Tek sayilarin "Fazl'i" Esasina Göre Tanri'nin "Tek" Olusu'nun Kanitlanmasinin Hikayesi

Buhari'nin rivâyeti olarak Diyânet yayinlarinda yer alan bir hikâyeye göre Muhammed, günlerden bir gün Ebû Hüreyre [2] ile dolasirken "kazâ-yi hâcet"te bulunmak (âbdestini yapmak) için civardaki çorak tarlalardan birine girer. Ebû Hüreyre de arkasindan onu takip eder; maksadi Muhammed'e, âbdestini yaptiktan sonra temizlenebilmesi için tas cinsi bir seyler toplayip yardimci olmaktir. Nitekim Muhammed, kendisine tas toplamasini emreder, o da bir kaç tas getirip yanina birakir. Muhammed isini bitirince bu taslari kullanarak altini temizler. Fakat temizlerken kullandigi bu taslarin sayisinin "tek" olmasina dikkat eder.

Ve iste bu ve buna benzer diger bir çok örneklerden ögrenmekteyiz ki Muhammed, sadece tek sayida tasla temizlenmeyi degil, fakat "hayirli" saydigi her isini tek sayilara göre yapmayi (örnegin suyu tek yudumlamalarla içmeyi, yemegi üç parmakla yemeyi, "abdes a'zâsini" birer kere yikmayi, abdest alirken yüzünü ve ellerini dirseklerine kadar üç kere ve sonra iki ayagini topuklarina kadar üç kere yikamayi, basinin uzerinden avuç avuç üç kerede suyu akitmayi vs...) gelenek edinmis, Müslümanlara da böyle yapmalarini emretmistir.

Islâm dünyasi'nin gelmis geçmis en büyük "bilginlerinden" sayilan Imam Gazzali ve benzerleri, Muhammed'in bu sekilde davranmasini, "tek" sayilarin "fazl'i " (üstünlügü) inanisina baglarlar ve bu inanisin da, Tanri'nin "tek" olusundan dogdugûnu anlatirlar. Bakiniz nasil:

Kur'ân'da, Tanri'nin "tek" olduguna ve "Tanri'dan baska tanri bulunmadigina" dair hükümler çoktur. Bunlardan bir ikisini zikretmek gerekirse: Bakara Sûre'sinde: "Ilâhiniz bir tek Allah'tir. O'ndan baska ilâh yoktur..." (Bakara 163) diye yazilidir. Hacc Sûresi'nde: "Sizin Tanri'niz tek bir Tanri'dir. O'na teslim olun" (Hacc 34) der. Tâhâ Sûresi'nde: "Sizin ilâhiniz, O'ndan baska ilâh olmayan Allah'tir" der (K. Tâhâ 98. Ayrica bkz. Meryem 65, Ankebût 46, vs...).

Fakat Tanri'nin "tek" oldugunu kanitlamak üzere Kur'ân'a koydugu bu hükümler Muhammed'e yeterli görünmemis olmali ki, bir de istemistir ki bu "tek"lik, "tek sayi"larin "fazl'i" (üstünlügü) fikriyle islenmis olsun. Bundan dolayidir ki "tek sayi" esasina göre is görmenin "faziletini" belirleyen emirler birakmistir. "Tek" sayi'dan anladigi sey 1, ya da 3, ya da 5 vb... gibi sayilardir. "Tek" sayilari her bakimdan "çift" sayilara üstün bilmis ve her isin "tek" sayi esasina göre görülmesini emretmistir. Islâm kaynaklarindan ögrenmekteyiz ki, kendisi de her isini tek sayi esasina ve genellikle "üç" rakkamina göre yapardi: örnegin üç parmagi ile yemek yer, suyu üç yudumda içer, "def-i hâcet"ten (âbdest'ten) sonra tek sayida tas kullanarak altini temizlerdi. Iki parmakla yemek yemeyi, ya da iki yudumda su içmeyi, ya da abdest yaptiktan sonra iki (ya da dört) tas'la temizlenmeyi "seytanca bir is" bilirdi.

