B) Ibrahim'in, yalan söyliyerek kendi karisini kizkardesi imis gibi gösterip, Misir (ya da Erdün) Meliki'ne sunmasinin hikayesi (K. 42 Suara: 13)

Muhammed'in söylemesine göre Ibrahim, yukardaki yalanlardan gayri, bir yalan daha söylemistir ki o da, karisi olan Sare'yi, zalim bir hükümdara kizkardesi olarak sunmus olmaktir. Bu sunus üzerine hükümdar, Sare'yi kendisine kari edinmis ve fakat Tanri'nin gazabini uyandirmistir; sonunda Sare'yi bir takim hediyelerle birlikte Ibrahim'e geri vermistir. Böylece Ibrahim, yalan yolu ile kazanç edinmistir.

Bu hikayenin asli Tevrat'da bulunmaktadir; Muhammed bunu, Tevrat'dan alip bazi degisiklige sokmustur. Ancak ne var ki Muhammed'in naklettigi hikayeyi anlayabilmek için Tevrat'daki aslina göz atmak gerekir.

Tevrat'in Tekvin adli kitabinda Tanri, Ibrahim'e emrederek ülkesini, ve babasinin evini terketmesini ve gösterecegi diyara göç etmesini bildirir; onu mubarek edip yüceltecegini, ve yeryüzünün bütün kabilelerini onda mubarek edecegini ekler (Bkz. Tevrat/ Tekvin, Bap 12: 1-3).

Bu emir üzerine Ibrahim, karisi Sare'yi, ve kardesinin oglu Lut'u ve mallarini ve kölelerini alip yola çikar ve Kenan denen bir bölgeye gelir. Fakat orada kitlik oldugu için tekrar yola çikar, güney'e ve oradan da Misir'a geçer. Fakat Misir'a girmeden önce karisi Sare'yi karsisina alir ve söyle der:

"Iste, biliyorum ki, sen görünüsü güzel bir kadinsin; ve olur ki Misirlilar seni görünce: -'Bu onun karisidir'- derler, ve beni öldürürler, ve seni sag birakirlar. Senin yüzünden bana karsi iyi davranilsin ve senin sebebinle canim yasasin diye: -'onun kizkardesiyim'- de" (Bkz. Tevrat/ Tekvin, Bap 12: 11-13)

Görülüyor ki Ibrahim, Misirlilarin Sare'nin güzelligine kapilip onu elde etmek için kendisini öldüreceklerini düsünerek onu kendi kizkardesi imis gibi gösterme yolunu seçmistir. (Pek güzel ama, madem ki böyle bir ölüm tehlikesi vardir, o halde neden Tanri onu bu tehlikeli bölgeye göndermekte israr eder, bilemiyoruz).

Ve gerçekten Misir topraklarina geçtigi zaman halk, kadinin çok güzel oldugunu görür ve hakkinda konusmaya baslar. Halktan kisiler Sare'nin güzelligini Firavun'a bildirirler; Firavun güzel Sare'yi görmek ister ve adamlarina emrederek onu sarayina getirtir. Sare'nin güzelligini görünce derhal onunla evlenir. Evlendikten sonra da Sare'nin hatiri için Ibrahim'e karsi iyi davranir, ona koyunlar, sigirlar, esekler, disi esekler, develer, köleler ve cariyeler verir (Tevrat/Tekvin, Bap 12: 14-17).

Ancak ne var ki Tanri, Ibrahim'in karisi Sare'den dolayi Firavun'u ve sarayini "büyük vuruslarla vurur". Firavun neye ugradigini sasirir ve Ibrahimi huzuruna getirterek: "Bana bu yaptigin nedir? Bu senin karin oldugunu niçin bana bildirmedin? Niçin: -'Bu benim kizkardesimdir-' dedin, ben de onu kari olarak aldim; ve simdi, iste karin, al ve git" der. Ve sonra adamlarina emrederek Ibrahim'i ve Sare'yi, bütün mal ve mülkleriyle birlikte ülkesinin disina çikartir (Tevrat/ Tekvin, Bap 12: 18-20). Böylece Ibrahim artik zengin olmustur. Tevrat'da söyle deniyor:

