V) Peygamberlik siyâsetinden dogma çeliskiler: Tanri, insanlari dogru yola sokmak için peygamberler gönderiyor, fakat bu gönderdigi peygamberlere insanlari düsman kiliyor; kildiktan sonra da bu insanlari cezalandiriyor!
Kur'ân'da yazilanlara göre Tanri, Ins-ü Cinn seytanlarini peygamberlere düsman yapmak, fakat yaptiktan sonra onlari cezalandirmak gibi bir yol seçmistir. Daha baska bir deyimle hem bir yandan insanlari (ve cin'leri) dogru yola sokmak üzere peygamber'ler göndermistir, hem de diger yandan insan ve cin seytanlarini peygamberlere düsman etmistir. Üstelik bu düsmanligi önlemek olanagina sahip bulundugu halde önlememis, ve peygamberlere düsman kildigi insanlari cezalandirmak egiliminden vazgeçmemistir! Söylemeye gerek yoktur ki bütün bunlar Tanri'yi, çeliskili davranislar içerisinde göstermeye yeterlidir. Bir kaç örnek verelim:
Kur'ân'da, En'âm sûresi'nde Tanri'nin Muhammed'e hitap ederek insan ve cin seytanlarini peygamberlere düsman kildigi yazili: (Ey Muhammed!) Böylece biz, her peygamber'e insan ve cin (Ins-ü Cinn) seytanlarini düsman kildik. (Bunlar) aldatmak için birbirlerine yaldizli sözler fisildarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardi. Artik onlari uydurduklari seylerle basbasa birak (K. 6, En'âm sûresi, âyet 112-113). Dikkat edilecegi gibi bu âyet, anlasilmazliklar bir yana, fakat bir de kendi içerisinde çelismelerle dolu. Su bakimdan ki bir kere Tanri, insan ve cin seytanlarini peygamberlere düsman kiliyor? Pek güzel ama kimlerdir bu Insan ve Cin seytanlari? Ve neden Tanri bunlari Peygamber'lere düsman kilmistir? Yorumculara göre, âyet'de geçen (Ins-ü Cinn) seytanlari (yâni insan ve cin düsmanlari ) deyiminden anlasilmak gereken sey, bir kismi görünen, bir kismi görünmeyen yaratiklardir, ki aldatmak için içi bozuk disi yaldizli sözler vahyetmektedirler. Insan seytanlari denen yaratiklar, dogru yoldan ayrilmis olan, ve Tanri'ya ve Peygamber'e bas egmeyen insanlardir, ki dogru yolda olan insanlari aldatmak, kandirmak için yaldizli sözler söylerler! Cin seytanlari da, muhtemelen bu nitelikte olupta görünmeyen yaratiklardir. Ve iste bu insan ve Cin (Ins-ü Cinn) seytanlari, her peygambere düsman olarak böyle seyler yapmaktadirlar, ve fakat ne var ki, onlari peygamber'lere düsman yapan Tanri'dir! Ve eger Tanri istemis olsaydi, o seytanlar bu aldatmalari, bu kandirmalari ve bu düsmanliklari yapamazlardi. Yâni Tanri istemis olsaydi, onlara (insan ve cin seytanlarina) o kudreti vermez veya verdigi halde mani' (engel) olur yaptirmazdi1. Görülüyor ki insan ve cin seytanlarini peygamber'lere düsman yapan Tanri, bu seytanlarin kötülüklerine, kandirmalarina ve aldatmalarina engel olmamaktadir. Neden olmamaktadir? Çünkü, yine yorumcularin söylemelerine göre, bundan bir hikmet vardir! Ünlü bir yorumcu söyle diyor: ... (Ins-ü Cinn seytanlari'nin bu kötülükleri) yapabilmeleri ve yapmalari dahi rabbinin mesiyyetiyledir (istemesiyledir). Ve demek ki bunda (Tanri'nin) bir hikmeti vardir. Ve iste hikmet oldugu içindir ki Tanri Muhammed'e: Sen onlari iftiralarina birak. Birak ki belâlarini bulsunlar seklinde konusmaktadir2. Konusurken de: Ey insanlar ve cin topluluklari! Sizi hesaba çekmeye koyulacagim ilerde... (K. Rahman sûresi, âyet: 31-36) diye tehditler savurmayi unutmamaktadir.
