Henüz güçlenmedigi yillarda (özellikle birinci Mekke döneminde) Muhammed, kendisine taraftar toplayabilmek için, Tanri'nin müslüman kullarina Cennet'ler vad etigini söylerdi; Cennet vad'leri yaninda da cehennem korkutmalarinda bulunmayi ihmal etmezdi. Bunun en ilginç örnegini birinci ve ikinci Akabe bi'at'lerinde izlemek mümkündür. Bu bi'at' ler, Medine'deki Evs ve Hazrec kabilelerine mensup bazi kisilerin, Muhammed'le andlasma yaparak onu "peygamber" olarak kabul etmelerini öngören andlasmalardir ki Muhammed'in Medine'de bir bakima "köprü basi" elde etmesini saglamistir. Bu görüsmeler sirasinda Muhammed onlara bir takim vad'lerde bulunmustur; onlar da Muhammed'i Kureyslilere karsi korumak üzere and içmislerdir. Ancak ne var ki bu andi, yeni bir imana girmek amaciyle degil fakat, fedakarliklarina karsilik, Cennet'e gideceklerine dair Muhammed'den teminat almak kaydiyle yapmislardir. Nitekim ikinci Akabe bi'ati sirasinda, and içmeden önce, Muhammed'e sorduklari soru su olmustur: "Ey Tanri elçisi! Biz mal ve servetimizi feda etmek üzere sana bi'at ediyoruz. (Ancak) bu fedakarligimizin karsiligi nedir?".
Bu soruyu Muhammed, hiç tereddüdsüz söyle karsilar: "(Fedakarliginizin karsiligi) Cennettir" "123. Ve sonra onlara Cennet'in güzelliklerini, Cennet'deki nimetleri, bolluklari ve "el degmemis, kara gözlü ve memeleri yeni sertlesmis" dilberleri anlatir; Tanri'nin bu konuda vahiy'ler gönderdigini hatirlatir. Böylece müslüman kisinin kafasina, Islam ugruna girisicekleri her türlü fedakarlik karsisinda, çesitli mükafatlara konmaktan gayri, bir de ayrica da Cennet'in güzel hurilerine kavusacaklari fikrini sokar.
Bu düsünce, daha sonraki yillar boyunca müslüman kisiyi, ölümü göze alircasina is görmege, ve örnegin gözü kapali sekilde savaslara (cihad'a) girmege sürükleyecektir. Muhammed'in, "Kafirleri" Islam'a sokmak maksadiyle giristigi savaslarin sayisinin 29 ve gönderdigi çetelerin sayisinin 45'i buldugu düsünülecek olursa, cennet'e hak kazanmak bakimindan müslüman kisilerin ne "fedakarliklara" katlandiklarini anlamak kolaylasir.
Bunun böyle oldugunu en açik bir sekilde dil'e getirenlerden biri de Mugire Ibn-i Su'be'dir ki, Ömer Ibn-i Hattab'in hilafeti döneminde kafirlere karsi girisilen bir savas (cihad) sirasinda, karsi tarafin adamlarina hitaben söyle konusmustur: "(Tanri) bize kendi aramizdan bir Peygamber gönderdi...Simdi Rabbimizin gönderdigi bu... Peygamberimiz bize -siz yalniz bir Allah'a ibadet edinceye, yahut cizye verinceye kadar- sizinle harp etmemizi emir buyurdu. Ve Peygamberimiz... Rabbimiz namina bize haber verdi ki: bizden cihad ugrunda hayatini feda edenler dogru Cennet'e gider. Ve Cennet'te, asla misli görülmedik ni'mete nail olur. Sehid olmayip da geride hayatta kalanlar da sizi esir edip rakabenize (mal ve mülkünüze vs...) malik olurlar" (Buhari'nin rivayet ettigi bu hadis için bkz. Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 456 ve d. hadis no. 1307, Yukardaki alinti için bk. sh. 461)
Medine'ye hicret ettikten sonra Muhammed, bilindigi gibi, çete saldirilari ve savaslar yolu ile ele geçirdigi ganimetleri ve esirleri, kendine ait olan payi ayirdiktan sonra, savasa katilanlar arasinda paylastirmistir. Böylece müslümanlar, "Cennet" nimetlerine kavusmak yaninda, bir de yer yüzü nimetlerine konma olasiligina sahip olmuslardir. Fakat kuskusuz ki Muhammed'in tanimladigi sekliyle Cennet'e kavusmak, onlarin hayalinde, her türlü mükafatin üstünde bir deger tasimistir.
