Ensar'dan Kisilerin Teklifi Üzerine Tanri'nin, Cum'a'yi Ibâdet Günü Olarak Ilân Etmesinin Hikâyesi.

(K. Cum'a Sûresi, Ayet 9)

Kur'ân'da, Cum'a'nin "ibâdet" günü olarak seçildigini bildiren su âyet bulunur:

"Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okundugu zaman Allah'i anmaya kosun; alim satimi birakin; bilseniz bu sizin için daha iyidir" (K. 62 Cum'a 9).

Bu âyet'i Kur'ân'a koymakla Muhammed, Yahudiler için kutsal bilinen "Cumartesi" ile Hiristiyanlar için kutsal bilinen "Pazar" günlerinin, Müslümanlar bakimindan geçerli olmayip sadece Cum'a'nin "hayirli" ve "kutsal" oldugunu anlatmak istemistir. Cum'a gününün "kutsalligini" dile getirmek maksadiyle: "Üzerine günes dogan eyyâm'in (günlerin) en hayirlisi Cum'a günüdür" demis, ve bunun nedenlerini bildirmistir. Söyledigine göre Tanri, Adem'i Cum'a günü yaratmis, bir Cum'a günü Cennet'e almis, ve bir Cum'a günü Cennet'ten çikarmistir; yine bunun gibi onun tevbesini bir Cum'a günü kabul etmis ve canini da bir Cum'a günü sona erdirmistir.

Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanri Kiyâmet'in Cum'a günü kopacagini bildirmis, söyle demistir: "Ins ve Cin'den baska hiç bir mahlûk yoktur ki, cum'a günü tanyeri agardiktan gün doguncaya kadar-Kiyâmet belki bu gün kopar korkusu ile- kulak kabartmasin" (Bkz. Ebû Dâvud'un Sünen'inde yer alan hu hususlar için bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 5).

Yine Muhammed'in söylemesine göre, Cum'a günü içinde öyle bir saat vardir ki, eger müslüman kisi tesadüfen o saat'te namaz kilip Tanri'dan "hâcetini" dileyecek olursa, Tanri onu mutlaka ona verecektir (Bkz. Sahih-i...III, sh. 4-5). Anlasilan o ki müslüman kisi, cum'a günü namaz kilarken o "tesadüf" saatini yakalamak için elinden geleni yapacak, ya da hiç degilse Cum'a gunu mutlaka namaz kilacaktir.

Ve iste bütün bu hususlari belirtmek sûretiyledir ki Muhammed, Cum'a'nin esas itibariyle "ibâdet" günü oldugunu ve o gün ezan okundugunda her müslümanin, isini gücünü birakip Tanri'yi anmaya kosmasi gerektigini eklemis, ve böylece Cum'a'yi müslümanlar için haftanin en önemli bir günü haline getirmistir. (Bu konudaki hadisler için Bkz. Sahih-i..., Cilt III. sh. 3 ve d. Hadis no. 478, 479, 480) .

Ve Cum'a'yi, müslümanlar için daha da câzib kilabilmek maksadiyle cum'a günü abdest almanin ya da abdesti noksansiz alip namaz kilmanin, günahlardan kurtulmak gibi yararlari olacagini söylemistir. Örnegin bir konusmsinda: "Her kim cum'a günü abdest alirsa ne âlâ, hele igtisâl ederse o daha efdal olur" demistir (Bkz. Sahih-i... Cilt III, sh. 11). Burada geçen "igtisâl" sözcügü "yikanmak", "efdal" sözcügü de "Pek erdemli=derecesi pek yüksek" anlaminadir.

Bir baska konusmasinda da: "Her kim abdeste davranip abdestini noksansiz aldiktan sonra cum'a namazina gelir ve imama yaklasip sesini çikarmaz, hutbeyi dinlerse, hem o Cum'a ile diger Cum'a arasinda, hem de fazla olarak üç gün daha içinde vâki olacak günahlari... magfiret olunur (avfolunur)..." demistir (Bkz. Sahih-i... , Cilt III, sh. 11).

Görülüyor ki Muhammed, Cum'a günü namaz kilip sesini çikarmadan imami dinleyen müslüman kisiye, her def'asinda en azinda 10 günlük günahlardan kurtulmak gibi pek yararli bir sonuç saglamistir. Böylece müslüman kisi, bir yil, yâni 54 hafta, boyunca yukardaki sekilde namaz kilmak sûretiyle 540 adet günahindan siyrilmis olacak, ve pek muhtemelen günahtan siyrilmanin bu yolunu ögrendikten sonra günah islemenin pek sakincali bir sey olmadigini düsünecek, Cum'a gününü böylesine bereketli bir gün haline getiren Muhammed'e sükürler edecektir.

