Kur'an'da, Hacc suresi'nde, seytan'larin, Tanri'nin gönderdigi her peygambere musallat olduklari, onlari yanilttiklari ve fakat Tanri'nin bu peygamberleri yanilgidan ve seytanin vesvesesinden korudugu ve böylece teblig isinin kusursuz bir sekilde yapilmasini sagladigi yazilidir. Ayet söyle:
"(Ey Muhamed!) Biz, senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o, bir temennide bulundugunda, seytan onun dilegine ille de (beseri arzular) katmaya kalkismasin. Ne var ki Allah, seytanin katacagi seyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayet'lerini (lafiz ve anlam bakimindan) saglam olarak yerlestirir..." (K. 22 Hacc 52)
Anlasilan o ki seytan, bir yolunu bulup peygamberleri yaniltmakta ve böylece onlari "peygamberlik" görevini "geregince" yerine getirmekten alikomakta, ve fakat Tanri seytanin oyununu bozmaktadir.
Bunu izleyen ayet'de de seytan'in böyle yapmasina izin verenin Tanri oldugu ve çünkü "kalblerinde hastalik olanlarin" Tanri tarafindan bu Sekilde denendigi eklenmistir.
Islam kaynaklarinin bildirmesine göre yukardaki ilk ayet, Muhammed'in seytan tarafindan kandirilmasiyle ilgili olarak inmistir. Güya seytan, Muhammed'i, "müsrikler'ce" (putataparlar'ca) kutsal bilinen ve adlari Lat, Uzza ve Menat olan üç putu övücü sözler söylemeye kandirmis ve bu sözleri onun diline ayet olarak sokmustur. Seytan'in bu oyunu sonucunda Muhammed: "Lat'i, Uzza'yi ve... üçüncü (put) olan Menati gördünüz mü? Iste bunlar, yüce turnalardir... Sefaatleri de elbette ki umulur" diye konusmus ve bu sözleri Kur'an'a Tanri'dan gelmis vahy'ler olarak koymustur. Fakat Tanri, Muhammed'i bu yanilgidan kurtarmis ve onun seytan sözleri olarak Kur'an'a koydugu bu "Seytan ayet'leri" ni Kur'an'dan çikarmistir.
Her ne kadar bazi yorumcular "seytan ayet'leri diye bir sey yoktur" derlerse de gerek Kur'an ve Hadis hükümlerinden, ve gerek Taberi gibi en saglam kaynaklardan ögrenmekteyiz ki seytan ayet'leri olayi diye bir sey vardir ve hikayesi söyledir:
Mekke döneminde Muhammed, Kureyslileri kendisine kazanmak için ugrasirken bazan yumusak davranir fakat çogu zaman onlarin putlarina küfürler ederdi. Amucasi olan ve kendisini Mekkelilere karsi daima koruyan Ebu Talib, Mekke'nin taninmis kisilerinden oldugu için sirtini ona dayamisti. Bu yüzden Mekke'liler Muhammed'e karsi pek birsey yapamazlardi. Yapmak söyle dursun ve fakat onun rahatsiz edici davranislarindan yilmislardi. Bu nedenle bir gün toplanip yanina giderler ve hiç degilse bir yillik uzlasma teklifinde bulunurlar; söyle derler:
"Ey Muhammed! Sen bizim ilalarimiza küfretmekten vazgeç... bir yil boyunca bizim ilahlarimiz olan Lat ile Uzza'ya ve Menat'a ve bir yil boyunca da biz senin ilahina (Tanri'ya) ibadet edelim. Senin bizi kabule çagirdigin din, bizim dinimizden hayirli olursa, biz o din'den hissemizi aliriz; eger bizim dinimiz seninkinden hayirli olursa, sen bizim dinimizden hisseni alirsin" (Bkz. Taberi, age 1966, Cilt II, sh. 150-160; Muhammed Ibn Ishak, age, 1980 sh. 165 ve d.).
Nasil olsa onlari daha sonra kendi yoluma sokabilecegini düsünerek Muhammed taviz yolunu seçer ve teklifi kabul edip Mekke'lilerin putlarini övücü su sözleri söyler:
"Gördünüz mü Lat'i, Uzza'yi ve üçüncüleri olan ötekini, Menat'i? Iste bunlar, yüce turnalardir... Sefaatleri de elbette ki umulur"
Bu sözler Kur'an'in, Necm Suresi'nin 19. ve 20. ayetlerinin ilk seklidir. Bu sözler üzerine Kureysliler: "Muhammed bizim ilhalarimizi överek güzel bir suretde andi" diyerek hosnud olurlar. Ancak ne var ki Muhammed'in bu tutumu müslümanlar arasinda tepki yaratir. Hele haber, Habesistan'a göç etmis bulunan müslümanlara ulastikta, onlar tarafindan pek olumsuz sekilde karsilanir. Bunu farkeden Muhammed büyük bir hata isledigini ve bu hata yüzünden taraftarlarindan bir çogunu kaybedebilecegini anlamakta geçikmez ve hatasini düzeltmenin yolunu arar. Cebrail'in gelip kendisine: "Ey Muhammed sen ne yaptin? Halka, benim sana getirmedigim sözleri söyledin" dedigini ilan eder. Tanri'dan geldi diyerek Kur'an'a sunu ekler: "Ey Muhammed, senden önce gönderdigimiz hiçbir elçi ve peygamber yoktur ki, bir seyi arzuladigi zaman, seytan onun arzusuna vesvese karistirmamis olsun. Allah seytan'in karistirdigini giderir, sonra Allah kendi ayetlerini tahkim eder" (K. 22 Hacc 52).
Bunu yaptiktan sonra Kur'an'a seytan ayet'leri olarak girdigini söyledigi sözlerin son kismini, yani "Iste bunlar, yüce turnalardir... Sefaatleri de elbette ki umulur" seklindeki tümceyi Kur'an'dan çikarir.
Fakat kendisini biraz daha temize çikarmak için, kendisinin sadece seytan tarafindan degil fakat ayni zamanda Kureys halki tarafindanda kandirildigini anlatmak ister ve Tanri'nin söyle dedigini ayet olarak Kur'an'a geçirir:
"(Ey Muhammed!) Seni, sana vahyettigimizden uzaklastirip baska bir seyi bize karsi uydurman için ugrasirlar. O zaman seni dost edinirler. Eger seni pekistirmis olmasaydik, andolsun ki, onlara egilim gösteriyordun, az kalsin. O zaman sana, yasami da, ölümü de kat kat azab biçiminde tattirirdik. sonra da bize karsi bir yardimci bulamazdin". (K. 17 Isra 73-75) 68.'
Görülüyor ki "Seytan ayet'leri" hikayesi, Muhammed'in yanilgi sorumlulugundan kurtulmasini saglamaga yönelik bir amaca dayalidir.