Kur'an'in Tahrim suresi'nde söyle bir ayet bulunur: "Ey peygamber esleri! Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymis olan kalbleriniz düzelmis olur. Eger esinizin aleyhinde bir sey yapmaga kalkarsaniz, bilin ki Allah onun dostu, bundan baska Cebrail, iyi mü'minler ve melekler de yardimcisidir" (K. Tahrim 4)
Ayet'de geçen "ikiniz de" sözcügü Hafsa ile Ayse'ye atif'tir ve güya Tanri, Muhamme'din bu iki esine hitap ederek onlari tevbe etmeye ve Muhammmed'i üzmekten çekinmege çagirmaktadir. Bu ve bununla ilgili ayet'ler, Muhammed'in Marya ile Hafsa'nin odasinda sevisirken Hafsa tarafindan yakalanmasi olayini içerir. Bazi kaynaklara göre yukardaki ayetler "Bal serbeti olayi" ile ilgilidir. Her iki olayin da ilginç yönleri vardir ki özetlenmege deger. Önce Marya (Mariya) olayini görelim:
Marya, Hicret;in 7. yilinda Iskenderiye sahibi diye bilinen Mukavkis tarafindan Muhammed'e hediye olarak gönderilen Kipti kölelerden biridir. Güzelligi nedeniyle Muhammed onu kendisine cariye edinmis ve Medine'nin yukari mahallelerinden birindeki bir odaya yerlestirmistir. Cinsi münasebette bulunmak maksadiyle sik sik onu ziyaret ederdi. Ondan Ibrahim adinda bir oglu olmus ise de çocuk küçük yasta iken ölmüstür.
Hafsa'ya gelince o, Ömer bin Hattab'in kizi olup Uhud savasindan sonra Muhammed'in nikahina giren eslerden biridir. Söylendigine göre Muhammed'in esleri arasinda Ayse ile ayni "mertebede" olup diger eslerden "mümtaz" mevkidedir. Bazi Islam kaynaklarina göre Muhammed onu bir aralik bosamis, fakat sonradan namaz kilmasini ve oruç tutmasini ve dinsel görevlerini yerine getirmesini begendigi için, Tanri'dan gelen bir emir üzerine, nikahi yenilemistir. Bosamasi ve yeniden nikahlamasi Marya olayi vesilesiyle söyle olmustur:
Muhammed, bir düzineye yakin karilariyle cinsi münasebette bulunmayi belli bir sira esasina baglamisti. Bu sira esasina göre karilarini ziyaret ederdi. Günlerden bir gün, nöbet esasina bagli olarak Hafsa ile bulusmak üzere onun odasina gider. Fakat Hafsa'ya yerinde bulamaz. O sirada cariyesi Marya oradan geçmektedir. Kabarmis olan sehvetine dayanamayip Marya'yi Hafsa'nin odasina alir ve cinsi münasebete baslar. Fakat tam isini bitirdigi sirada Hafsa çika gelir. Fevkalade mahcub duruma düsen Muhammed ne yapacagini sasirir. Olayin diger esler tarafindan (özellikle sevgili Ayse'si tarafindan) ögrenilmesi ve halk arasinda dedikodu seklini almasi halinde durumunun daha da güçlesecegini düsünerek Hafsa'ya agzini siki tutmasini, baskalarina hiçbir sey anlatmamasini, bunun karsiliginda Marya ile bir daha yatmayacagini söyleyerek yeminler eder. Hafsa'yi biraz daha ikna edebilmek için bir de, kendisinden sonra devlet'in basina önce Ebu Bekir'in ve ondan sonra da Ömer bin Hattab'in (yani Hafsa'nin babasinin) halife olarak geçeceklerini bildirir. Henüz hiç kimselerin bilmedigi bir devlet sirrini ifsa etmekle güya ona büyük bir paye vermistir, ve böyle bir payeye eristigi için Hafsa, Marya olayini gizli tutacak, kimseye açiklamayacaktir.