"Üç" rakaminin "hayirliligina" öylesine inanmis olmalidir ki, üç çocugu ölen kadinlarin cehenneme girmeyip, dogrudan dogruya cennete gideceklerini söylerdi.

Fakat tek sayilara göre is görme geregi konusunda ilginç olan bir husus var ki o da, "Istinca"dan ("def-i hâcet"ten, yâni pislikten temizlenme isinden) sonra üç adet tas ile temizlenmeyi emretmis olmasidir. Bundan dolayidir ki din adamlarimiz (özellikle Diyânet Isleri Baskanligi) halkimiza Muhammed örnegini vermek üzere bir takim hadisler belletirler. Bu hadis'lerden anlasildigina göre Muhammed, "kazâ-yi hâcet"e çikarken arkasina bazan bir, bazan iki kisiyi takar ve bunlara su mitharasi (matarasi) tasittirirmis [3] . Abdestini yapacagi zaman "Beytü'l-Makdis" (Kudüs) yönüne dönük olarak iki kerpiç üzerine otururmus [4] . Isini bitirdikten sonra su ile "Istincâ" edermis (temizlenirmis). Bununla beraber su ile degil de tas ya da kerpiç cinsi seylerle temizlendigi de olurmus. Bu gibi hallerde arkasindan gelenlere tas ya da kerpiç cinsi seyler toplattirir, fakat bu tas'larin sayisinin tek tutulmasini (örnegin 3 ya da 5 olmasini) istermis. Nitekim Buhari'nin Ebû Hüreyre ya da Abdullah b. Mes'ûd gibi kisilerden rivâyetine göre bu sayinin genellikle üç oldugu anlasilmaktadir.

Ebû Hüreyre söyle diyor: "(Bir kere) Nebiyy-i... (kazâ-yi hâcet icin çiktiginda arkasindan gittim...Kendisine yaklastim. -'Istinfâd (yâni istinca) için bana tas ara'- buyurdu... (su kadar ki) bana ne kemik getir, ne fiski-' dedi. Etegimin içinde bir kaç tas getirip yanina koydum...(Hacetini) kazâ ettigi zaman onlari kullandi" (Bkz. Diyânet yayinlari: Sahih-i Buhari Muhtasari... Cilt I, sh. 142, Hadis no. 123; ve Cilt X. sh. 49-50).

Bu taslarin tek sayida olmasini istedigi de yine Ebû Hüreyre'nin diger bir rivâyetinden anlasilmaktadir. Bu rivâyete göre Muhammed'in dedigi su: "Her kim abdest alirsa burnunu ayiklasin, her kim (istinca için) tas isti'mâl ederse adedini tek yapsin (yani üç tas kullansin)..." (Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasari..., Cilt I, sh. 147, hadis no. 129; Ayrica 147.sayfadaki 130 sayili hadis'e bakiniz.).

Yine Buhari'nin rivâyetine göre Muhammed, "kazâ-yi hâcet"e gittigi bir sirada, arkasindan gelmekte olan Abdullah b. Mes'ûd'a "Üç tas getir" diye emretmistir (Bkz. Sahih-i... Cilt I, sh. 143, Hadis no. 124)

Tas yerine kemik ve tezek gibi seyler kullanilmasini yasaklar, ve yasaklarken de bunlarin "pis" olup seytanin ya da cinlerin yedigi seyler oldugunu söylermis ( Muhammed'in söylemesine göre: "Kemik cin taâmidir; tezek de hauvanlarin yemidir. Bkz. Sahih-i..., Cilt I, sh. 141-147, ve Cilt X, sh. 49-50).