Ancak ne var ki Muhammed, Cum'a günü'nü Tanri'nin, ya da kendisinin bulusu olarak yerlestirmis degildir. Daha baska bir deyimle kendisini "peygamber" olarak ilân ettigi tarihten, Medine'ye hicret ettigi tarihe gelinceye kadar, yâni "Mekke dönemi" denen on yildan fazla bir süre boyunca Cum'a'yi, "kutsal" bir gün olarak ilân etmeyi, ya da "ibâdet günü" haline getirmeyi düsünmüs degildir. Bu isi Medine'de ve o da "Ensâr" [32] adini alan Medine'li müslümanlarin istek ve teklifleri üzerine yapmistir. Nitekim ilk Cum'a namazi, Muhammed'in Medine'ye hicretinden ve Kur'ân'a Cum'a ile ilgili âyetleri yerlestirmesinden önce, Medine'de, Ensâr'dan Es'ad Ibn-i Zürâre adindaki bir müslüman kisi tarafindan kildirilmistir. "Ensar"in, yani Medineli müslümanlarin, teklifi üzerinedir ki Muhammed Cum'a'yi ibâdet günü olmak üzere Islâm'in temellerinden biri kilmistir. Söyleki:

Mekke'deki Kâ'be denilen yer, Islâm öncesi dönemde, çesitli din ve inanislara açik, kutsal bir yer sayilirdi. Eski bir Arap gelenegi geregince bir çok yerlerden, özellikle Medine'den, buraya adak adamak ya da ibâdette bulunmak için gelenler olurdu.

Bilindigi gibi Muhammed, Mekke'yi bu maksatla ziyâret eden Medine'lilerden bazilariyle gizlice temasa geçerek birinci ve ikinci "Akabe Biâti" adini tasiyan andlasmalari yapmis ve kendisini onlara "Peygamber" olarak kabul ettirmisti. Islâm'i kabul eden bu Medineli'ler, bu tarihten sonra "Ensar" diye çagirilir olmuslardir. Ve iste Muhammed'in Medine'ye hicret etmesinden ve Cum'a âyet'ini Kur'ân'a yerlestirmesinden önce cum'a namazini kilan, ve o güne "Cum'a" nâmini verenler", "Ensar" adini alan bu Medineli müslümanlardir. Cum'a'nin, ibâdet günü olmasi fikrini Muhammed onlardan almistir.

Gerçekten de Medine'de pek çok Yahudi kabileleri bulundugu için, Medineliler onlarin boru çaldirarak yedi günde bir, daha dogrusu Cumartesi günleri, toplanip ibâdet ettiklerini görürlerdi. Yine bunun gibi Hiristiyanlarin da Pazar günü'nü "ibâdet gunü" olarak seçtiklerini, çan çaldirarak ibâdet çagrisinda bulunduklarini bilirlerdi.

Bundan dolayidir ki bir gün biraraya gelip aralarinda söyle konusurlar: "Yahûdilerin 7 günde bir, hep bir arada toplanip ibâdet ettikleri yevm-i mahsuslari (özel günleri) var. Nasâra'nin (Hiristiyan'larin) da öyle. Haydi biz de kendimize hep birlikte bulunup Allah'i zikretmek, namaz kilmak, Allah'a arz-i sükretmek için bir gün tahsis edelim. O da varsin Arûbe günü olsun" (Bk. Sahih-i...., Cilt III, sh. 5)

Cum'a'yi onlar "Arûbe" olarak çagirdiklari için, Ibn-i Sirin'den gelen rivâyete göre, o gün Ensâr'dan Es'ad Ibn-i Zürâre' nin yaninda bulusup hep birlikte namaz kilarlar, namaz'dan sonra bir davar kesip yerler ve iste bu günün adini "Cum'a" koyarlar (Bkz. Sahih-i..., III, sh. 5-6) [33] .

Daha Muhammed'in Medine'ye hicret etmesinden önce Esad'in kildirdigi bu namaz, Ensar'dan kisilerin hafizasinda öylesine yerlesmistir ki, bir çogu ihtiyarliklarinda onu anarlar, ve ona "Magfiret" dilerlerdi. Örnegin Ebû Dâvud'un nakline göre Abdurrahman Ibn-i Kâ'b Ibn-i Mâlik söyle demistir: "Pederim Kâ'b'in gözleri alil (sakat) olduktan sonra onu ben yederdim [34] . Cum'a namazina götürdügümde ne zaman ezâni isitse Es'ad Ibn-i Zürâre için istigfâr ( duâ) ederdi. Resûlullâh... Medineyi tesrif buyurmazdan evvel... bize ilk Cum'a namazini kildiran o olmustu" (Bkz. Sahih-i..., III sh. 5).

