Kur'ân'in A'raf Sûresi'nde söyle yazili:
"Onlara [30] , seytanin pesine taktigi ve kendisine verdigimiz âyetlerden siyrilarak azginlardan olan kisinin olayini anlat.
Dileseydik onu âyetlerimizle üstün kilardik; fakat o, dünyâya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline biraksan da, dilini sarkitip soluyan köpegin durumu gibidir. Iste âyetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu böyledir. Sen onlara [31] bu kissayi anlat, belki üzerinde düsünürler... Allah'in dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir." (K. 7 A'râf 175-176, 178)
Görülüyor ki bu âyet'lerde Tanri'nin Mülüman yapmak istedigi bir kisiden söz edilmekte. Fakat seytan bu kisiyi pesine takip kandiriyor ve onun müslüman olmasina engel oluyor. Bu yüzden Tanri bu kisi'ye kiziyor ve onu "dilini sarkitip soluyan köpege" benzeterek mahvolanlardan sayiyor. Fakat bunu yaparken Müslüman olup olmamanin Tanri dilegine bagli bir is oldugunu anlatiyor. Anlatirken de söz konusu kisinin Müslüman olmaktan siyrilmasinin sorumlulugunu üstlenmise benziyor.
Dikkat edilecegi gibi yukardaki sözlerde bazi çeliskiler,
ve Tanri'nin gücü'nün sinirsiz olmadigi kanisini
yaratici bazi isâretler bulunmaktadir. Bunun böyle
oldugunu anlamak için "Kissa"nin ne oldugunu
bilmek gerek.
Yukardaki âyet'lerde sözü edilen kisi'nin kim
oldugu konusunda yorumcular görüs ayriligina saplanmislardir.
Bazi yorumculara göre bu kisi Israilogullarindan Bel'am
B. Bâûrâ adinda biridir ki, güyâ
Musâ "peygamber"in söylediklerine inanmis
ve "makbul" bir "mü'min" olmustur. Ancak
ne var ki kendi mensup bulundugu kavim, onun "mü'min"
olmasina karsidir, çünkü Musa'nin kendilerini
yenilgiye ugratmasindan korkmaktadirlar. Kavminin israrlari üzerine
Bel'am, zorunlu olarak Musâ aleyhine döner ve
ona lânetler yagdirmaya baslar. Bunu yaparken kendi kavmine
de, Musâ'yi hezimete ugratabilmeleri için bir takim
hileler ögretir. Bunun üzerine Tanri gazaba gelir, ve
Belâm'in, Musâ aleyhinde yaptigi beddualari Belâm'in
kendi kavmi üzerine dönüstürür ve onu
da mahvolanlar arasina atar.
Bazi yorumculara (örnegin Vakidi'ye) göre, yukardaki âyet'lerde sözü edilen kisi Arap'in ünlü sair'lerinden Ümeyye b. Ebi's-Salt ë dir. Bunun Nu'man b. Seyfi er-Rahib adindaki kisi oldugunu söyliyenler de vardir.
Yukardaki kissa'nin, Islâm kaynaklarina göre Ümeyye b. Ebi's-Salt ë la ilgili sekli söyle:
Ümeyye b. Ebi's-Salt Kureys'in ünlü sairlerinden olup Islâm öncesi dönemde Arap'lar arasinda tek Tanri fikrine inanmis ve âhiret gününe imân baglamis kimselerden biriydi. Ayni görüse sahip diger ünlü bir sâir de Lebid Ibn-i Rebia idi: "Iyi biliniz ki Allah'tan baska her sey bâtildir, devamsizdir..." seklinde siirler yazardi (Bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 38). Ümeyye de buna benzer siirleriyle ona katilirdi .
Muhammed bu iki sair'in siirlerini begenir, beyitlerini sik sik tekrarlardi. Hattâ Lebid 'in yukardaki satirlarinin, "sâir" sinifinin söyledigi "en dogru" sözlerden oldugunu kabul eder, Ümeyye'nin de buna benzer siirleri oldugunu belirtirdi. O kadar ki bir gün yolda kendisine refakat eden Ibn-i Süveyd adinda biri: "Ümeyye'nin siirlerinden bir sey biliyor musun?" diye sorunca, o da "Evet biliyorum" demis ve bunun üzerine Ibn-i Süveyd kendisine Ümeyye'den yüz beyit kadar bir seyler okumustu.
