Kur'an'in 111ci Suresi, "Leheb" ya da "Tebbet" adiyle bilinir; aynen söyledir: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Mali ve kazandiklari ona fayda vermedi. O alevli bir ateste yanacak. Odun tasiyici olarak ve (güzelim) boynunda hurma lifinden bükülmüs bir ip oldugu halde karisi da (atese girecek)" (K. Tebbet 1-5).
Görülüyor ki Sure'de Ebu Leheb'in ellerinin kurumasi ve kendisinin de alevli bir ateste yanmasi temenni edilmektedir. Ebu Leheb diye adi geçen bu kisi Muhammed'in amcalarindan biri olan Abd al-Uzza'dir 135 . Muhammed onu kendisine bas düsman bildigi içindir ki Ebu Leheb adiyle tanimlamistir; çünkü "Leheb" sözcügü "alev" anlamindadir; bu durumda Ebu Leheb adi "alev babasi" anlamina gelmektedir. Kur'an'da ve halk arasinda kullanilan ad da bu olmustur.
Öte yandan Sure'de "iki eli kurusun" diye yazili oldugu için bu sure'ye "Tebbet" suresi adi da veilmistir, çünkü "kurusun" sözcügünün karsiligi "tebbet"dir. Ve nihayet Sure'de Ebu Leheb'in karisinin da (ki adi Ümmu Cümeyl bint-i Harb'dir); söylendigine göre, tipki kocasi gibi, Muhammed'e eziyette bulundugu için, bu sure'ye "Mesed suresi" adi da verilir.
Fakat her ne olursa olsun durum su ki Tanri, Muhammed'in söylemesine göre, Ebu Leheb'i kendisine muhatap edinerek ona beddualar etmektedir. Sadece onu degil fakat onun karisini da, "odun tasiyici" ya da "odun hammali" diyerek asagilamaya çalismakta ve onunla "hurma lifinden örülmüs bir ip de güzelim boynunda" diyerek alay etmektedir. Islam kaynaklarina göre Ümmü Cümeyl, dikenler topliyarak demek yapar, bunlari iple baglayip sirtina baglar ve sonra Muhammed'in geçecegi yollara dösermis136. Bu arada Muhammed'in taraftarlari ile müsrikler arasinda söz getirip götürerek fesad yaratmaga çalisirmis. Bu yüzden Tanri güya ona Kur'an dilinde "odun hammali" adini vermismis.
Ebu Leheb'e karsi olan öfkenin kökeni ise, Muhammed'in kendi kendisini "peygamber" olarak ilan ettigi ilk günlere iner; söyleki: Islam kaynaklarinin anlatmasina göre Tanri, güya Muhammed'e, peygamberlik isine baslamasi için emir verirken: "(Önce) en yakin akrabani uyar" (K. Suara 214) der. Bu emri aldiktan sonra Muhammed, evinden çikarak Safa tepesi diye bilinen ve biri-biri üzerine yigilmis büyük tas kümelerinin bulundugu yere varir137; orada en yüksek bir kayanin üstüne çikip: "Ey Kureys buraya geliniz, toplaniniz! Büyük bir is karsisinda bulunuyorsunuz" diye avazi çiktigi kadar yüksek sesle bagirir. Ve bu seslenisini Kureys kabilesinin çesitli oymaklari itibariyle yapar, örnegin: "Ey Fihr ogullari; Ey Adiy ogullari, Ey Abd-i Menaf ogullari; Ey Abdü'l-Muttalib ogullari, vs... diye her bir oymagi ayri ayri kosup gelmege çagirir 138.
Bu sekilde bagirtiyi duyanlar: "Bu seslenen kimdir?" diye birbirlerine sormaga baslarlar. Bunun Muhammed oldugun anlayinca, baslarinda Ebu Leheb olmak üzere hep birlikte gelip Muhammed'in çevresinde toplanirlar. Gelemeyenler de merak edip ögrenmek isterler ve adam gönderirler. Bu kisileri etrafinda toplanmis görünce Muhammed söyle der: "Ey Kureys cemaati! Allah'dan kendinizi (ibadet ve ubudiyet mukabilinde) satin alarak (O'nun azabindan) kurtariniz. Bu azabdan halasiniz (kurtulmaniz) için ben, Allah tarafindan verilmis hiç bir nufuz ve kudrete malik degilim" (Bkz. Sahih-i..., Cilt IX. sh. 245-6).