"Ve Abram (Ibrahim), Lut da beraberinde oldugu halde, kendisi ve karisi ve kendisine ait olan her sey, Misir'dan Güney'e çiktilar. Ve Abram (Ibrahim) sürülerde, gümüste ve altinda çok zengindi. Ve konaktan konaga göçerek Güney'den Beyt-ele....... evvelce orada yapmis oldugu mezbahin yerine kadar gitti" (Bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 13: 1-3)

Görülüyor ki Ibrahim, sirf güzel karisi Sare yüzünden kendisini öldürürler diye, bir takim olumsuz davranislarda bulunmustur. Bir kere yalan söylemis, Sare'yi kendisinin kizkardesi olarak tanitmistir. Böylece Firavun'u yaniltmis ve onun Sare ile evlenmesine sebeb olmustur. Yani karisinin bir baska erkekle evlenmesine ve muhtemelen yatmasina razi olmustur. Bütün bunlar yetmiyormus gibi bir de, karisini Firavun'a verme karsiliginda, bir takim çikarlar saglamakta sakinca bulmamis, bu sayede büyük varliklara sahip olmustur.

Fakat Ibrahim bununla kalmaz; yukardaki sekilde Misir'dan atildiktan sonra buna benzer bir davranisda daha bulunur ve bu sayede biraz daha kazanç saglar. Olay'in Tevrat'daki anlatilisinin özeti su:

Firavun'un verdigi mallarla birlikte Ibrahim, karisi Sare'yi ve kardesinin oglu Lut'u da yanina alarak güneye dogru yola koyulur . Fakat bir takim anlasmazlik nedeniyle Lut, Ibrahim'den ayrilip gider ve Ibrahim de güney'de Gerard Kirali Abimelek'in hükümran bulundugu bir yere gelir. Fakat tipki Misir'a gittigi zaman yaptigi gibi karisi Sare'yi yine etrafa "Kizkardesi" imis gibi tanitir. Sare'nin güzelligi Abimelek'in kulagina gelince Abimelek adamlarini gönderip Sare'yi sarayina getirtir ve onunla evlenir.

Fakat Tanri bu ise çok kizar ve Abimelek'in rüyasina girip:"Aldigin kadin sebebiyle iste sen bir ölüsün, çünkü o bir adamin karisidir" der. Dedikten sonra da Abimelek'in ülkesindeki bütün kadinlarin rahimlerini kapar ki çocuk yapamasinlar diye (Terat/Tekvin, Bap 20: 3); sanki bu kadincagizlarin bir kabahati varmis gibi.

Abimelek, suçsuz oldugunu ve çünkü kadinin kendisine Ibrahim'in kizkardesi olarak tanitildigini söyliyerek Tanri'dan afv diler. Tanri da kendisine, bütün bunlardan haberdar bulundugunu ve onun günaha girmesini istemedigi için araya girdigini söyliyerek: "Ve simdi adamin karisini geri ver, çünkü o peygamberdir ve senin için dua eder ve yasarsin; fakat eger geri vermezsen, bil ki, sen ve sana ait olanlarin hepsi mutlaka öleceksiniz" der (Tekvin, Bap 20: 6-7).

Ertesi gün Abimelek olan bitenleri halkina anlatir ve sonra Ibrahim'i huzuruna getirterek söyle der: "Bize ne yaptin? sana karsi ne isle günah ettim de üzerime ve ülkem üzerine büyük günah getirdin? Bana yapilmaz isler yaptin" (Tekvin, Bap 20: 9-10)

Bu söylenenleri dinleyen Ibrahim, Abimelek'e sunu anlatir ki Sare'nin güzelligi yüzünden öldürülmekten endise ettigi için yalan söylemis ve onu kizkardesi olarak göstermistir, ve fakat Sare, esasen baba bir ana ayri kardestir. Ibrahim'in bu konusmasindan hosnud olan Abimelek, ona koyunlar, sigirlar, develer, gümüsler, köleler verir ve "Iste memleketim senin önündedir, gözünde iyi olan yerde otur" der. Bundan sonra Ibrahim Tanri'ya dua'lar eder ve Tanri Abimelek'e ve halkina sifa verir. Böylece rahimleri kapatilmis olan kadinlar çocuk yapabilecek duruma girerler (Tekvin, Bap 20: 17-18).

Görülüyor ki Ibrahim, söylemis oldugu yalan sayesinde bir takim kazançlar elde etmistir. Böyle bir davranisin iftihar edilecek bir yönü olup olmadiginin tartismasini, kendilerine Tevrat verilmis olan Israilogullarina birakiyoruz.