Daha baska bir deyimle Islâm'da Cum'a ibâdeti, Muhammed'in Medine'ye hicretinden, ve Kur'ân'a Cum'a ile ilgili âyet'in konmasindan önceki bir tarihte Ensâr'dan Es'ad Ibn-i Zürâre'nin kildirdigi bu namaz ile baslar.

Ve iste Ensâr'dan olan bu kisilerin bulusu üzerinedir ki Muhammed, Yahûdilerin Cumartesi gününü ve Hiristiyanlarin ise Pazar gününü ibâdet günü olarak seçmis olmalarinin önemini farkeder ve böyle bir uygulamanin kendisi için çok önemli olacagini düsünür. Fakat sanki Ensâr'dan akil almis görünmemek için Cum'a gününün Tanri tarafindan "mubarek" bir gün olarak zaten eskidenberi kararlastirilmis olup Yahudilere ve Hiristiyanlara "far"z kilindigini ve fakat onlarin bu emri dinlemeyip ihtilafa düstüklerini ve baska günlere i'tibar ettiklerini söyler; söyle der: "Bizler (Ehl-i Kitâb'a nazaran) en sonra gelmisler (ken) Kiyâmet gunünde (faziletce) en basa geçecek olanlariz. Sundan dolayi ki, bizden evvel onlara (daha sonra bizlere) Kitâb verildi de Allah'in onlara farz buyurdugu gün, bu (cum'a günü) iken onlar ihtilâf çikar(ip baska günlere ta'zim et) tiler. Bize ise o güne i'tibar etmek hususunda Hak Teâlâ hidâyet verdi. Artik bu bapda nâs bizden geri kalmis oldular (Artik bu bapta halk bize uymustur). Yahudilerin ibâdet günü yarin (Cumartesi) Nasârâ'(ninki) de öbür gündür (Pazar günüdür)..." (Ebû Hüreyre'nin rivâyeti olarak Muhammed'in bu sözleri için bkz.n Sahih-i..., III, sh. 3 ve d. Hadis no. 478)

Daha sonra bunu Tanri'dan geldigini söyledigi âyet'le kesinlestirmek üzere Kur'ân'a Cum'a Sûresi'nin 9. âyetini koyar: "Ey inananlar! Cum'a günü namaz için ezân okundugu zaman Allah'i anmaya kosun; alim satimi birakin..." (K. 62 Cum'a 9).

Yani Muhammed'in söylemesine göre Tanri, Cum'a gününü "ibâdet" günü olmak üzere seçmis ve bunu, Islâm'in bir kurali olmak üzere, daha önce Yahudilere ve Hiristiyanlara bildirmis ve fakat onlar, Tanri'nin bu emri üzerinde anlasmazliga düserek kendilerine "Cumartesi" ya da "Pazar" günlerini seçmislerdir. Ve yine Muhammed'in söylemesine göre Tanri, sirf bir "lütuf" olsun diye Müslüman ümmeti'ni en sona birakmis ve Yahudileri ve Hiristiyanlari en basa alarak onlara kitap'lar vermis, peygamberler göndermistir, çünkü istemistir ki müslümanlar Kiyâmet gününde en basa geçip bütün yaratiklardan ve varliklardan önce "hasrolunsunlar". Nitekim Müslim'in Ebû Hüreyre'den rivâyetine göre Muhammed'in söylemesi söyle: "Biz, hem en son gelenleriz, hem de Kiyâmet gününde fazilet ve ulüvv-ü menziletce en ileride olanlari"z. Bir baska deyisi de söyle: "Biz, hem ehl-i dünyânin en sona kalanlariyiz, hem de Kiyâmet gününde en basa geçip bilcümle mahlûkattan evvel lehlerinde hüküm verilecek... olanlari"z. Bunlari derken anlatmak ister ki, Yahudiler "Cumartesi" gününü, Hiristiyanlar ise "Pazar" gününü ibâdet günü seçmekle Tanri'nin irâdesine karsi gelmisler ve fakat müslümanlar, her ne kadar ibâdet gününü onlardan sonraki bir tarih itibariyle seçmis olmakla beraber, Cum'a günü'nün "faziletini" tanimak sûretiyle, onlara nazaran daha üstün duruma girmislerdir, bu nedenle Kiyâmet gününde en basa geçeceklerdir (Bkz. Sahih-i... ,Cilt III, sh. 6-7).