Oysa ki aksine Hafsa, ilk firsatta olan bitenleri Ayse'ye anlatir; Ayse de haberi diger eslere ulastirir. Bu haber üzerine eslerden her biri Muhammed'e karsi soguk davranmaga baslarlar. Onlarin bu tutumundan, durumu anlayan Muhammed, Hafsa'yi karsisina alarak neden dolayi sirri açiga vurdugunu sorar. Hafsa sasirmis olarak: "Bu olayi baskalarina söyledigimi sana kim haber verdi?" der. Muhammed de haberin Tanri tarafindan kendisine haber verildigini bildirir ve Kur'an'a su ayet'i geçirir:
"Peygamber, eslerinden birine gizlice bir söz söylemisti. Fakat esi, o sözü baskalarina haber verip Allah da bunu peygamber'e açiklayinca, Peygamber bir kismini bildirmis, bir kismindan da vazgeçmisti. Peygamber bunu ona haber verince esi:-'Bunu sana kim bildirdi?'- dedi. Peygamber: -'Bilen, her seyden haberdar olan Allah bana haber verdi'- dedi." (K. Tahrim 3)
Bunu yaptiktan sonra, Tanri'nin Ayse ile Hafsa'ya hitaben su ihtarda bulundugunu söyler:
"Ey peygamber esleri! Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymis olan kalbleriniz düzelmis olur. Eger esinizin aleyhinde bir sey yapmaga kalkarsaniz, bilin ki Allah onun dostu, bundan baska Cebrail, iyi mü'minler ve melekler de yardimcisidir" (K. Tahrim 4) .
Yani Tanri'yi kendisinin dostu göstererek Hasfa ile Ayse'yi sindirmek ister. Fakat bu arada diger eslerini de korkutup dedikodu yapmalarini önlemek maksadiyle, gerekirse onlari derhal bosayabilecegini, ve bosayacak olursa Tanri'nin kendisine daha iyi, daha vefakar, daha itaatkar kadinlar verecegini söyler ve Kur'an'a su ayet'leri koyar:
"(Ey peygamber esleri) Eger o sizi bosarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan dul ve bakire esler verebilir" (K. Tahrim 5).
Bunun üzerine bütün esleriyle küsüstügünü ilan eder, ve bir ay boyunca yanlarina girmeyecegine dair yemin eder. Söylendigine göre Hafsa'yi cezalandirmak üzere bosamistir.
Ancak ne var ki, esleriyle küsüstügü için sehvet ihtiyacini ne sekilde karsilayacagi konusunda ciddi bir sorunla karsi karsiyadir. Marya ile bir daha yatmayacagina dair yemin ettigi için onun yanina gidemeyecek demektir; meger ki yeminini hükümsüz kila. Ve iste Tanri güya onun böyle güç bir durumda oldugunu sezer ve imdadina yetisir: yeminini geri almasi için izin verir; verirken de genel olarak yemin bozma'nin "mesru" bir sey oldugunu bildirir. Bununla ilgili olarak Muhammed, Tanri sözleridir diye Kur'an'a su ayet'leri koyar.
"Ey Peygamber! eslerinin rizasini gözeterek, Allah'in sana helal kildigi seyi niçin kendine haram haram ediyorsun?
Allah (gerektiginde) yeminlerinizi bozmanizi size mesru kilmistir..." (K. Tahrim 1, 2)
Yemininden böylece kurtuldugu için hemen Marya ile cinsi münasebette bulunmaga baslar. Ancak ne var ki sadece Marya ile sevismenin ve diger eslerden uzak kalmanin hos bir sey olmadigini kisa zamanda anlamistir. Günde bir düzineye yakin kadinla sevismeye alistigi için, bu isi simdi bir tek kadinla yapmak ona agir gelir. Aradadan 29 gün geçtikten sonra karilariyle baristigini ilan eder ve yanlarina döner. Ilk önce Ayse'nin odasina gider. Ayse, henuz bir ay'lik sürenin dolmamis oldugunu düsünerek kendisine sorar: "Hani sen, bir ay boyunca karilarindan uzak duracagina dair yemin etmemis miydin? Bugün daha otuz gün bile olamadi; yirmi dokuzuncu gündeyiz!". Muhammed kendisine su yaniti verir: "Bu ay yirmi dokuz gün çeker".
Böylece artik butün eslerini, nöbet esasina göre, yeniden ziyarete baslar, tipki eskiden oldugu gibi. Bu arada Hafsa'yi da yeniden nikahina alir. Almasinin sebebi, söylendigi gibi onun dine bagli ve namaz kilip, oruç tutan biri olmasi degildir. Asil sebeb hem ona düskün olmasi, ondan hoslanmasidir, ve hem de kendisine çok yararli olan, ve bu yüzden çok önem verdigi yakin arkadasi Ömer bin Hattab'i hosnud kilmaktir. Çünkü Hafsa, daha önce de belirttigimiz gibi, Ömer'in kizidir64.