Bunlari söyledikten sonra bu ayni sözleri, Kureys oymaklarini ayri ayri anarak tekrarlar; örnegin: "Ey Ka'b Ibn-i Lüey ogullari", "Ey Mürre Ibn-i Kab ogullari", "Ey Ay Abdülmuttalib ogullari", "Ey abd-i Menaf ogullari" vs... diye her birine hitab ederek ayni seyleri tekrarlar. Muhtemelen onlara örnek olmak üzere halasi Safiye ile kendi kizi Fatima'nin da adini zikreder: "Ey Muhammed kizi Fatima! Siz de kendilerinizi Allah'dan ibadet mukabilinde satin aliniz da azabindan kurtulunuz..." seklinde konusur.
Sözlerini bitirdikten sonra onlara sorar: "Bana cevap verir misiniz? Ben size su dagin eteginde veya su vadide düsman süvarisi var, üzerinize baskin edecektir, desem, bana inanir misiniz?" .
Onlar da güya: "Evet inaniriz! Çünkü bütün tecrübelerimizde seni hep sadakatli, hep dogru bulduk. Yalan hususunda hiç tecrübemiz geçmedi" derler. Onlarin bu sekilde konusmasi üzerine Muhammed: "Öyle ise ben size ileride siddetli bir azab günü bulundugunu, mücrimlerin o zaman azab edileceklerini haber vermege ve azabdan sizi men etmege me'murum" der.
Fakat Ebu Leheb, bütün bu olan biten seyleri "saçma" bulur ve Muhammed'in bu tür davranislarina karsi çikar. Böylesine "saçma ve basit" kabul ettigi bir sey için çagirilmis olmayi olumlu karsilamaz ve Muhammed'e seslenir:: "Ya Muhammed! Yazik sana, her gün hüsrana ugrayasin, bizi bunun için mi buraya çagirdin" der (Sahih-i..., Cilt IX. sh. 246). Ve bu tarihten sonra da Muhamed'e husumet beslemekten ve muhalefet etmekten geri kalmaz.
Ancak sunu belirtmek gerekir ki bu husumet, Muhammed'in, Kur'an'a ayet'ler koyarak Ebu Leheb hakkinda amansiz beddualarda bulunmasini gerektirecek kertede degildir. Ebu Leheb'in yaptigi en zararli sey, Muhammed'in taraftar toplamasini engelemekti. Yoksa onun hayatina kastetmis degildi; çünkü kastetmis olsa onu o zamanlar öldürtebilirdi. Öldürmek söyle dursun fakat, Ibn Ishak ve Ibn Hisam gibi kaynaklardan ögrenmekteyiz ki Ebu Leheb, Mekke'deki oba'lar arasi kavgalar sirasinda Ebu Talib'e destek olmak suretiyle Muhammed'e, dolayisiyle koruyuculuk yapmis sayilir; çünkü Ebu Talib, bilindigi gibi, Muhammed'i alti yasindan itibaren yetistiren, ona babalik eden bir kimsedir. Ve iste Ebu Leheb, Muhammed'e babalik eden, onu koruyan bir kimseyi korumustur; bunu yapmakla Muhammed'e dolayisiyle yardimci olmus demektir. Fakat buna ragmen Muhammed, ömrü boyunca Ebu Leheb'e karsi kin beslemis ve bu kinini sadece Kur'an'a koydugu yukardaki ayet'lerle degil fakat Ebu Leheb'in ölümünden sonra da en siddetli bir sekilde izhar etmekten geri kalmamistir.
Söylemeye gerek yoktur ki yukardaki sure'lerde yer alan satirlar, Muhammed'in Ebu Leheb ile karisina karsi sinirsiz bir öfke besledigini ve bu öfkesini, Tanri'dan geldigini söyledigi ayet'lerle dile getirdigini göstermektedir.