Biraz yukarda gördük ki, Islâm kaynaklarinin söylemesine göre Muhammed, günes tutulmasi vesilesiyle kildirttigi "Küsûf" namazi sirasinda, elleriyle bir sey tutacakmis gibi ileriye dogru gidip sonra irkilerek geri geri yürümüs ve namazdan çiktiktan sonra bunun nedenlerini anlatirken Cennet ve Cehennem'in kendisine "arzolundugunu" bildirmistir. Cennet "arzolundugu" zaman üzüm salkimina eliyle uzandigini, ve bu nedenle namaz sirasinda ileriye dogru yürüdügünü belirttikten sonra irkilerek geri geri gelmesini de Cehennem'in kendisine arzolunmasiyle açiklamistir.
Gerçekten de halktan kisilerin: "Yâ Resûlâ'llâh! (Namaz içinde) durdugun yerden (görmedigimiz) bir seye elinle uzandigini (bir sey almak için elini uzattigini) gördük, sonra (yine namaz içinde) seni vazgeçmis (irkilip geri geldigini) gördük" diye sorduklarinda Muhammed, geri geri gelisini Cehennem'in kendisine arzolunmasina yormustur. Örnegin Câbir'in rivâyetine göre söyle demistir: "... Sizi temin ederim ki, Cehennem (bana dogru) getirildi. Bu da yalini bana dokunur korkusiyle geri geri geldigimi gördügünüz esnâda oldu... " (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 342)
Cehennemi gördügünü söylerken bundan anlasilmak gereken seyleri de çesitli sekillerde açiklamistir. Örnegin bir açiklamasi söyle: "Cehennem de bana o kadar yaklasti ki: -'Ey Rabbim ben de onlarla berâber miyim?- demege basladim..." (Esmâ bint Ebû Bekr'in rivâyeti için bkz. Sahih-i... cilt II, sh. 713). Kendisini Tanri elçisi olarak ilân etmisken, cehennemlikler arasinda bulunabilecegini nasil düsünmüstür bilinmez!
Diger bazi rivâyetlere göre Muhammed, "Küsûf" namazi sirasinda kendisine "Ates-i cahim" in arzolundugunu ve orada bulunanlarin çogunlugunun kadinlardan olustugunu söylemistir. Hemen belirtelim ki "Ates-i cahim" denilen yer yedi kat cehennem'in dördüncü katidir. Abdullah Ibn-i Abbâs'in rivâyetine göre Muhammed söyle demistir: "...Ates(-i cahim)i de gördüm (lâkin) ömrümde bugün gördügüm kadar çirkin, berbat hiçbir manzara görmemistim. Cehennem'in ekser ahâlisini de kadinlar olarak gördüm..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 338 ve d. Hadis no. 551).
Bu sözler üzerine halktan kisiler, neden dolayi Cehennem'deki çogunlugun kadinlardan olustugunu ögrenmek için Muhammed'e sorarlar: "Yâ Resûla'llâh!, ne sebeble (kadinlar buna müstahak oluyorlar?)". Muhammed de onlara söyle cevap verir: "Küfürleri sebebiyle". Bu cevap halki tatmin etmez ve tekrar Muhammed'e sorarlar: "Allâh'a imân mi etmiyorlar?". Muhammed onlarin merakini gidermek üzere su cevabi verir: "Kocalarina karsi (küfrân-i ni'met) ederler. Iyilige karsi (küfrân-i ni'met) ederler. (Içlerinden) birine dünyâ dünyâ oldukça iyilik etse de sonra senden (marzisine muhâlif ufacik) bir sey görse (hemen): -ësenden hiçbir hayir görmedim ki-' der" (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 338 ve d. hadis no. 551). ["marzisine muhalif ufacik bir sey görse" deyimini "çikarlarina aykiri ufacik bir sey görse" seklinde çevirmek mümkündür. "Küfrân-i nimet" deyimi ise "nankörlük" karsiligidir]
Görülüyor ki Muhammed'e göre Cehennem'in çogunlugunun kadinlardan olusmasinin nedeni, kadinlarin kocalarina karsi nankör davranmalari, ve gördükleri iyiligi hemen unutup "Senden hiçbir hayir görmedim" diye konusmalaridir.
Hemen hatirlatalim ki Muhammed, buna benzer sözleri bir baska
vesileyle, daha dogrusu bir bayram günü kadinlarin yanindan
geçerken de söylemis ve örnegin kadinlari aklen
ve dine eksik olarak tanimlamistir. Ebû Sâid'in rivâyetine
göre : "Kadinlar sadaka verin! Zirâ bana Cehennem
gösterildi, çogu sizler idini"z demis, ve
bunun üzerine kadinlar kendisine bunun nedenlerini sormuslar
ve Muhammed de söyle cevap vermistir: "Çünkü
siz (ötekine, berikine) çokca lânet eder, zevcelerinize
karsi küfrân'i nimet gösterisiniz. (Ne acibdir
ki kendini zabteden tam akilli ve dininde) hazimli kimsenin aklini
sizin kadar eksik akilli, eksik dinli hiçbir kimsenin çelebildigini
görmedim" . Bu sözleri hayretle dinleyen kadinlar,
neden dolayi kendilerini eksik akilli ve eksik dinli olarak gordügünü
sorduklarinda Muhammed, iki kadinin tanikliginin bir erkegin tanikligina
denk oldugunu ve iste bundan dolayi kadinlarin eksik akilli sayildiklarini
bildirmis, ve "hayi"z gördükleri zaman namaz
kilamaz ve oruç tutamaz olmalarini da hatirlatarak bunu
dinen eksik olmalarindan geldigini eklemistir (Bkz. Sahih-i...