Bu dogrultuda olmak üzere Furkan sûresi'nde, Tanri'nin peygamberlere, insanlardan düsmanlar yarattigini anlatmak üzere söyle konustugu yazili: (Ey Muhammed!) Iste biz böylece, her peygamber için suçlulardan düsmanlar peydâ ettik. Hidâyet verici ve yardimci olarak Rabbin yeter (K. 25, Furkan sûresi, âyet 31). Görülüyor ki hidâyet verici, yâni dogru yola sokucu oldugunu söyliyen, ve diledigi gibi insanlari saptiran oldugunu bildiren Tanri, dogru yola sokmayip suçlu durumda kildigi insanlari Peygamberlere düsman yapmakla, yâni çeliskili bir davranista bulunmakla, âdeta övünür gibidir! Simdi geliniz bu çelismeli âyet'lerin Kur'ân'a alinis nedenlerini birlikte arastiralim.
Mekke'de kendisini peygamber olarak ilân ettigi zaman Muhammed, basta kendi yakin akrabalari olmak üzere halktan kisilerin alay konusu olmustu. Henüz yeterince güçlü bulunmadigi süre boyunca, kendisine muhalefet edenlere ve düsmanlik besleyenlere karsi pek bir sey yapamadigi için, gelmis geçmis her peygamberin düsmanlari oldugunu söylemek isine gelmistir. Daha önceki peygamberlerin, tipki kendisi gibi, kendi kavimlerinin düsmanliklarina ve saldirilarina ugradiklarini anlatmak sûretiyle, kendi durumunu olasi bir seymis gibi gösterirdi. Fakat peygamber'lere karsi düsmanlik besleyenlerin sinirsiz bir güce sahip bulunmadiklarini ve bu nedenle peygamber'lere zarar verecek yeterlige sahip olmadiklarini anlatirdi. Örnegin Tanri'nin Nuh'u, Ibrahim'i, Israil'i (Yakub'u) ve onlarin soyundan gelenleri dogru yola ulastirdigini, fakat onlarin pesinden gelen kusagin namazi birakip nefislerinin arzularina uyduklarini (örnegin: K. Meryem 59-60; Sâd, 45-47) ve peygamberine kafa tuttuklarini eklerdi. Fakat kafa tutanlarin, peygamberlere üstün bir güce sahip olduklari kanisina kapilmamalari için, dostluk ve düsmanlik gibi seylerin Tanri'dan gelme oldugunu belirtirdi. Bundan dolayidir ki insan'lardan diledigini peygamberlere düsman yapip sonra onlari cezalandiranin Tanri oldugunu söylerdi. Furkan sûresi'ne, yukarda degindigimiz âyet'i koyup Tanri'nin söyle konustugunu söylemistir: (Ey Muhammed!) Iste biz böylece, her peygamber için suçlulardan düsmanlar peydâ ettik. Hidâyet verici ve yardimci olarak Rabbin yeter (K. 25, Furkan sûresi, âyet 31). Bu maksatla Kur'ân'a koydugu âyet'lerden bir digeri, yine yukarda degindigimiz gibi, söyle: (Ey Muhammed!) Böylece biz, her peygamber'e insan ve cin (Ins-ü Cinn) seytanlarini düsman kildik. (Bunlar) aldatmak için birbirlerine yaldizli sözler fisildarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardi. Artik onlari uydurduklari seylerle basbasa birak (K. 6, En'âm sûresi, âyet 112-113)
Görülüyor ki ahiret'e ve peygamber'e inanmayanlarin kalblerini çelen seytandir, ve seytan'a bu isi yaptirtan Tanri'dir ve Tanri, seytan'in bu yaptiklarina engel olmamistir. Daha baska bir deyimle Tanri, seytan'in bu kötülügünü önleyebilecek iken önlememistir. Nitekim yukardaki âyet'de ... Rabbin dileseydi bunu yapamazlardi diye yazili. Ve güyâ Tanri, Muhammed'e: "... Sen onlari iftiralariyle bas basa birak" diye ögütte bulunmustur! Daha baska bir deyimle Muhammed, kendisine karsi beslenen düsmanligin, kisilerden gelemeyecegini, ve çünkü kisilerin kendisine karsi düsmanlik besleyecek güçte olmadiklarini anlatmak için bu âyet'i koymus oluyor. Fakat onlara karsi bir sey yapacak durumda bulunmadigi için Tanri'yi: Sen onlara aldiris etme, onlari bana birak, ben haklarindan gelirim der gibi konusur gösteriyor.
