XXIII) Muhammed'in Zeyneb'e asik olup onunla evlenmesinin hikayesi: (K. Ahzab 4, 5, 36-38, 50, 53)

Kur'an'da, Muhammed'in, Cahs'in kizi diye bilinen güzel Zeyneb'e asik olup onunla evlenmesini hikaye eden hükümler vardir ki, biraz yukarda Davud'un Betsabe'ye asik olmasiyle ilgili olarak belirttigimiz hikaye'ye benzer ve özellikle Ahzab suresi'nin bir çok ayet'lerini kapsar.

Zeyneb Muhammed'in halasi'nin kizidir ve Muhammed onu, kendi ogullugu olan Zeyd ile evlendirmistir. O tarihlerde geçerli bulunan Arap geleneklerine göre bir kimsenin kendi ogullugunun karisi ile oldugu kadar halasi'nin kizi ile de evlenmesi haram sayilirdi. Fakat buna ragmen Muhammed, hem halasinin kizi ve hem de ogullugu Zeyd'in karisi olan Zeyneb'e asik olmus ve onunla evlenmistir. Bu evliligi de, Kur'an'a koydugu ayet'lerle, Tanri'nin emrine baglamistir.

Bu ayet'lerden biri söyle: "Ey Muhammed! Allah'in nimet verdigi ve senin de nimetlendirdigin kimseye: -'Esini birakma', Allahtan sakin'- diyor, Allah'in açiga vuracagi seyi içinde sakliyordun. Insanlardan çekiniyordun. Oysa ki Allah'tan çekinmen daha uygundu. sonunda Zeyd esiyle ilgisini kestiginde onu seninle evlendirdik, ki, evlatliklari esleriyle ilgilerini kestiklerinde, onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadigi bilinsin...". (K. 33 Ahzab 37)

Bu ayet'de: "Allah'in nimet verdigi ve senin de nimetlendirdigin" diye sözü edilen kimse, Muhammed'in ogullugu olan Zeyd'dir. Zeyd, daha önceleri Harise adinda birinin oglu iken köle olarak Hatice'ye satilmis ve Hatice de onu kocasi Muhammed'e hediye etmisti. Islami ilk kabul edenlerden oldugu için Muhammed onu azadlamis ve kendisine ogul edinmistir. Ogul edindikten sonra da onu, halasinin kizi Zeyneb ile evlendirmis, ona kendi adini vermis ve Zeyd Ibn-i Muhammed Muhammed'in oglu Zeyd) diye çagirtmistir. O zamanlar geçerli olan Arap gelenegine göre ogul edilen kimse, kendisini ogul edinenin sahici oglu sayilir, onun adini alir, ona mirasçi olurdu. Yine Arap gelenegine göre ogul edilen kimsenin karisi ogul edene haram sayilirdi; yani ogul edinen, kendi ogullugunun bosamis oldugu karisi ile evlenemezdi. Iste yukardaki ayet'de sözü edilen Zeyd, bu durumda bir kimse idi.

Yine yukardaki ayet'de"Esini birakma" sözleriyle kast edilen kimse Zeyd'in karisi Zeyneb'dir. Zeyneb, Muhammed'in halasi'nin kizidir ve biraz önce dedigimiz gibi Muhammed onu daha önce Zeyd ile evlendirmistir.

Ayet'de geçen "Allah'in açiga vuracagi seyi içinde sakliyordun" sözleri, Muhammed'in Zeyneb'e karsi besledigi askla ilgilidir: güya Tanri, Zeyneb'i kocasindan ayirip Muhammed ile evlendirmek istemis ve bu nedenle onun kalbinde Zeyneb'e karsi sevgi yaratmistir; fakat güya Muhammed, cevresinden çekindigi için bunu açiga vuramamis ve bu yüzden Tanri ona, yukardaki sekilde: "Allah'in açiga vuracagi seyi içinde sakliyordun. Insanlardan çekiniyordun. Oysa ki Allah'tan çekinmen daha uygundu" diye emir vermistir.

Ve yine güya Tanri, Muhammed'i Zeyneb'le evlendirmek suretiyle o zamana kadar geçerli olan bir Arap gelenegini degistirmis ve ogul edinenlerin, kendi ogulluklarinin karilariyle evlenmelerini saglamistir.

Muhammed'in Zeyneb'e asik olup, askini ona hissetirmesi ve onunla evlenmesi Hicret'in 5ci yilina tesadüf eder. Islam kaynaklari bu gerçek hikayeyi, çesitli rivayetlere dayali olarak naklederler, ki bunlarin özetini Taberi'nin Tarih 'inde bulmak mümkündür.

