4) Allah'a karsi “Hac ve umre” seklindeki ibâdetin, kurban kesmek sûretiyle yerine getirilmesi (K. Bakara 196)


Kur'ân'in bildirmesine göre Mekke'deki Kâ'be, “insanlar için ilk kurulan” ve insanlara “dogru yolu gösteren ev”dir; orada müslümanlarin ilki olan Ibrahim'in makami vardir ve Kâ'be'yi “hacc” biçiminde ziyâret Tanri'nin insanlar üzerindeki hakki'dir (K. Al-i Imrân, 95-97). Ve bu hakkini Tanri, Ibrahim'e yaptigi su çagiriyle belli etmis, söyle demistir:“(Ey Ibrahim!)...Insanlari hacca çagir! Yürüyerek ve arik develere binmis olarak gelirler sana, ki, o develer, her bir uzak yoldan kopup gelirler. Kendi yararlarina olanlari görsünler. Tanri'nin kendilerine rizik olarak verdigi hayvanlarin belirli günlerdeki kurban edilmeleri sirasinda Tanri'nin adini ansinlar. Yiyin bunlardan. Ve güç durumdaki yoksulu da doyurun...” (K. Hacc sûresi, âyet 26-29).


Yâni Tanri, müslüman kullarini Kâ'be'deki evine çagiriyor ki, gelsinler de orada, Tanri'nin kendileri için yaptigi iyilikleri anlayip kendisine sükretsinler, kurban kessinler diye. Öyle anlasiliyor ki Tanri'nin hakki, sadece insanlara bir takim nîmetler saglamasindan degil fakat bir de Ibrahim'e, oglunu kurban edip onun kanini akitacak yerde, koyun'un kanini aki ma olasiligini saglamasindan dogmustur. Hani sanki Tanri: “Ey insanlar! Ben sizi, bana sükretmeniz için kendi çocuklarinizi kesme zorunlugundan kurtarip hayvan kesme olasiligina kavusturdum. Bu nedenle sizin üzerinizde bu bakimdan da hakkim var. Benim adima kurban kesin” der gibidir. Bu itibarla Kâ'be'ye hediye edilen kurbanlar, Tanri'ya sükür anlaminda ibâdet edemektir(Bkz. Elmalili H. Yazir, age, Cilt I, sh. 714). Bundan dolayidir ki kurban'a “hürmet” gerekir (K. Mâide sûresi, âyet 1-2). Kuskusuz ki kesilen kurban'in eti yenecektir. Fakat kurban kesimindeki asil amaç, Tanri'ya sükran'da bulunmaktir, ki ibâdetin tâ kendisidir.


Öte yandan hacc görevini, ya da “küçük hacc” denen ümre'yi (Omre'yi) yapmaktan alikonan kimselerin Kâ'be'ye kurban hediye etmeleri gerekir. Yine bunun gibi hastalik vs... gibi sebeblerle hacc ziyâretini yerine getiremeyenler, fidye olarak kurban keserler, ya da oruç tutarlar, ya da sadaka verirler. Bakara sûresi'nde söyle yazili:“Basladiginiz hac ve umreyi Allah için tamamlayin. Alikonursaniz, kolayiniza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulasincaya kadar, baslarinizi tiras etmeyin. Içinizde hasta olan veya basindan rahatsiz bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutmasi, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir...” (K. Bakara 196).


Görüldügü gibi burada kurban kesimi, hac ve umre seklindeki ibâdetin yerine getirilmis olmasini sagliyor; yâni yoksula yardim yoksulu, doyurmak için öngörülmüs degil; sadece Tanri'ya ibâdet'in sekillerinden biri olarak belirtiliyor. Bunun disinda “oruç tutmak”, ya da “sadaka vermek” var ki, bu sonuncusu yoksul'a yardim ögesini de kapsar nitelikte. Ancak asl önemli olan sey kurban kesmektir, yâni Tanri için kan akitmaktir. Fakat herkesin malî durumu buna yeterli olmadigi için, kurban kesemeyenlere diger kolayliklar saglanmistir, ki bu yoldan Tanri'ya sükranliklarini belli etsinler diye.