VII) Seytan'lari günlük siyâsetin gereksinimlerine araç yapma geleneginden dogma çeliskiler!
Kendi günlük siyâsetine seytan'lari araç edinmek hususunda Muhammed'in oldukça basarili bir yol izledigine tanik olmaktayiz. Her ne kadar seytan denen seyi kötülük kaynagi olarak göstermek üzere Kur'ân'a: Ey Adem ogullari! Sakin seytan sizi aldatip yoldan çikarmasin. Nasil ki ananizi, babanizi cennetten çikarmisti o... (K. A'râf sûresi, âyet 27), seklinde âyet'ler koymakla beraber, bazi hallerde Tanri'nin seytan'lari insanlara dost kildigini, ve insanlari seytan'lar araciligi ile saptirdigini söylemekten geri kalmamistir. Örnegin kendisine rakip gördügü kisileri i'tibardan düsürmek maksadiyle Kur'ân'a âyet'ler koyarken yaptigi budur. Bir kaç örnekle yetinelim.
Kur'ân'in A'râf Sûresi'nde, Tanri'nin âyetlerine inandiktan sonra seytanin pesine kapilip bu âyetlerden "siyrilan" kisi'nin hikâyesi vardir: hikâye'ye göre Tanri:"(Insanlarin bir takimi) Allah'i birakip seytanlari dost edinmis ve kendilerini dogru yolda sanmislardi" (K. 7 A'râf: 30) diyerek Islâm'a inanmayanlarin, veya inandiktan sonra ayrilanlarin, seytana ayak uyduran, seytani kendilerine dost yapan kisiler oldugunu bildiriyor. Ve sonra Muhammed'e sunu emrediyor: "Ey Muhammed! Onlara, seytanin pesine taktigi ve kendisine verdigimiz âyetlerden siyrilarak azginlardan olan kisi'nin olayini anlat" (K. A'raf: 175). Tanri'nin söylemesine göre bu kisi, vahiyleri yalan sayan "... dünyâya meylettigini ve hevesine (uyan)" ve durumu "dilini sarkitip soluyan köpegin durumu(na) benzeyen" (K. A'raf:176) bir kimsedir. Yine Tanri'nin söylemesine göre âyet'leri yalan sayan kimselerin durumu böyledir, yâni dilini sarkitip soluyan köpegin durumu gibidir" (K. A'raf: 176) 1.
Ancak ne var ki inkârcilarin ve kâfirlerin seytan'a uyan kimseler olduklarini söyliyen ve bunlari "dilini sarkitip soluyan köpege benzeten Tanri, bu söyledikleriyle taban tabana zit olmak üzere: "Dileseydik onu âyetlerimizle üstün kilardik" (K. A'raf: 176) demekte ve kisileri diledigi gibi dogru yola soktugunu ya da saptirdigini, yâni seytan'a uydurdugunu eklemektedir:"Allah'in dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir" (K. A'raf; 178) [Bu dogrultuda olmak üzere ayrica da "Allah... istedigini saptirir" (K. Nahl 93); "Tanri dileseydi hepinizi dogru yola eristirirdi" (K. En'âm 149) vs... seklinde konusmustur].
Bu çeliskili âyet'lerden anlasilan o ki, Tanri, hem bir yandan insanlari, seytanlara ayak uydurduklari ve bu yüzden yoldan saptiklari için kinamaktadir, ve hem de diger yandan "Dileseydik onu âyetlerimizle üstün kilardik, dogru yolda sokardik" ya da Tanri'nin saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir" seklinde konusarak bu kisileri seytânin pesine takip saptiranin bizzat kendisi oldugunu açiklamaktadir. Açiklarken de "Neden seytana uydunuz?" diye sormakta ve seytana uyduklari için onlari: "Dilini sarkitip soluyan köpekler" diyerek azarlamaktadir. Görülüyor ki çeliski, sadece âyetler arasinda degil, fakat ayni bir âyet'in birbirini izleyen tümceler içerisinde yer almis bulunmaktadir. Simdi geliniz okuyalim birlikte söz konusu âyet'lerin tümünü: "Ey Muhammed! Onlara seytanin pesine taktigi ve kendisine verdigimiz âyetlerden siyrilarak azginlardan olan Kisi'nin olayini anlat. Dileseydik onu âyet'lerimizle üstün kilardik; fakat o, dünyâya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline biraksan da, dilini sarkitip soluyan köpegin durumu gibidir. Iste âyetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu budur... Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kötü bir misaldir. Allah'in dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir" (K.7 A'râf 175-178)
Çeliskilerle dolu bu âyet'lerin, Ümeyye Ibn-i Ebi's-Salt adindaki bir Arap sairin, Islâma girmeyip peygamberlik hevesine kapilmasi nedeniyle indigini rivâyet edenler (örnegin Vâkidi gibi kaynaklar 2) yaninda, Yahudi ulema'sindan Bel'am bin Ba'ura 'nin Yahudi peygamberlerine (örnegin Musa'ya) karsi saygisiz bir tutum takinmasi vesilesiyle indigini bildirenler vardir (örnegin Beyzevî, Celâleddin, Taberî, Zemakserî vs... gibi kaynaklar).