Muhammed'in Kur'an'a yerlestirdigi hükümlerden anlamaktayiz ki Cennet'lerde, sinirsiz derecede bol meyveler, giyecekler, yiyecekler içeçekler, baglar, bahçeler, su irmaklari, süt irmaklari, sarap irmaklari, bal irmaklari, ve bunlardan gayri, "müslüman erkekleri büyük sabirsizlikla bekleyen" inci gibi güzel kizlar, huriler vardir ve Tanri bu dilberleri, cennet'e giren sevgili erkek kullariyle eslestirecektir; velev ki bu kul'lar, yer yüzü yasamlari sirasinda zina, katil, sirkat vs... gibi agir suçlar islemis olsalar dahi. Çünkü Muhammed'in söylemesine göre müslüman kisi ölürken: "Tanri'dan baska tanri yoktur" derse, yani Tanri'ya es kosmayarak ölürse, o kisi, zina, hirsizlik vs gibi suçlar islemis olsa dahi Cennet'e girecektir (Bkz. Sahih-i..., Cilt VII, sh. 276, Hadis no. 1075; ve Cilt IV, sh. 263).
Yine bunun gibi müslüman kisi, ömrü boyunca zalim davranislarda bulunsa ve "günahlari deniz köpügü kadar çok olsa" dahi, eger Tanri'yi ve Muhammed'i yüceltecek olur ve günde yüz kez "Allah'i tesbih ve Allah'a hamd ederim " derse, yine günahlardan kurtulmus olarak Cennet'e yollanir.
Ve iste bu mutlu kullar, kiyamet günü sirat köprüsünden geçtikten sonra, güzellikleri göz kamastiran huri'lerle dolu ve sokaklarinda saraptan irmaklar akan cennet'e kavusurlar. Bu cennet'lerde, altinlarla ve mücevherlerle bezenmis tahtlar vardir ki mü'minler bu tahtlarda oturacaklardir. Bu tahtlarin yaninda dikensiz sedir agaçlari ve sarap kaynaklari bulunacak, saraplara zencefil karistirilmis olacak ve bu kaynaklardan mü'minler diledikleri kadar içecekler fakat sarhosluk duymayacaklardir. Sarap kaynaklari yaninda, çagliya çagliya akan sular, sonu gelmez gölgelikler bulunacak ve her taraf kus etinden en güzel meyvelere kadar türlü yiyeceklerle dolup tasacaktir; dileyen diledigi kadar bunlardan yiyecek, hiç kimse onlara "yeme" demeyecektir. Fakat bütün bunlardan daha da önemli olmak üzere burada emsalsiz güzellige sahip "huri'ler" vardir. Kur'an'da anlatilmak istenen sekliyle Huri deyimi: "Gözlerinin aki çok ak, karasi çok kara, biçimi sigir ya da ceylan gözlerinin biçiminde ve iriliginde olan kiz" anlamindadir124. Bu nedenledir ki Kur'an'da "Kara gözlü huri'ler" den, "iri siyah gözlüler" den, "Inciler gibi ceylan gözlüler" den söz edilmektedir (K. al-Vakia 15-38; al-Nebe 31-34; al-Dahr, 12-21).
Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanri, Cennet'teki bu kizlari "memeleri yeni sertlesmis" ya da "memeleri yeni tomurcuklanmis" olarak yaratmistir (K. al-Nebe 33). Bunlar "bakire" kizlardir, ve bu kizlarin bekaretini, sahiplerinden önce hiç kimse bozmus olmayacaktir: al-Rahman Suresi'nde Tanri söyle der: "Eslerinden önce ne bir insan dokunmus onlara. ne bir cin" (K. al-Rahman 56, 74); al-Vakia Suresinde de söyle konusur: "Süphe yok ki biz, onlarin eslerini de yeniden yarattik; onlari, kiz oglan kiz olarak halkettik; cilveli, sirin sözlü, eslerine asik ve onlarla yasit kildik" (K. al-Vakia 35-37).
Öte yandan bu huri'ler, cinsi münasebette bulunduktan sonra dahi yeniden bakire olacaklar, böylece müslüman erkegine, sonu gelmez bir sekilde bakire ile yatmis olma zevkini tatdiracaklardir.
Muhammed'in Kur'an'a koydugu ayet'lerden anlasilan o ki Tanri, cennet'leri, Arap'in sehevi zevkine uygun güzellerle, daha dogrusu yukarda görüldügü gibi, kara ve iri gözlü kizlarla doldurmus, yani mavi ya da yesil gözlü ve sarisin güzellerden söz etmemistir. Su durumda kara gözlü kadinlardan hoslanmayan erkekler için Cennet, öyle pek cazib bir yer olmayacaga benzer.