Tek sayi'lara göre is görmeyi, ve örnegin tek sayida tas ile temizlenmeyi emretmesinin nedeni de Tanri'nin tek olmasindandi. Bunun böyle oldugunu Imam Gazali ya da Ebû Davud, Tirmizi, Nesei vb... gibi nice ünlü kaynaklardan ögrenmekteyiz. Ebû Dâvud'un Kitab'ul-Edeb ve Tirmizi'nin Kitab'us-Salât adli kitaplarinda su hadis yer almistir: "...Resûlullah ... söyle buyurmustur: -'Allah tektir, tek olan seyi sever". (Bkz. Imam Nevevi, Riyâz'üs Sâlihin, Istanbul 1992, Cilt II, sh. 396). Bu demektir ki Tanri, kendi kullarindan her isi "tek sayi" esasina göre yapmalarini ister.

Islâm dünyasi'nin "Hüccet-ül Islâm" diye yücelttigi ve en büyük bilginlerden bildigi Imam Gazali gibi ünlü bir kisi, bu tûr hükümlere dayali olarak söyle der:"Böylece (kisi'nin) bütün isleri Allahu Teâla ile (iligili) olmalidir. Çünkü o tek'dir, çift degildir. Bir isin her hangi bir bakimdan Allahu Teâla ile (iligisi) yoksa, bostur ve faydasizdir. O halde tek (sayisi), Allahu Teâla ile (ilgili) olmak sebebiyle, çiften daha iyidir..." (Bkz. Gazali, Kimya-i Sa'adet, Bedir Yayin Evi, Istanbul, 1979, sh. 162-163)

Ve iste bu nedenledir ki Gazali efendimiz, degil sadece suyu üç yudumda içmeyi, ya da yemegi üç parmakla yemeyi ve fakat "kazâ-yi hâcet"ten sonra dahi üç tasla (ya da kerpiç ile) temizlenmenin önemini belirtirdi; bu arada sag'in sol'a "fazli" (üstünlügü) konusunda Muhammed'in emrettiklerini de hatirlatmaktan geri kalmazdi. Kimya-i Sa'adet adli kitabinin "Kaza-yi Hacetin Edebleri" baslikli bölümünde, "helâya girmek", "kaza-yi hâcetten sonra temizlenmek", ve "istinca" gibi islerle ilgili seriât emirlerini "bilimsel" birer "cevher" seklinde açiklarken söyle der:

"(Müslüman kisi abdest yapacagi zaman) mümkünse bir duvarin, yüksek bir yerin arkasina gitmelidir.... Yüzünü günese ve aya dönmemelidir. Kible'ye arkasini çevirmeli, yüzü de kible'ye gelmemelidir. Ancak bir binada olursa caizdir. Fakat en iyisi kibleyi sola veya sag tarafa almaktir... Helaya girerken sok ayakla, çikarken sag ayakla baslamalidir. Üzerine Allahu Teâla'nin ismi yazili hiçbir seyi açikta bulundurmamalidir. Basi açik helaya girmemelidir. Helaya girerken su duâ'yi okumalidir: -'(Maddi ve manevi pisliklerden ve seytanlardan Allah'a siginirim)... Çikarken de (Yarayisli maddeleri alikoyup yaramayanlari benden uzaklastirmak lütfunu bahseden Allah'a hamd ederim)... demelidir... (Temizlenme isine gelince): üç kerpiç parcasini yahut düzeltilmis üç tasi büyük abdestten önce alir. Kaza-yi hacet bitince, sol eliyle alir ve necâset (pislik) olmayan yerden baslayip necaset bulunan yere sürer ve orada döndürür ve ncaseti bulastirmadan kaldirir. Böylece üc tasi kullanir. Eger temizlenmezse iki tas daha kullanir. Böylece (kullandigi taslarin sayisinin) tek olmasina dikkat eder. Sonra düz bir tasi sag eline alir, zekerini sol eliyle tutar, o tas üzerine üç defa sürer. yahut da duvarda üç ayri yere sürer; sol eli hareket eder, sag eli degil. Fakat en iyisi tastan sonra su ile yikanmaktir. Suyu kullanmak istedigi zaman.. sag eliyle döker, sol avucu ile temizler. Hiç necaset kalmadigini anlayincaya kadar devam eder... Bunun gibi istibra'da da (yâni isedikten sonra temizlenirken) elini üç defa zekerin altina koyup sallar ve üç adim yürür, üç defa öksürür. Bundan daha fazla kendine eziyet vermemelidir. Yoksa süpheye, vesveseye düser. Bunlari yapar ve bundan sonra her zaman istincayi müteakip üzerinde bir yaslik oldugunu zannederse, donuna su serpsin ve: -'yaslik bu sudandir'- desin. Peygamber efendimiz... vesvese edenler için böyle buyurmustur. Istincayi bitirince elini duvara, yahut topraga sürer, sonra yikar. boylece hiç koku kalmaz. Istinca zamaninda... -'Allah'im kalbimi nifaktan temizle, fercimi fuhustan koru-' der". (Bkz Imam Gazali, Kimya-yi Sa'adet, Bedir yayin evi Istanbul, 1979, sh. 91-92)

