A) Nuh "Peygamber'in, "inanmayanlardandir" diye karisini ve oglunu sular altinda ölüme terketmesinin hikayesi (K. Nuh 1-17; Tahrim 10; Hud 36; Yunus 72; Mü'minun 27; Ankebut 14)

Kur'an'da Nuh ile Lut "peygamber"lerin karilarinin inkarcilardan olduguna ve Tanri'nin bunlari suçlu olarak örnek diye sergiledigine dair söyle bir ayet var:"Allah, inkar edenlere Nuh'un karisi ile Lut'un karisini misal verdi. Bu ikisi, kullarimizdan iki salih kisinin nikahlari altinda iken onlara hainlik ettiler. Kocalari, Allah'tan gelen hiçbir seyi onlardan savamadi. Onlara: -'Haydi, atese girenlerle beraber siz de girin-' denildi" (K. 66 Tahrim, 10).

Nuh'un yalniz karisi degil fakat ogullarindan biri de kafirlerden oldugu için, Muhammed'in söylemesine göre Tanri onlarin arasina düsmanlik sokmus ve Nuh'un karisi ile oglunu sularda bogmustur.

Muhammed'in Nuh ile ilgili olarak Kur'an'a aldigi hikaye'nin asli Tevrat'in Tekvin kitabinda bulunur (Bkz. Tekvin, Bap 6-10). Fakat Muhammed bu hikaye'yi degistirmis ve müslümanlarla kafirler arasinda akrabalik, yakinlik, dostluk olamayacagini anlatacak sekle sokmustur: velev ki bunlar birbirleriyle neseben yakin ve akraba olsunlar (örnegin ana-baba-çocuklar, kari-koca, vs... gibi). Su bakimdan ki Tevrat'da anlatilan hikaye'de Nuh ile karisi ve çocuklari arasinda inanç farki diye bir sey söz konusu degildir. Oysa ki Muhammed'in Kur'an'a aldigi Nuh "Kissa" sinda, Nuh'un karisi ile ogullarindan biri "imansiz" olarak tanimlanmis ve bu yüzden Tanri tarafindan öldürtülmüs gibi gösterilmistir.

Nuh "peygamber" hikayesi'nin Tevrat'daki asli ile Kur'an'a alinis sekli arasindaki farkin ne oldugunu anlayabilmek için önce Tevrat'daki hikaye'yi özetleyelim:

Tanri, yeryüzünün zorbaliklarla doldugunu, bütün beserin sonunun geldigini ve bu nedenle onlari yeryüzü ile beraber yok etmek istedigini bildirerek Nuh'a bir gemi yapmasini, ve yaptigi bu gemiye, bütün evindekilerle beraber girmesini, ayrica da canlilardan belli sayida erkek ve disi'ler almasini emreder (Bkz.. Tevrat/ Tekvin, Bap 6: 13-22)

Nuh, emredildigi gibi yapar: karisini ve ogullari olan Ham, Sam ve Yafet'i ve onlarin karilarini alarak gemiye girer ayrica da canlilardan erkek ve disileri sokar. Tanri yeryüzünü kirk gün boyunca tufana bogar, sular yükselir ve gemi bu sularda yürüyüp gider. Sel felaketi yüzelli gün sürer ve yer yüzündeki bütün canlilar sulara gömülüp yok olur. En sonunda Tanri sel felaketine son verir, sularin yükselmesini durdurur. Gemi Ararat dagi üzerine oturur(Bkz. Tekvin, Bap 8: 1-5) . Tanri Nuh'a seslenir:

"Sen ve senin karin ve ogullarin ve ogullarinin karilari seninle beraber gemiden çikin. Seninle beraber olan her beden sahibi, her yasayan seyi... kendinle beraber çikar, ta ki onlar yerde türesinler ve semereli olup yer yüzünde çogalsinlar". (Bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 8: 6-18).

Nuh Tanri'nin dedigi gibi yapar ve sonra Tanri'ya bir mezbah kurar. Tanri da Nuh'u ve ogullarini mubarek kilip onlara, semereli olup çogalmalarini ve yeryüzünü doldurmalarini bildirir. Gemiden çikan Nuh'un ogullari bütün yeryüzüne dagilirlar ve zürriyetleri olur. Nuh çifçilige baslar ve 950 yasinda ölür (Bkz. Tevrat/Tekvin: Bap 8: 19-22; Bap 9: 1-28).

