VII

Islâm seriâtiinda köle azâdlama isi pamuk ipligine baglanmistir: azâdlamaiyi gerektiren haller arasinda, köle sahibinin adam öldürmesi ya da yalan yere and içmesi; ya da günesin tutulmasi gibi haller var.


Biraz önce degindigimiz gibi Islâm seriâtii köle azâdlamayi öngören hükümlere yer vermis olmakla beraber bu hükümleri insan sevgisinden dogma bir düsünceye oturtmus degildir. Köleligi insan sahsiyetinin haysiyetine aykiri buldugu için de bu hükümleri öngörmüs degildir. Sadece ve sadece köle sahiplerine bazi çikarlar saglamak amaciyle, ya da bâtil inanislari uygulamak maksadiyle, ya da Arap kavmine bazi ayricaliklar saglamak üzere, ya da köle sahiplerini, dinsel görevleri yerine getirmemekten dolayi cezâlandirmak maksadiyle öngörmüstür.

Bütün bunlar bir yana, fakat bir de azâdlamayi kaypak usullere baglamis ve böylece köleler için kölelikten kurtulma yollarini tikamak üzere olmadik buluslar ortaya vurmustur. Bu alandaki ustaligi, diger alanlardaki ustaliklarindan asagi degildir.

Yukarda da belirttigimiz gibi seriâtiin getirdigi esaslara göre, köle azâdlamayi gerektiren hallerden biri, kölenin istekte bulunmasidir. Fakat istekte bulunmak yeterli degildir; isteginin köle sahibi tarafindan kabul edilmesi ve ona (yine köle sahibinin takdir edecegi miktarda) belli bir bedeli ödemesi gerekir. Eger köle sahibi, köleden iyilik görmedi ise, ya da onu özgürlüge yetenekli bulmadi ise azâdlama yoluna gitmeyebilecektir. Çünkü biraz önce degindigimiz gibi Kur'ân'da söyle yazili: "Ellerinizin altinda bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe (andlasma niteliginde yazisma) yapmak isteyenlerle, eger kendilerinde bir hayir (kabiliyet ve güvenirlik) görüyorsaniz, hemen mükatebe yapin..." (K. 24 Nûr 33).

Dikkat edilecegi gibi burada öngörülen azâdlama isi, köleinin istegine birakilmistir. Köleinin istegi disindaki azâdlama hallerine gelince bunlar arasinda, köle sahibinin ister yanlislikla, ister bilerek adam öldürmesi, ya da yapmis oldugu bir andiini tutmamasi, ya da günesin tutulmasi gibi durumlar vardir. Bir iki örnekle yetinelim:


A) Yanlislikla müslüman bir kisiiyi öldüren köle sahibi, müsluman bir kölesini azad eder. Müslüman kölesi yoksa iki ay pespese oruç tutar (K. 24 Nûr 33. K. 4 Nisâ 92).


Köle sahibinin adam öldürmesi azâdlamayi gerekli kilar; ancak ne var ki bu da bazi kosullara baglanmistir. Eger müslüman bir kisi, yanlislikla bir müslümani öldürmüs ise elindeki kölelerden müslüman olan bir köleyi azâd etmekle zorunludur. Eger elinde bulunan köleler arasinda müslüman bir köle yoksa azâdlama diye bir sey söz konusu olmaz. Bu takdirde iki ay pespese oruç tutmakla yetinecektir (K. 4 Nisâ 92).

Eger köle sahibi, kendi bulundugu topluma düsman bir topluluga mensup müslüman bir kisiyi öldürmüs ise, bu takdirde yine elindeki kölelerden müslüman bir köleyi azâdlamakla görevli; fakat buna güç yetiremiyorsa iki ay oruç tutmak zorunlugunda (K. 4 Nisâ 92).

Görülüyor ki köle azâdlama isi, köle sahibinin adam öldürmüs olmasi kosuluna baglanmistir. Söylemeye gerek yoktur ki eger bu usûllerle köleligin ortadan kaldirilacagi düsünülüyorsa, dünyanin sonunun gelmesini beklemek gerekecektir, ki bu takdirde pek isabetli bir sey yapilmis sayilmayacaktir.


B) And'ini yerine getirmeyenler ya da karilarini analarina benzetenler (zihar yapanlar) bakimindan köle azâdlama sorunu (K. 5 Mâide 89. K. 58 Mücâdele 3):


Kur'ân'da yeminini yerine getirmeyen, yani and'ini bozan kisi'nin yapmasi gereken seylerden söz edilir ki buna "keffâret" denir. "Keffâret" sözcügü, islenmis olan bir günahtan kurtulmak için ödenmek gereken seydir. And'ini bozan kimse, günah islemis olacagi için bu günahtan kurtulmak üzere ya on fakir (düskün) insani yedirecek, giydirecektir, ya da bir köle azâd edecektir. Bunu da yapamaz ise üç gün oruç tutacaktir. Ilgili âyet söyle:

"Allah, size rastgele yeminlerinizden dolayi degil, (fakat) bile bile ettiginiz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yemînin keffâreti, âilenize yedirdiginizin ortalamasindan on düskünü yedirmek, yâhut giydirmek ya da bir köle azâd etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalidir..." (K. 5 Mâide 89) diye yazilidir.

Görülüyor ki yerine getirilmeyen bir yemîn vesilesiyle mutlaka köle azâd etmek diye bir sey yok: köle sahibi olan kisi, on fakiri yedirip içirmek ya da giydirmek sûretiyle (yâni kölesini azâd etmeden) bu günâhtan kurtulabilir.

