyle Musa'nin istegini kabul eder. Fakat Musa veridigi sözü tutmaz ve sorular sorar. Bu nedenle Hizir onu terkeder fakat ederken de yapmis oldugu islerin nedenlerini anlatir.

Ve iste ünlü Kur'an yorumcularina göre Musa ile balik masali böyle. Bu yorumcular arasinda Beyzavi, Zemaksari, Buhari vs... gibiler var. Fakat görüldügü gibi bunlarin açiklamalari dahi "açiklanmaga" muhtaç.

Fakat her ne olursa olsun Kur'an'daki bu masal'dan çikan sonuçlardan biri su ki Tanri, kendi elçilerinin yapacaklari isler konusunda kullarina soru sorma yasagini yüklemistir. "Peygamberler" ne yaparlarsa yapsinlar ve ne söylerlerse söylesinler, velev ki bu yapilan ve söylenenler akla ters seyler olsun, kullar soru sormayip her seye boyun egeceklerdir.