Görüldügü gibi Tevrat'da anlatilan hikayede Nuh'un karisinin ve ogullarindan birinin kafir olmalari ve bu yüzden ölüme gitmeleri diye bir sey yok. Oysa ki Muhammed hikaye'yi farkli bir dogrultuda olmak üzere Kur'an'a almis ve Nuh'un karisi'nin Nuh'a ihanet ettigini, ogullarindan birinin de kafirligi seçtigini söylemistir.

Nuh'la ilgili olarak Muhammed'in Kur'an'a soktugu "kissa"ya göre Nuh, Tanri tarafindan müslümanlikla emrolunan ve müslüman peygamber olarak kavminini tövbe etmege çagirmak üzere gönderilen bir peygamberdir (K. 11 Hud 36). Bu nedenle kavmine: "Benim ecrim Allahtan baskasina ait degildir ve bana müslümanlardan olmam emrolundu" (K. 10 Yunus 72) diyerek onlari dogru yola sokmaya çalisir. Fakat onlardan gördügü direnme üzerine Tanri kendisini teselli eder ve bir gemi insa edip iman edenleri de yanina almak suretiyle denize açilmasini emreder, söyle der:

"Gözlerimizin önünde (muhafazamiz altinda) ve bildirdigimiz sekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular cosup yükselmege baslayinca her cinsten esler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmis olanlarin disindaki aileni gemiye al. Zulmetmis olanlar konusunda bana hiç yalvarma. Zira onlar kesinlikle bogulacaklardir" (K. Mü'minun Suresi 27; ayni emir için bkz: Hud Suresi, 31-37).

Anlasilan o ki "içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmis olanlarin disindaki aileni gemiye al." derken Tanri, Nuh'un imansiz olan karisi ile ogullarindan birini kastetmistir.

Tanri Nuh'a, ayrica da, gemiye binildikten sonra yapilacak seyi bildirir; söyle der:

"Sen, yanindakilerle birlikte gemiye yerlestiginde: -'Bizi zalimler toplulugundan kurtaran Allah'a hamdolsun-'de. Ve de ki: -'Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskan edenlerin en hayirlisisin" (K. Mü'minun 28-29)

Bunlari söyledikten sonra Tanri, kendi kendisiyle övünmek üzere söyle konusur:

"Süphesiz bunda (Nuh kavminin basindan geçenlerde) birtakim ibretler vardir. Hakikaten biz (kullarimizi böyle) deneriz" (K. Mü'minun 30).

Nuh gemiyi yapmaga baslar; fakat devamli sekilde kavmi tarafindan alay edilmekte ve küçük görülmektedir. Nuh da onlara intikam alacagi günlerin gelecegini hatirlatarak: "Egere bizimle alay ediyorsaniz, iyi bilin ki siz nasil alay ediyorsaniz, biz de sizinle alay edecegiz:.." (K. Hud 38-39) demektedir.

Nuh, uzun bir çalisma sonunda, geminin yapimi isini bitirir. Kimi Kur'an yorumcularina göre bu gemi, alelade yelkenli bir gemi olmayip buharli vapur cinsi bir gemidir, çünkü güya Kur'an'da "Tandur kaynayinca" deyimi geçmektedir ki bu da ocagi yanmaga baslayan geminin harekete hazir duruma geçtiginin kanitidir 84.

Tanri Nuh'a seslenerek canlilardan iki es ile ailesini alip gemiye binmesini emreder. Kur'an'da söyle yazili:

"Nihayet emrimiz gelip de sular cosup yükselmege baslayinca Nuh'a dedik ki: -'(Canli çesitlerinin) her birinden iki es ile (bogulacagina dair) aleyhinde söz geçmis olanlar disinda, aileni ve iman edenleri gemiye yükle'- . Zaten onunla beraber pek azi iman etmisti." (K. Hud 40).

Dikkat edilecegi gibi burada yine "(bogulacagina dair) aleyhinde söz geçmis olanlar disinda, aileni ve iman edenleri gemiye yükle" sozleri geçmektedir ki Nuh'un kafir olan karisina ve ogullarindan birine atiftir.

Tanri bunu söylerken Nuh'un "imanli" olan ailesine yardimci olacagini ekler. Bunun üzerine Nuh, bütün canlilara seslenir:"Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durmasi da Allah'in adiyladir..." (K. Hud 41) der.

