Kur'ân'daki Çeliskileri Gözardi Etme Caba'larinin Yeni Çeliskilere Sebeb Olmasi
Muhammed'in, Tanri'dan geldi diyerek yerlestirdigi hûkümlerin çeliskili, ya da birbirleriyle tutarsiz olmasi, bir aralik öylesine göze batar ve öylesine halkin acaibine gider olmustur ki, gerek Arap'lar ve gerek Yahudi'ler ve Hiristiyan'lar onu alaya almislardir. Tanri'nin asla hatâ yapmayacagini, Kur'ân'i sil boz tahtasi haline sokmayacagini, çeliskili hükümler koymayacagini söyleyerek Muhammed'i uydurmacilikla damgalayanlar olmustur. Onlarin bu sekilde konusmalarina karsi Muhammed, Kur'an'i uydurmadigina dair Tanri'dan vahiy geldigini söyliyerek isin içinden siyrilmaga çalismistir. Bu maksatla Kur'ân'a koydugu âyet'lerden biri söyle:"Ey Muhammed sana -Kur'an'i kendiliginden uydurdu- derler; de ki -Uydurdumsa suçu bana aittir ... " (K. 11 Hud 35). Bunu yaparken bir de Kur'ân'da çeliski bulunmadigini, ve çünkü çeliski ve tutarsizlik gibi seylerin insan'a özgü olup ancak insan yapisi kitaplarda (sözlerde) bulunabilecegini, oysa ki Tanri'dan sadir olan sözlerde böyle bir sey olamayacagini anlatmak üzere su âyeti koymustur: "(Eger Kur'an) Tanri'dan gayri bir yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz bir çok (çelismeler) olurdu" (K.4 Nisa 82). Fakat isi biraz daha saglama baglamak için âyet'lerin zamana ve ihtiyaca göre Tanri tarafindan degistirildigini söyleyerek, çeliskili gibi görünen âyet'lerin kaldirilmis oldugu kanisina yer vermistir. Nahl Sûresi'ne koydugu su âyet'i okuyalim: "Bir âyet'in yerini bir baska âyet'le degistirdigimizde -ki Allah indirdigini gayet iyi bilir-, onlar Muhammed'e: 'Sen sadece uyduruyorsun'- derler. Hayir, öyle degildir" (K. 16 Nahl 101). Bunu pekistirmek üzere de: "Allah diledigini mahveder, diledigini birakir" (K. 13 Ra'd 39) seklindeki âyet'leri örnek vermistir. Yani demek istemistir ki Tanri, her yarattigini diledigi gibi yok edebildigi gibi, diledigi âyet'leri nesh eder yâni kaldirir, ya da degistirip yerine bir baskasini koyar, ya da oldugu gibi birakir. Bu dogrultuda olmak üzere Kur'ân'a koydugu âyet'lerden bir digeri söyle: "Her hangi bir âyet'in hükmünü yürürlükten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz..." (K. 2 Bakara 106). Yâni Tanri, koymus oldugu âyet'lerden herhangi birini kaldirmak istedigi zaman, onun yerine daha iyisini, daha hayirlisini ya da benzerini koymakta oldugunu bildiriyor!
Ancak ne var ki Muhammed, bu tür âyet'leri öne sürerek Kur'ân'da çeliski olamazmis, yâni Tanri çeliskili hüküm koymazmis kanisini yaratmaga çalisirken, çok daha sakincali çeliskilere neden olmustur. Su bakimdan ki, bir yandan Tanri'yi: "hiç yanilmayan, din gününün sahibi olan, her seyin hâkimi, ilim ve hikmetin kökeni ve ebediyetler ve ezeliyetler boyunca hata islemez olan, her seyi en mükemmel bir sekilde önceden hesaplayan, her yaratigin kaderini daha dogmadan önce deftere yazan" olarak tanimlarken, yâni Tanri'nin asla yanilmaz, asla hata yapmaz, her seyi en mükemmel ve eksiksiz, en hayirli sekliyle düsünür ve yapar oldugunu belirtirken, diger yandan bu ayni Tanri'nin, her seyi en iyi sekliyle düsünemedigini, en isabetli sekilde karar veremedigini, hayirli hükmün ne oldugunu bilemedigini, hatâ isleyebildigini ve bundan dolayi koydugu âyet'lerin hükmünü yürürlükten kaldirip yerine daha hayirlisini veya benzerini koydugunu söylemistir. Daha baska bir deyimle, Tanri'yi hem hata yapmaz, ve hem de hata yapar sekilde tanimlamakla yeni çeliskilere sebebiyet vermistir.
Fakat hemen ekleyelim ki, Kur'ân'in uydurma olmadigini, ve çeliski'li hükümler kapsamadigini belirtmek maksadiyle Tanri'dan vahiy geldigini söylemesine ve örnegin:"(Eger Kur'an) Tanri'dan gayri bir yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz bir çok (çelismeler) olurdu" (K.4 Nisa 82) seklinde âyet'ler yerlestirmesine ragmen Muhammed, halktan kisilerin kendisi hakkinda yalanci, uydurucu ya da meczub diye konusmalarini önleyememistir. Önleyebilmek için, iyice güçlenmeyi beklemistir. Nitekim Medîne'ye geçipte taraftarlarinin sayisinin arttigini ve giderek güçlendigini gördügü an, kendi aleyhinde konusanlari kiliç yolu ile susturmaktan geri kalmamistir. Yaratmis oldugu korku ve dehset havasi sayesinde artik hiç kimsenin kendisini uydurmacilikla, ya da çeliskili hükümler koymakla damgalamaya cesaret gösteremeyecegini düsünmüstür.