Görülüyor ki Muhammed'in açiklamasi bir takim sorulara zemin yaratir niteliktedir. Su bakimdan ki eger Tanri Cum'a'yi, çok önceleri "ibâdet" günü olarak tespit etti ve Yahudilerle Hiristiyanlara bildirdi ise, Muhammed'i peygamber olarak seçtigini söyledikten sonra, tüm Mekke dönemi boyunca (yâni 12 ya da 13 yil boyunca) neden bunu ona bildirmesin de gizlesin? "Ibâdet usûllerini" (örnegin namaz kilmayi) daha ilk baslarda, yâni Mekke döneminde, Muhammed'e emrettigine göre, neden Cum'a gününü "mubarek" bir gün olarak tanimladigini müslümanlara bildirmesin? Ve neden bu isi, Muhammed'i "peygamber" olarak gönderdigini söyledigi zaman degil de 1o ya da 15 yil bekleyip, ancak Ensâr'in, yukardaki sekilde Cum'a gününü ibâdet günü yapmalarindan sonra düsünsün ve âyet indirmeye ancak o zaman karar versin?

Öte yandan bir de "Neden dolayi Kitâb gönderirken Arap'lari (ve müslümanlari) en sona biraksin? Ya da, neden dolayi bütün ümmetlere ayni esit nimetleri saglamak varken, bunu yapmasin?"

Muhammed, bu gibi sorularin karsiligini açiklamis degildir; her is için oldugu gibi bunlari da muhtemelen Tanri'nin keyfiligine yormustur. Buna karsilik "Neden dolayi bizler en sona birakilmis iken (faziletçe) en basa geçecek olanlariz?" sorusunu, yukardaki hadis'te görüldügü gibi, anlasilmasi güç bir mantiga dayatmistir: güyâ Yahudiler ve Hiristiyanlar, kendilerine "far"z kilinan Cum'a gününü degistirmislerdir; "müslümanlar" ise, kendilerine "hidâyet" olunan Cum'a gününü benimsemekle, Yahudilerin ve Hiristiyanlarin önüne geçmislerdir.

Fakat bütün bunlar bir yana, bir de su var ki seriâtçilar, Tanri'nin, daha önceki ümmetlere, yâni Yahudilere ve Hiristiyanlara "cum'a" günü diye bir sey bildirmeyip bunu sadece müslümanlari dünya'ya getirdikten sonra, onlara bildirdigini söylerler ve Ebû Hüreyre ile Huzeyfe'nin su rivâyetlerini örnek verirler: "Allâhu Teâlå bizden evvel gelenlere cum'a'yi tutmak yolunu göstermedi. Yahudilerin yevm-i mahsusu (özel günü) cumartesi, Nasârâ'nin (Hiristiyanlarin) da yevm-i mahsûsu pazar oldu. Derken bizi dünyâyay getirdi ve yevm-i cum'a yolunu bize gösterdi, ve cum'a, cumartesi, pazar günlerini ibâdet günü kilmis oldu". Güyâ Yahudiler, Tanri'nin bütün yaratiklari (Mahlukati) yaratirken cumartesi gününü bos biraktigini, yâni dinlendigini söylemisler ve "Binaenaleyh biz de o gün istirahat edip ibâdetle ve (Tanri'ya sükretmekle) mesgul olalim" demislerdir. Hiristiyanlar da: "Pazar, (Tanri'nin) mahlukati yaratmaya basladigi ilk gündür. Binaenaleyh ta'zime ehak olan (övülmeye hakki olan) odur" demislerdir. Müslümanlara gelince, onlara cum'a "nâsip" olmustur ki o gün, Adem'in dünyaya gelisi günüdür. Insan'in yaratilis amaci da Tanri'ya ibâdettir (Bkz. Sahih-i..., III. sh. 8).

Söylemeye gerek yoktur ki bütün bunlari akil süzgecinden geçirmek istedigimizde kendi kendimize: "Neden dolayi Tanri, ya da onun elçisi oldugunu söyleyen Muhammed, Mekke'de bulundugu 10 ya da 13 yil boyunca, Cum'a gününün ëmubarek' olusundan ve topluca ibâdetin bu ëmubarek' günde yapilmasi gereginden müslümanlara söz etmemistir de bunu ancak Es'ad Ibn-i Zürâre' nin Ensâr'a kildirdigi namazdan sonra düsünmüs ve Cum'a âyet'ini Kur'ân'a yerlestirmistir?" diye sormak ihtiyacini duymaktayiz. Neden dolayi bu ihtiyacin, 1400 yil boyunca Islâm dünyasinda duyulmamis oldugunu merak etmekten de kendimizi kurtaramamaktayiz.