5) Tanri'nin, bütün insanlari müslüman yapmak varken yapmadigini, çünkü Cehennem'i insanlarla dolduracagina dâir kendi kendine söz verdigini, ve Cehennem'in dolup dolmadigini anlamak için ”doldun mu?” diye sordugunu, buna karsilik Cehennem'in: “(Hayir!) Daha var mi?” diye cevab verdigini bildiren âyet'lerin Tanri sözleri sayilip sayilamayacagi konusunda!


Kur'ân'da, Secde sûresi'nde Tanri'nin söyle konustugu yazili: “Biz dileseydik, herkesi dogru yola eristirirdik. Ne var ki: -'Andolsun ki cehennemi, cinlerle ve insanlarla dolduracagim'- diye kesin bir söz çikmistir benden” (K. 32, Secde sûresi, âyet 13). Bu âyet'i okurken bir de En'âm sûresi'nin su âyet'ine göz atalim: “Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islâm'a açar; kimi de saptirmak isterse... kalbini iyice daraltir...” (K. 6, En'âm 125)


Dikkat edilecegi gibi bu âyet'lere göre Tanri, eger dilemis olsa bütün insanlari müslüman yapabilecek iken yapmziyor; bir kismini “müslüman” yapip bir kismini “kâfir” kildigini bildiriyor. Sebeb olarak da Cehennem'i insanlarla dolduracagina dâir kendi kendine kesin bir söz verdigini söylüyor. Daha baska bir deyimle insanlarin tümünü dogru yola sokabilecek iken böyle yapmadigini, çünkü böyle yapmis olsa, bu takdirde Cehennem'i insanlarla dolduracagina dâir kendi kendine verdigi sözü yerine getirememis olacagini apaçik” bir sekilde açikliyor! Olacak sey midir bu? Hiç “Yüce” bir Tanri, hiç yoktan insanlari Cehennem'e atmak gibi bir davranisa yönelmekten zevk aliyormus gibi konusabilir mi?


Yukardakine benzer olmak üzere, Kur'ân'in Hûd sûresi'nin 118-119. âyet'lerinde Tanri'nin söyle konustugu yazili: “Rabbin dileseydi bütün insanlari bir tek millet yapardi. (Fakat) onlar ihtilafa Düsecekler. Ancak Tanri'nin merhamet ettikleri müstesnadir. Zaten Rabbin onlari bunun için yaratti. Rabbi'nin: -'Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracagim'- sözü yerini buldu” (K. 11 Hûd sûresi, âyet 118-119). Görülüyor ki bu âyet'ler anlasilmazliklarla, uyusmazliklarla ve birbiriyle satisir satirlarla, fakat bütün bunlardan gayri bir de Tanri'nin “yüceligi” fikriyle bagdasmazliklarla dolu. Çünkü bir kere Tanri burada, bütün insanlari dogru yola sokabilecek iken sokmadigini, ve çünkü cehennem'i insanlarla dolduracagina dâir kendi kendine yeminler ettigini bildirmekte! Bildirirken de “Insanlar ihtilafa düsecekler. Ancak Tanri'nin merhamet ettikleri müstesnadir. Zaten Rabbin onlari bunun için yaratti” diye eklemekte. Daha baska bir deyimle Tanri, bütün insanlari Islâm'da “ittifak” ettirmek imkânina sahip oldugu halde böyle yapmadigini, kimini “müslüman” kimini de “kâfir” kildigini, böylece onlar arasinda anlasmazlik ve çatisma (ihtilaf) çikmasina vesile oldugunu bildirmekte: “Zaten Rabbin onlari bunun için yarattim” derken, demek istedigi bu! Ilerdeki sayfalarda tekrar deginecegimiz gibi, her ne kadar âyet'de geçen “bunun için” deyiminin (ki “li-zâlike” karsiligi oluyor): “Zaten Rabbin onlari ihtilafa düsmeleri için yaratti” anlaminda olabilecegi gibi, “Zaten Rabbin onlari rahmetine nâil kilmak için yaratti” anlamina gelebilecegi söylenir ise de1 farketmez; çünkü her ikisi de Tanri'nin keyfiligini dile getirmekte; her ikisi de Tanri'nin, bir kisim insanlari müslüman kilip Cennet'e almak için, bir kismini da Cehennem'e atmak üzere “kâfir” olarak yarattigini, ve çünkü Cehennem'i insanlarla doldurmak üzere yaptigi “yemini” yerine getirmege çalistigini anlatmaktadir. Fakat is bununla de bitmis degildir. Çünkü yine Kur'ân'dan anladigimiza göre Tanri, cehennem'i insanlarla doldurmak hususunda verdigi yemini öylesine bir kesinlikle yerine getirmek hevesindedir ki, Cehennem'in dolup dolmadigini ögrenmek için ikide bir Cehennem'e “Doldun mu?” diye sorar. [Pek güzel ama evrendeki her gizli seyi bildigini söyleyen, ve örnegin kendini: “O, görüleni de görülmeyeni de Bilen...” (K. Hasr sûresi, âyet 22-24)2 diye belleten bir Tanri, Cehennem'in dolup dolmadigini bilmez mi? Ille de Cehennem'e sormasi mi gerekir?]


