XXXII) Karinca tarafindan ayagi isirilan bir peygamberin, karincalar köyünün yakilmasini emretmesiyle ilgili kissa'dan çikan sonuç: Müsriklere karsi girisilen gece baskinlarinda kadinlarin ve küçük çocuklarin öldürülmeleri dogaldir (K. A'raf 4-5).

Muhammed'in söylemesine göre Tanri, Kur'an'in A'raf Suresi'nde söyle konusmustur:

"Biz nice kasabalari, yok etmisizdir; geceleyin veya gündüz uykularinda iken baskinimiza ugramislardir. Baskinimiza ugradiklarinda çagrilari -'Gerçekten biz haksizdik-' demekten ibaret kalmistir" (K. 7 A'raf 4-5)

Bir Tanri'nin, köyler halkina karsi, geceleyin uykuda iken ya da gündüz istirahat halinde iken, baskinlar yaptirtmasini anlamak, kuskusuz ki, kolay degil. Fakat Islam kaynaklarindan ögrenmekteyiz ki Muhammed, "müsrik" 'lere karsi böyle yapilmasinin emredildigini bildirirken, bunu kendi davranislariyle ilgili olaylara dayatmistir. Bu olaylarin hikayesi söyle özetlenebilir

Hicret'in birinci yilinda Muhammed, Medine'ye yakin bir mevkide bulunan Ebva ve Veddan denen köylere askerleriyle birlikte baskin yapar. Söylendigine göre bu, çete saldirilari disinda giristigi ilk savas seferidir.

Söz konusu köyler halkina karsi sefer açmasinin nedeni, bu halklarin "müsrik" olup Islam'a girmemis bulunmalaridir. Kesin basari saglansin diye Muhammed bu baskinlari, halkin geceleyin uykuda bulundugu bir sirada tertiplemistir.

Baskin sirasinda da hiçbir ayirim yapilmamis, erkeklerle birlikte kadinlar ve küçük çocuklar da öldürülmüslerdir. Bu arada köyler halkinin lideri olan Benu Damre, teslim olup Muhammed'e boyun egecegine dair yemin etmistir.

Ancak ne var ki suçsuz insanlarin, özellikle kadinlarin ve erlik çagina erismemis çocuklarin, bu sekilde öldürülmelerinden üzüntü duyanlar olmustur. Bunlardan biri Ibn-i Cessame adinda biri olup Muhammed'e, sikayet babinda sunu sorar: "(Ya Resula'llah) müsriklerden aile sahibi bulunanlara gece baskini yapiliyor da bunlarin kadinlari, küçük çocuklari da musab oluyor (Bu öldürülenlere katiliyor)?".

Bu soruya karsi Muhammed su cevabi verir:

"Onlar da müsriklerdendir; (Harb halinde) kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalniz Allah'a ve Resuline aiddir" (Bkz. Sahih-i... Cilt VIII, sh. 384 ve d. Hadis no. 1261).

Demek ister ki öldürülen kadinlar ve çocuklar da "müsrik"lerdendir ve eger onlari korumak gerekseydi, bunu tek yapabilecek olan Tanri ve elçisi, bu korumayi yaparlardi.

Her ne kadar seriatçilar, kadinlarin ve çocuklarin öldürülmelerine Muhammed'in cevaz vermedigini ve nitekim Mekke'nin fethinde bir kadinin öldürüldügünü duydugunda, bunu onaylamadigini söylerlerse de gerçek böyle olmaktan uzaktir. Çünkü Muhammed, müsriklere karsi yukardaki sekilde davranmanin, yani müsrik olan kadinlarin ve küçük çocuklarin dahi öldürülmelerinin, olagan bulunduguna öylesine inanmisti ki, Tevbe Suresi'ne su ayet'i koymustur: "Müsrikleri nerede bulursaniz öldürün" (K. Tevbe, 5).

Bundan baska bir de Tanri'nin: "Biz nice kasabalari, yok etmisizdir; geceleyin veya gündüz uykularinda iken baskinimiza ugramislardir. Baskinimiza ugradiklarinda çagrilari -'Gerçekten biz haksizdik-' demekten ibaret kalmistir" (K. 7 A'raf 4-5) seklinde konustugunu ve bu konusmasiyle Lut "Peygamber"in kavmini geceleyin uykuda iken, ve Suayb "Peygamber"in kavmini de gündüz istirahatta iken tüm olarak yok ettigini örnek vermistir.

Bununla da kalmamis fakat bir de ayagi bir karinca tarafindan isirilan "peygamber"lerden birinin hikayesini "kissa" haline getirmistir. Kuran yorumcularindan Kastalani'nin naklettigi hikaye söyle:

Vaktiyle Peygamber'lerden biri bir köye ugradiginda köy halkinin Tanri tarafindan helak olundugunu görür. Tanri bu köy halkini, kendisine karsi isyankar davrandilar diye, kadin-erkek-küçuk çocuk farki gözetmeden yok etmistir. Bu manzarayi gören "Peygamber" saskina ugrar; bir süre orada bir agacin altinda oturup kalir. Tanri'nin bu yaptigina akil erdiremez ve Tanri'ya sorar:

"Ey Allah'im! Sen bunlari toptan helak ettin ya, bunlarin içinde çocuklar var, hayvanlar var, günahi islemedik kimseler var! (Nasil olur da bunu yaparsin ve köy halkini tüm olarak öldürürsün?)" .

Tam bunlari söylerken bir karinca ayagini isirir. Cani yanan "Peygamber" orada bulunan karinca yuvasini atese verip yakar. Bunun üzerine Tanri ona su sekilde seslenir:

"Anladin ya! Senin ayagini isiran bir karinca degil mi idi? Bu bir karincaya karsi bir cemaati (yani karincalarin tümünü) yakmadin mi?"

Söylemeye gerek yoktur Tanri'nin, sirf farkli inanctadirlar ya da kendisine inamiyorlar diye insanlari yok etmek için, böyle bir örnege sarilmasi "yücelik" fikriyle pek bagdasmaz. Fakat buna ragmen Muhammed bu durumu "kissa" seklinde hadis konusu yapmistir. Buhari'nin, Ebu Hüreyre'den rivayetine göre Muhammed söyle konusmus oluyor:

"Nebiler'den (Peygamber'lerden) birini karinca isirmis. O peygamber, karincalarin köyü (nün yakilmasini) emr etmis de yakilmis. Bunun üzerine Allahu Teala o Peygamber'e:

-'Seni bir karinca soktu degilmi? Ya sen, Allah'i tesbih eden (Allah'a tapan)ümmetlerden bir ümmeti yakmadin mi? diye itab etmistir (azarlamistir)" (Bkz. Sahih-i... Cilt VIII< sh. 388, hadis no. 1265).

Bu sekilde konusan bir kimsenin, baskalarina hosgörü örnegi teskil etmesi mümkün olur mu?