Cennet'lerde, güzel kizlar yaninda "gilmanlar", "vildanlar" denen ve ihtiyarlamayan delikanlilar da vardir ki bunlar "sedeflerinde sakli inci gibi (oglanlardir)" (K. al-Vakia 17; al-Dahr 19; Tur 19-20). Bunlar cennetlik mü'minlere (erkeklere) hizmet sunacaklardir (K. Insan Suresi 17-22)
Öte yandan Arap'in en çok hayal eder oldugu sey bos durmak, yan gelip yaslanmak, günes sicagindan korunmak üzere gölgeliklere siginmak oldugu için, Tanri onlara cennetlerde yaslanacaklari taht'lar, gölgelikler saglamistir (K. al-Vakia 15-41; K. al- Dahr, 12-21)
Cennet'teki nimet'ler ve güzel huri'lerle ilgili olarak Kur'an'da yer alan hükümler hakinda kisa bir fikir edinmek üzere al-Nebe, al-Vakia , al-Dahr , ve al-Rahman surelerinden bir iki örnek verelim:
al-Nebe Suresi (Sure 78)
(31) "Süphe yok ki çekinenlere bir kurtulus, bir kutluluk ve murada eris yeri var"
(32) "Bahçeler, üzümler"
(33) "Ve memeleri yeni sertlesmis yasit kizlar"
(34) "Ve dopdolu kadeh)
al-Vakia Suresi (Sure 56)
(15) "(Mü'minler) Altinlarla, mücevherlerle bezenmis tahtlarda otururlar"
(16) "Onlara (Tahtlara) yaslanirlar birbirlerine karsi
(17) "Ihtiyarlamayan delikanli hizmetçiler dolasir etraflarinda"
(18) "Kaynagindan doldurulmus saraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle"
(19) "Ve o saraptan baslari da agrimaz ve sarhos da olmazlar"
(20) "Begendikleri meyvelerden)
(21) "Istedikleri kus etlerinden sunulur onlara"
(22) "Ve onlara kara gözlü huriler de var ki...28)"
(23) "Sanki haznelerde saklanmis inciler..."
(28) "Dikensiz sedir agaçlariyle
(29) "Ve meyveleri birbirine yaslanip istiflenmis muz agaçlariyle dolu bir yerdedir onlar"
(37) "Cilveli, sirin sözlü, eslerine asik ve onlarla yasit kildi
al-Dahr Suresi (Sure 76)
(12) "Ve sabretmelerine karsilik da mükafatlari cennettir ve ipeklilerdir)
(13) "Yaslanilar orada tahtlara, orda n günes görürler ne zenberi"
(14) "Agaçlarin gölgeleri yakindir, onlara ve meyveleri adamakilli ram olmustur onlara"
(15) "Ve sunulur onlara gümüs kadehler ve sirça sagraklar
(17) "Ve bir kadehle susuzluklari giderilir ki içindeki saraba zencefil karistirilmistir"
(18) "Orda bulunan ve saril-saril akan, her yana giden, bogazdan kayan Selsebil kaynagindan"
(19) "Etraflarinda ölümsüz delikanlilar dolasir, onlari görünce sanirsin ki saçilmis incilerdir
(20) "Ne yana baksan, nimetler görürsün"
(21) "Üstlerinde ipincecik ve ipek elbiseler, kalin ipekten dokunmus libaslar vardir, ve gümüs bilezikler takinirlar ve Rab'leri onlari tertemiz
al-Rahman Suresi (Sure no. 55)
(56) "O cennetlerde, gözlerini, eslerinden ayirmayan ve eslerinden önce ne bir insan tarafindan dokunulmus, ne bir cin tarafindan dokunulmus esler var"
(58) "O esler, sanki yakut ve mercan"
(62) "Bu iki cennetten baska iki cennet daha var"
(64) "ikisi de koyu yesil"
(70) "O cennetlerde güzel huylu güzeller var"
(72) "Beyaz tenli, kara gözlü, otaglarda huriler"
(74) "Eslerinden önce ne bir insdan dokunmus onlara, ne bir cin"
(76) "Yesil ipkelilerle dösenmis sedirlere ve güzelim dösemelere yaslanirlar"
(77) "Artik Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? "
(Yukardaki ayet'ler Prof. Abdülbaki Gölpinarli 'nin Kur'an çevirisinden alinmistir)
Ve iste Tanri'nin "itaatkar" kullari, "gökle yerin genisligi kadar genislikte" bulunan (K. Hadid 21) ve sinirsiz nimetler ve güzellerle dolu Cennet'e, belli bir giris esasina göre alinacaklardir. Bir kere hepsi birden degil, fakat bölük bölük gönderilecekler, kapida bekçi tarafindan agirlanacaklar ve belli bir usule göre içeriye alinacaklardir. Alindiktan sonra da Tanri'ya, sözünü tuttugu için, sükredeceklerdir. Örnegin Zümer Suresi'nde söyle yazili: "Rablerine karsi gelmekten sakinanlar... bölük bölük cennete sevk edilir; oraya varip da kapilari açildiginda bekçileri onlara:: -'Selam size. Hos geldiniz. Artik ebedi kalmak üzere girin buraya'- derler. Onlar: -'Bize verdigi sözde sadik olan ve bizi diledigimiz yerinde oturacagimiz bu cennet yurduna varis kilan Allah'a, hamdolsun. Iyi amelde bulunanlarin mükafati ne güzelmis!'- derler" (K. K. 39 Zümer, 73-73; ayrica bkz. Sad Suresi 49-54; Saffat 41-57)
Kur'an'da çesitli Cennet'lerden ve cennetlerin çesitli kisimlarindan söz edilmistir. Örnegin Firdevs cennet'leri (K. Kehf 107; Mü'minun 10-11), Adn cenneti, Illiyun Cennet'i (K. Muteffifin 18-21), "Naim cenneti (K. Suara 85, Maide 65, Yunus 9, Lokman 8, Kalem 34 vs...)