XVI

Kölelerin durumunun iyilesmesinde Muhammediin rol oynadigi iddiâlari hakkinda


Islâmcilarin iddiâlarina göre Muhammed kölelerin durumunu iyilestirmis ve örnegin Kur'ân'a: "Elinizin altinda bulunan kimselere iyilik edin" (K. 4 Nisâ 36) seklinde hükümler koymustur. Ya da güyâ kölelerin yemesine, içmesine dikkat edilmesi geregine deginmis, köle kadinlara hür kadinlar için uygulanan cezâlarin yarisinin uygulanmasini öngörmüs ve bu dogrultuda hükümler getirmistir.

Hemen belirtelim ki kölelere iyi bakmak, örnegin onlarin beslenmesine göz kulak olmak, ya da bu dogrultudaki eylemler, kölenin insanlik haysiyetine saygi beslemek anlamina gelmez. Nitekim Muhammed kölenin insanligina saygi nedeniyle degil fakat onu efendisine en verimli bir sekilde hizmet edebilecek zindelikte tutmak için bu hükümleri koymustur; koyarken de köle'den ziyâde efendisinin çikarlarini göz önünde tutmustur. Çünkü sagligi yerinde olmiyan köle, efendisine yararli degil fakat zararli olur. Iyi bakimdan yoksun, örnegin zayif ve hastalikli bir köle, efendisine yararli degil zararli olur. Köle sahibi olan kimse, elinin altinda bulundurdugu kölesine iyi bakmali, onu iyi yedirip içirmelidir ki, ondan azamî sekilde yararlanabilsin.


Öte yandan köle kadini, yâni cariye'yi, hür kadina nazaran yari cezâ ile cezâlandirmak, kölenin saygiya deger bir sahsiyete sahip olmasindan degil, aksine onun hukuka ya da ahlâka aykiri davaranislarinin, hür kadininki kadar cezâlandirilmaga lâyik sayilmamasindandir.

Bu vesile ile sunu da unutmamak gerekir ki Kur'ân'da, müslüman erkegin dörde kadar kadin alabilecegi, ve fakat bunlar arasinda adâlet saglayamayacak ise bu takdirde bir tek kadin ve diledigi sayida cariye alabilecegi yazilidir (K. Nisâ 25). Daha baska bir deyimle müslüman erkek, elinde bulundurdugu cariyeleri arasinda adâlet sagalamakla sorumlu tutulmamistir. Görülüyor ki cariye, insanlik haysiyetinden yoksun telâkki edilmis ve efendisinin hizmet ve ihtiyacina terkedilmistir.

*

Tekrar edilmek gereken gerçek sudur ki Muhammed, Islâm öncesi dönemin ozelligi sayilan “kisisel kölelik” anlayisini sürdürmekten geri kalmamistir. Bundan dolayidir ki vaktiyle Türklerde kölelik, daha iyi kosullara bagli iken, örnegin Hun devletlerinde "kisisel kölelik" sistemi yerine "Kabile köleligi" söz konusu iken, Hun'larin Islâmiyeti kabul etmelerinden sonra "kisisel kölelik" zihniyeti yerlesmistir.