Muhammed, pek begenir oldugu Ümeyye'nin siirlerinde de "müslümanlik" havasi oldugunu belirterek: "Ümeyye Ibn-i Ebi's-Salt da (siirlerinde) müslüman olmaga yaklasmisti" derdi. (Bkz. Buhari'nin Ebû Hüreyre'den rivâyeti için bkz. Sahih-i..., Cilt X. sh. 38, Hadis no. 1542)
Ancak ne var ki, Muhammed'in bu söylediklerinin aksine, ne Lebid ve ne de Ümeyye, müslüman olmak söyle dursun fakat onun sözlerini inanmazlar ve hattâ "peygamberlik" iddiâlarini dahi ciddiye almazlardi. Bunu yavas yavas anlar oldukça Muhammed huysuzlasmis, onlara karsi husûmet duyar olmustur.
Ve iste Muhammed'i böylesine küçümseyen bu iki saire Arap'lar büyük deger verirler, ve onlarin siirlerini terennüm etmekten zevk alirlardi. Böyle oldugu içindir ki Muhammmed, Müslüman olmaktan kaçinan bu iki saire Arap'larin bagliliklarini gördükçe daha da huzursuz kalirdi.
Müslümanligi kabul etmeyen Ümeyye gibi bir sâir'in Arap'lar arasinda böylesine itibar görmesinden artik öylesine rahatsiz olmus olmalidir ki, bir gün Tanri'dan vahiy geldi diyerek Kur'ân'a onun aleyhinde âyet'ler koyar. Bu âyet'lere göre Tanri, güyâ Muhammed'e hitaben söyle konusur: "Müsriklere su adamin kissasini da oku ki, Biz ona âyetlerimizi vermistik (Ilmi, dini, seref ve haysiyeti vardi). O, bütün bunlardan siyrildi çikti da onu seytan kendine uydurdu. Bu sûretle o sapiklardan oldu" (K. 7 A'râf 175).
Görülüyor ki Muhammed'in Kur'ân'a koydugu bu âyet'lere göre seytan, Tanri'nin "ilim, din, seref ve haysiyet" verdigi ve böylece müslüman yapmak istedigi Ümeyye'yi kandirip ayartmis, yâni Tanri'ya bu kisiyi müslüman yapma olanagini birakmamistir. Buna karsi da Tanri bir sey yapamayip Ümeyye hakkinda: "Onu seytan kendine uydurdu" diyebilmis ve onu kötüleyecegim diye "Durumu... dilini sarkitip soluyan köpegin durumu gibidir" (K. 7 A'râf 176) seklinde küfürler savurmustur. Fakat bunu söylerken, yine de Ümeyye'yi saptiran'in aslinda kendisi oldugunu açiklamistir. Zirâ bu sözleri söyledikten hemen sonra: "Allah'in dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir" (K. A'râf 175-178) demekten geri kalmamistir.
Bunlari okurken akla bir takim sorular geliyor: Acaba seytan, Tanri'nin müslüman yapmak istedigi bir kisi'yi, müslüman olmaktan uzak kilmakla, Tanri'nin gücünü sinirlandirmis, yâni Tanri'nin üstünde bir güc'e sahip olmus olmuyor mu?
Öte yandan dilediginin kalbini açip müslüman, diledigininkini kapatip "kâfir" yapabilen bir Tanri (örnegin Bkz. En'âm sûre'si, âyet 125), müslüman kilmadigi Ümeyye hakkinda "(onun durumu) dilini sarkitip soluyan köpegin durumu gibidir" (K. 7 A'râf 176) demekle haksizlik yapmis olmuyor mu?
Yine bunun gibi "Yüce" oldugu kabule dilen bir Tanri, hiç kalkar da "dilini sarkitip soluyan köpek" seklinde küfürler eder mi?
Ve nihâyet kisileri, diledigi gibi dogru yola sokan ya da saptiran bir Tanri, "Onu (Ümeyye'yi)seytan kendine uydurdu" demekle seytana karsi haksizlik yapmis sayilmaz mi"
Söylemeye gerek yoktur ki bu tür sorular, yukardaki Kissa'yi, Tanri anlayisi bakimindan sakincali sonuçlar yaratacak kiliga sokmaga yeterlidir.