Ancak ne var ki Muhammed'e hitaben:"(Ey Muhammed!) ... Sen onlari iftiralariyle bas basa birak" diyen ve insanlara/Cinn'lere hitaben:Ey insanlar ve cin topluluklari! Sizi hesaba çekmeye koyulacagim ilerde... (K. Rahman sûresi, âyet: 31-36) diyen Tanri, bir baska vesileyle bu söylediginin tam tersini söylemekten ve örnegin Peygambere karsi gelenlerin, ya da düsmanlik besleyenlerin asilmalarini, ya da el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesini, emretmekten geri kalmayacaktir. Verilecek örneklerden biri su: Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde bozgunculuk edenlerin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir (K. Mâide sûresi, âyet 33). Burada geçen savasanlarin ya da bozgunculuk edenlerin deyimleri, en genis anlamiyle Tanri'ya ve Muhammed'e karsi düsmanlik besleyenleri, inkâr yolunu seçenleri de kapsar niteliktedir. Yine bu dogrultuda olmak uzere Kur'ân'da su var:Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfiklarla savas (cihadda bulun), ve onlara kati davran (sertlik göster). Varacaklari yer cehennemdir... (K. Tevbe, 74; Tahrim 9).
Bu vesileyle tekrarlamaliyim ki bütün bunlar, Muhammed'in kendi sözleridir. Henüz güçlü olmadigi ve aleyhinde konusanlara karsi bir sey yapamadigi zamanlar Tanri'dan Sen onlari iftiralariyle bas basa birak seklinde vahiy indigini söylerken, iyice güçlendikten sonra bu ayni Tanri'nin: Onlara kati davran, el ve ayaklarini çaprazlama kestirt, vs... seklinde dehset saçici hükümler gönderdigini, Tanri'ya ve peygamber'e inanmayanlarin öldürülmelerini emrettigini bildirmistir. Çünkü artik peygambere düsman olanlari Tanri'ya düsmanmis gibi gösterip kiliç yolu ile haklarindan gelebilecek güçtedir. Bu nedenle Kur'ân'a, yukarda belirttiklerimizden gayri bir de: Tanri'nin düsmanlarinin cezasi atestir... (K. Fussilet sûresi, âyet 28) seklinde âyet'ler koymus, böylece anlatmak istemistir ki Tanri kimlere düsman ise, Peygamber de onlara düsmandir, ve Tanri'nin düsmanlari kimlerse, peygamber'in de düsmanlari onlardir ve bu gibi insanlar öldürülmelidirler. Ve iste güçsüz durumdan güçlü duruma geçmek nedeniyle bütün bunlari yaparken, birbiriyle çeliskili hükümlerin Kur'ân'da yer almasina sebeb olmustur.
1 Elmalili H. Yazir, age (Cilt III, sh. 2031).
2 Elmalili H. Yazir, age (Cilt III, sh. 2032-3)