Fakat anlasilan su ki Muhammed, Ibrahim'in bu davranisini, yani karisi olan Sare'yi kiz kardesi imis gibi tanitip zalim bir hükümdara sunmasini müslümanlar için ders alinmak gereken bir örnek yapmistir (Bu konuda Buhari'nin Ebu Hüreyre'den rivayeti olarak Muhammed'in söyledikleri için bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari... Cilt VI, sh. 516 , Hadis no. 1017; ve Cilt IX, sh. 112-143, Hadis no. 1380).

Islam bilginleri bu örnegi, iki bakimdan önemli saymislardir ki birincisi "Kafirin mü'mine hibede bulunmasi" sorununu kapsar. Ikincisi ise, kardes kizini nikah etmenin "halal" olup olmadigi sorununa bir çözüm bulmak üzere, bu yukardaki olay ile Kur'an'in Sura suresi' nin 13. ayet'i arasinda baglanti kurma söz konusudur. Bakiniz nasil:

Muhammed'in anlattiklarina göre91, Ibrahim bir gün Sare ile bir ülkeye gelir. Burasi Erdün denilen bir yerdir 92. Orada zalim bir Melik (hükümdar) vardir. Halk arasinda "Ibrahim, en güzel kadinlardan bir kadinla (sehre) dahil oldu" seklinde konusmalar olur. Sare'nin güzelligi haberi hükümdar'in kulagina gider; hükümdar adamlarini gönderip Ibrahim'i huzuruna getirtir ve sorar: "Ya Ibrahim! Yanindaki kadin neyindir?".

Hükümdarin bu sorusuna Ibrahim: "Hemsiremdir" diye yanit verir. Bunu söyledikten sonra Ibrahim, karisinin yanina gelir ve ona söyle der: "Sakin sözümü tekzib etme! Ben bunlara seni kiz kardesimdir, dedim. Allah'a yemin ederim ki: yer yüzünde benden, senden baska iman eden hiç bir kisi yoktur".

Bunlari söyledikten sonra karisi Sare'yi hükümdara gönderir. Sare hükümdarin sarayina varinca hükümdar ona yanasmak, onunla sevismek ister. Fakat Sare hemen abdest alip namaza durur. Namazi müteakip Tanri'ya: -'Ya Rab, ben Sana ve Sen'in Peygamberine iman ettimse, ben kadinligimi zevcimden baskasina karsi ebedi muhafaza eyledimse, benim üzerime su kafiri musallat etme!" diye dua eder.

Tanri Sare'nin dediklerini uygun bulup geregini yapar. Hükümdar'in derhal nefesini bogar; hükümdar horlamaga, hatta ayagiyle yere vurup tipki sarali insanlar gibi deprenmege baslar. Bunu görünce Sare: "Allah'im! Eger bu herif ölürse -'bunu bu kadin öldürdü '- denilir" diyerek endise gösterir.

Hani sanki bunlari düsünemezmis de birisinin uyarmasini beklermis gibi Tanri, Sare'nin dediklerini uygun bulup hükümdarin sarali haline son verir. Fakat hükümdar iyilesir iyilesmez, tekrar Sare'ye sarilip sevismek ister. Sare yine abdest alip namaza durur ve sonra yine: "Allah'im! Ben Sana ve Sen'in peygamberine iman ettimse, ben kadinlik serefimi zevcim mustesna olmak üzere herkese karsi siyanet eyledimse (korudumsa) , su kafiri üzerime musallat etme" diye dua eder. Tanri yine Sare'nin dua'sini dinler ve yine hükümdari sarali bir duruma sokar. Adamin nefesi tikanir, horlamaga, hatta ayagiyle yere vurup deprenmege baslar. Bunu gören Sare: "Ya Rab! Bu herif ölürse bunu bu kadin öldürdü, denilir" diye endise izhar eder; bunun üzerine Tanri, derhal hükümdarin sarali halini sona erdirir. Fakat hükümdar iyilesir iyilesmez yeniden Sare'ye çullanmak ister. Ve iste bu durum yukardaki sekilde bir çok kez tekrarlandiktan sonra nihayet hükümdar, saray'daki adamlari karsisina toplar ve söyle der: "Siz bana (insan degil) muhakkak bir Seytan göndermissiniz. Bu kadini, Ibrahim aleyhi's-selam'a geri gönderiniz. Haceri de Sare'ye veriniz! ".

