XLIX) Cehennem'de, karnindan disari firlamis barsaklari etrafinda, degirmen merkebi gibi, dönen kisinin hikayesi:

Muhammed'in ölümünden sonra üçüncü halife olarak Islam devletinin basina geçen Osman b. Affan, her ne kadar iman sahibi ve iyi bir insan olmakla beraber, basarili bir yönetim saglayamadigi için, halkin düsmanligini kazanmisti. Hem halk arasinda, ve hem de asil memur sinifinda, Osman'a karsi fitne saçanlar vardi. Fakat Osman bu davranislardan habersizdi, ya da bunlara karsi kayitsiz kalmaktaydi. Bu nedenle bazi kisiler, Osman'in en yakin dostlarindan biri olan Üsame Ibn-i Zeyd 'e basvurarak: "Osman'a gitseniz de halk arasindaki fitneyi anlatarak izaleye (gidermeye) çalissaniz" derler.

Bu kisilere Üsame su yaniti verir: "Süphesiz beni siz, Osman'a söylemiyor sanirsiniz. Ona gizlice verdigim ögütleri size duyuracak miyim? Açik söyleyip de fitne kapisi açmaksizin gizlice söylerim. Ve o kapiyi açan ilk kisi olmam. Hem ben Resulullah...(tan) isittigim bir sözden sonra bir kisi hakkinda üzerimde emir olundugundan dolayi -'Bu adam nasin (halkin) hayirlisidir'- demem"

Yani demek ister ki Osman aleyhinde söylenenleri, münasib bir dil ile ve baskalarinin dikkatini çekmeyecek sekilde, gizlice Osman'a bildirmektedir, ve bu isi bu sekilde yapmakla seriat geregince hareket etmektedir. Çünkü seriat'a göre devlet adamlarina, halkin dilekleri "tatli bir dil" ile bildirilmek ve gizlice ögüt verilmek gerekir. Daha baska bir deyimle devlet adami kötü bir sey de yapsa, ona, halkin ve baskalarinin duymayacaklari sekilde ögüt vermek gerekir. Ve sunu ekler ki, seriat'in bu emrine uymayan kisi, Cehennemde, karnindan disari firlayan barsaklari etrafinda, degirmen merkebinin döndügü gibi dönecektir. Söylediklerinin dogru oldugunu kanitlamak üzere de, Muhammed'in su emrini onlara açiklar:

"Kiyamet gününde bir kisi getirilip Cehennem'e atilir da Cehennem'de onun barsaklari derhal karnindan disari çikar. Sonra o kisi (barsaklari etrafinda) degirmen merkebinin degirmende döndügü gibi döner. Bunun üzerine Cehennem halki, o kisinin basina toplanip da: -'Ey filan! Hal ve sanin nedir? sen bize (dünyada) iyilikle emredip bizi kötülükten nehyeden (bir ögütçü) degil mi idin?'- derler. O da: -'(Evet ben öyle idim. Fakat) ben sizi ma'ruf (seriatça caiz bilinen) ile emr ederdim. Halbuki kendim yapmazdim. Yine ben sizi münkerden (seriatça yapilmasi hos karsilanmayan seylerden) nehyederdim de kendim islerdim!'- diye cevap verir." [Buhari'nin Üsame'den rivayeti olan bu hadis için bkz. Sahih-i..., Cilt IX, sh. 50, hadis no. 1351]

Yukardaki satirlardan anlasilan su ki, seriat hükümlerini baskalarina uugulayipta kendisini bu emirlerden uzak kilan kisi, Cehennem'e atilacak ve orada, karnindan firlamis olan barsaklari etrafinda, merkebin degirmende döndügü sekilde dönüp duracaktir.

Bu tür sözlere, ve böyle bir Cehennem tanimina tanik oldukça, akilci düsüncenin temsilcisi olan kimselerin, "Kutsal" diye bilinen kitaplar hakkindaki görüslerini anmamak mümkün olmuyor. Örnegin, çagimizin en büyük düsünürlerinden biri olan Bertrand Russell, din kitaplarinda yer alan Cehennem tanimini, gaddar duygularin ifadesi olarak kabul eder, ve hele farkli inanca sahip ya da kendi toplumunun yasam ve geleneklerine kafa tuttu diye kisileri Cehennem atesine atilmis görmenin insancil duygularla bagdasmayacagini söyler 131. Anlatmak istedigi sudur ki Cehennem denilen sey "Yüce" ve "Iyiliksever" bir Tanri anlayisiyla uyum saglamaz; bu itibarla "cehennem" fikrini, insanlarin kafasindan uydurulmus sey olarak kabul etmek gerekir.

