VI) Muhamed'in kisisel tutum ve davranislarindan dogma çeliskiler: (Bir yandan alçak gönüllü imis gibi görünürken, diger yandan asiri sekilde övünmesi nedenlerine dayali çelismeler)
Kur'ân'daki çelismelerin bir çogu Muhammed'in kisisel tutum ve davranislarinin ürünü olarak ortaya çikmistir, ki bunun ilginç örneklerinden biri, bazan alçak gönüllü imis gibi görünmek isterken, bazan da asiri sekilde övünmekten kendisini alamamasidir. Su bakimdan ki, bir yandan övülmenin Tanri'ya âit olup Tanri kul'larinin alçak gönüllü olmalari gerektigini, Tanri'nin alçak gönüllülükten hoslandigini, tevazu gösterenleri yücelttigini, yedi kat göklere kadar yükselttigini, söylerken, diger yandan bu söyledikleriyle çelismeye düsercesine kendi kendisine övgüler yagdirmistir. O kadar ki kendisini, gelmis ve gelecek bütün insanlarin en sereflisi, en yücesi seklinde göstermis, ve hattâ Tanri'nin kendisine salavat getirdigini söyliyecek kadar ileri gitmistir.
Gerçekten de Muhammed, alçak gönülülügün en büyük bir fazilet sayildigini, övülme'nin Tanri'ya özgü oldugunu, ve Tanri'nin alçak gönüllülükten hoslandigini ve örnegin:... yeryüzünde böbürlenerek yürüme, Allah kendisini begenip övünen hiç kimseyi... sevmez (K. Lokman sûresi, âyet 18) seklinde âyet'ler indirdigini, ve ayrica mü'minlere karsi alçak gönüllü bir toplum getirecegini (K. Mâide, 54) haber verdigini söylemis, ve: "Ben asla Böbürlenmem" diyerek alçak gönüllü olarak görünmeyi yeglemistir. Bu maksatla ayrica ...Tevazu insana ancak yücelik verir. Tevazu ediniz ki Allah da size Rahmet etsin 1, demis ya da bu dogrultuda olmak üzere: ...Allah tevâzu göstereni de yüceltir 2, ya da: ... Kul tevâzu edince Allah... onu yedi kat göklere kadar yükseltir 3, ya da Tevâzu insana ancak yücelik getirir. Tevâzu ediniz ki Allah... da size rahmet etsin 4 , ya da "Hiristiyanlarin ... Isa'yi övdükleri gibi övmeyin beni. Sunu biliniz ki ben Allah'in kuluyum. O halde bana -'Allah'in kulu ve Resûlü deyin'..." diye konusmus, ya da: "Su dünyada ben, bir agacin altinda bir süre gölgelenip sonra orayi terkeden bir yolcudan baskasi degilim" 5 diyerek alçak gönüllülük timsali imis gibi görünmüstür.
Ancak ne var ki, hem dogustan gelme bir itisle, ve hem de kendisini Arap insani'na peygamber olarak kabul ettirebilmek için övünme'nin vazgeçilmez bir sey oldugunu düsünmüs olmali ki, bu yukarda söylediklerinin tam tersini yapmistir; hem de Ben böbürlenmem derken böbürlenerek! Örnegin kendisini bütün insanlarin en sereflisi, en yücesi olarak göstermek üzere:"Gözünüzü açin, ben Allah'in sevgilisiyim, bununla böbürlenmem... Allah nezdinde, gelmis ve gelecek bütün insanlarin en sereflisi, en yücesi benim. Ben bununla da böbürlenmem" 6 derdi. Öte yandan Kur'ân'a koydugu pek çok âyet'lerle Tanri'nin kendisini her bakimdan yücelttigini, sereflendirdigini bildirmistir. Bu âyet'ler arasinda, kendisinin gelmis ve geçmis bütün peygamber'ler arasinda en yüce ve en serefli yeri isgal ettigine ve geleceginin bütün peygamberler tarafindan müjdelendigine, baska peygamberlere taninmayan niteliklerin kendisine tanindigina (örnegin bkz. Tevbe 128) ve kendisinin Tanri sayesinde mecnun olmaktan uzak kilindigina, kendisi için bitip tükenmeyen mükâfatlar olduguna dair (örnegin bkz. K. el-Kalem 1-6; Furkan 4-8, 10) âyet'ler yaninda, Tanri'nin kendisini hoslandirmak üzere is gördügüne ve örnegin Kible yönünü Kâ'be'ye çevirdigine dâir: ...Ey Muhammed... simdi seni memnun olacagin bir kibleye döndürüyoruz... (K. Bakara 144) seklinde, ya da, yüce bir ahlaka sahip oldugunun Tanri tarafindan açiklandigina dâir: ... Ve sen (Ey Muhammed!) elbette yüce bir ahlak üzeresin... (K. 68, el-Kalem, 4), seklinde olanlar vardir. Bütün bunlar yetmiyormus gibi bir de insanligin (ve tüm insanlarin) var edilmesine kendisinin vesile oldugunu anlatmak üzere Tanri'nin: "Eger sen olmasaydin, ey son peygamber (Muhammed!), ben bu varliklari yaratmazdim" 7 diye konustugunu söylemekten, ve nihâyet Tanri'yi, melekleriyle birlikte kendisine salavat getirdigini eklemekten kendisini alamamistir. Kur'ân'a koydugu âyet aynen söyle: "Su bir gerçek ki Allah ve melekler o yüce nebi Muhammed'e salat ve selâm ederler..." (K. 33 Ahzab 56).
Söylemeye gerek yok ki Muhammed, Tanri'yi, tüm melekleriyle birlikte kendisine salavat getirirmis gibi göstermekle, övünme hevesini sonsuza dek götürmüs gibidir. Bir yandan övünmenin kötü bir sey oldugunu ve övünmekten hoslanmadigini söylerken, diger yandan böylesine asiri bir övünme yoluna basvurmasi, çeliski yaratma alaninda bir hayli ileri gittiginin kanitidir. Hemen ekleyelim ki, bütün bu çeliskili durumlar, "güçsüz" durum'dan "güçlü" duruma geçmesiyle ilgilidir. Henüz güçsüz iken alçak gönüllü imis gibi hareket etmis ve fakat güçlendigi andan itibaren böbürlenme yolunu seçmistir, hem de her def'asinda: "Ben bununla da böbürlenmem" seklindeki konusarak
1 Imam Gazalî, Ihyâu ulûmîd-dîn... (Bedir Yayinevi, Istanbul 1975, Cilt II, sh. 732-3)
2 Imam Gazalî, age. III, sh. 720
3 ibid.. III, 732
4 ibid. III, 733
5 Öztürk, age sh. 91
6 Öztürk, age, sh. 121
7 Öztürk, age. sh. 13