Bunun üzerine Sare, hükümdarin sarayindan çikip Ibrahim'e gelir ve ona olan bitenleri anlatir ve hükümdarin kendisine bir cariye hibe ettigini söyler; söyle der: "Anladin mi zevcim! Allah kafiri tezlil etti (hor gördü). Bir cariye'yi de hizmetçi verdi" (Bkz. Sahih-i..., Cilt VI, sh. 517-519).

Alasilan o ki Tanri, sirf "kafiri" hor görmek için Ibrahim'in yalan söylemesine ve Sare'nin sikintilara katlanmasina göz yummustur.

Öte yandan Tanri'nin "peygamberi" olarak is gören Ibrahim, söylemis oldugu yalan sayesinde kazanç saglamis, Hacer gibi bir cariye'ye sahip olmustur. Ve bu kadindan ilk oglunu edinecektir. Zira Sare, çocuk edinemedigi için kocasi Ibrahim'in Hacer ile yatmasini saglayacak ve bu çiftlesmeden Ismail adinda bir oglan dogacaktir. Fakat onun dogmasindan sonra Tanri, Sare'nin gebe kalmasini saglayacak ve böylece Sare 'nin Ishak adinda bir oglu olacaktir. Olduktan sonra Sare'nin kiskançligi ve huysuzlugu tutacak ve bu nedenle kocasina baski yapip Hacer ile oglu Ismail'i evden uzaklastiracak, Arabistan çöllerine yollatacaktir.

Islam yazarlarinin bildirmelerine göre Hacer, Misir'da Kibt ülkesinden asil bir aile kizi iken kocasinin öldürülmesi üzerine Erdün denilen yere getirilmistir ki, yukarda anlatilan olaylarin geçtigi yer de burasidir 93. "

"Neden Tanri bu zavalli kadincagizi, Sare ile Ibrahim'e cariye olarak vermistir?" diye sormaga kalkmayiniz. Ve yine: "Neden acaba Ibrahim, halkin kendisini güzel karisi yüzünden öldürecegini düsünerek yalan söylemis ve onu kiz kardesi olarak tanitmistir? Bu ülkede güzel kadin sahibi insan yokmuydu ki böyle bir risk söz konusu olsun? Öte yandan kiz kardesi olarak tanitacak yerde karisi olarak tanitmis olsaydi, acaba hükümdar ona karsi daha insafli davranmaz miydi? Bir aile yuvasini yikmaktan ve basini da derde sokmaktan kaçinmis olmaz miydi? Karisini kiz kardesi olarak tanitmakla hükümdara adeta Sare'yi peskes çekmis olmuyor muydu?" diye de sormayiniz. Yanitsiz kalirsiniz.

Öte yandan, diyelim ki halk, güzel karisi vardir diye Ibrahim'i öldürecektir, ve Ibrahim de bunu bilmektedir, o halde neden karisiyle birlikte ille de bu ülkeye gitmek istemistir? Tanri'nin sevgili peygamberi olduguna göre, acaba gidecek baskaca ülke bulamaz miydi?

Bir de su var: Yukardaki hadis'de Ibrahim'in Sare'ye: "Sakin sözümü tekzib etme! Ben bunlara seni kiz kardesimdir, dedim" seklinde konustuktan sonra: "Allah'a yemin ederim ki: yer yüzünde benden, senden baska iman eden hiç bir kisi yoktur" diye ekledigi yazili. Bu satirlara göre, yukardaki olay sirasinda yeryüzünde Ibrahim ile Sare'den baska "iman" sahibi (mü'min) kimse yok görünmekte. Oysa ki Ibn-i Hisam, Kitabü't-Tican adli yapitinda, bu yolculuga çiktigi sirada Ibrahim'in yaninda üçyüz on mü'min'in bulundugunu bildirmistir ki, sayi bakimindan degilse bile keyfiyet bakimindan Tevrat'la uyumluk göstermektedir. Hatirlanacagi gibi biraz yukarda, olay'in Tevrat'da anlatilis sekline deginirken, Ibrahim'in bu yolculuga çikarken, Sare'den baska Lut'u ve kölelerini de aldigini belirtmistik (Bkz. Tevrat/Tekvin, Bap 12: 1-13) Ibrahim ile birlikte giden bütün bu kisiler ayni imana sahiptiler. Kaldi ki Ibrahim'in Sare ile evlendigi tarihde Tanri'ya inanan çok kisi vardi.

