Kur'an'in Sad Suresi'nde, Süleymanla ilgili olarak söyle bir ayet var: "Aksama dogru kendisine, üç ayaginin üzerine durup bir ayagini tirnagiin üzerine diken çalimli ve safkan kosu atlari sunulmustu" (K. 38 Sad 31). Hemen arkasindan da Süleyman'in "Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim" dedigi belirtilir ve ayet söyle biter: "Nihayet günes batti. (O zaman atlari) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarini ve boyunlarini sivazlamaya basladi" (K. Sad 33-33) 49.
Bu sekliyle bu satirlardan bir sey anlamaga imkan yok. Yorumcularin söyledikleri de birbirini pek tutmaz. Kimine göre Süleyman bu atlari Sam'a yaptigi sefer sonucu elde etmistir; kimine göre babasi Davud'dan tevarüs etmistir. Kimine göre bu atlari ona deniz rüzgarlari getirmistir. Fakat her ne olursa olsun güya bu atlari, sirf Tanri'nin dinini güçlendirmek için ister oldugunu belirtimistir.
Yukardaki ayet'lerden hemen sonra: "Andolsun ki biz Süleyman'i sinadik. Tahtinin üstüne bir ceset birakiverdik, sonra o yine eski haline döndü" (K. Sad 34) diye yazili.
Burada geçen "ceset" deyimin ne anlama geldigi pek bilinmez. Kimi yorumculara göre bu ceset, Süleyman'in oglu Yeroboam'in cesetidir. Güya Yeroboam, on Yahudi kabilesinin kirali olduktan sonra bir buzagi heykeli yaptirir ve herkesi bu heykele tapmaga çagirir 50.
Beyzavi, Abülfida ve Celaleddin gibi yorumculara göre ise bu ceset Süleyman'in cesetidir; güya Tanri Süleyman'i sinamak istemis ve onu siddetli bir hastaliga yakalatmistir. Hastalik sonucu Süleyman öylesine zayiflamistir ki cansiz bir cesete dönmüstür; fakat sonra tekrar sagligina kavusmustur. Bu yorumu yapanlarin Yahudi kaynaklara dayali olarak müslüman kisilere bellettikleri masal söyle:
Süleyman Tanri'ya "Beni bagisla" der ve kendisine büyük bir saltanat vermesini diler. Tanri da ona, onun emriyle esen rüzgarlari ve bina kuran ve dalgiçlik yapan seytanlari ve demir halkalarla bagli diger yaratiklari verir ve: "Iste bu bizim bagisimizdir. Ister ver, ister (elinde) tut; hesapsizdir" (K. Sad 38-39) der.
Sidon kenti'ne saldiran Süleyman, bu kent'in hükümdarini ele geçirip kafasini keser ve kizi Jerada'yi da kendisine es yapar. Ancak ne var ki Jeradah, babasinin ölümünden dolayi son derece üzgün düsmüstür ve bu yüzden gece gündüz aglamaktadir. Onu susturmak maksadiyle Süleyman seytan'i huzuruna çagirtir ve ona, Jerada'nin babasinin bir resmini yapip kadinin odasina koymasini emreder. Ancak ne var ki resim Jereda'nin odasina kondugunda, Jerada ve cariyesi, kendi gelenekleri geregince gece gündüz resmin önünde ibadet etmege baslarlar. Kirk gün boyunca bu sekilde ibadet ettikleri halde her ne hikmetse Süleyman bunu farketmez. Buna karsilik Süleyman'in adamlari durumu ögrenince derhal Süleyman'a giderek Jereda'nin puta tapmakta oldugunu bildirirler. Süleyman bunu duyar duymaz buyük bir hiddete kapilir ve adamlarina emrederek resmi yaktirir ve kadini da azarlar. Ve sonra araziye çikip üzüntüsünü Tanri'ya arz'eder, aglayarak dualar eder, avf edilmesini ister. Her ne kadar Tanri onu bagislamaga hazir olmakla beraber, daha önce cezalandirmak ister. Cezalandirmasi söyle olur:
Süleyman, yikanacagi ya da ayak yoluna gidecegi zamanlar, hükümranlik mühürünü cariyelerinden Amina adinda birine birakmayi gelenek edinmisti; isini bitirdikten sonra mührü geri alirdi. Iste mührü Amina''ya verdigi günlerden birinde seytan gelip Amina'ya oyun oynamak ister ve Süleyman kiliginda görünür. Amina'dan mührü alir almaz ayni kilikta tahta oturur ve ülke'yi yönetmege, ve diledigi gibi kanunlarda degisiklik yapmaga baslar. Bu arada Süleyman, mühründen yoksun kalip dilenci durumuna düser. Aradan kirk gün geçince seytan, mührü denize atarak kaçar. Mührü denizde bir balik yutar. Balikçilar baligi tutup Süleyman'a getirirler; o da baligin karnindan mührü çikarip hükümranligina yeniden kavusmus olur. Sonra'da kendisine bu oyunu oynayan seytani buldurur ve boynuna büyük bir tas baglatip onu göle attirir.
Masal'dan çikan sonuçlardan biri kadinlara güven beslememekle ilgili. Güya Amina mührü seytan'a teslim etmekle kötü bir is yapmistir. Evet ama seytani Süleyman kiliginda Amina'nin önüne çikaran ve Amina'yi kandirtan kim? Tanri degil mi?