XXXVI) "Irtidat" (müslümanliktan dönmek), ya da yol kesmek suretlerinden birisiyle Tanri'ya ve peygamberine karsi gelen kimselerin ellerinin ve ayaklarinin çaprazlama olarak kesilmesini, gözlerinin oyulup çikarilmasini öngören ayet hükmünün (K. Maide 33-34) uygulanmasiyle ilgili hikayelerden örnekler

Kur'an'in Maide Süresi'nin 33. ayet'i aynen söyle: "Allah ve peygamberleriyle savasanlarin ve yeryüzünde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi öldürülmek veya asilmak yahut çapraz olarak el ve ayaklari kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlar ahirette büyük azab vardir" (K. Maide 33)

Burada sözü edilen suçun tam bir tanimi yapilmamis olmakla beraber gerek Islami kaynaklardan ve gerek ayet'in Muhammed'den bu yana uygulanmasindan ögrenmek mümkündür ki söz konusu cezalari gerektiren davranislar, "din'den (müslümanliktan) dönmek, ya da küfür etmek, ya da yol kesmek suretlerinden birisiyle Tanri'ya ve peygamberine karsi savasmayi" kapsamaktadir. Her ne kadar "Ulema"dan bazilari bu ayet'in, özellikle "eskiya ve yol kesiciler" hakkinda indigi söylerlerse de Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesei, Ibn Mace gibi temel kaynaklara göre ayet'de belirtilen cezalar, sadece yol kesenlere, ya da devlete karsi isyan edenlere degil fakat ayni zamanda "mürtedlere" (Islam'dan çikanlara) ve kafirlere de uygulanir. Nitekim Buhari'nin bu ayet'le ilgili hadisler vesilesiyle açtigi bölümde bildirilen de budur (Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 180-181 , Hadis no. 172; ve Cilt XII, sh. 257).

Bunun böyle oldugunu kanitlayan örneklerden biri, Muhammed'in develerini çalip çobanini öldüren ve üstelik Islam'a girmis iken Islam'dan çikan kisilerin hikayesidir ki söyledir.

Islam kaynaklarinin bildirmesine (ve özellikle Buhari'de ve Sire-i Dahlaniyye'de yer alan verilere) göre Ukl ya da Ureyne kabilelerine mensup yedi-sekiz kisi Hicret'in 6. yilinda yoksulluk nedeniyle Medine'ye gelip Muhammed'in yanina çikarlar ve "Islam üzere biat" ederek "kelime-i sahadet" getirirler ve müslüman olduklarini bildirirler. Müslüman olmalarinin nedeni, pek muhtemelen, açliktan kurtulmak ve sagliga kavusmaktir. Nitekim geldikleri vakit hasta, benizleri sararmis, karinlari sismis bir haldedirler: "Ya Resulallah, biz fakiriz. Bizi barindir, yedir, içir" diye ricada bulunurlar. Muhammed, müslüman olurlar diye, onlari yedirip içirir. Fakat adamlar, az geçmeden burada kalmak istemediklerini Muhammed'e bildirirler; söyle derler: "Ya Resula'llah, biz çölde yasamaga alismis koyun, deve sahipleri idik. Çayiri, çimeni, bagi, bahçesi bol yerlere alisik degiliz. Medine'de ikamet hosumuza gitmiyor. Develerimizin bulundugu yere çikmamiza izin verseniz..."

Muhammed dileklerini kabul ederek onlari, zekat develerinin bulundugu Gabe ormani denen bir yere gönderir. Ihtiyaçlarini gidersinler diye onlara kendi çobani olan Yesar ile beraber bir deve sürüsü hediye eder. Develer sadaka develeri olup topluma ait sayilmaktadir. Adamlar burada bol süt içerek ve temiz hava alarak iyilesirler. Fakat Islam kaynaklarinin bildirmesine göre, iyilestikleri an "irtidat" ederler, yani Islam'i terkederler ve Muhammed'in çobanini öldürüp, develeri de önlerine katip giderler. Güya çobanin elini ayagini kesmisler, dilinin altina ve gözüne diken batirmislar, ve öylece ölüme terketmislerdir. (Bkz. Sahih..., Cilt I, sh. 183; Cilt XII, sh. 258).