Aslinda her iki rivâyet ayni sonucu verecek olmakla beraber biz burada Ümeyye Ibn-i Ebi's-Salt sikkini ele alarak sunu söyleyebiliriz ki yukardaki çeliskilerin nedeni, Muhammed'in bu sair'e karsi düsmanlik beslemesidir. Çünkü bu ünlü sair, peygamberlige heveslenmis ve bu yüzden Muhammed onu, bir bakima kendisi için rakip görmüstür3. Zirâ Islâm kaynaklarindan ögrenmekteyiz Ümeyye, zamaninin en güçlü ve etkili sair'lerindendir. Tanri'nin tek olusu fikrine ve âhiret gününe îman etmistir. Bundan dolayidir ki Muhammed onun müslüman olacagini sanarak: "Ümeyye...(siirlerinde) müslüman olmaga yaklasmisti" diye konusurdu 4. Ancak ne var ki Ümeyye, ne Islâma girmis ve ne de Muhammed'i peygamber olarak bilmistir.
Kuskusuz ki Ümeyye gibi ünlü ve herkesçe sevilen bir sair'in Islâm olmasi, Muhammed'in isine gelirdi, çünkü onun sayesinde pek çok kisileri kazanmasi mümkündü. Bundan dolayidir ki onu müslüman yapabilmek ve kendisine bas egdirtebilmek için bir hayli ugrasmis, fakat basari saglayamamistir. Söylemeye gerek yoktur ki böyle bir basarisizlik, kendi prestiji bakimindan sakincaliydi. Iste bundan dolayidir ki Ümeyye'yi, seytan tarafindan kandirilmis, yoldan çikarilmis gibi göstermek üzere Kur'ân'a yukardaki âyet'leri koymustur. Koyarken de onu müslüman yapamamaktan dogma basarisizligini göz ardi edebilmek için, Tanri'nin keyfiligi fikrine siginmis ve Ümeyye'nin Islâm olmamasinin nedenini, Tanri tarafindan saptirilmis olmaga dayatmistir. Yukardaki âyet'lerde Tanri'yi: "Dileseydik onu (Ümeyye'yi) âyetlerimizle üstün kilardik... Allah'in dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir" (K. 7 A'râf 175-178) sekilde konusur kilmis olmasi bunun kanitidir. Daha baska bir deyimle Ümeyye'nin, seytan'a kanip saptigi için müslüman olmadigini, ve fakat onu saptiranin Tanri oldugunu anlatmistir. Böylece bir yandan Kur'ân'a yeni bir çeliski dizisi eklerken diger yandan Tanri'yi sanki seytan ile basa çikamayan, ya da seytan sayesinde insanlari saptiran bir Yaratan olarak tanimlamistir. Daha baska bir deyimle, Ümeyye'ye karsi besledigi olumsuz duygularini, Tanri fikrindeki kutsalligi süphede birakabilecek sekilde, ortaya vurmustur.
Öte yandan Islâm'a girmeyenleri seytan'larin dostu olarak gösterirken de yaptigi budur. Gerçekten de Kur'ân'da, Tanri'nin: Biz, seytanlari inanmayanlara dost yaptik... diye konustugu yazili (Örnegin bkz. A'râf sûresi, âyet 27). Daha baska bir deyimle Tanri, inanmayan'lari, yâni dogru yolda olmayanlari, seytan ile dost yapmakta. Evet ama insanlari dogru yola sokan ya da saptiran da bu ayni Tanri degil mi? Örnegin bu ayni A'râf sûresi'nin bir baska yerinde: ... Allah'in dogru yola sevkettigi kimse dogru yolda olur. Saptirdigi kimseler ise, iste onlar mahvolanlardir" (K. 7 A'râf 175-178) diyen, yine bu ayni Tanri degil mi? Kur'ân boyunca diledigini dogru yola soktugunu, diledigini de dogru yoldan uzaklastirdigini söyliyen de o degil mi? Su durumda Biz, seytanlari inanmayanlara dost yaptik... derken kendi kendisiyle çelismeye düsmüs olmuyor mu?
1 Bkz. Sahih-i... (Cilt X, sh. 39); ayrica Diyânet'in Kur'ân çevirisin e bakiniz.
2 Sahih-i Buharî... (Cilt X, sh. 13-39; ve Cilt. IV, 129)
3 Vâkidî gibi kaynaklara göre bu âyet'ler Ümeyye hakkinda "nâzil" olmustur. (Bkz. Sahih-i..., Cilt X, sh. 38-39)
4 Bu konud Ebû Hüreyre'nin rivâyeti için bkz. Sahih-i Buharhi Muhtasari..., (Cilt X, sh. 38, Hadîs no. 1542)