Her ne kadar diger dinlerde de (Budizm hariç) Cehennem kavrami, dehset verici bir manzara arz'ederse de, bunlardan hiçbirini Islam seriatinin öngördügü Cehennem tanimiyle kiyaslamak mümkün degildir. Bundan önceki kesimlerde seriat'in öngördügü Cehennem tanimina kisaca deginmistik. Tekrar etme bahasina animsatalim ki, bu tanima göre Cehennem, "çok yakici ve kavurucu" bir alevle alevlendirilmis, "kaynar su ve irinlerle" doldurulmus bir yerdir ki, bu sekliyle Kur'an'da en azindan 50 ya da altmis kez geçer. Bir kaç örnekle yetinmek gerekirse, Kamer Suresi'nde: "O gün yüzüstü ateste sürüklendiklerinde -'Cehennemin tadini tadin'- denir" (K. Kamer, 48) diye yazilidir. Müddessir suresi'nde Tanri'nin: "Ben onu sekara (cehenneme) sokacagim; Sen biliyor musun sekar nedir? Hem (bütün bedeni helak eder, hiçbir sey birakmaz) hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o; Insanin derisini kavurur..." diye konustugu yazilidir (K. Müddessir 26-29). Hümeze Suresinde: "...Andolsun ki o 'hutama'ya atilacaktir. Hutama'nin ne oldugunu sen bilir misin? Bu, Tanri'nin tutusturulmus bir atesidir ki, yüreklere çökecektir. Allah'in, tutusturulmus, (yandikça) tirmanip kalplerin ta üstüne çikan atesidir. Onlar (bu atesin içinde) uzatilmis sütunlara baglanmislar ve o vaziyette o (ates) üzerine kapatilmistir" diye yazilidir (K. 104 Humeze 4- 9). Sad suresi'nde: "Onlar cehenneme girecekler. Orasi ne kötü bir kalma yeridir; iste bu, kaynar su ve irindir. Onu tatsinlar..." der, güya Tanri (K. 38 Sad 56-57).

Cehennemdeki atesin büyüklügü Kur'an'da söyle belirtiliyor: "Kuskusuz ates öyle kivilcim atar ki, saray gibidir. Kivilcimlar birer sari devedir sanki. Yalanlamis olanlarin o gün vay haline" (K. Mürselat 29-34). Cehennem atesinin "yakiti" ise "insanlar ve taslardir" (K. Bakara 24; Tahrim 6; Imran 10)

Ve iste yine Muhammed'in söylemesine göre, "alevli ateslerle" ve "kaynar su ve irinle" dolu olan Cehennem'in yedi kapisi (ya da yedi kesimi) vardir ve cehennemlik olanlar, sinif sinif bu yerlere yerlestirileceklerdir (K. Hicr 43-44). Söylendigine göre bunlardan birincisine "inanirlarin günahkarlari" gireceklerdir; digerlerine ise sirasiyle Hiristiyanlar, Yahudiler, Sabiiler, Mecusiler, Putataparlar ve Münafiklar yerlestirileceklerdir132.

Cehenneme atilis söyle olacaktir: "Kafirler bölük bölük cehenneme sürülecekler. Nihayet oraya geldikleri zaman kapilari açilir. Ve bekçileri onlara: -'Size, içinizden, Rabbinizin ayetlerini okuyan, bugüne kavusacaginizi ihtar eden peygamberler gelmedi mi?-' derler. -'Evet geldi'- derler ama, azap sözü kafirlerin üzerine hak olmustur" (K. Zümer 71)

Cehenneme atilanlara yiyecek olarak, erimis maden gibi bir sey olan "zakkum agaci" ndan verilecektir; karinlarini onunla doyuracaklardir; bu agaç "cehenemin ta dibinden çikan bir agaçtir" ve "tomurcuklari da birer seytan basi gibidir" (K. Saffat: 62-66; Vakia: 51-54). Cehennemdekilerin içecekleri suya gelince o da "kaynar su" ve "kanli irin" den ibaret bir seydir (K. Nebe': 24, 254; Sad: 55-58; Hakka: 35-37). Bu kaynar su sadece içecek olarak degil fakat yikanmak üzere kullanilacaktir; yani cehennemliklerin baslarindan dökülecektir üstlerine (K. Duhan: 47-50; Saffat: 68)133

Cehennem atesine atilanlarin üstlerinde ve altlarinda da kat kat ates yigini vardir (K. Bakara: 175; Zümer: 16) ve yanma sirasinda onlarin derileri kavrulup dökülürken, yerlerine baska deri gelecek ve böylece yanma azabi hiç bitmeyecektir (K. Nisa: 56). Yanma sirasinda kisinin barsaklari karnindan disari çikacaktir; sonra o kisi narsakalri etrafinda degirmen merkebinin degirmende döndügü gibi dönecek ve dönerken cehenem halki onun basina toplanacak ve onunla alay edecektir 134Cehennemde ölüm söz konusu olmadigi için cehennemliklerin azabi ebediyetler boyunca sürüp gidecektir (K. Fatir: 36,37).

Ilginç olan husus sudur ki, seriat verilerine göre Tanri, cehennemi insanlarla ve cinlerle dolduracagina dair kendi kendine söz vermistir; öte yandan cehenneme ne kadar çok insan ve cin atilirsa atilsin, cehennem'in gözü doymamaktadir. Nitekim Kur'an'da Tanri'nin: "Biz dileseydik, her kesi dogru yola eristirdik. Ne var ki: -'Andolsun ki, cehennemi, cinlerle ve insanlarla dolduraracagim'- diye bir söz çikmistir benden" (K. Secde 130) diye konustugu yazilidir. "Yüce" ve "adil" oldugu kabul edilen bir Tanri'nin, her kesi dogru yola sokabilecek iken böyle yapmayip cehennemi cinler ve insanlarla dolduracagina dair kendi kendine söz vermis olmasini anlamak elbetteki kolay degildir.

Bu itibarla insanlarin cehenneme atilmalarinin hikayesini bellemenin ve belletmenin, fikirsel gelisme bakimindan ne yarar saglayabilecegi meskuk görünmektedir.