Sabah vakti haberi alan Muhammed köpürür ve Gürz b. Cabir kumandasindaki yirmi alti kisilik bir çeteyi adamlarin ardindan kosturur. Gün yükselince haydutlar ele geçirilir ve Harre denilen yere getirilir. Burasi Medine Kent'inin disinda, kara tasli, günes altinda ates gibi yanar bir yerin adidir.

Muhammed onlari, "irtidat" (müslümanliktan çikmak), "küfran-i nimet" ( nankörlük), "Kat-i tarik" (yol kesmek) ve "katl-ü iskence" (iskenceyle öldürmek) eylemlerine "kisas" olmak üzere cezalandirir. Uyguladigi ceza, Kur'an'in Maide Suresi'nin 33. ayet'indeki cezalardir; yani adamlarin ellerinin, ayaklarinin çaprazlama kesilmesini, gözlerinin oyulmasini öngören cezalar. Muhammed suçlularin bu cezalara çarptirilmasini emreder. Emir yerine getirilir ve adamlar bu halde ölüme terkedilir. Su isterler kendilerine su verilmez; agizlariyle ve disleriyle topragi kazarlar, taslari kemirirler. Fakat ne yaparlarsa yapsinlar kizgin günes altinda ölünceye kadar öylece birakilirlar.

Bu olay, Hadis-i serif olarak Islam kaynaklarinda yer almistir. Ibn-i Sa'd, Taberi, Tabarani, Ibn-i Hibban, Ibn-i Ishak, Vakidi , Ibnü't-Talla gibi yazarlar tarafindan da islenmistir

Söylemeye gerek yoktur ki böylesine dehset verici bir iskence cezasi emrinin, kendisini "peygamber" diye tanitan bir kimseden çikmamasi gerekirdi. Bir an için suçlulara atfolunan suçun gerçekten öyle oldugu kabul edilse bile ceza'nin böylesine insafsiz boyutlari bulmasi vicdan sizlaticidir. Kaldi ki bu kisilerin, Muhammed'in çobanini, gözler oyarak, eller keserek öldürdükleri de muhtemelen Islam yazarlarinin bir abartmasi olmalidir; çünkü ne kadar vahsi olurlarsa olsunlar, bu adamlarin, kötülük görmedikleri bir çobana karsi bu sekilde hareket etmeleri pek düsünülemez; olsa olsa develeri alip götürmüslerdir. Öyle anlasiliyor ki onlarin Muhammed'i en fazla gazaba sürükleyen davranislari, Islam'dan çikmak olmustur.

Fakat ne sasilacak bir seydir ki Islam yazarlari ve Kur'an yorumculari, yukardaki olayla ve söz konusu ayet'in uygulanmasiyle ilgili olarak Muhammed'in takindigi tutum ve davranisi "ahlak ve fazilet örnegi" biesey olarak gösterirler. Gösterirken de Muhammed'in söyledigi ve emrettigi her seyin Tanri'dan gelme oldugunu ve çünkü Kur'an'da: "(Muhammed) kendiliginden, hevesine kapilarak, söylemez. Söyledikleri hep kendisine bildirilen vahiyden ibarettir" diye yazili bulundugunu ve onun yaptigi ve söyledigi her seyi gözü kapali olarak benimsemek gerektigini belirtirler (Kur'an'in Hasr 7; Kalem 4, Necm 3-4 ayetlerini örnek verirler. Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 184).

Bu hikayelerle ve bu zihniyetle egitilen insanlardan nasil bir gelisme beklenecegini tahmin güç olmasa gerektir.