Ve Cehennem öylesine aç gözlü, öylesine doymak bilmez bir yerdir ki: “Hayir doymadim! Daha var mi?” seklinde Tanri'ya cevap verir. Kaf sûresi'nin 30. âyet'ini okuyalim: “O gün ki Cehennem'e: -'Doldun mu?'- diyecegiz, o: -'Daha ziyade var mi?” diyecek...” (K. 50, Kaf sûresi, âyet 30). Cehennem'in büyüklügü nedir, ve ne kadar insan alir? bilemiyoruz. Fakat söylemeye gerek yoktur ki Tanri'nin “Doldun mu?” sorusuna Cehennem: “Henüz dolmadim, daha var mi?” dedigi süre boyunca Tanri, Cehennem'i doldurmak maksadiyle, kendi kendine verdigi sözü yerine getirmek üzere insanlari kâfir kilmaga devam edecektir. Bununla beraber Muhammed'in söylemesine göre Tanri “ayagini koyuncaya kadar” Cehennem bu sekilde konusacaktir ki, iste o vakit “... Yetisir yetisir” diyerek dolmus oldugunu anlatmis olacaktir. Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanri Cehennem'e: “(Ey Cehennem!) sen sirf benim azabimsin, ben seninle kullarimdan diledigime azâb ederim...” demistir3; muhtemelen bu sözleriyle Cehennem'e iltifatta bulunmak istemistir!


Siz hiç Tanri'nin: “Ben cehennemi insanlarla dolduracagima dair kendi kendime söz verdim” deyip Cehennem'i insanlarla doldurmaga çalisacagini, ve bununla yetinmeyip, Cehennem'e hitaben: “Ey Cehennem, doldun mu?” diye soracagini ve Cehennem'in de bu soruya: “Hayir dolmadim, daha var mi?” diyecegini, ve Cehennem'i doldurmak maksadiyle Tanri'nin insanlari “kâfir” kilmakta devam edecegini kabul edebilir misiniz? Öte yandan Tanri'nin, hem bir yandan insanlari “kâfir” yaptigini, hem de “kâfir'dirler” diye Cehennemde yakacagini, suçsuz insanlari suçlu imis gibi cezalandiracagini, yâni adâletsizlik ve haksizlik yapacagini düsünebilir misiniz? Söylemeye gerek yoktur ki, eger bütün bu âyet'leri elestirel akil süzgecinden geçiriyor iseniz, bu sorulara “Hayir!” seklinde yanit vereceksinizdir. Yok eger “iymani”, aklin önüne geçirecek olursaniz bu takdirde vereceginiz cevap kuskusuz ki “Evet” olacaktir, ki bu takdirde insani akilci düsünce yolundan uzaklastirmis olacaksinizdir. Nitekim “Büyük din bilgini” olarak tanimlanan kisileri “evet”lerde birlestiren sey, iyman'in akla üstün olduguna inanmisliklaridir. Örnegin Elmalili Hamdi Yazir gibi ünlü bir din adami, Tanri'nin Cehennem'le konusmasiyle ilgili âyet konusunda söyle der: “Bu sual ve cevab (Tanri'nin Cehennem'i doldurmak üzere kendi kendine vermis oldugu) va'dinin tatbikini ve Cehennemin dehsetini ve hizini tasvirdir... Yani Cehennem o genisligiyle beraber ... feve feve (bolük bölük) atilan Cin ve Insden (Insanlardan) doldurulacak, fakat hizi kesilmeyecek, mücrimlere (olan kizginliginin) siddetinden daha ziyadeye ihtiras gösterecektir. Çoklari bu sual ve cevabi bu vechile bir tasvire haml etmislerdir. Bazi'lari da hakikat demislerdir ki... hakikat mümkün iken Ahiret isleri Dünyaya kiyas edilmemelidir, der...”4. Seriât egitiminin nasil bir düsünce tarzina yer verebilecegini anlamak için bu tür örneklere göz atmak yeterlidir.

Görülüyor ki Kur'ân'da Tanri'nin, insanlardan bir kismini dogru yola sokup, bir kismini “kâfir” yaptigi, “kâfir” yaptiklarini cehenneme attigi, ve çünkü cehennem'i insan'lar ve cin'lerle dolduracagina dâir kendi kendine söz verdigi, ve dolup dolmadigini anlamak için cehennem'e ”Doldun mu?” diye sordugu, onun bu sorusuna karsi cehennem'in: “Daha var mi?” diye yanit verdigi, bunun üzerine diledigi sayida insani “kâfir” kilip cehennem atesine attigi yazili! Simdi tekrar soralim: bu tür sözlerin, “Yüce'lerin Yücesi” oldugu öne sürülen bir Tanri'nin agzindan çiktigini düsünmek olasi midir? Böyle bir düsünce, Tanri fikrine ters düsmez mi? Tanri fikrini zedelemege yetmez mi?

1 Kur'ân'in, Diyânet Vakfi çevirisinde Hûd sûresi'nin 118-119 âyet'leriyle ilgili açiklamaya bakiniz. Ayrica bkz. Elmalili H. Yazir, age, (Cilt IV. sh. 2836 ve d.)

2 Tanri'nin görüle ve görülemeyen her seyi bildigi hususunda pek çok âyet var Kur'ân'da. Örnegin bkz. Ra'd, 8-10; En'âm 73; Tevbe 94, 105; Secde, 6; Zümer, 46; Tegâbün, 18 vs...

3 Buharî ve Müslim'in Enes'den ve ayrica Ebû Hüreyre'den rivâyet'leri için bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt VI, sh. 4518-9)

4 Elmalili H. Yazir, age (Cilt VI. sh. 4518)