Yine bunun gibi "zihar" yapmak üzere and içen ve sonra andiindan dönmek isteyenler bakimindan da, köle azâdlama sorunu söz konusudur. Çünkü Kuriâniin Mücâdele sûresiinde söyle yazilidir:

"Kadinlardan zihâr ile ayrilmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin karilariyle temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavusturmalari gerekir..." (K. 58 Mücâdele 3)

"Zihar" yapmak demek, bir kimsenin kendi kari'sini, ana'sina, baciisina, hala'sina, teyzeisine ve benzerî yakinlara benzetmesi demektir 1 ki bosamak anlamina gelir: örnegin bir kimse karisina: "Sen bana anamin sirti gibisin" diyecek olursa, karisi ona haram kilinmis ve terkedilmis sayilir. Kizginlikla bu sözü karisina söyliyen bir erkek, karisini bosamis olur. Eger bu söyledigi seyden, pisman olup, andiindan dönmek sûretiyle karisina tekrar kavusmak istiyor ise, bu taktirde keffâret olarak bir köle azâd etmelidir. Eger azâd etme olanagini bulamaz ise bu taktirde iki ay boyunca oruç tutmalidir. Bunu da yapamaz ise altmis yoksulu doyurmalidir.

Yine görülüyor ki köle azâdlama köle sahibinin "zihar" yapmak gibi bir günâh islemesine baglanmistir; bu günahi islemedigi taktirde kölesini azâdlama durumunda kalmiyacaktir. Böylece köle sahibi, “zihar” yapmaktan kaçinmak sûretiyle azâdlama zorunlugundan kurtulmus olacaktir. Böylece zavalli kölelerin kaderi, efendilerinin zihar yapip yapmamalarina baglanmistir. Daha baska bir deyimle köle azâdlama isi, kölenin insanlik haysiyetine dayali bir is olarak görülmemistir.


C) Günes tutulursa köle azâdlamak gerek: meger ki bunun yerine yarim hurma sadaka verile


Arapiin sapli bulundugu bâtil itikadler dogrultusunda olmak üzere Muhammed, günes tutulmasini ya da yer depremini ya da siddetli rüzgâr esintisini, tufân ve sel âfetlerini Tanri'nin gazaba gelmesinden dogma seyler olarak kabul etmis ve bu gibi haller vûku'unda namaza durulmasini emretmistir2.

Her ne hikmetse günesin tutulmasiyle etrafin güpe gündüz karanliga bürünmesinde bir hayirsizlik bulundugunu ve Tanri'nin gazabini yatistirmak gerektigini düsünmüs olmalidir ki bu gibi hallerde namaz kilmaktan gayri bir de köle sahiplerine, müslüman kölelerinden birini azâd etmeleri geregini bildirmistir. Bu konua Muhammed'in eslerinden Esma söyle der: "...(Resûlüllâh!) kusûf-i sems dolayisiyle rakabe azâd etmeyi ferman buyurmusur" 3. Burada geçen “rakabe” sözcügü “köle” (ya da “cariye”) anlaminadir.

Söylemeye gerek yoktur ki köle azâdlamayi, günes tutulmasi gibi nadiren vukû bulan doga olaylarina baglamanin gülünç olmaktan ileri geçen bir yönü olamaz. Kaldi ki böyle bir halde dahi köle azâd edemeyecek olanlar, yarim hurma sadaka vermek sûretiyle köle azâd etmis sayilirlar ve dolayisiyle mükâfatlara kavusabilirler. Daha baska bir deyimle Muhammed, köle azâdlamayi, yarim hurma sadaka vermek seklinde pamuk ipligine baglamayi sakincali bulmamistir. Öte yandan köle azâdlamayi günes tutulmasi gibi nadiren vuku bulan tabiat olaylarina baglamakla da, köleligin kaldirilmasi konusunda ne kadar isteksiz bulundugunu bir kez daha kanitlamistir.


D) Muhammed, Arap kavminden olanlarin köle kalmalari istenmez:


Muhammed, kendi kavminden olan insanlari, yâni Araplari, “Kavm-i necib” olarak taninak yaninda bir de bir takim ayricaliklarla donatmak istemistir ki bunlardan biri Arap'tan köle olamayacagi hususu ile ilgilidir.

Daha önce de degindigimiz gibi Muhammed, kendisini ve kendi mensup bulundugu Arap kavmini, Ibrahim'den ve onun oglu Ismâil neslinden gelme saymistir. Bundan dolayidir ki Ismail neslinden gelenlerin köle tutulmalarini istemezdi. Nitekim Ayse'nin, Temîmi kabilesiine mensup bir câriyesi vesilesiyle Ayse'ye söyle emretmistir: "Bu esireyi azâdla, çünkü o Ismâil neslindendir" 4

Ama bu "âlicenapligi", Arap olmiyan köleler için göstermemistir; aksine onlar bakimindan köleligi sürdürtebilecek usûllere yönelmistir.

Bu konuda verilebilecek diger örnek su ki Muhammed, belli bir duâiyi günde on kez tekrarlayan kimseleri Ismâil “peygamber” neslinden on esîri azâdlamis gibi sevâba müstahak saymistir" 5. “Ismâil neslinden” derken anlatmak istedigi sey "Arap esirler"dir. Çünkü biraz yukarda belirttigimiz gibi Muhammed, Arap irkinin Ibrahim'inoglu Ismâil'den gelme oldugunu iddiâ etmistir.

1 Dursun, Kur'ân Ansiklopedisi, (Cilt VII, 202)

2 Bu konudaki hadîsler için bkz. Sahih-i..., (CILt III, 312-3)

3 Sahih-i... (Cilt III, 343, Hadîs no. 552)

4 Sahih-i... (Cilt VII, 463, Hadîs no. 1118)

5 Sahih-i... (Cilt XII, 351, Hadîs no. 2158)