Cilt I, sh. 222, hadis no. 209. Bu konuda daha genis bilgi için
benim Seriât ve Kadin adli kitabima bakiniz)
Yine söz konusu "Küsûf namazi" sirasinda gördügünü söyledigi Cehennem konusunda Muhammed, kedi'lere eziyet eden bir kadindan söz ederek söyle konusmustur: "(Cehennemde bir de ne göreyim?) bir kadini bir kedi tirmalayip duruyor. -'Buna ne oluyor?'- diye sordum. -'(Bu kadin bu kediyi ölünceye kadar haps etti. Ne yiyecegini verdi, ne de yeryüzündeki haserattan nafakalansin diye saliverdi-' dediler" ( Esmâ'nin rivâyeti için bkz. Sahih-i..., Cilt II, sh. 707 ve d. Hadis no. 417). Ibn-i Abbas'in rivâyetine göre de söyle demistir: "...Kezâlik Cehennem de bana arzolundu da orada Beni isrâil'den bir kadinin kedisi yüzünden ta'zib edilmekte oldugunu gördüm ki (hayatta iken) o kediyi baglamis ve ne beslemis, ne de arzin haseratindan nafakalanmasina meydan vermisti..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 341)
Yorumculara göre Muhammed'in bu sözlerinden anlasilmak gereken sey sudur: "mazlum" olan hayvanlar, kendilerine eziyet verenlerden Kiyâmet günü intikam alacaklardir. Ve iste buna dayanarak yorumcular yukardaki hadis'in hayvanlari korumakla ilgili oldugunu öne sürerler. Güzel ama bu sonucu almak için mutlaka kadin örnegine mi sarilmak, ve sadece kadini kötü davranisli imis gibi mi göstermek gerekir? Eger karsilastirma yapmak gerekirse hayvanlara eziyet etmek bakimindan erkekler kadinlardan çok daha "basarilidirlar". Öte yandan hayvanlara eziyet edilmesini önlemek için bir kadinin kediye eziyet vermis oldugunu örnek gösterecek yerde sadece: "Hayvanlara eziyet etmeyiniz; bu kötü bir seydir" seklinde hüküm getirmek daha iyi olmaz miydi acaba?
Yine ayni "Küsüf namazi" vesilesiyle Cehennem'den söz ederken Muhammed, orada hem kedi'nin sahibi olan kadini ve hem de Amr Ibn-i Luhay Ibn-i Kam'a adindaki kisiyi "bagirsaklarini sürükler" halde gördügünü söylemistir. Bu kisi güyâ Arap'lari putperestlige tesvik eden ve Tanri emirlerini dinlemeyen bir kimsedir (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh. 341-342)
Câbir'in rivâyetine göre de bagirsaklarini sürükleyen
kisi, hacilarin mallarini çalan bir kimsedir. Bu rivâyete
göre Muhammed söyle demistir: "...Sizi temin
ederim ki, Cehennem (bana dogru) getirildi. Bu da yalini bana
dokunur korkusiyle geri geri geldigimi gördügünüz
esnâda oldu. O kadar (yakinima geldi) ki, orada çomakli
herifin ates içinde bagirsaklarini sürüdügünü
gördüm. O çomakli ki, hacilarin mallarini çomagiyle
çalardi. (Bir mali çaldiginin) farkina varildi mi:
-'çomagima takildi'- der, varilmadimi, alip götürürdü.
O kadar ki, kedinin sahibi olan kadini da orada gördüm.
O kadin kedisini açliktan ölünceye kadar baglayip
ne beslemis, ne de rûy-i arzin haserâtindan nafakalansin
diye serbest birakmisti; sonra (bana dogru) Cennet getirildi,
bu da makâmimda duruncaya kadar ileriledigimi gördügünüz
sirada oldu..." (Bkz. Sahih-i..., Cilt III, sh.
342)
Bütün bu yukarda belirttigimiz hükümler ve Muhammed'in sözleri konusunda seriâtçilarin özellikle "önemli" bulduklari ve tartistiklari bir husus vardir ki o da "Küsûf namazi" sirasinda Muhammed'e, ilk önce Cennet'in mi yoksa Cehennem'in mi arzolundugudur. Örnegin Abdu'r-Rezzâk'in "Musannef" adli yapitinda önce Cehennem'in ve sonra Cennet'in arz olundugu anlatilmistir. Bazi rivâyetlerde ise aksine, önce Cennet ve sonra Cehennem arz olunmustur. Fakat her ne olursa olsun yorumcularin oybirligi ile kabul ettikleri bir sey vardir ki o da, Muhammed'in, bu "Küsûf namazi" gibi kisa bir süre içinde, insanlarin basina gelecek seyleri (hem bu dünya ve hem de âhiret itibariyle) görmüs olmasidir. Ibn-i Cündeb'in rivâyetien göre Muhammed, yukarda söz konusu ettigimiz "Küsûf" namazindan çiktiktan sonra söyle demistir: "Inan olsun ki, demin namaza durdugum müddetçe sizin dünyanizda ve âhiretinizde mülâki olacaginiz her seyi gördüm" (Bkz. Sahih-i... , Cilt III, sh. 343)
Anlasilan o ki Islâm yorumculari, insanlarin kaderlerinin
ne olacaginin sadece Muhammed tarafindan bilinmesini, kendileri
bakimindan rahatlatici ve dolayisiyle her hususta yeterli bir
neden saymislardir.
Muhammed'e önce arzolun sey'in "Cehennem mi?", yoksa "Cennet mi?" oldugunun, ya da insan kaderinin Muhammed tarafindan bilinir olmasinin egitim sistemine böylesine temel yapilmasi, fikirsel bakimdan kisileri ne kerte gelistirebilir? bilemiyoruz; takdir yine okuyucuya âid'tir.