Vakidi'nin rivayetine göre hikaye söyle: Muhammed, bir gün Zeyd'in evine gider. Fakat Zeyd ev'de olmadigi için kapiyi Zeyneb açar. Zeyneb'i ev kiyafetiyle, yani gögsü bagri açik sekilde gördügü için, Muhammed'in kalbinde bir takim sehevi duygular kabarir; ve "kalbleri degistiren Tanri kutludur'- diyerek bu duygularini, Zeyneb'in anlayabilecegi bir sekilde, açiga vurur. Vakidi'nin rivayeti aynen söyle:

"Zeyd ... Muhammed'in (yani peygamberin) oglu adiyle anilirdi. Tanri elçisi, katina gelmedigi zaman: -'Zeyd nerede?'- diye sorardi. O, Zeyd'in gelmedigi günlerden birinde onun evine gitti; (Zeyd'in) nerede bulundugunu sordugunda esi Cahs'in kizi Zeyneb, Tanri elçisinin katina her gün is vaktinde giydigi giyimle çikti. Tanri elçisi onu görünce yüzünü çevirdi. Zeyneb: -'Ey Tanri elçisi! (Zeyd) evde yok, babam ve anam yolunda feda olsun, eve gir'- diye rica etti. Tanri elçisinin kapida oldugu Zeyneb'e haber verilmedigi için, o libasini giymeden çabucak kapiya gelmis, Zeyneb'i bu kiyafette görmek Tanri elçisinin hosuna gitmisti. Tanri elçisi kapidan ayrildiginda kalbinde birseyler duyuyor, fakat bu duygunun ne oldugunu az kalsin kendisi de anliyamayacakti. O ancak: -'Ulu Tanri'yi bütün eksikliklerden tenzih ederim, kalbleri degistiren Tanri kutludur'- diyebildi..."54.

Taberi'nin, Yunus bin Abdüla'la'dan rivayet olarak naklettigi diger bir anlatisa göre hikaye söyle: Muhammed bir gün Zeyd'in evine gider. Kapi isini gören perdeyi rüzgar kaldirdigi için Muhammed Zeyneb'i yari çiplak vaziyette görür. Görmekle Zeyneb'in güzelligine vurulur ve vuruldugunu belli eder. Taberi'nin naklettigi rivayet su:

"Tanri elçisi günün birinde Zeyd'i aramak üzere onun evine geldi. Kapida yünden örülmüs bir perde asili bulunuyordu. Rüzgar perdeyi kaldirdi. O zaman Zeyneb odasinda çiplak bir halde bulunuyordu. Tanri elçisinin gözü ona ilisti, güzelligi hosuna gitti ve kalbinde iz birakti..." 55.

Aksam olupta Zeyd eve gelince, Zeyneb ona olan biteni anlatir. Zeyd kendisine: "Eve girmesini rica etmeli idin" der. Zeyneb söyle yanit verir: "Eve girmesini rica ettim ise de girmedi". Bunun üzerine Zeyd, karisina sorar: "O kapidan ayrildigi vakit birsey söyledigini isitmedin mi?". Zeyneb söyle yanit verir: "O kapidan ayrilirken: -'Tanri'yi her eksiklikten tenzih ederim, kalbleri degistiren Tanri kutludur'- diyordu".

Bunlari dinleyen Zeyd, Muhammed'in Zeyneb'e asik oldugunu anlar. Hemen evden çikar ve Muhammed'in yanina giderek: "Ey Tanri elçisi! evime geldigini söylediler, babam ve anam sana feda olsun, eve girmeliydin. Zeyneb hosuna gitmis olabilir, hosuna gitmis ise bosarim" der. Muhammed kendisine: "(Karin) hakkinda bir süpheye mi düstün?" diye sorar. Zeyd cevap verir: "Ey Tanri elçisi! Hiçbir hususta ondan süphelenmedim; ondan hayirdan baska birsey görmedim" . Muhammed ona: "Esini hos tut, Tanridan sakin" diye ögütte bulunur. Ancak ne var ki bunu söylerken içinden geçenleri gizlemektedir. Çünkü istedigi sey Zeyd'in Zeyneb'i bosamasidir; onun bosamasi halinde Zeyneb'le evlenecektir. Nitekim yukardaki olaydan sonra Zeyd, esine yaklasmak, onunla cinsi münasebette bulunmak isteginde bulunmadigi için Zeyneb'i bosar. Bosadiktan az sonra Muhammed, bir gün Ayse ile konusurken bayginliklar geçirir; ayildigi zaman gülümseyerek: "Zeyneb'in yanina gidip, kim müjdeler. Yüce Tanri onu benimle evlendirdi" der. Derken de Tanri'dan indigini söyledigi su ayet'i okur:

-'Hani Yüce Tanri'nin nimet ve lutfuna ve senin de nimet ve bagislarina nail olan kimseye (Zeyd'e) esini hos tut, Tanri'dan sakin diyorduk. Tanri'nin ortaya çikaracagi seyleri gizli tut, diyorduk. Sen halktan korkuyordun. Halbuki korkulacak zat yalniz bir Tanri'dir. Vakta ki Zeyd onun (Yani Tanri'nin) istedigini yerine getirerek onu (yani Zeyneb'i) bosadi, biz de seni onunla evlendirdik..." 56.

Muhammed'in bu sekilde konusmasi üzerine Ayse'nin yaninda durmakta olan Selma (ki Muhammed'in hademesidir) derhal kalkar ve Zeyneb'i müjdelemek üzere onun yanina gider. Zeyneb, "müjdeyi" aldiktan sonra Selma'ya gümüsten yapilan ayak bileziklerini armagan eder57.