Ve sonra karisi hariç, ailesinden olan ogullari Ham, Sam ve Yafes ile birlikte gemiye girer. Fakat diger bir oglu binmez, çünkü o da kafirlerdendir. Fakat Nuh'un akli geride kalan oglundadir. Bu nedenle onu son bir hamle ile kurtarmaga çalisir. Kur'an'da söyle yazili: "Gemi, daglar gibi dalgalar arasinda onlari götürmege baslar. Nuh, gemiden uzakta bulunan ogluna: -'Yavrucugum! (Sen de) bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma-' (diye seslendi)..." (K. Hud 42 ) Fakat oglu babasinin teklifini kabul etmez ve:"Beni sudan koruyacak bir daga siginacagim" der. Nuh ona: "Bugün Allah'in (azabindan), merhamet sahibi Allah'tan baska koruyacak kimse yoktur" diye cevap verir. Tam bu sirada dalgalar yükselir ve Nuh'un oglu, diger imansizlarla birlikte bogulup gider (K. Hud 43).

Nihayet Tanri: "Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut" diye emreder ve emrettigi an sular çekilir, gemi de Cudi daginin üzerine oturur. Tanri "O zalimler toplulugunun cani cehenneme" diye beddua'da bulunur (K. Hud 44).

Bunun üzerine Nuh oturup Rabbi'ne dua eder ve ona, kendi ailesini bogulmaktan kurtaracagina dair vadini hatirlatir:"Ey Rabbim. Süphezi oglum da ailemdendir. Senin vadin ise elbete haktir. Sen hakimler hakimisin" der (K. Hud 45)

Fakat Tanri ona, oglunun "kafirlerden" oldugunu ve bu itibarla "aile'den" sayilamayacagini bildirir; söyle der:

"Ey Nuh! O asla senin ailenden degildir. Çünkü onun yaptigi kötü bir istir. O halde hakkinda bilgin olmayan bir seyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamani tavsiye ederim" (K. Hud 46)

Böylece Tanri Nuh'a sunu anlatmaktadir ki ana-baba-çocuklar ve yakinlar arasindaki baglar neseb'den dogma degil fakat dinsel olmak gerekir. Müslümanliga ve Tanri'nin peygamberine inananlar birbirlerinin akrabasidirlar. Müslümanlarla kafirler, neseb ya da irk bakimindan birbirlerinin akrabasi olsalar dahi bu akrabaligin Tanri indinde anlami ve degeri yoktur. Ve iste yukardaki sözler bunu anlatmak için Kur'an'a alinmistir.

Bu sözleri dinleyen Nuh Tanri'dan özür diler ve söyle der: "Ey Rabbim! Ben senden, hakkinda bilgim olmayan seyi istemekten sana siginirim. Eger beni bagislamaz ve esirgemezsen, ben ziyana ugrayanlardan olurum". (K. Hud 47).

Tanri Nuh'un bu konusmasindan hosnud olur ve gemide olanlara gemiden çikmalarini söylece emreder:"Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in!. Kendilerini (dünyada yararlandiracagimiz), sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabin dokunacagi ümmetler de olacaktir". (K. Hud 48).

Kur'an'da yazildigina göre Nuh 950 yil yasar; Tanri onu ve gemidekileri kurtarmak suretiyle alemlere ibret yapmistir (K. Ankebut 14-15).

Tanri "Onlarin ardindan bir baska nesil" yaratir ve bu yarattigi yeni nesle bir "peygamber" gönderir ve bu "Peygamber"i, onlara su sekilde konusturur: "Allah'a kulluk edin. sizin O'ndan baska bir tanriniz yoktur. Hala Allah'tan korkmaz misiniz" (K. Mü'minun 31-32).

Bu "peygamber"in kim oldugu Kur'an'da belirtilmedigi için yorumcular bunun Hud ya da Salih "peygamber"'den biri oldugu görüsündedirler 85.

Fakat her ne olursa olsun yukarda anlatilan Nuh masali, diger bir çok sorunlar yaninda, bir de insanlar arasi sevgi ve bagliligin ancak ve ancak Islam'a baglilikla mümkün olacagini ve müslümanlar ile kafirler arasinda (velevki bunlar ana, baba, çocuk ya da yakin akraba olsunlar) düsmanliktan gayri bir duygunun egemen olamayacagini ortaya vurmaktadir.