Yukardaki hadis vesilesiyle, Islam ulemasini mesgul eden diger önemli bir husus, Ibrahim'in, Sare'yi "kizkardesimdir" diye tanitarak yalan söylemesidir.

Böyle bir yalan'dan rahatsiz olanlar olmustur. Örnegin Ibn-i Cevzi söyle der: "Bu mes'ele daima içimi sikardi. Ve derdim ki Hz. Ibrahim kadinindan hemsire (olarak söz etmekten) nasil bir yarar umdu? Zalim bir sahsa karsi 'kadinim' veya 'hemsirem' demenin ne te'siri olabilir. Hatta zevcem demek daha münasibti. Çünkü hemsirem deyince, : 'Haydi bunu bana tezviç et' (benimle evlendir)- demesi ihtimali daha kuvvetli idi. Zevcem deyince, zalimin bir seriata mu'tekid olmasi ve bu cevap üzerine sükut etmesi umulurdu" 94.

Bununla beraber Ibn-i Cevzi, hadis'de söz konusu olan hükümdarin ve halkinin "Mecusi" (yani "zerdüst" dininden) olduklarini ögrenince görüsünü degistirdigini ve Ibrahim'in yalan söylemis olmasindan artik rahatsiz olmadigini ekler. Eklerken de Mecusilerde kiz kardesle evlenmenin ve kardes bosamanin gelenek oldugunu ve bu itibarla Ibrahim'in bu gelenegi benimser görünerek kötülükten korundugunu söyler95. Bu açiklamanin mantik oyunundan ileri geçen bir yönü olmadigi bir yana ve fakat bilinen tarihi gerçek su ki, Ibrahim'in yasadigi kabul edilen dönemde, Zerdüst dini diye bir sey bile yoktu henüz ortada 96.

Üstelik de Muhammed'in söylemesine göre olay, Zerdüst dininin (daha sonra ki tarih itibariyle) ortaya çikmis oldugu diyarlarda degil fakat Ibrahim'in Misir'i terkedip Filistin'e dogru yola koyuldugu yerlerde, Erdün kasabasinda (Ibn-i Kuteybe'nin demesi böyle), ya da Erdün'den Misir'a dogru yol alirken vuku bulmustur (Ibn-i Hisam'in söylemesi böyle).

Bir kisim Ulema, Sare'nin Ibrahim'in kardesinin kizi oldugunu ve Ibrahim döneminde kardes kizini nikah etmenin "halal" bulundugunu söylerler. Buna karsilik bazilari da, kardes kizi ile evlenmenin daha Nuh zamaninda yasaklandigini ve bu yasagin Nuh'a Ibrahim'e, Musa'ya, Isa'ya ve Muhammed'e emredildigini söylerler ve örnek olarak da Kur'an'in Sura suresi'nin 13.ayeti'ni gösterirler. Bu ayet aynen söyle: "...'Dini ayakta tutun ve onda ayriliga düsmeyin'- diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kildi...." (K. 42 Sura 13).

Bir kisim ulema da Sare'yi, Ibrahim'in kardesi kizi olarak tanitmanin yanlis oldugunu iddia ederler. Güya Ibrahim'in kardesinin adi "Haran-i Asgar" olup Sare'nin babasinin adi "Haran-i Ekber" dir, ve iste bütün yanlislik "Haran" adi'nin bu müsterekliginden dogmaktadir97.

Fakat her ne olursa olsun, Islam bilginlerin söylemesine göre, Ibrahim ve Sare ile ilgili olarak yukarda geçen hikaye'den (hadis hükmünden) maksat, kafir sayilan bir hükümdarin, Hacer adindaki bir cariyeyi Sare'ye verdigini ve Sare'nin de bunu kabul ettigini anlatmaktir ki bunu"Kafirin mü'mine bir hibesi" olarakl kabul etmek gerekir. Daha baska bir deyimle kafirler tarafindan müslümanlara hibe edilen köle ve cariyelerin, müslümanlar tarafindan kabul edilmelerinde sakinca bulunmadiginin anlasilmasi istenmistir. Nitekim Muhammed, bir çok kez kafir hükümdarlardan gelen bu tür hibeleri kabul etmistir. Örnegin çok sevdigi cariyesi Marya, Habes hükümdari tarafindan kendisine hediye edilen cariye'lerden biridir.