Muhammed'in getirdigi bir takim hükümler vardir ki ana-baba ve çocuklar (ya da hisim ve akraba) arasindaki baglari güçlendirme amacina yöneliktir. Özellikle ana ve babaya iyilik ve yardim etmeyi, saygi göstermeyi emreder niteliktedir. Örnegin bir çok ayet'lerde: "...anababa'ya iyilik edin" (K. Bakara 83; Nisa 36; En'am 151; Isra 23, vs...) diye yazilidir. Bir kisim ayet'lerde anababa'ya ilgi ve yardim gösterilmesi istenmektedir. Örnegin Isra Suresi'nde : "Onlara aciyarak alçak gönüllülükle kanatlarini ger; ve :-'Küçükken beni yetistirip, egittikleri için (onlar bana nasil acidilrsa, sen de onlara aci'- de" (K. Isra 24) diye dua edlmesi gerektigi belirtilmektedir. Ya da:"(Ey Tanrim) Hesap gününde, beni, anababami ve inananlari bagisla" (K. Ibrahim 41; Nuh 28) diye dua edilmesi istenmektedir. Ya da Anababa'dan sikayet edilmemesi belirtilmektedir: "(Anan ya da baban) ikisinden biri, ya da ikisi de senin yanindayken kocamislik dönemine ulasirlarsa onlara 'öf' bile deme! Azarlama onlari, Onlara saygili söz söyle" K. Isra 23).
Ancak ne var ki bütün bu güzel dilekler, ana ve baba'nin müslüman dininden olmalari kosuluna baglanmistir; eger ana-baba, ya da kardesler, hisim ve akrabalar vs... "kafir" iseler, Islam'dan gayri bir inanca yönelik iseler, yukardaki hükümler onlar bakimindan geçerli degildir.
Çünkü Kur'an'da yer alan hükümlerden ve bu hükümleri destekler nitelikteki Kissa'lardan (masal ve hikayelerden) anlasilmaktadir ki insanlar arasindaki sevgi ve yakinligin, hisim ve akrabaligin ve dostlugun varligi "müslüman" olma sartina dayalidir. Müslüman olmayan kimseye karsi sevgi ve yakinlik beslenmez, bunlar dost, akraba, hisim olarak kabul edilmez. "Müslümanlar" ile "kafir'ler" arasinda, gerçek anlamda, ne sevgi, ne akrabalik, ne yakinlik ve ne de dostluk var sayilabilir, velev ki bunlar ana-baba, çocuklar, esler, hisim akraba olsunlar. Örnegin eger ana-baba müslüman ise fakat çocuklar kafir ise, ana ve baba'nin kendi çocuklarini kendilerinden bilmeleri dogru olmaz. Eger ana-baba kafir ve fakat çocuklari müslüman iseler, çocuklar için ana baba lehine is görmek, onlari dost edinmek, onlar için Tanri'dan magfiret dilemek, "hayir dua" etmek caiz degildir.
Sadece ana-baba-çocuklar ya da kari koca arasi iliskiler degil fakat genel olarak tüm hisim akraba ve yakinlar arasindaki iliskiler için de durum budur. Bütün bu hususlar Kur'an'da açik bir sekilde anlatilmistir. Örnegin "kafir" olarak ölen akraba için af dilemenin, dua etmenin yasak oldugu Tevbe suresi'nde söyle belirtilmekte:
"(Kafir olarak ölüp) cehennem ehli olduklari açikca belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar (Allah'a) ortak kosanlar için af dilemek ne peygambere yarasir ne de inananlara" (K. 9 Tevbe 113) .
Yine Tevbe suresi'ndeki bir ayet'de, kafir olan baba ve kardeslerle dostluk iliskisi kurulmamasi söylece emredilmekte:
"Ey iman edenler! Eger küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarinizi ve kardeslerinizi (bile) dost edinmeyin (veya "veli edinmeyin"). Sizden kim onlari dost edinirse, iste onlar zalimlerin kendileridir" (K. Tevbe 23)
Bu vesileyle Ibrahim'le ilgili su örnek verilmekte:
"Ibrahim'in babasi için af dilemesi sadece ona verdigi sözden dolayi idi. Ne var ki, onun Allah'in düsmani oldugu kendisine belli olunca, ondan uzaklasti..." (K. Tevbe 114)
Bu tür hükümleri herkesten önce kendisi uyguluyormus gibi görünüp pekistirmek için Muhammed, Müslüman olarak ölmediler diye kendi öz anasi Amine için Tanri'dan magfiret dilememis, babasi Abdullah'i ve kendisine babalik etmis olan amucasi Ebu Talib'i cehennemlik bilmistir. Bunlarla ilgili hikayeleri özetlemeden önce ekleyelim ki Muhammed, bununla da kalmamis, bir de daha önceki "peygamber"lerin, inanç farki yüzünden, kendi ana-babalariyle ya da çocuklariyle düsmanlik durumuna girdiklerine dair örnekler vermistir ki bunlar arasinda Nuh ile Ibrahim "peygamber"ler de vardir. Bunlarla ilgili olarak Kur'an'da yer alan hikaye ve masallari da asagida bulacaksiniz.
Bütün bu hükümler, bu "Kissa"lar, ve bu örnekler, daha ilk anlardan itibaren müslümanlari, müslüman olmayan akrabalarina karsi savasmaya ve bu suretle Islam'i basariya ulastirmaga matuf bulunmakta idi. Mekke'de Islam'i ilk kabul edenlerin hemen hepsi, "putataparliga" bagli kalan kendi ailelerine karsi güç durumda kalmislardi. Örnegin Ebu Bekir Islam'i kabul ettigi halde oglu etmemisti; bu yüzden aralarinda sürtüsme olmaktaydi. Hicret sirasinda çogu müslümanlar, müslümanligi kabul etmeyen hisim ve akrabalarindan ayrilmislardi. Muhammed'in kendi kizlari arasinda bile, hicret etmeyip Mekke'de kalanlar olmustur. Hicret'den 'den sonra müslümanlar, çete saldirilarina ya da savaslara giristikleri zaman karsilarinda kendi yakin akrabalarini bulmuslardir. Ve iste Muhammed, Islam'i kabul etmeyen hisim ve akrabanin "küfrü" seçmis sayilacagina ve "küfrü" seçenlerle dost olunmamasi, onlarla iliski kurulmamasi, onlar lehine hayir dua edilmemesi gerektigine dair yukardaki hükümleri getirmek suretiyle önemli bir soruna çözüm yolu bulmustur.