Görülüyor ki, Muhammed'in söylemesine göre, bu olayda her seyi ayarlayan ve düzenleyen Tanri'dir. Yani Muhammed'in Zeyneb'e asik olmasini, bunun üzerine Zeyd'in karisini bosamasini, ve bunlar olduktan sonra Muhammed'in Zeyneb'le nikahlanmasini, evet her seyi isteyen ve bu olda olusturan Tanri'dir.

Pek iyi ama acaba neden Tanri böyle yapmistir; neden Muhammed'i Zeyd'in karisi Zeyneb'e asik kilmistir. Madem ki Arap geleneklerine göre bir kimsenin kendi ogullugunun karisi ile oldugu kadar halasi'nin kizi ile de evlenmesi haramdir, o halde neden Muhammed'i, kendi ogullugunun karisiyle evlendirmistir?

Bütün bu sorularin yanitini yine Kur'an'da bulmak mümkün. Çünkü Muhammed'in, Ahzab Suresi'ne koydugu ayet'lerde Tanri güya evlad edinme konusundaki Arap gelenegini degistirmek istemis ve evlad edilen kimselerin artik "evlad" sayilmamalari gerektigini bildirmistir; ayet söyle:

"Allah insanin içine iki kalb koymamistir... Allah ....evladliklarinizi da ogullariniz gibi tutmanizi mesru kilmamistir. Bunlar sizin dillerinize doladiginiz bos sözlerdir... Evladliklari babalarina nispet edin... Eger babalarinin kim oldugunu bilmiyorsaniz, bu takdirde onlari din kardesi ve dostlarinz kabul edin" (K. Ahzab 4, 5).

Böylece Zeyd artik Muhammed'in oglu sayilmaktan çikmakta, sadece onun din kardesi ve dostu durumuna girmekteydi. Böyle olunca da onun bosadigi kadini alabilirdi. Bundan dolayidir ki Muhammed, derhal Zeyd'in adini degistirip Zeyd Ibn Harise (yani Harise'nin oglu Zeyd) yapar (oysa ki daha önce onu Zeydb Ibn Muhammed, yani Muhammed'in oglu Zeyd diye çagirmaktaydi) , ve artik kendisine dost durumuna girdi diye karisi Zeyneb'le evlenir. Bunu da Tanri'nin emrine baglar. Bununla ilgili olarak Kur'an'a koydugu ayet'e göre Tanri güya Muhammed'e söyle demektedir:

"... Sonunda, Zeyd esiyle ilgisini kestiginde onu (yani Zeyneb'i) seninle evlendirdik, ki, evladliklari esleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadigi bilinsin. Allah'in buyrugu yerine gelecektir" (K. 33 Ahzab 37).

Yani Tanri, Muhammed'i, Zeyneb'le evlendirmistir, çünkü istemistirki, ogulluklarin karilariyle evlenmeyi haram kilan Arap gelenegi degissin; yani kisiler, kendilerine ogul edindikleri kimselerin karilarina asik olabilsinler ve onlarla evlenebilsinler.

Öte yandan hala kizlariyle evlenmeyi yasak bilen Arap gelenegini de degistirmek üzere Muhammed Kur'an'a su ayet'i koyar: "Ey Muhammed!... seninle beraber hicret eden amcalarinin kizlarini, halalarinin kizlarini, dayinin kizlarini, teyzelerinin kizlarini ... almani helal kilmisizdir" (K. Ahzab 50).

Zeyneb hem Muhammed'in halasinin kizi ve hem de onunla birlikte Medine'ye hicret edenlerden oldugu için bu ayet, digerleriyle birlikte, söz konusu evliligi her bakimdan geçerli kilmaga yeterliydi.

Bununla beraber cevapsiz kalan bir kaç soru vardi ki, bunlardan biri suydu: Neden acaba Tanri, ogulluklarin karilariyle evlenmeyi haram sayan güzel bir Arap gelenegini degistirip, yerine, hiçte uygun olmayan bir baska gelenek yerlestirmek istemistir? Bir insan için, degil ogullugunun karisina asik olmak, fakat arkadasinin ya da hatta bir baskasinin karisina dahi göz koymak dogru sayilmazken Tanri, nasil olur da kendi "elçisine" böyle bir sey yaptirabilir?

Öte yandan, bir an için ogulluklarin karilariyle evlenmeyi öngören hükmün "isabetli" oldugunu düsünelim. Bu durumda sorulacak diger bir soru da su: Neden acaba Tanri, bu kurali yerlestirmek için, Zeyd'in yuvasini yikma ihtiyacini duysun? Bu isi: "Ogulluklarinizin karilariyle evlenebilirsiniz" seklindeki bir buyruk ile yapamaz miydi acaba?

Ne yazik ki 1400 yil boyunca hiçbir Müslüman kisi bu sorulari sorma ihtiyacini ya da cesaretini kendinde bulamamistir.

Muhammed'in Zeyneb'le evlenmesi hikayesi, Müslüman kisilerin düsünme ve soru sorma yetersizliklerinin bir baska kaniti olarak karsimizdadir.