Islâm dünya'sinin günümüze dek en büyük bilgin diye tanimladigi Imam Gazali gibi bir kimsenin kaleminden böylesine seylerin çikmasi, kuskusuz ki ibret verici oldugu kadar sasirticidir da. Ancak ne var ki seriât egitimiyle yetisen kimseler bakimindan bunda sasilacak bir sey yoktur.

Ve iste bundan dolayidir ki müslümanlar (ve dolayisiyle halkimiz) bu yukardaki örneklere bakarak ve Muhammed'i taklid edecegim diye kazâ-yi hâcet'den sonra tek sayida (genellikle üç) tasla temizlenmeyi tercih ederler. Tek sayi esasina göre pislik temizlemekle, Tanri'nin tek olduguna inandiklarini kanitlamis olup huzura kavusurlar. Tanri'nin tekligini kanitlayacagim diye bu sekilde temizlenmenin, Tanri fikrini zedeleyip zedelemedigine aldiris etmezler. Bu arada askere alinan köy gençleri, abdest yaparlarken kisladaki helâlari tasla doldurmaktan geri kalmazlar. Söylemeye gerek yoktur ki insanlari akilci yoldan is görmek yerine akilciliga yabanci gerekçelere dayali seriât verileriyle is görmege alistirirsaniz sonuç bundan farkli olmaz.

[Hemen belirtelim ki Muhammed'in sözleri olan Hadis'ler üç sinifa ayrilir: isnadi geçerli ve "ammece kabul hiçbir fikir" ile çatismaz olanlara sahih (saglam) adi verilir. Isnâd'inin eksik ve "ravilerinin" oy birligine dayanmayanlara, yani mutlak sekilde sahih (saglam) olmayanlara hasan (güzel) denir. Gerek içerigi bakimindan elestiriye (tenkid'e) konu olan ve gerek ravileri süpheli bulunanlara da "za'if" denir [5] .

Sahih olan hadis'ler arasinda da "kudsi" ve "ilâhi" nitelikte olanlarindan söz edilir. Bunlar güyâ "Allah kelâmi" seklinde inmis kudsi seylerdir. Islâmcilarin söylemesine göre bunlarin Kur'ân'dan farkli olan yönü, "Cibril" araciligi ile inmeyip anlami Tanri tarafindan Muhammed'e dogrudan dogruya "ilhâm olunmus" bulunmasidir. Güyâ bunlar, Tanri tarafindan konmus kurallardandir (Bkz. Diyânet Isleri Baskanligi yayinlarindan, Sahih-i Buhari Muhtsari, Cilt VI. sh. 249)

Hemen ekleyelim ki "Tek" sayilarin "fazli"na ve Tanri'nin tekligi'nin tek sayi esasina göre is görmekle kanitlanmis olacagina dâir yukariya aldigimiz hadis'ler hep "sahih" yani "saglam" nitelikte seylerdir.]